Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Fotoğrafları konuşturan adam

Giriş Tarihi: 21.12.2013

Yaptığı sergilerle yurt dışına açılan ve farklı gözü, kurgusu ile çalışmalarına devam eden fotoğraf sanatçısı Cem Bayoğlu, "Hedefim İzmir'i dünyaya tanıtmak" dedi

Aşkla yapılan iş kendini belli ediyor. Sınır tanımıyor, cesur oluyor, tabuların, korku ve endişelerin ötesinde oluyor, coşku oluyor, kendini yeniliyor, durmuyor. Yeni tanıştığımız ama bu kadar geç tanıştığımıza üzüldüğümüz İzmirli fotoğraf sanatçısı Cem Bayoğlu farklı gözü, kurgusu ile değil İzmir'in, Türkiye'nin sınırları bile dar geleceğe benziyor. Yurt dışında büyük çapta hazırlanan sergilerin sayılı sanatçının arasında yer alıyor; Manga grubunun albüm çekimini gerçekleştiriyor ve İstanbul sanatçı ve markaları ile çalışmalarına son hız devam ediyor. Bu ismi not edin derim ve keyifli röportajımızda kendisini daha yakından tanımanız dileğiyle...
Fotoğrafa olan ilginiz ne zaman başladı?
- Ben 5-6 yaşlarındayken babamın yurtdışından getirdiği projeksiyon makinası vardı. Fotoğrafa olan ilgim o zamanlara dayanıyor. Daha sonra babam polaroid makina alınca iyice merak sardım. Fotoğrafla bu şekilde tanışmış oldum. Bir iş gezisi için Japonya'ya gitmiştim. O dönem yarı profesyonel fotoğraf makinalarının revaçta olduğu bir dönemdi. Oradan bir makine alıp önüme gelen her şeyi çekmeye başladım. Profesyonel kamerayla 10 senedir fotoğraf çekiyorum. 2012'de Cem Bayoğlu Fotoğraf ve Tasarım şirketini kurdum. Şirketi kurmadan önce hobi olarak yapıyordum.
Fotoğraflarınızda photoshop kullanıyor musunuz?
- Fotoğrafa iki şekilde bakıyorum. Çektiğim fotoğrafın bir ham hali var bir de görmek istediğimi yaratmak için yardımcı programlar kullanarak oluşturduğum fotoğraf var. Photoshop ile çektiğim fotoğraftaki duyguya göre arka plana başka şeyler ekleyebiliyorum. Sanatta bir sınır olmaz. Önemli olan insanlara o duyguyu anlatabilmek, bu yüzden hangi programların kullanıldığının önemi olmadığını düşünüyorum. Ortaya iyi bir iş çıkıyorsa photoshop kullanmakta bir sakınca görmüyorum.
İlk serginizi ne zaman açtınız?
- Yaptığınız işleri ilk başta sosyal medyada paylaştım. Eş dost beğendikçe daha fazla bir şeyler yapmak istedim. Geçen sene kadına şiddet projesiyle ilgili iki sergi açtım. Çok güzel tepkiler aldım. Almanya'da 13 sanatçıdan oluşan bir projeye katıldım. İlk 2 sergi Almanya'da açıldı. Bunlardan biri Katolik Kilisesi'ndeydi. Benim için çok farklı bir deneyim oldu. Dünyanın farklı yerlerinde gösterilecek bu sergiler. Daha sonra da kitaplaştırılarak raflarda yerini alacak.

