X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hem sanata hem de birbirlerine aşıklar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hem sanata hem de birbirlerine aşıklar

  • Giriş Tarihi: 22.3.2015
Hem sanata hem de birbirlerine aşıklar
Hem sanata hem de birbirlerine aşıklar

Benan Bulut ile Malik Bulut'un yolu sanat aşkı sayesinde kesişti. Hayatlarını birleştiren ikili, ilk ortak heykel sergilerini Ekol Sanat Galerisi'nde açtı

Benan Bulut, savaşın, kanın ortasında açtı gözlerini dünyaya. Güzel ailesi, onu o kan ve gözyaşının ortasında, ama sevgi dolu bir prenses gibi yetiştirdi. Babasının dünyanın pek çok ülkesinde görev yapması, ufkunu geliştirdi, onu dünya vatandaşı yaptı. En iyi okullarda iletişim okusa da tercihini sanattan yana yaptı. Önce heykelle başladı işe ama belki de çocukluğundan beri ülke ülke dolaştığı için yanında taşıyabileceği boyutlarda eser yapmayı tercih etti. Bu arada tam da kendisine yakışan parıltıları, mücevherleri keşfetti. Ama diğerleri gibi yalnız tasarımını değil, işçiliğini de elde, minyatür heykeli şekillendirir gibi kendisi yaptı. Malik Bulut ile yolları sanat aşkı sayesinde kesişti. Malik Bulut'un önce "Medusa Başı' isimli heykeline, sonra da kendisine aşık oldu. Bu iki sanat aşığı, İzmir Ekol Sanat Galerisi'nde ilk ortak sergisini açtı. Benan Bulut ile muhteşem serginin üst katında, sıcacık bir söyleşi yaptık.

Mücevherlerinizde bir şeylerden esinleniyor musunuz?
- Tarihe çok merakım var ve çalışmalarımda mutlaka tarihte beni etkileyen bir sembol olur. Fransız ekolündeyim aslında Fransız vatandaşıyım.

Fransa'da mı doğdunuz?
- Bağdat'ta doğdum. 1983'te, İran Savaşı sırasında. Ardından Fransa, Abudabi, Dubai'de yaşadık. Sonra 1995'te annemle Türkiye'ye geldik. Babam devam etti. Babam 30 yılını farklı ülkelerde geçirdi. Ben burada Türk okullarında okudum ama tekrar Fransa'ya gitme isteğim vardı. Galatasaray Üniversitesi'ni kazandım, 3 yıl sonra sınavla Sorbonne'a, iletişim bilimlerine geçtim.

Sanat eğitimi mi aldınız?
- Babam Sri Lanka'daydı o sırada. Heykeltıraşların yanına formasyona gittim, sertifika aldım heykelde çağdaş teknikler üzerine. Doğada çöpler, otlar, böcekler, ne buluyorsak, organik istilalar başlığı altında değişik malzemelerle alçıdan, telden, kağıttan heykeller yaptık. Paris'te sergi açtık. Sonra Sri Lanka'daki sanatçılarla da birlikte aynı teknikte sergi açtım. İngiltere'de yüksek lisans yapma olanağım oldu. Çok önemli bir heykeltıraşla çalışma imkanım oldu. Döner dönmez de mücevhercilik alanına geçtim.

Neden mücevher?
- Avucumun içinde çalışabileceğim boyutlardan hoşlanıyorum. Hep benimle gelebilecek, taşıyabileceğim eserler olsun istedim. Kendiliğinden mücevhere, takıya doğru gitti. Mücevherleri çok seviyorum, parıltıları, sonsuzluğu çağrıştırıyor. Sonra İstanbul'a geldiğimde, yılların üstadı Serdar Koçhisarlı atölyesini cömertçe açtı bana ve onun yanında yaptım çalışmalarımı misafir sanatçı olarak. Aletleri kullanmayı, aşamaları gördüm orada. Benim için bir esin kaynağı oldu ve giderek o alana girdim. Kendiliğinden gelişti.

Sizi başkalarından ayıran, mücevherleri sizin yapmanız değil mi?
- Evet, ben yapıyorum. Bazı aşamalarda, mıhlama gibi başvurduğum ustalar var ama montörü ben yapıyorum elde.

