X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ADNAN GÜLERMAN: İzmirli olmak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

ADNAN GÜLERMAN: İzmirli olmak

  • Giriş Tarihi: 20.1.2014

Ben insanlar için halk deyimi ile doyduğu yerin, doğduğu yerden daha önemli olduğuna inanırdım. Ama bir süredir moralimin bozukluğu bir yana 1974 yılında baba ocağım olan Ankara'yı terk edip İzmir'e yerleşmekle hata mı ettiğimin muhasebesini yapmaktayım. Önce "İzmirli olmak" veya başka bir yerli olmaktan ne anladığımı bir cinayet sonucu hayatını kaybetmiş olan ABD Başkanı J.F. Kennedy'nin University of Michigan'a yaptığı bir ziyarette söylediği bir sözle açıklamak isterim. Bu söze o denli önem vermişler ki, bu konuşmayı yaptığı sırada meydanda ayağını bastığı yer bronz bir plaket koyarak "Amerika'nın sana ne verdiği değil, senin Amerika'ya ne verdiğin, dünyanın Amerika'ya ne verdiği değil Amerika'nın dünyaya ne verdiği önemlidir" sözünü ölümsüzleştirmişler. Gerçekten, dilimizde bir odunu hızarla keserken talaşın hep kendinize doğru sıçramasını örnek göstererek "Hızar gibi hep sana, hep sana değil; bir sana, bir bana olmalı" deriz. Onun gibi, bir yerde yaşayanlar sadece oranın nimetlerinden faydalanma yerine, gücünün yettiğince oranın daha iyi duruma gelebilmesi için katkılarda bulunmalıdır. Zaten bu gibi- lerine de "Hazır yiyici" demez miyiz?

DOYDUĞUM YER

1970'lerde (yani İzmir'e yerleşmemden 5-6 yıl sonra) Bornova'daki kampüste Prof. Kemal Karhan sabahları biz doçentleri odasında toplar, ülke olayları üzerinde bir süre tartışırdık. Bir gün doçent arkadaşlarıma benim hakkımda "Ankara'dan geldi ama İzmirli sizden çok onu tanıyor" demişti. Gerçekten de "doyduğum yer"e öncelik verdiğim için elimden geldiğince emeğimi İzmir için harcadım. O yıllarda bir İstanbul gazetesine yazdığımı bilen öğrencim Sayın Işılay Saygın'ın bana "Hocam, İzmirli oldun. Artık Yeni Asır gazetesine yaz" önerisinden sonra yıllarca her pazartesi köşe yazılarım yer almaya başladı. İzmir'deki kooperatif mağdurlarının sorunlarını çözebilmek için kurduğuz derneğinin Yönetim Kurulu Başkanlığı sırasında zamanımın çoğunu bu mağdurlar için harcamıştım. Yetmedi. 1998'de kurduğumuz "Sivil Düşünce ve Demokrasi Hareketi Derneği"nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yaparken, önce Sayın Patrik Barthalameos olmak üzere bütün cemaat liderlerini İzmir'e davet edip, İzmir'in kent oluşunun 5000. Yıl kutlamaları çerçevesinde "2000'li yıllarda Türk Turizminde İnanç Turizminin Yeri ve Önemi" başlıklı uluslar arası sempozyum programını gerçekleştirkiştik. Sonra da Ege'de yaptığımız bir turla tarihin dini yapılarını ziyaret etmemizin arkasından bu kez Türkiye'nin bir Avrupa Birliği atağı öncesinde, OECD ülkelerinin 26 büyük elçisini bir tanıtma programı çerçevesinde İzmir'de ağırlayıp, Ege'de 1800 km.lik bir tur yaptırmamızın arkasından son akşam yemeğinde grubun duayeni Avustralya Büyük Elçisi Ian Kennet Forsyt veda konuşmasında, "Ege Bölgesi sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en güzel bölgelerinden birisi. Çok yer dolaştım, böylesine güzel bir bölgeyi çok az gördüm. Bundan böyle sizler de bu bölgenin dünyanın en güzel bölgelerinden birisi olduğunu söyleyebilirsiniz" demişti.

HAKİKİ İZMİRLİYİM

2007 yılında iktidar partisi hakkında açılan kapatma davası sırasında bir İstanbul Gazetesi'nin İzmir ekinde yer alan "İzmir'de milletvekilliği düşecek olan iki kişiden birinin yerine Adnan Gülerman Ankara'ya gidecek" diye yazması üzerine gazeteyi telefonla arayıp "O iş nasıl olur bilemiyorum ama, kimse beni Bornova'dan öteye bir adım attıramaz" demem üzerine aynı gazete "İşte milletvekilliği için bile İzmir'den ayrılmayacak olan hakiki bir İzmirli" diye başlık atmıştı. Hele, 1979 yılında Ankara'daki bir yayın kuruluşunun genel müdürü olma teklif ve ısrarına karşılık zamanın Başbakanı Sayın Demirel bile teklifini bana kabul ettirememişti. Daha uzun anlatmamın faydası yok. İşte ben bu kadar doyduğum yerin İzmirlisiyim. Bana sorduklarında "1974'e kadar Ankaralı, o tarihten bu yana da İzmirliyim" demişimdir. Buraya kadar İzmir'e vermeye çalıştığım hizmetlerin bir kısmını okuduktan sonra bana "Neden bunları sayıp döktün, derdin ne?" diye sorabilirsiniz. Bitmedi, eteğimdeki taşın kalanını da haftaya dökelim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.