X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zeytinin kitabını yazdılar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Zeytinin kitabını yazdılar

  • Giriş Tarihi: 11.12.2013

Tariş eski Genel Müdürü Muhip Özyiğit'in zeytinyağı mücadelesi, 87 yaşındaki kızı Bilon Özyiğit Gürayman ile Ayvalık Ticaret Odası Duyusal Tadım ve Analiz Laboratuvarı Uzmanı 28 yaşındaki Suzan Kantarcı'nın çalışmalarıyla bir kitap haline getirildi

Ayvalık Belediyesi eski Başkanı ve Tariş eski Genel Müdürü Muhip Özyiğit'in zeytin ve zeytinyağı için yaptığı mücadele 87 yaşındaki kızı Bilon Özyiğit Gürayman ile Ayvalık Ticaret Odası (ATO) Duyusal Tadım ve Analiz Laboratuvarı Uzmanı 28 yaşındaki Suzan Kantarcı'nın çalışmalarıyla bir kitap haline getirildi. Bir Vatandaşın Zeytin Mücadelesi adı verilen tarihe ışık tutacak kitapta, Muhip Özyiğit'in 1930'lu yıllarda zeytinyağı üreticisine destek olmak üzere, gerek zamanın devlet büyükleri gerekse meslektaşlarıyla yazışmalarını ve hayatı boyunca vermiş olduğu değerli mücadeleyi gözler önüne seren kızı Bilon Özyiğit Gürayman ve Suzan Kantarcı, Egeli Sabah'a konuştu.
Sayın Özyiğit, kitabın doğuşu nasıl oldu?
Babamın ismini bir sokağa vermişlerdi. Bu yol hikayesi beni çok rahatsız etti. Belediyeye bir dilekçe yazdım. "Sokağın ismini kaldırın. Babam sağlığında 3 bin tane fıstık çamı dikmiş. Onları yetiştirmiş. Oraya bir ismini koyun. Babamı tanısaydınız bütün bir caddeye ismini verirdiniz" dedim. Tabii aradan 5 yıl kadar geçti. Bu konuya çok üzüldüm. Sonra uzun bir cadde yaptılar. Sokağın ismini kaldıramayacaklarını belirterek, o caddeye de babamın ismini verdiler. Bu olay beni çok yaralamıştı. Derken, bir ulusal televizyon kanalı Edremit Körfezi hakkında bir program yaparken, benimle de görüşmek istedi. Benimle babam muhip Özyiğit ile ilgili bir röportaj yapmak istediler. Ben de babamın bütün evraklarını masaya yaydım. İncelemeye başladım. Aralarında zeytinyağı ile ilgili çok detaylı bilgiler vardı. Bu sırada aile dostumuzun kızı Suzan Kantarcı, aklıma geldi. Suzan'a konuyu anlattım. Çeşitli evrakların Suzan'ın çalışmalarına katkı sağlayabileceğine inandım. Masanın üstünde mektupları ve dönemle ilgili çeşitli evrakları görünce, "Müthiş bir malzeme var. Bunlar kitap olabilir" dedi. Ve hep birlikte çalışmaya başladık. 85 yaşında başladığım bu çalışmada bana ilham kaynağı Suzan oldu. Kitabın hazırlanışında kızlarım Zehra Kundak ve Eren Artu, torunlarım Gözde Kundak ile Topak ve Bulut Artu'nun çok ciddi katkıları oldu.
Kitabın içeriği hakkında bilgi verir misiniz? Neden bu kitabı yazdınız?
Kitap en sonunda babam hakkında. Kitabı, babamı tanıtmak ve mücadelesini göstermek için hazırladık ama esas başka bir maksatla yaptım bunu. Biz, Cumhuriyet'in ikinci nesiliyiz. Ben hep kendimizi suçlarım. Biz Atatürk'ün yaptıklarını herhalde iyi aktaramadık. Genelde gençlik artık o dönemleri bilmiyor. Eğer gençler, o devirdeki fedakarlığı, özveriyi bilse... Yani Atatürk'ün yaydığı ışık herkesi kıvılcımlamış. Herkes bir şeyler yapmak derdinde. Babam Muhip Özyiğit'te memlekete katkıda bulunma derdinde... Ben istedim ki, babam bir örnek olsun. Birçok insan var böyle. Babam tek değil. Çok gurur duyduğum bir insan ama tek değil. Mustafa Sağur var. Atatürk döneminde sıtma ve veremi yok etmiş. Ayvalıklı Sezai Ömer Madra var. İstiklal Harbi'nin gizli buluşma yeri. Ve Atatürk Anadolu'ya geçerken annesini onlara emanet ediyor. Sezai Ömer Madra'nın evinde toplanıyorlar. O'nun evi strateji merkezi gibi oluyor. Ayrıca Anadolu'ya giden malzemeler de oradan geçiyor. Kasa gibi bir yer. Bunlar benim bildiklerim. Dişçisi, kimyacısı hep beraber okul hocalığı yapıyorlar. Kısaca, kitabı isimsiz karamanlara adadım.
Bize, babanız sayın muhip Özyiğit'i anlatabilir misiniz?
Babamın 5 tane diploması var. Yanya İdadisi'ni bitirdi. Belçika Liege Üniersitesi'ne gitti. Çanakkale Savaşları'nda kimya mühendisi olarak Bakırköy'de Baruthane'de Almanlar ile çalıştı. Sonra Belçika'ya geri dönerek, okulunu bitirdi. Ticaret Bölümü, Finans ve Aktüeryal Bölümü'nü bitirdi. Bunun gibi bir çok alanda diplomaları bulunuyor. Sonrasında 1925 yılında annem Muazzez Özyiğit ile evleniyor. 1926 yılında ben dünyaya geliyorum. 1928- 1932 yılları arasında Ayvalık Belediye Reisi olarak görev yapıyor. Ve bir çok çalışma burada başlıyor. O sırada gönüllü olarak bir ortaokul açmayı planlamış. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı'nın imkanı yok, okul açamıyor. Gönüllü hocalarla birlikte Ayvalık Türk Ocağı Muhtelit Mektebi'ni açmışlar. Babam okulda Fransızca ve Matematik öğretmenliği görevini üstlenmiş.
Kitapta yer alan mektuplar ne zaman yazılıyor?
Babam, 1950 yılında İspanya'daki Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'nin 13. Kongresi'ne gidiyor. Bir bakıyor ki, Tunus gibi birçok ufak Akdeniz ülkesi zeytinyağı hususunda çok hareketli. Dönüşte hemen dönemin hükümetine bir rapor veriyor. Ondan sonra sürekli mektuplar yazılıyor. Kim yetkiliyse ona mektup yazıyor. Mektuplarında, "Zeytini hükümet ele alırsa, memlekete ne kadar faydalı olabileceğini" anlatıyor. Daha fazla istihdam olacağını, daha fazla gelir getireceğini yazıyor. Bilgiler veriyor. Zeytinin ve zeytinyağının bir altın kıymetinde olduğunu anlatıyor.
Sizi biraz daha tanıyabilir miyiz?
Ege Üniversitesi İstatistik Bölümü'nden 2007 yılında mezun oldum. O dönemde yazları, Ayvalık'a gelip gidiyordum. Babam Halil Cevdet Kantarcı, Klasik Müzik Derneği Başkanı'ydı. O dönemde de aileler görüşüyordu. Bilon hanım, beni takip ediyormuş. Sonrasında üniversiteyi bitirdim. Yüksek lisans yapmaya karar verdim. İstatistik üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyordum. Ben hocama tezimle ilgili konu belirlerken, 3. Ayvalık Zeytin Hasat Günleri vardı. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi buraya davetli olarak gelmişti. Ayrıca Ayvalık Ticaret Odası, 2007 yılında Ayvalık coğrafi işaretini tanıtmıştı. Zeytinyağı tadım eğitimi vermişlerdi. Zeytin ve zeytinyağı üzerine bir araştırma yapmak istedim. Üniversiteden de hocam araştırmayı yapmamı istedi. Zeytincilik sektöründe yapılacak çok araştırma var diye düşünüyorum. Ben zeytinyağı tadımcısı Ümmühan Tibet'le tanıştım. Kendisi bana çok şey öğretti. Asistanı olarak çalışabileceğimi söyledi. Ben UZZK'da çalışırken Uluslararası Zeytin Konseyi'ne üye oldu. Burs imkanı oldu. UZK bursuyla İspanya'ya gittim. 3.5 ay orada kaldım, tadım eğitim aldım. İspanyolca öğrendim. Ayvalık Ticaret Odası, bizi 2011'de davet etmişti. UZZK ve ATO beraber çalışmaya başlamıştık. Burada bir tadım grubu oluşturduk. ATO'nun Duyusal Tadım Laboratuarı'nın temelini oluşturduk. Amacımız ise coğrafi işareti korumak ve bilinçlendirmek. Bir veri tabanı oluşturmak istiyoruz. Standartlara uygun sistem kurmak istiyorlar. Laboratuvar 29 Haziran 2012'de faaliyete geçti. Duyusal Tadım Laboratuarı Panel Lideri olarak görev yapıyorum.

