X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER AYŞE KİLİMCİ: Gene gel...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

AYŞE KİLİMCİ: Gene gel...

  • Giriş Tarihi: 1.12.2013

Hoş geldin... Hoş geldin vre... İnşallah hoş geldin. Ne ey'ettin de geldin. Nassın, eyisin? Kapı alınlığımda ne yazar gördün? 1878, ya... Sen küçüceksin, ben kocadım, ama, inan kalbim ilk günkü gibi. Ay, bir telaş aldı beni şimdi, yok ki bişeyciğim, sunayım sana. Ne mastika likörüm kaldı, ne çevirme tatlısı. İnsanlar çekti gitti, nefes olmayınca ev göçer. Aleko usta taştan yaptı beni. Duvar aralarımda demir var, gördün? Girişteki mermer basılmaktan inceldi, ama, yokarı çıkan ahşap merdiven sapasağlam, e sedir ağacı tabi. Ocak çeker hala, olaydı bir ateş yakan... Bahçedeki zeytinle limon verir durur. Uğurlu evdir burası, Eleni gelin geldiydi, zati gövey yaptırdı burayı. Tacir adam, halleri vakitleri iyi. Kurnalar, mermerler hep dışardan. Eleni geldiği vakıt, on beşindeydi, duvağın ucu bir halkaya sığdı, parmağına geçti, saf ipekten, kırık beyaz, omuzları kolları Fransız danteli, bütün. Sonradan kızı, ilkmektepte okurkana bile sığamadı anasının gelinlik esvabına. Bak, şu kapının takasına uzanmış durur, gelin teli. "Uğurdur" derler.

UDU DUVARDA ASILI

Eleni'nin bi yazı takımı olacaktı, hay Allah, nerlere atıldı? Sonrakiler, bunlar gittiğinde yerine gelenler anlamadı ki nedir! Kimi dedi "Tütün sarma şeysi", e peki o öyle de, öteki ne, hani deri kayışın ucunda boyuna asılan, gümüş zarflı olan? Dediler, "Göz kalemi." Pof, görmemişiz hiç sürme! Böyle yassı, kalın uçlu sürme olur! Kurşunkalemisi o, kurşun... İncecik kağıtları istifler tabakaya, üstü gül kabartmalı kutuya, kalemisini asar idi boynuna, artık manifaturacıda, ekmekçide, nakışçıda alınacakları yazar bir bir. Piyano akortçunun adiresisi bi de. Duvardaki şu çivide udu asılı dururdu. Biçki dikişle, kolayla, yemekle uğraşmazdı pek, dünyayı, dışarıları severdi Eleni. İkinci katın ocağının yanında bir taş var, oynar yerinden, orası kasa, mücevher saklar, fotolarını. Açsana, aç Allasen, durur hala birkaç fotografi, kime ne söyler artık, bir ben anlarım, Özlerim hatta o fotografileri, belki bir de sen. Ha? Sarnıca bak bari, kalmadı sarnıç ustası. Şaraphane de var ey, en alt katta. Bu pembe taş buranın taşı, bak ne hoş.

GÖZ NURU O NAKIŞLAR

Al kız bu evi. Sen bu eve yakışacaksın, hislerimde nadiren yanılırım. Ev de sana yakışacak. Al, bak, sana binbir gece masal anlatırım. Eleni'nin kremiyle kokusunun sırrını bile söylerim. Şu tavanın nakışlarına bir bak, göz nuru, ne güzel. Duvardaki girintiyi gördün, dua köşesi, canım sen mushaf as, n'olmuş? Bizim bahçede Kantoron biter, zeytinyağında güneşe as, her derde devadır, sevdalık hariç. Kız ben sana neler söyleyeceğim, fazla düşünme, al hadi, al. Duvarları deli sarmaşık sarmış, melek trompetleri bitmiş, ısırganlar. Olsun varsın, bi el atarız...

ŞERBET EZEN KALMADI
O döşeme tahtası oynar, tikat et ayağın girmesin. Aaa, siyah beyaz foto mu varmış, çocuk mu sakladı nedir! Bakayım, aa Eleni... Güzel Eleni, ah gülüm ah, silindi izimiz... Gönlümüz şen, fekat kara yüzümüz...Tabakam yok, sarayım sana bi cıgaracık. Şerbet sürahisi boş, çok vakittir kimse ezmez oldu, şerbet. Ocağı sönmüş bir evim, neylersin. Ruyalarım var helbet, şu dünyada duran taşın, uçan kuşun ruyası vardır. Ne hayat unutulur, ne hasret, ne ömrü bölüştüklerin. Özlerim, heeep beklerim, yok gelen giden... Demek kalktın! Beğenmedin mi? Bu ev yakışacak sana, inan olsun. Paran mı çıkışmaz? Yüklükte bir kese altın olacaktı, arasan! O fotografiyi yerde bırakma, giderken götür, senin olsun. Kapının dilini iyi oturt, öyle çek. Kapı tokmağında da vardır el izi. Gitmesen olmaz mıydı? Gene gel e mi... Gene gel...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.