X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Büyük Efes'in izlerini sürdü yıldızını parlattı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Büyük Efes'in izlerini sürdü yıldızını parlattı

  • Giriş Tarihi: 12.1.2014

35 yıl önce mutfakta başladığı otelciliğin bütün aşamalarında çalıştı. Ülkemizin ve dünyanın önemli otellerinde görev yaptı. 3 yıl önce genel müdür olarak göreve geldiği Swissotel Grand Efes'in adını, bizim bildiğimiz, sevdiğimiz Swissotel Büyük Efes'e dönüşmesine öncülük etti, eski günlerine döndürdü

Rıza Elibol, İzmir'de dünyaya geldi. İş gereği İstanbul'a taşınsalar da, Akçay'daki yazlıkları onların bu güzel şehir ile olan bağını koparmadı. Önce İstanbul'da, ardından İsviçre'de otelcilik ve turizm okudu. Büyük bir aşkla başlayıp ilk günkü hevesle sürdürdüğü işinden ayrı kalmayı bilemediği için, ömrü otel odalarında geçti. Antalya'da görev yaptığı sırada, iki evladının annesi, amansız hastalığa yenik düştü. Henüz 6 ve 10 yaşında olan iki çocuk ile Kazakistan'a atanan Rıza Elibol'un yolu, zorlu mücadelesi sırasında dünyalar güzeli Anna ile kesişti. Anna hem iki evladına annelik yaptı, hem de Elibol'a verdiği iki oğlunu yine bu şartlarda pırıl pırıl büyüttü. Mutfakta başladığı meslekte bulaşıkhane şefi, yiyecek içecek müdürü, genel müdür derken, 35 yılını doldurdu. Kariyerinin en parlak noktasında, doğduğu şehre döndü. Hem de küçücük çocukken babacığının elinden tuttuğu resminin olduğu İzmir'in gözbebeği otele genel müdür olarak. İlk işi Swissotel Grand Efes olan otelin adını, eskinin anısına Swissotel Büyük Efes olarak değiştirdi. Ardından adına yakışır kaliteyi, öncülüğü getirdiği bu güzel otel, Rıza Elibol'un zamanında ödül yağmuruna tutuldu. Rıza Elibol ve güzel ailesi ile 3 yıldır yıldızını parlattığı Swissotel Büyük Efes'te sohbet ettik.

Ailede turizmci var mıydı?
Ben ilkim. Kariyerimde ilk mutfakta çalışmaya başladım. Keşke mutfakta kalsaydım. Daha çok para kazanıyor olurdum. Mutfak şefleri var, genel müdürlerden çok daha fazla kazanırlar. Mutfakta çalışırken "İdari stajyer olarak alalım" dediler. Geçiş o geçiş. Sonra bulaşıkhane. "Bulaşıkhane şefliği yapmayan genel müdür olamaz" diye inanılırdı 80'lerde. Kuveyt, Bahreyn, Nijerya, Kenya, Abudabi derken 17 yıl Hilton zincirinde çalıştım. Sonra tekrar Bahreyn. "Sen Türksün ama hiç Türkiye'de çalışmamışsın" dediler, Ankara Hilton'a geldim 1995'te. İki yıl sonra Antalya Sheraton'a transfer oldum. Orada bir talihsizliğim var. Kızım ile büyük oğlumun annesini genç yaşta kanserden kaybettim. Kazakistan'a Inter Continental'e transfer oldum, 2 küçük çocukla yapabilir miyim, diye düşündüm. Denemek için gittim, 3,5 sene kaldım. En uzun kaldığım oteldi. Sonra Konya Hilton'a genel müdür oldum. İstanbul'da İnter Continental Grand Plaza İnn'de 9 ay görev yaptım. İstanbul'un keşmekeşini sevmedim. 9 ay sonra beni Özbekistan'a tayin ettiler. Çok keyifli bir ülke. İnsanlar da güzel.

Hangi ülkede daha mutlu oldunuz?
Özbekistan, yaşamak için güzel. Ben iki defa sıtmaya yakalanmama rağmen Nijerya'yı da sevdim. Fotoğrafa meraklı olduğum yıllarda görev yapmak için harika bir ülkeydi. Doğayla olmak ilginçti. İyi bir otel, şehirde iyi bir hastane, okul olduktan sonra her yerde otelcilik yapmak güzel.

İzmir'de olmaktan mutlu musunuz?
İzmir'e, Büyük Efes'e gelmek çok güzel. Gitmeye niyetimiz yok.

Büyük Efes'in izlerini de korumaya çalıştınız otelde...
Bina yenilenirken Emekli Sandığı'nın mimarları eskiye pek değer vermemişler ama bizim mal sahiplerimiz Murat Vargı ailesi sanata çok düşkün. Onun için bütün eski sanat eserlerini korumuşlar. Sanat sevgilerinden dolayı oteli devasa bir sanat galerisine çevirdiler. Otelimize özel koleksiyonundan çok sayıda eser bağışladı. Otelin girişinde misafirlerimizi Fernando Botero'nun Atlı Adam'ı karşılıyor, Rabarama'nın Giyotini, Lorenzo Quinn'in Aşk heykeli karşılıyor. Odalarımızda Devrim Erbil'in resimleri bulunuyor. Koleksiyonun sayısı bini aştı.

