X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Resme olan aşkı hiç sönmedi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Resme olan aşkı hiç sönmedi

  • Giriş Tarihi: 29.12.2013

En fazla eseri olan, adına müze kurulan ilk Türk ressamı Devrim Erbil, orta okuldayken tanıştığı resme bir ömür verdi

Türk çağdaş resim sanatının yaşayan en önemli temsilcilerinden olan Devrim Erbil, orta okuldayken tanışabildiği resme, bir ömür adadı. Henüz lise öğrencisiyken ilk sergisini açtı. Mutlaka ressam olacağım diyerek gittiği İstanbul'da bitirdiği Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde, 50 yıl boyunca profesörler, sanatçılar yetiştirdi. Öğrencileri emekli oldu, ama o resme yeni başladığı günlerdeki heyecanı ile aynı anda 4 ayrı yerde sergi açtı, yenilikler peşinde koştu. Kendi kendini yenileyen, üreten bir resim kavramını buldu, resmi algılama süresini artırdı. Sanatseverleri resmin içinde gezdirdi, Hezarfen'in gözü ile tüm İstanbul'u gezdirmeyi hedefledi.

HALIYI RESİMLE BİRLEŞTİRDİ
Baskı, mozaik, marküteri, seramikte de önemli eserlere imza attı. Türklerin insanlığa armağan ettiği bir teknik olduğunu söylediği halıyı, resim ile birleştirdi. Satmaya kıyamadığı halı resimleri ile Türkiye'nin en büyük koleksiyoncusu oldu. Türkiye'nin en fazla eseri olan, iki uluslararası ödül kazanan tek, adına müze kurulan ilk ressamı Devrim Erbil, kendi deyimi ile yarışın sonunda depara kalkan koşucu gibi üretmeye hız verdiği eserlerini sergilemek için, yeni bir müze, genç yeteneklere destek vermek için de vakıf kurmaya hazırlanıyor. Yaşamını sanata eğitime kültüre adamış, yorulmak bilmeyen bu dev sanatçı ile resmi, sanatı, hayallerini konuştuk.

Resme nasıl başladınız?
- Ortaokula gelince, resim öğretmenleri yeteneğimi keşfettiler. Bütün gücümle sanata yöneldim. Lise 2'de ilk sergimi açtım. Üniversiteyi bitirip resme devam ettim.

50 YILDIR EĞİTİM VERİYOR

l Bu kadar küçük detaylı resim yapmak nasıl bir sabır gerektirir?
- Ben bütün sabırsızlığımı doğarken gidermişim. 7 aylık doğmuşum. Şimdi sabırlıyım. 77 yaşındayım, 12 saat resmin başında oturuyorum, çalışıyorum. Üniversitede 50 yıl hocalık yaptım. Emekli olduktan sonra belki ben de normal insanlar gibi yaşarım dedim. Sabah uyanır gazete okurum, yürüyüş yaparım. Biraz da hayatın tadını çıkarırım dedim ama yok yukarıdaki bana, "Sen sanatın tadını çıkar, yeter" dedi. Çok şükür ben mutluyum sergilerle, resim yapmakla.

Çok çalışınca, çok da üretiyorsunuz...
- İzmir'de bu sergim olduğu anda, Taiwan'da, Ulusal Tarih Müzesi'nde sergim var. 1. katta Miro'nun, 4. katta benim sergim var. İstanbul'da şu anda GaleriMiz'de bir tane de Ankara'da Galeri Takı'da sergim var. Taiwan'da etkinliği duyuran sütunun yarısı Devrim Erbil, yarısı Miro. Benim gibi ülkenin de gururu. Bana mutluluk, daha çok eser verme, daha çok çalışma gücü veriyor. Sanat yeni bir düşünce biçimi ile dünyaya bakmaktır. Bu nedenle yaşamımda hep sanat var. Resme bakarsınız, bir an mutluluk nefesi alırsınız. Size derin nefes alıp bir an mutluluk veriyorsa ben bu 10 saniyelerin ressamıyım. Bu 10 saniyelerde benim 3 bine yakın resmim var. Bunun Türkiye'de bir rekor olduğunu söylemek zorundayım. Bunlar yayıldı. Evlerde, sergilerde var. 3 bin eseri seyredenlerin sayısını 10'ar saniyeyi çarparsanız, 10 bin çarpı 10 saniyeyi ölçün, o kadar mutluluk vermek az bir şey mi?