Nasıl tanıştınız?
- Geçen yıl Contemporary İstanbul Fuarı'nda tanıştık. Bizi tanıştıran heykel, bu sergide. Medusa başı. Çok özel bir buluşma oldu. Nisan ayında da evlendik. Görür görmez sanki Michelangelo fırlamış, İstanbul Contemporary'de eserini sergiliyor gibi hissettim. Önce heykelini, sonra Malik Bey'i gördüm. Atölyesine ziyarete gittim. Ankara'daki sergilerine zımparada yardımcı oldum. İlişkimiz öylece gelişti.

TAŞLAR ÇÖPE ATILMIŞ BİR HAZİNE GİBİ

Malik Bulut, küçücük çocukken kendi oyuncaklarını yaparak başladı heykeltıraşlığa. Ama o asıl farkı, "kırılgan, nefes alan bir kadın gibi hassas" tanımını yapacak kadar aşık olduğu taşı istediği gibi işleyebilmek için 10 yıl sabırlı olma, nefsine hakim olma eğitimi alarak yaptı. O kadar başarılı oldu ki Van'da yaptığı, ağzı yüzü zincirlerle bağlı kadın heykeli, tarihi eser hırsızları tarafından çalındı. Heykel bulunur, bulunmaz, 3 bin 200 yıllık eser diye müzeye kaldırıldı. Bakanlıkları, konsoloslukları, evleri süsleyen heykelleri, ona ödüller getirdi.

Heykellerinizde hep mermer mi kullanıyorsunuz?
- Çokça mermer. Yani kullandığım malzemelerin merkezinde mermer. Konuşabildiğim, iletişim kurabildiğim en iyi malzeme benim için. Kırılgan, güçlü, ağır, asil, zarif yaşayan bir malzeme. 10 bin yıllık yaşı var.

Bu sergideki eserleriniz?
- Bu sergide, bütün kullandığım temaları bir arada yeniden ele aldım ve ismini de "Senfoni" koydum. Müzikteki çok sesliliği karşılayan.

Taşı nereden buluyorsunuz?
- Taşlar Suriye sınırından, mermerler Afyon'dan geliyor ama sokaktan, kaldırımdan aldığım çok taş oluyor işlemek için. Çöplüğe atılmış bir hazine gibi benim için taş.

Taşı işlemek çok zor değil mi?
- Zorluğu, dönüşü yok. Hata kabul etmiyor. Kesin hatlarıyla bir şey yapmak için taşa hükmetmiyorum. Kafamda fikrilerim var yapmak üzere, o fikrin içinde olduğu taşı arıyorum önce. Ondan sonra taşla diyalog içinde sonuca ulaşıyoruz.

MALİK BULUT FARKI

Heykel merakınız nasıl başladı?
- Çocukken her şeyi şekillendirirdim. Ağaç kabukları, çamurlar. Oyuncaklarımı kendim yapıyordum. Oradan buraya geldik.

Neden hep zincir?
- O bir çözümleme gibi. Taşla ilişkinin bir göstergesi. Çünkü zincir çok zor bir şey. Bir sabır göstergesi. Çünkü kırılgan bir şey mermer. Bir kütleyi hareket ettiriyorum. Mevlana Dergahında sabır taşı diye zincir yaptırırlarmış nefisle mücadele için. 10 yıl kadar Uzakdoğu sporuyla ilgilendim bu sabrı kazanmak için.

Üniversitelerde hep zincirleri mi yaptınız?
- Hep zincir kullandım, ama her gittiğim kente özgü heykel yaptım. Zincirli işi ilk İstanbul'a yaptım. İki yakayı, Asya ile Avrupa'yı bağlayan bir zincir yaptım bir bloktan. 20 yıldır heykel yapıyorum.

Kaç heykel yapmışsınızdır?
- 600'ü bulmuştur. Büyük boyutlu işlerim de var, küçük boyutlu da. Evlerde, iç mekanda 350-400 heykelim var. New York'ta bir müzede heykelim var daimi sergide. Bulgaristan Türk Büyükelçiliği bahçesi ve iç mekanında var. Dışişleri Bakanlığında heykellerim var. Üstün hizmet madalyam var Dışişleri Bakanlığından.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.