X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çarpık ayak tedavisine ilk haftadan başlanmalı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çarpık ayak tedavisine ilk haftadan başlanmalı

  • Giriş Tarihi: 31.5.2014

Ülkemizde her yıl en az 1500 çocuğun, doğuştan çarpık ayak problemi ile dünyaya geldiğini belirten Prof. Dr. Kapubağlı, "Bebek doğar doğmaz kendini belli eden sorunu görmezlikten gelmek, çocuğun ömür boyu yürümekte sıkıntı yaşaması anlamına geliyor" dedi

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Akın Kapubağlı, ülkemizde her yıl en az 1500 çocuğun, 'doğuştan çarpık ayak' problemi ile dünyaya geldiğini belirtti, "Bebek doğar doğmaz kendini belli eden sorunu görmezlikten gelmek, çocuğun ömür boyu yürümekte sıkıntı yaşaması anlamına geliyor" ifadelerinde bulundu. Prof. Dr. Kapubağlı, doğuştan çarpık ayak tedavisine bebek henüz üç dört günlükken başlamanın tedavi açısından önemli olduğunu belirtti, "Ameliyatsız tedavi şansı veren ponseti yönteminde masaj ve tekrarlayan alçılamalarla devam eden süreç, cihazlama ve ortopedik ayakkabılarla çocuk okul çağına gelene kadar devam ediyor" dedi. Prof. Dr. Akın Kapubağlı, bu çocukların "erken teşhis-doğru tedavi" şartı ile rahatça yürüyüp koşabilecek hale gelebildiğini vurguladı.

TANI NASIL KONUYOR

Prof. Dr. Akın Kapubağlı, çarpık ayak teşhisinin çok rahatlıkla anlaşıldığını belirtti, "Çocuk doğar doğmaz gören herkes 'Bu çocuğun ayaklarında sorun var' diyor. Burada asıl sorun; aile tam bir şoka giriyor ve belli bir süre anneden saklanmaya çalışılıyor. Bu saklama eğilimi nedeni ile bize 40 gün sonra, 2 ay sonra, üç ay sonra gelen bebekler var. Aile kendini toparlayana ve durumu kabullenene kadar böyle bir süre geçirilmiş oluyor" dedi. Başarı için mutlaka erken dönemde; yani ilk üç dört gün veya en geç bir hafta içerisinde tedaviye kesin başlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kapubağlı, "İlk bir haftayı geçirdikten sonra tedavi zorlaşıyor. Burada yanlış anlaşılma olmasın: Tedavi her zaman mümkün ama 'konservatif tedavi' dediğimiz ameliyatsız tedavi şansı, zaman geçtikçe giderek azalıyor" diye konuştu. Tedavi görmeyen çocuklarda yürümenin çok geç gerçekleştiğini kaydeden Prof. Dr. Kapubağlı " Bu çocuklar genellikle 4-5 yaşından sonra yürüyebiliyor. Ama asıl önemlisi ayağın dış kısmına basarak yürüyorlar ve ayakkabı giymeleri mümkün olmuyor ve hayat boyu bu sakatlıkla yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyorlar" dedi.

PONSETİ TEDAVİSİ

Prof. Dr. Akın Kapubağlı, çarpık ayak tedavisi ile ilgili olarak şunları söyledi: "Tedavide, Türkiye'ye 10-15 yıl önce girmiş "ponseti yöntemi" dediğimiz bir yöntem uygulanıyor. Ponseti yöntemi ile tedavide başarı oranı neredeyse yüzde 90-95'lere çıkmış vaziyette. Tedavinin ana prensibi; erken dönemde erken germe ve masajla ayağı düzeltip alçılamak. Bu alçılar, iki-üç ay boyunca bir hafta- on günlük aralarla tekrarlanıyor. 5 veya 6'ncı alçıdan sonra çok küçük bir operasyonla ayak arkasında topuğu yukarı çeken aşil tendonu gevşetiliyor ve yüzde 90'lar oranında başarı elde ediliyor. Çarpık ayakta problem; ayağın iç tarafındaki ve arka taraftaki kaslarda bir kısalık olmasıdır. Tedavi ile bu kısalık uygun yöntemle uzatılıp gevşetiliyor ve alçıya alınıyor. Devam eden alçılamalarla ayağı düzgün bir pozisyona getirmek hedefleniyor. Fakat burada problem şu: Bu uzun bir tedavi sürecidir. Tekrar eden alçılamalarla ayak belli bir seviyeye geliyor ama başarının kalıcı olması için bu çocukların yürüme çağına kadar mutlaka cihazlanması lazım. Aileler genelde baştan çok iyi gidiyor ama cihazlamayı ihmal ediyor."

YAŞ ÇOK ÖNEMLİ FAKTÖR
Basit bir tendon gevşetme ameliyatının üç aydan itibaren yapılabileceğini kaydeden Prof. Dr. Kapubağlı, "Burada bir sorun yok ama daha büyük ameliyatlarda sonuna kadar bu konservatif, yani ameliyatsız tedavi şansı değerlendirilmelidir. Hatta konservatif tedavide başarısız olunursa baştan başlayıp uygun şekilde tekrar yapılması gerekir. Karar verirken çok iyi bir planlama yapılması, çok iyi bir teknik uygulanması ve bir seferde bu sorunun halledilmesi gerekiyor" dedi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.