'Babam köyün gençlerine ders verirdi'
Babanızın zeytine ve zeytinyağına olan aşkının nedeni sizce nedir?
Babam sevdalı bir adamdı. Memleketine ailesine, Ayvalık'a ve zeytine... Çünkü zeytine inanıyor. Çünkü incirde, üzümde aynı şeyi görüyor ama zeytinde daha fazlasını görüyor. Bir de o dönemi düşünün şimdiki gibi. Fabrikalar az. O zamanlarda zeytin bir çok yerde var ama delice durumunda. Yani verimsiz. Islah edip kayıtlara geçirilmesi gerekiyor ve bunun için mücadele ediyor. Ayrıca o zamanlarda incir ve üzüm ticaretini Levantenler daha çok yapıyor. Ama zeytini kimse ele almamış. Babam meraklı bir insan olarak bu konuya el atıyor. Herkese öğretme hevesi vardı. Köyün gençlerine de her konuda eğitimler veriyor.
Suzan hanım sizin zeytine olan merakınız nasıl başladı? Zeytin sevdası nasıl başladı?
Benim babaannemin adı Suzan Kantarcı. Zamanında Midilli Adası'ndan mübadele ile gelen bir aile. Sonuçta zeytinle uğraşan bir aile. Sevda denilen şeyi sordunuz. Bu biraz içten gelen bir şey. Sanki sizin çocukluğunuzdan itibaren hep varmış gibi. Babamla zeytine giderdim. Aklımda o anılarım hala duruyor. Çocukken yaptığım bir zeytin toplama resmi var mesela. Yaşınız ilerledikçe zeytinyağı kültürünü seviyorsunuz. Hep o yağın içinde büyüdüm. Bir de güzel yağ yemeye alışmışız. Hep güzel yağ, taze yağ yedik. Öyle bir şansım var.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.