Geçen iki yıl hep ödüllerinizle haber oldunuz...
Otelimiz güzel bir ivmeyle gidiyor. Her sene ödülümüz var. Hospility Awards "En İyi Genel Müdür" ödülünü aldım. Bu ödüle 11 yıldır ilk kez bir Türk aday gösterildi ve ödülü aldı. Yine Swissotel Büyük Efes, En İyi Yönetilen Şehir Oteli, En İyi Zincir Otel, Ege Bölgesinin en iyi toplantı oteli seçildi. Bizim için çok önemli olan, En İyi Yeşil Altın Otel Ödülünü de aldık.

Ve bunu almanızı sağlayan kendi enerjinizi üretmenizi anlatır mısınız?
Doğalgaz ile kendi enerjimizi üretiyoruz. Bu Türkiye'de örneği görülmemiş bir şey değil ama İzmir'de ilkiz. İstanbul'da bunu kullanan Swiss Otel var. O sistemi buraya kurduk. 900 bin euroluk yatırım yaptık. Elektriği üretirken çıkan enerjiyi, yani bacadan çıkan gazı değerlendirerek sıcak suyumuzu üretiyoruz. Otelin bütün ısınması şu anda bedava. Otelimizde bu odayı ısıtırken arka odayı soğutabiliriz. Aylık tasarrufumuz 40 bin euro. 2012 değerlendirmelerinde Swissoteller içinde "çevreye en büyük değer veren otel ödülü"nü aldık. Çöplerimizi ayrıştırıyoruz. Yemek artıklarımızı Konak Belediyesi'nin hayvan barınağına yolluyoruz. Satın almada daha az benzin harcansın, daha az karbon salınsın diye yakındaki şirketleri tercih ediyoruz.

İzmir'i pazarlamak için ne yapmalı?
Alt yapı gerekli. İnsanlara sadece Efes'i göstermek yeterli değil. Çevresinin güzel olması lazım. Çeşme'nin imar planının çıkması gerekir. Sağlık turizmi, termal diyoruz, Balçova ve Kaya Otel'den sonra bir şey yok. Termal tesislerin yapılması, bunların uluslararası piyasalarda pazarlanması artı getirir. Geldiğimden beri, 3 yıldır, uluslararası acenteleri Türkiye'ye davet ediyoruz. Bölgeyi, İzmir'i tanıtıyoruz. Geçen sene bireysel tur düzenleyen acenteleri de getirdik. Bu turları Türkiye'deki acentelere de düzenliyoruz. Öyle acenteler var ki İzmir'i gezmemişler. Onlar gezmeli, görmeli, bilmeli ki pazarlayabilsinler. Biz, yaptıklarımızın meyvelerini geçen yıl doluluk oranımızla topladık. Ayrıca fuarlara katılıyoruz. Satış departmanımızda 25 kişi çalışıyor. Devamlı ya İstanbul ya Ankara'da şirketleri, bakanlıkları, uluslararası organizasyonları takip ediyorlar. Oturmakla iş gelmiyor. Ben haftada 2 gün İzmir civarını geziyorum.

10 YILDIR BİR GÜN BİLE "OFFF!" DEMEDİ
Kazakistanlı Anna Elibol, otel odalarında çocuk büyütürken, bir ülkeden diğerine taşınırken, bir gün dahi şikayet etmedi. Hangi ülkeye gittiyse oranın kültürüne uydu. İzmir'i, "Ben İzmirliyim" diyecek kadar benimsedi. Güzelliği, zarafeti ile şehrin simge kadınları arasında yerini aldı.

Bu kadar sık ülke değiştirmek yorucu değil mi?
10 yıldır evliyiz, bu 5. yerimiz. Çocuklar için stres aşısı gibi. Gittikleri yere hemen adapte olabiliyorlar. İlk yıl kültür şoku oluyor, ikinci yıl daha iyi, üçüncü yıl oralı oluyorsunuz.

Otelde yaşamak zor mu?
Evet. Taşkent'te otelde odaya mutfak yaptırdım, çocuklar otel yemeği ile büyümez diye. Çamaşırımızı nasıl aşağıya göndereyim! Çamaşır makinesi de aldık. Çocuklar çocukluklarını yaşayamadılar. Otelde koşamazsın, bağıramazsın. Hep bakımlı olman lazım. Kahvaltıya dahi gitsen şık giyinmen lazım. Eşofmanla inemezsin.

Çalışıyor musunuz?
Gittiğim her yerde International Woman Association'ın başkanlığını yaptım. Burada da 2 yılın ardından yeni devrettim. İnternet üzerinden uluslararası bir emlak firması kurdum bir Türk ile birlikte. Özellikle Türki cumhuriyetlerinde zengin bir kesim var. Türkiye'ye gelmek istiyorlar. İstanbul ve Ege bölgesinde yabancılara mülk pazarlayacağız.

ÇOCUK AKLI İŞTE: "BİZ VALİZDE YAŞIYORUZ"
Turizmci olmak özel hayatı nasıl etkiliyor?
Zor bir iş ama eşim bana büyük destek. 10 yıldır evliyiz, bu 5. ülkemiz. Bu kadar yer değiştirdik, "Niye gidiyoruz!" demedi. Buradaki ev, hayatımdaki 2. evim. Hep otelde kaldık. Benim için, Almata'da American Chamber of Commerce'deki görevini bırakıp geldi. Kızım üniversiteye gidinceye kadar 7 okul değiştirdi. Oğlum 6 okul. Büyük oğluma, Astana'da öğretmen "Nerede yaşıyorsunuz" diye sorunca, " Biz valizde yaşıyoruz" diyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.