X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Güven, engelleri başarılarla aşıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Güven, engelleri başarılarla aşıyor

  • Giriş Tarihi: 17.8.2014

Egemen Güven, sporcu ruhunu küçük yaşta parkelerin tozunu yutarak kazandı. En son FIBA'nın Genç Erkekler Avrupa Şampiyonası'nda en değerli oyuncu seçilen Egemen, "En büyük hedeflerimden biri A Milli Takım'da oynamak" dedi

FIBA'nın Genç Erkekler Avrupa Şampiyonası'nda en değerli oyuncu ve turnuvanın en dikkat çeken 5 isminden biri seçtiği Egemen Güven, basketbolcu anne ve babanın oğlu olarak, yaşıtlarından 7 santim uzun doğdu. Spor salonlarının tozunu daha bebekken yuttu. Babasının maçlarını seyretmek için, henüz bebek arabasındayken salonlarla tanıştı. Çöp kutularının yanından geçerken elindeki her şeyi potaya top atar gibi fırlatmaya başlayınca, sporcu anne babasının dikkatini çekti. Her odası mini basketbol sahası gibi evde yaptığı atışlar, babasının görevi gereği bulundukları Ankara'da salonlara taşındı. Hem boyunun uzamasına hem basketbolda devleşmesine az da olsa tanık olduğum 2.10'luk Egemen Güven'in de oynadığı milli takım, 18. Gençler Avrupa Şampiyonası'nın şampiyonu oldu. Katıldığı 3 Avrupa Şampiyonası'nda takımı 3 şampiyonluk alan Egemen, bu yıl, Avrupa'nın en elit 16 takımının katıldığı turnuvada, 192 basketbolcu arasında en değerli oyuncu seçildi. Ayrıca yine FIBA tarafından bu oyuncular arasında en dikkat çeken 5 isimden biri olarak gösterildi. Değerli evlat, kupayı, her başarısında ardından sevinç gözyaşları döken, 19. evlilik yıldönümlerini kutlayan anne ve babasına armağan ederek, onların yüreğini ısıttı, gözlerini bir kez daha yaşarttı. Çeşme'deki yazlıkta yaptıkları birkaç günlük tatil sırasında bir araya geldiğim "takımın ikiz kuleleri" Ayberk ve Egemen ile fotoğraf çektirdik, Egemen ile belki de hayatının en uzun sohbetini ettik.

Yeni Nowitzki olarak tanıtıldınız?
- Kendime Dirk Nowitzki'yi örnek alıyorum. Küçükten beri özeniyorum ona oyun tarzı, şutu çok hoşuma gidiyor. Türkiye'de de, Kerem Gönlüm'ü örnek alıyorum. O da karakteriyle oyun yapısıyla dikkati çekiyor.

Bundan sonra hedefiniz NBA'de oynamak mı?
- Hedef NBA, ama tabii adım adım. Herkes NBA ister. En üst nokta orası. Ondan önce Dünya Şampiyonası var. Öncelikli hedefimiz, dünya şampiyonu olmak. A Milli Takım'da oynamak da en büyük hedeflerim arasında.

Üniversiteyi Amerika'da okuyacaksınız herhalde...
- Turnuva sırasında Amerika'dan çok fazla burs teklifi geldi. Biz oradayken annemi 4-5 üniversitenin 'head coach'u arayıp, "Egemen'i kendi okulumuzda, takımımızda görmek istiyoruz" diye ciddi teklifler getirmişler. Bu süreçte ailece hepsini değerlendiriyoruz. İşin Türkiye'de kariyer olanağına bakıyoruz, Amerika'daki eğitim ve basketbol tarafına bakıyoruz.

Ders çalışmaya vaktiniz oluyor mu?
- Pek olmuyor. Derslere pek giremiyorum. Devamsızlığım konusunda milli sporcu olduğum için toleranslı davranıyorlar. Tempomu biliyorlar. Hep idmanlardayım. Sınavlara da okula gittiğim günlerde giriyorum. İngilizce konusunda takviye alıyorum. Eve basketbol hakemliği yapan İngilizce öğretmeni geliyor. Bu yıl İngilizce'ye daha da ağırlık vereceğim. Uluslararası sporcu olunca İngilizce'yi çok daha aktif hale getirmem gerek.

Ayaklarınız kaç numara?
- 16 yani 50.5 numara.

Ayakkabı bulmakta güçlük çekmiyor musunuz?
- Yalnız ayakkabı değil, tüm kıyafetlerini bulmakta güçlük çekiyoruz. Nike sponsorum olduğu için, ayakkabılarım Amerika'dan geliyor. Eşofmanlarım, şortlarım, havlumdan, çorabıma kadar Nike gönderiyor. Yalnız Nike pantolon üretmediği için çok sıkıntı çektik. Pantolon sponsoru da Nanteks. Hayatımızı kurtardı. Levent Şenolsun tüm ihtiyacımı karşılıyor. Pantolonları dikişe gönderdiğinde, atölyeden "'Levent Bey ölçüde bir yanlış yok değil mi" diye soruyorlarmış.

