X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İşin mutfağından patronluğa
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İşin mutfağından patronluğa

  • Giriş Tarihi: 2.11.2016
İşin mutfağından patronluğa
İşin mutfağından patronluğa

Babasının yanında 22 yıl önce çırak olarak pideciliğe başlayan 32 yaşındaki evli ve bir çocuk babası Bekir Karadaban, iki yıldan bu yana da 'Denizli'nin en genç odası başkanı' ünvanıyla Denizli Fırıncılar Odası Başkanlığı görevini yürütüyor. 40 farklı pide çeşidiyle müşterilerine hizmet veren Karabadan, dışardan ortaokulu bitirdi, açıktan lise eğitimine devam ediyor. Mesleğini çok seven, bu yüzden de kendisine ait 'Pide Dünyası' markasıyla pide fırını açmaya devam eden Karabadan'ın şube sayısı 4'e çıktı. Hedef 2016 sonuna kadar kentin çeşitli bölgelerinde 3 şube daha açıp şube sayısını 7'ye çıkarmak. Yanında 50 kişiye de istihdam sağlayan Karadaban, bu yıl içinde Denizli'de ilk kez kendi şubelerine ve diğer pide fırınlarına lojistik hizmeti verecek imalathane de kuracak. Yeni yatırımla çalışan sayısını da 70'e çıkartmayı planlayan Karadaban, üniversite sınavına da hazırlanıyor.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz, bu işe nasıl başladınız?
1984 yılında Denizli'de doğdum. İlkokuldan mezun olduktan sonra baba mesleği olan pideciliği yapmaya karar verdim. Pideciliği yapmaya başladığımda babamla birlikte sanayide bir işyerimiz vardı. Babam da mesleğe 1977 yılında başladı bu arada... Standartların altında, klasik, salaş bir yerdi. Daha sonrasında o yaşlarda sanayide tepsiyle pide satardım. Hep yaptığım işin en iyisi olma hayalim vardı.

Pide Dünyası fikri nasıl çıktı ortaya ve nasıl kuruldu?
İlerleyen yıllarda iki tane işyerimiz oldu. Askerliğimi bitirdiğimde kendim yeni bir marka oluşturup yola devam etmem gerektiğini düşündüm. Babamın ismini, firmasının ismini kullanmayıp Pide Dünyası markasını oluşturma kararı aldım. İlk yapmam gereken Pide Dünyası ismini tescillemekti. Daha sonra Bereketler'de 2007 yılında ilk şubemizi açtık. Beş masalıydı, ocakta kendim çalışıyordum. Sonraki yıllarda orayı biraz büyüttük. İlerleyen süreçte her geçen gün bir yenilikle 2011 yılında Akkonak'ta ikinci şubemizi açtık. Yıllar peş peşe gelirken 2014 yılında Kınıklı şubemizi açtık. 7/24 çalışan ekibiyle alakalı daha geniş kapsamlı bir restoran olan Kınıklı şubemizden sonra 2016 yılında Pınarkent şubemizi açtık. Şubelerimizle aynı konsept içine büründük.

AYNI STANDARTTA ŞUBELER
Kurumsallaşmada ilk adımdı aynı zamanda değil mi?
Kesinlikle. Daha sonra şubelerimizi yeniledik, hepsini aynı standartlara getirdik. Şehir dışından bayilik teklifleri geldi. Fakat yakın zamanda böyle bir düşüncemiz yok. 5 masalı salaş bir yerden 4 şubeli kurumsal bir dünyaya...

Kınıklı, en büyük şubeniz sanırım, oranın kapasitesi ne kadar?
Kınıklı şubemiz ortalama 100 kişi kapasiteli. Paket servis, Bereketli bölgesindeydi ilk. Sonra Akkonak şubesine de açtık, herkes kendi çevresindeki mahallelere hizmet vermeye başladı. Daha sonra Kınıklı'da açtık. 24 saat konseptiyle Denizli'nin her yerine servis vermeye başladık. İnsanların ikamet ettiği her yerde Pide Dünyası olması gerektiğini düşündük böylece Pınarkent'e de şube açtık.

Bayilik vermeyeceksiniz yakın dönemde fakat yeni şubeler olacak mı farklı semtlerde?
Bir üretim yeri kurduk. Malzemelerimiz tekelden hazırlanıyor, müşterilerimizin sabah, öğlen ne zaman gelirlerse aynı kaliteyi yakalamaları adına reçeteler oluşturduk. Onu şimdi şubelere o şekilde transfer ediyoruz. Pideler değil tabii, sadece iç malzemesi ve standartları.

Denizli'ye has neler var mönünüzde? Lezzetlerinizin püf noktaları ve tercih edilme sebebiniz sizce nedir?
Bizim yöremize yakın, diğer illerde olmayan tahinli ballı cevizli var. Ulusal olduğu için bahsediyorum, Denizli'de olsa herkes biz de yapıyoruz der. Şuna inanıyorum, bir kıyma ya da et farklı şekillerde hazırlandığında ayrı bir lezzet, içine giren baharatı veya kuşbaşı et doğrandığında ayrı bir lezzet. Pide Dünyası olarak biz iş yerine gelen misafirlerimize ince hamurlu, kalın hamurlu nasıl tercih ederlerse o şekilde ayrıcalık tanıyoruz. Kenarları çıtır isteyenler, kalın isteyenler damak zevkine nasıl uygunsa o şekilde hitap etmeye çalışıyoruz.

"İŞİN MUTFAĞINDAN GELDİM"
Çok başarılı bir işadamı profiliniz var, bununla beraber ev hayatınızı biraz anlatır mısınız?
Ben 2008 yılında evlendim. 2009 yılında bir oğlumuz oldu, Mustafa. Herkesin kendi evladı onun için değerlidir. Ben oğluma baktığımda kendimi görüyorum.

Onun pideci olmasını istiyor musunuz?
Pideci olmasını istemem. Biz de pideci değiliz artık. Bir işletmeci mantığında. Ben mesleğimi seviyorum. Biz bu işin mutfağından geldik ama fırıncılık, berberlik gibi işlerin çekirdeğinden gelmediğin sürece yapmak zordur.

Sırrı bu mu büyümenin?
Sırrı bence bu. Babamın da sözleri vardır. Der ki: 'Çay her zaman kütük getirmez' Yani getirdiği zaman da doğru hamleyle doğru yerde hedefe ulaşmak lazım. Bir de der ki babam: 'Oğlum, çok yavaş gitme ölü zannederler; çok hızlı gitme deli zannederler.' Her zaman ortada gitmek daha iyidir. Biz hiçbir zaman Denizli'de kendi sektörümüzdeki firmaları rakip olarak almadık. Türkiye'de marka olmak istiyoruz. Hedefimiz bu.

"HEDEFİMİZ TÜRKİYE MARKASI OLMAK"
Sizin hayata dair hedeflerinizi merak ediyoruz. Bekir Karadaban olarak kendinizi nerede görmek istiyorsunuz? Hayal ettiğiniz nokta nedir? Pide Dünyası olarak Denizli'de yatırım yapan ve diğer illerde kazanılan para trafiğine katkı sağlayan bir marka olmak istiyoruz. İlkokuldan sonra, pideci olma kararı almıştım. Daha sonra hem okuyup hem bu işi yapabileceğime inandım. Ortaokulu dışarıdan bitirdim. Şimdi hem çalışıp hem aileme hem de Fırıncılar Odası Başkanlık görevime yetişmeye çalışıyorum. Bir yandan da lise okuyorum. Üniversitede de sektörümle alakalı bir bölüm seçmek istiyorum. Yani Bekir Karadaban her zaman yeniliklere açık, yaptığı işin en iyisini yapmak isteyen birisi.

"YENİLİKLERİ ODAMIZA TAŞIMAYA ÇALIŞIYORUZ"
Fırıncılar Odası Başkanlığı'ndan bahsedelim.
2010 yılında seçimlere 3 gün kala aday olduğum seçimlerde, 9 oyla kaybettim. Aday olmamı isteyen çevremiz ve meslek camiamızla, 2014 yılında girdiğim seçimlerde 102 oy farkla Denizli Fırıncılar Odası Başkanı oldum. Hem kendi sektörümde ilerlerken hem de meslek camiamızda güzel kararlar alınması için böyle bir göreve baş koydum.

Fırıncılar Odası neler yapıyor, oradaki atılımlar neler?
Unla yapılan bütün sektörler bizim odamızın çatısı altında. Simitçisi, yufkacısı, unlu mamulcüsü, pidecisi, tatlıcısı hepsi bizim sektörün içerisinde. Biz oda olarak esnafımızın sorunlarıyla arasında köprü oluyoruz. Odaların üzerinde çok yaptırım gücü yok son gelen kanunlarla birlikte. Hijyen belgeleri, sağlıkla alakalı veya kişinin çalıştığı firmalarla alakalı biz burada bir güç oluşturmuş oluyoruz. Ben Fırıncılar Odası Başkanı olduktan sonra ufkum değişti. Yurt dışına gittim, aynı yıl içinde 15 il gezdim, federasyonumuz sayesinde. Her gittiğim yerden bir şey öğrenmeye çalıştım. Bizim mesleğimizde, her sektörde olduğu gibi, personel sıkıntısı var. Biz de bir çözüm düşünüyoruz bu sorun için.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.