HEP DEPAR HALİNDEYİM
Bu enerjiyi nereden buluyorsunuz?
- Ben azla yetinmiyorum. Sanatta bir hırsım var. Yolun sonuna yaklaşınca daha hızlı koşmaya başladım. Sporcular koşunun sonunda finale gelirken depara kalkar ya. Ben tam depar halindeyim. Ne kadar çok resim yaparsam daha çok eser bırakabileceğim. Benim için önemli olan vereceğim mutluluk, vereceğim mesajlar. Kendi toplumuma, aileme, çevreme olan sorumluluğum.

'ÇOCUĞUN HEVESİNİ KIRMAMAK LAZIM'
Çocuğu resme nasıl yönlendirebiliriz?
- Ben ilke olarak bütün çocukların güzel resim yaptığına inanırım. 3-5 yaşındaki çocuk, mucizeler yaratır. Hepsi güzel resim yapar, sonra belli yaşlara gelince dünya ile bağlantıları değişir. Yazıyı öğrenir. Doğayı öğrenir. Okumayı, yazmayı öğrenme yaşında ilgi merkezleri dağılmaya başlar. Hele o sırada biri gelip de "Bak ona benzettin, benzetemedin" dedi mi hemen kırılır ve bırakır. Psikoloji altüst olunca yeteneği de yaşama bakışı da değişir. Çocuğun asıl özelliği, hayal gücünün sınır tanımaması, alabildiğine hayal gücünün sınırları içinde özgürce bir şey yapmaktır. Çocuğu özgür bırakmalı.

TÜRK HALKI SANATA YATKIN
Türkler sanata yatkın mı sizce?
- Türk insanının çok özel nitelikleri olduğuna inanıyorum. Aşırı milliyetçilik düşüncesiyle ilgili değil de bu coğrafyanın çok özel bir coğrafya olduğu konusunda. İklimle, coğrafyayla, bu topraklarla oluşan kültürlerle ilgili. Bu kültür mirası bir genetik mirastır bence. Nasıl ki insanlarda fiziksel özellikler genlerle oluşuyorsa kültür de bence genlerle geçiyor. Ben bunu bir biyoloji profesörüne söylediğim zaman bilimin bununla uğraştığını, bu kuramı ispat etmek üzere olduğunu söyledi. Anadolu'da 15 bin yıllık yaşam var. Dünyada hiçbir coğrafyaya nasip olmayan coğrafya Anadolu. Anadolu insanı buradan gelip geçmiş bütün uygarlıkları karışıyor. Karıştıkça zenginleşiyor.

Ödüllerinizin sayısını bilmiyorsunuzdur herhalde...
- Ama iki yurt dışı ödülüm olduğunu biliyorum. 66'da, Tahran Bienali Saray Kraliyet birinciliği ödülünü almıştım. 72'de de 9. İskenderiye Bienali Resim ikincilik ödülü aldım. Bunu neden biliyorum? Uluslararası piyasada sizin bir değeriniz varsa, size farklı bir özgüven getiriyor. Türkiye'de iki uluslararası ödül kazanan başka sanatçı da yok.

Resim yapmak öğrenilebilir mi?
- Öğrenilir ama bir noktaya kadar. Ben hocalığıma güveniyorum. Siz resim yapmak istiyorsunuz. Tek koşulum var. Severseniz ben size bütün bilgileri veririm. Hem de 4 yıla yayarak değil, bir yıl içinde iyi resim yapar hale getirebilirim. İyi resim yaparsınız, ama büyük ressam olmak, önemli işler yapmak sizin zekanıza, sabrınıza, estetik değerlerinize, dünyayı tanımanıza, yüreğinizdeki ateşe bağlı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.