Basketçi olmasanız ne yapmak isterdiniz?
- Tiyatro herhalde. Oyuncu olmak isterdim.

BABASININ OĞLU

Sadık Güven, Egemen'in bugün önünü açan Karşıyaka Kulübü'nde, 26 yıl önce top koşturmuştu. Başarılı basketbolcu, baba olacağını öğrendiği günden itibaren, çocuğu için spor ayakkabıları aldı, onu bu ayakkabılar ile hayal etti. Egemen'e henüz 2 yaşındayken giydirdiği NBA formasına bakılırsa, belki de böylesine başarılı bir basketbolcu olacağını da düşünüyordu. Ama bu hayalleri kolay gerçekleşmedi. Sadık Güven ile Egemen'in basketbol kariyerini konuştuk.

Egemen'in basketbolcu olması kaçınılmaz mıydı?
- Bu açıkçası, Egemen doğduğundan itibaren ailemizin projesi gibi bir şeydi. Pınar basketbolcuydu, ben basketbolcuydum, kızkardeşim eski basketbolcu manken, dayısı eski voleybolcu. Yani ailede sporcu geni var. Egemen'in uzun olması, spora yatkın olması bizim için sürpriz olmadı açıkçası.

Egemen'in basketbol kariyerini nasıl planlıyorsunuz?
- Bu konuda profesyonel destek de alıyoruz. Egemen'i Avrupa ve dünyada temsil eden bir menajerle anlaştık. Nicolas Lotsos, Yunanlı bir menajer. Ünlülerin menajeri. Egemenin kariyer planlamasında bize tavsiyelerde bulunacak. Bizim için öncelikle oğlumuzun mutluluğu önemli. Egemen nerede mutlu olacaksa, nerede huzurlu olacaksa, kariyer planlamasını ona göre yapacağız. Yani son sözü, Egemen söyler.

Liseyi burada mı bitirecek?
- Kesin değil, ona bir bakacağız. Belki liseyi Amerika'da bitirip, orada devam edebilir. Bu süreçte kulübümüz ile de görüşeceğiz. Karşıyaka Kulübü, Egemen'in gelişiminde önemli rol oynadı. Tabii ki öncelik kulübümüzde. Kariyer planlaması yaparken, maddesel konuları hep ikinci planda tutuyoruz. Egemen için önemli olan doğru zamanı alması, üzerine doğru fiziki yatırımın yapılması, doğru antrenman verilmesi, maçlarda temiz süre dediğimiz sorumluluk alabilecek dakikaların verilmesi. Genç oyuncular için en önemli kriter de bu.

ŞAMPİYONA TESADÜF DEĞİL
Egemen kaç yaşında basketbola başladı?
- Egemen doğduğunda, ben basket oynuyordum. Karşıyaka, Altay, Çakabey, Altınordu'da oynadım. Pınar, Egemen'i puset ile salona getiriyordu. Salonda emziriyordu, altını salonda açıyordu. Deplasmana beraber gidiyorduk. Salonun kokusunu oradan aldı. Doğduğundan beri basketbolun içinde. İkimizin de sporcu olması, birtakım şeyi kolaylaştırmış oldu.

Ne zaman keşfedildi?
- Milli Takım, 2008'de bir projeye başlamış. Belli illerdeki takımlara yazı gönderildi. Her takım, bünyesindeki kabiliyetli çocukları, 2 günlük seçmelere gönderdi. Milli Takım da 20 kişilik ekiple geldi. 7-8 yaşındaki çocukların kas, kemik ölçümleri yapıldı, ileride tahmini boyları ne olacak hesaplandı ve bilgisayara kaydedildi. Türkiye çapında 5 bin çocuk tarandı. Bu sayı 98'e indirildi. Kampa aldılar, sayı 24'e kadar indi, oradan da şampiyona kadrosu çıktı. Art arda gelen şampiyonluklar, aslında bir sistematik dahilinde yapılan bir çalışma neticesinde oldu. Türkiye Basketbol Federasyonu'nun da bir başarısıdır bu. İleri görüşlü bir projesidir. Şu anda gerçekten Milli Takımın elinde, 30-35 kişilik ciddi potansiyel havuz var. Bu jenerasyona, altın jenerasyon deniyor. İnşallah 2020 olimpiyatlarında bu çocuklar göğsümüzü kabartacak.