İZMİR ÇOK AVANTAJLI
İzmir'i fotoğraf sanatı için potansiyel olarak görüyor musunuz?
- Kesinlikle. İstanbul'da açık havada 3-4 ay rahat çekim yapılabiliyorken İzmir'de bu süre 7-8 aya kadar çıkıyor. Deniziyle, insanıyla, kolay ulaşımıyla İzmir çok avantajlı bir konumda. Manga'nın yeni albümü için burada fotoğraf çektik. Çok keyifliydi. Ben de gitar çaldığım için aynı dili konuşuyoruz.
Bundan sonrası için nasıl projeler gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?
- Bu işi çok severek yapıyorum. İzmirli olarak burada yaptığım işlerle Türkiye ve dünyaya İzmir'i duyurmak istiyorum. Kadına şiddet gibi başka sosyal sorumluluk projelerinin içinde de yer almak istiyorum.
Yeni stüdyonuzu açarken neler hedeflediniz?
- Stüdyom başka bir yerdeydi, daha merkezi ve büyük bir yere taşımayı düşündüm. Bizim üretim yaptığımız bir fabrikamız var, stüdyoyu da bu fabrika içinde açmayı uygun gördüm. Fabrikanın içinde marangozhane, demirhane, demir-çelik bölümü, boya atölyeleri gibi bölümler var. Açtığımız stüdyoda ileride bir set kurulması istendiğinde dışarıdan yardıma ihtiyaç duymayacağız. Türkiye'nin en büyük stüdyolarından birisi, teknik ekipmanlar açısından da çok donanımlıyız. İnsanlar stüdyoya gelip 2-3 gün çalışmak istediğinde rahat olmalarını istiyoruz.

BAKIŞ AÇISI ÖNEMLİ

Bir fotoğrafın başarılı olmasını neye bağlıyorsunuz?
- Her şeyden önemli olan çıkardığınız iş. Bir fotoğrafa baktığınız zaman size bir şeyler hissettirebiliyorsa bu cep telefonuyla çekilmiş olsa bile iyi bir fotoğraftır. Öte yandan dünyanın en donanımlı stüdyosunda bir fotoğraf çektiğinizde, o fotoğraf bir şey hissettirmiyorsa başarılı olmamıştır. Fotoğrafta her şeyden önce bakış açısı gelir. Teknik imkanlar bakış açınızı destekler, daha esnek çalışmanıza olanak sağlar. Bakış açınız insanlara bir şeyler hissettirebiliyorsa gerisi teferruat.
Fotoğraflarınıza yapılan eleştiriler bir sonraki çalışmanızı etkiler mi?
- Fotoğrafı insanlara sevdirebilmek ve onlarda bir iz bırakabilmek çok önemlidir. İnsanların teknik anlamda eleştirilerini her zaman dinliyorum. Herkesin düşüncesi benim için önemli. Beğenilmek benim de hoşuma giden bir şey; ama hiçbir zaman insanlar beğensin diye bir şey yapmıyorum. Bir sanatçı kendini beğendirme kaygısına düşerse sanat yapmaktan uzaklaşır.
Yapılan eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Herkes beğendim ya da beğenmedim gibi yargılarda bulunabilir. Ama bir sanat eserini eleştirmek için o sanat dalından, sanatçının ne anlatmak istediğinden, o kültürden anlıyor olmak gerekir. Aksi takdirde o eleştirileri acımasız buluyorum. Biz sanat eserlerini çok kolay eleştiriyoruz; aslında bu uzmanlık isteyen bir şey. Genelleme yapacak olursak biz diğer ülkelere göre bir sanat eserine daha hızlı bakıp geçiyoruz, üzerine çok fazla düşünmeden yargılıyoruz. Fotoğrafı siz sanat olarak yaparsanız sanat olur. Yalnızca sanat olarak bakmamak gerekiyor, fotoğraf aynı zamanda anı ölümsüzleştirmemize imkan tanıyor.
Sanata bakış açısını düşünecek olursak Türkiye'den farklı bir yerde yaşamayı düşünür müydünüz?
- İşim gereği birçok yeri görme fırsatım oldu; ama ben Türkiye'yi çok seviyorum. Ülkemden başka bir yerde yaşamayı hiç düşünmedim. Biz ülke olarak farklı şeyleri başta yadırgayan bir milletiz. İzmir kültür düzeyi olarak çok yüksek bir şehir; ama burada da farklı şeyler başta yadırganıyor. Yeni kuşak daha farklı, bir şeylerin değişmeye başladığını düşünüyorum.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Fotoğrafları konuşturan adam
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz