X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ADNAN GÜLERMAN: Yaşlılık halleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

ADNAN GÜLERMAN: Yaşlılık halleri

  • Giriş Tarihi: 10.2.2014

Elleri titrediği için, ipliği iğneden geçiremediği zaman "İğnenin deliğini de küçülttüler" sözüne güldüğümüzde, kayınvalidem "Görülen köye çabuk varılır. Ben sizler gibi olamam ama, sizler ben gibi olacaksınız" diyerek bizlere ders vermiş de olurdu. Sadece Türkiye'nin değil, öteki ülkelerin nüfus istatistiklerini incelediğimizde de toplam nüfus içindeki yaşlı oranının gittikçe yükseldiğini görürüz. Türkiye'de 1990 yılında yaş ortalamasının 67 yaş olmasına karşılık, 2010 yılında 71 yaş ortalamasına yükselerek bu akıma ayak uydurmuş olup, İzmir yaşlılık oranı yüksek olan illerimizin başında gelmektedir. Araştırmalarda Türkiye'de ve dünyada ileri yaşlar için evde bakım birinci tercih olmaktadır. Sayıları yetersiz olmakla birlikte, belediyelerin ve öteki kamu kuruluşlarının oluşturdukları huzurevleri ihtiyacı karşılayacak kapasitede olamadıkları gibi, bütün hizmetleri verebilecek yapıları da bulunmamaktadır.

TÜM YÖNLERİ İLE

Evde bakımda, aile bireyleri tarafından bakım ile ehliyetli elemanlara bakımının yaptırılması seçenekleri de sorunun çözümüne katkı sağlamaktadır. Ama yaşlılık oranları gittikçe yükseldiğinden, çözümü de kurumsallaşmış bir sosyal politika haline getirme zorunlu olmuştur. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal İşler Başkanı Prof. Dr. Nükhet Hotar, 18-24 Mart 2012'deki Yaşlılara Saygı Haftası'nda düzenlenen "Kuşaklararası dayanışma ve aktif yaşlanma sempozyumu"na sunduğu bildiride, "Yaşlı nüfusun hızla artması, yaşlı toplum niteliğine doğru bir eğilim, uzun yaşamın getirdiği yalnızlık, yoksulluk, özürlülük, kronik hastalıklar, bakım ve destek gereksinimi, yaşlılık sorunları ve hizmetlerinin tüm yönleri ile yeniden ele alınmasını gündeme getirmiştir" der. Altyapısız projelerin havada uçuştuğu günümüzden iki yıl önce işin başında bulunanlardan Sayın Hotar'ın dile getirdiği "Yatılı kurum bakımına gereksinim duymayan, ekonomik-sosyal durumu ne olursa olsun, ev ortamında yaşayan yaşlıların sosyal ve psikolojik gereksinimlerini karşılamak, onların izole edilmelerini engellemek amacıyla Yaşlı Dayanışma Merkezleri oluşturulmaktadır" sözleri ciddi bir projeyi müjdelemiştir. Aile Sosyal Bakanlığı'nın teşkilat kanununda yer alan "Aktif yaşam merkezleri"nin kurulması, olayın köklü bir devlet politikası haline geldiğini göstermektedir. Merkezlerin hangi hizmetleri vereceğini de sıralayalım: Kütüphane, gençlik bölümü, yaşlılar için destek bölümleri, oyun ve eğlence salonları, berber, bakkal, kitap satış yeri, engellilerce üretilmiş ürünlerin sergi alanı, etkinlik salonları, iş ve meslek eğitim bölümleri, proje geliştirme AR-GE bölümleri, yemekhane, sağlık ünitesi, revir, etkinlik avlusu, konferans salonu, misafirhane, hobi bahçeleri, terapi havuzu gibi yer ve üniteleri ile rehabilitasyon hizmetleri. Olay böylesine ele alındığında, ideal bir sosyal politika haline getirilmiş olacaktır. Bu yıl hızla gerçeğe dönüştürülmeye başlayacak olan bu projenin aynı hızla sonuca ulaşması da planlanmıştır. Merkezler hakkında neden bu kadar ayrıntılı bilgi veriyorum? Yazımın başlangıcında, İzmir, yaşlı nüfus oranının öteki illerden yüksek olmasının yanında; emekli olanların da hayatlarının son demlerini rahat geçirebilmek için böylesi yerlere yerleşmeyi uygun bulmaları nedeniyle bir yaşlı akınına uğramaktadır.

"SONUMU DÜŞÜNÜYORUM"
Bu dört dörtlük aktif yaşam merkezlerinin oluşturulmasında İzmir ilk ele alınması gereken illerimizden biridir. Ege'nin yaşlı, engellileri ve aileleri Prof. Dr. Nükhet Hotar'ın vereceği müjdeyi beklemektedir. Aile bireyleri etrafında olduğu halde, bir tanıdığım "Sonumu düşünüyorum" derdi. Yakınları da alınganlık göstererek "Bizim aramızdayken sonunu düşündürecek ne var!" deseler de, düşüncesini değiştiremezlerdi. Yaşlılar ve engelliler sonlarını daha çok düşünürler. Sosyal devlet de insanların sonlarını onlardan önce düşünen devlettir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.