Uzun bir yol...
- Biz Egemen'in kabiliyetini keşfedip, sadece yolunu açtık. Bunun yanında Egemen'in de inanılmaz özverisi söz konusu. 3. Avrupa Şampiyonluğu derken, çok güzel ve kolay söyleniyor. Öyle değil. 3 koca yazın herkes tatil beldelerine giderken Egemen'in valizini toplayıp Bolu'ya kondisyon kampıyla başlayan uzun bir sürece gitmesi. Mesela bu yılın sonunda 10 günlük Amerika seyahati oldu. Görünürde annesiyle seyahate gittiler ama IMG Akademi'de, Türkiye'de olmayan testler yapıldı. Vücuda led lambalar takılıp kas ve iskelet yapısının ölçümü yapıldı ve ona göre bir antrenman programı çıkarıldı. Egemen'in keşfedilmesinden, bugüne gelmesine kadar milli takım antrenörlerinin de çok katkısı var. Ama en büyük pay, aslında Pınar'ın. Egemen'in, sporcu kimliğinden önce efendiliği, kişiliği, karakteri ile ilgili övgüler alıyoruz. Bu, bizi en az sportif faaliyetleri kadar gururlandırıyor. Bu gururu da Pınar'a borçluyuz. Pınar'ın o fedakarlığı olmasaydı, bu yönler bana göre biraz eksik kalabilirdi.

ÖDÜL DOLU SENE YAŞADI

Oğlunuzun en değerli oyuncu seçilmesi nasıl bir duydu?
- Aslında bu yıl 2 tane daha çok özel organizasyon oldu. Egemen'in malzeme sponsoru Nike, her sene belli bir yerde, Without Borders adlı organizasyon yapıyor. Belli ülkelerden 1-2 çocuğu bu organizasyona götürüyor. Bu yılın başında Portekiz'de yapılan turnuvada da en iyi sporcu seçildi. Bu yıl Amerika, Japonya, Artantin, İtalya, Almanya gibi elit ülkelerin 16 takımının katıldığı turnuvada da turnuvanın en iyi 5 oyuncusu arasına seçildi. Bu yıl, Egemen'in ödül dolu yılı oldu.

EN BÜYÜK KATKIYI ANNESİ SAĞLADI
Pınar Güven de basketbolcuydu. Okulu bitirdikten sonra basketbolu, Egemen'e hamile kaldıktan sonra da işini bıraktı. Bildiği tek oyun basketbol olduğu için, zaten eline geçen herşeyi uzaktan çöp kovalarına atmayı oyun haline getiren Egemen ile bebekliğinden itibaren basketbol oynadı. Ömrü, Egemen'i basketbol kurslarına taşımakla geçti. Bugüne uzanan yorucu yıllarda, hep oğlunun yanındaydı. Egemen, annesinin emeklerini boşa çıkarmadı. Doğum gününde, evlilik yıldönümünde annesini şampiyonluk kupaları ile şımarttı. Seneye evlilik yıldönümünde oğlundan Dünya Şampiyonluğu kupası bekleyen Pınar Güven ile de Egemen'i konuştuk.

Egemen kaç santim doğdu?
- 57 santim, 3 kilo 700 gram doğdu. Uzun süre anne sütü aldı. Bu, çok önemli gelişiminde.

Boyu daha uzar mıymış?
- Çok daha fazla uzayacağını düşünmüyorum ama inşallah uzar.

Hala uzamasını mı istiyorsunuz?
- İstiyorum evet. Madem işi bu, 2.10 olmuş, 2.15 olmuş ne olur? Ama basketbolda 5 santimin önemi çok. Biz zaten 2.10'da da her türlü sıkıntıyı yaşıyoruz. Özel yataktan tutun, kıyafetlerin özel yapılmasına kadar.

Ne yiyor, ne içiyor?
- İlkokuldan beri bu soruyla karşılaşıyorum. Sınıf arkadaşlarının anneleri hep beni arayıp, "Ne yediriyorsunuz, özel bir ilaç veriyor musunuz" diye sürekli soruyorlardı. Normal yemek dışında hiçbir şey yok. Hatta yeme konusunda küçükken bayağı zorlardı beni. Bir ara endişe duymaya başladım, 'Bu çocuk nasıl büyüyecek' diye. Baktım büyüyor, demek ki doğru besleniyor. Bir şey yapmaya gerek yok. Basketbola gönül verdikten sonra yediği içtiğine kendi de çok önem veriyor. Babasından iki kat fazla yiyor. İnanılmaz enerji harcıyor onun için kiloya dönüşmüyor. Bizim mutfağımız, gece 12.00'ye kadar açık. 11.00-12.00 civarı içeriden "Anneeee" diye bir ses gelir, bu acıktığını gösterir.

SEVGİ İLE ÇALIŞTI
Herkesin sorduğunu sorayım. Egemen'i basketbolcu olmaya zorladınız mı?
- Biz hayatımızda hiçbir şeye çocuğumuzu zorlamadık. Ne matematikten 10 al diye ne de basket sahasına gideceksin diye zorladık. Akışına bıraktık. Her türlü imkanı sağladık, sevgimizi verdik, yeri geldi cezasını da verdik. Gelişmiş bir ülkenin sadece doktora mühendise ihtiyacı yok. Sanatçıya da sporcuya da ihtiyacı var. Bir insanın hayatta yapabileceği en güzel şey, sevdiği işten para kazanması. Şu üniversiteye gitsin, şu olsun değil, mutlu çocuklar yetiştirmek önemli. O yüzden bu yöne yönelttik. Baktık iyi gidiyor, iyi gittikçe destek olduk. Sonunda yolunu buldu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.