X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Adnan GÜLERMAN: Zeytin denizinde 2 gün
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Adnan GÜLERMAN: Zeytin denizinde 2 gün

  • Giriş Tarihi: 25.11.2013

Önceki yıllarda da kara yolu ile Çanakkale'ye kadar gidip dönmüştüm. Bir yanda deniz, öte yanda zeytin ağacı ormanları olan doyumsuz bir yoldur. Önceki gidişlerim arabamla olduğu için, yolu gözlerken çevreye bakabilmek biraz zor oluyordu.
Önceki yazılarımda yer verdiğim Nebahat Dolman Yaşlı Hizmet Merkezi'nin düzenlediği hafta sonu gezisinde, otobüsün koltuğundan çok rahat seyredebildiğim çevrenin güzelliği benzersizdi.
Egeli Sabah yazarı Can Aksın, Ayvalık'ı ballandırarak anlattıkça, hep bir fırsatı kollar olmuştum. Yolculuk küçük bir noksanlığı da tamamlanmak üzere olan kaymak gibi duble yoldan olunca, bu gezinin tadına doyamadım.

COŞKULU, NEŞELİ YOLCULUK

Yolcular, Nebahat Dolman Merkezi'nin yaşlı üyeleriydi. Genellikle tur gezilerine katılanlar birbirlerini pek tanımadıklarından, koltuk arkadaşları ya da küçük gruplar, kendi aralarında görüştüklerinden gezi oldukça sessizdir.
Bu gezide yolcuların Merkez üyelerinden oluşması iki günün şen şakrak geçmesine neden oldu. Herkes birbirini tanıdığı için, sürekli bir sohbet ortamı oluştu. Bir ara, aynı koltukta oturduğumuz Merkez Müdürü Mehmet Atalay'ın "Hocam, üyelerimizden doktor A. Akif Anlaşık" diye tanıttığı zat, kaptanın yanına gelerek "Haydi arkadaşlar, biraz şarkı söyleyelim" deyince, ben birkaç kişinin katılabileceğini tahmin etmiştim, yanılmışım.
Hemen bütün otobüs yolcuları Türk musikisi parçalarına katılmaktaydı. Hele, kaptanın koyduğu "Angara'nın Bağları" kaseti ile başlayan coşkuya "Bunlar 60 yaşı üstündekiler" diyemezdiniz.
Doktoru işaret ederek Müdüre "Doktor da hazırlıklı gelmiş" dediğimde Müdür "Hocam, Merkezimizde koro çalışmaları da yapıyoruz. Bu yolculuktaki yaşlılarımızın hemen tamamı da koro çalışmalarına katılanlardır" deyince bu birlikteliği öğrenmiş oldum.

ALTIN SIVININ ŞİFASI HER ŞEYE

Böylesine coşkulu bir yaşlılar topluluğu ile birlikte olmanın doyulmazlığı yanında, çevrede henüz ürününü bile verememiş körpe ağaçlıklı alanların görülmesi bölgenin zeytincilikte başını alıp gittiğine işaret etmekteydi.
Aslında bu bölgede zeytinciliğin yeni bir şey olmadığı Türkiye'de ve Avrupa'da en büyük termal devre tatil sitesi olduğu söylenen Hattuşa tesisinin sınırları içindeki 500 yaşlarındaki zeytin ağaçlarından anlaşılmakta.
Bu ağaçları görünce insanın içinden "Dili olsa da 500 yıllık geçmişte neler olup bittiğini anlatıverse" diyeceği geliyor. Zeytinyağının şifası akla getirildiğinde de "Şifası sadece insanlara değil, ağacın kendisine de olsa gerek, bu kadar uzun yaşayabiliyor" diye değerlendirme yaptım.
Tam da hasat dönemine rastlayan bu gezide, otobüsün penceresinden gördüğüm zeytin toplama çalışmalarında yere serilen yaygının üstündeki kopmuş körpe dalları gördüğümde de, neden var yılı-yok yılı denildiğini daha iyi anladım. "Sopa darbeleri ile sonraki yıl ürün verecek kısımları tahrip etme yerine, daha verimli toplama teknikleri neden kullanılmaz?" diye de düşündüm. Yanlış duymadıysam, Yunanistan gibi zeytincilikte ileri gitmiş ülkeler, kısa boylu ağaçlar yetiştirerek var yılı ile yok yılı arasındaki farklılığı azaltmışlar.

MERKEZİN STATÜ KAYGISI

Bu zümrüt gibi zeytin bahçelerinin arasından yol alırken, otobüsteki yol arkadaşlarımın pek çoğunun sofralık zeytini nasıl yaptıklarını birbirlerine anlatmaları da, Ege insanının zeytin ile hemhal olduğunu göstermekteydi.
Önceki yazılarımda da yer verdiğim gibi, 60 yaşını aşmış ve çoğunluğu hanımlardan oluşan bu topluluğun şu günlerde "Yeni düzenlemede Merkezin statüsü ne olacak?" diye bir kaygısı var. Sosyal Politikalar Bakanlığı yeni bir düzenleme planlamaktaymış.
Zamanlarını Merkezde buluşma, koro, el sanatları çalışmaları gibileri ile değerlendiren, arada bir de geziler yapan bu yaşlılar topluluğu "Aman bizim düzenimize dokunulmasın" beklentisi içindeler.
Merkezin telefonu (0.232) 463 69 28. İhtiyarlamak istemeyen yaşlılar, Merkezi arasın ve topluluğa katılsın. Kendilerini ilgilendiren bir şeyi mutlaka bulacaklardır. ÜZÜNTÜM: İZSU'nun boru döşerken kökleyip kuruttuğu yazlığımdaki 15 yıllık zeytin ağacımın acısı hala içimde.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.