X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sanata adanmış bir hayat: Filiz Eczacıbaşı Sarper
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sanata adanmış bir hayat: Filiz Eczacıbaşı Sarper

  • Giriş Tarihi: 20.3.2017
Sanata adanmış bir hayat: Filiz Eczacıbaşı Sarper
Sanata adanmış bir hayat: Filiz Eczacıbaşı Sarper

Hayatını sanata adayan Filiz Eczacıbaşı Sarper, amcasından devraldığı İKSEV’de yarattığı başarı öyküsüyle İzmirliler’i sanatla buluşturuyor

İzmir'in ilk Müslüman eczacısı Süleyman Ferit Bey'in oğullarının İstanbul'da kurduğu Eczacıbaşı topluluğunun aksine, Filiz Eczacıbaşı, kentte babasıyla kalmayı tercih etti. Sanat aşkıyla yanıp tutuşan Filiz Eczacıbaşı, babasının İzmir'de kalmasını diretse de sadece Londra'da verilen koreolojistlik eğitimini almak için İngiltere'ye gitti. Henüz yeni mezun olmuşken Sait Sökmen'in "Kurban" adlı balesinin koreolojisini yazdı. Bunu Londra'daki Uluslararası Koreoloji Kütüphanesi'ne ilk Türk eseri olarak kaydettirdi. 1977 yılından başlayarak üç kez Dünya Koreolojistler toplantısında Türkiye'yi temsil etti. İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nde 3 yıl koreolojist olarak çalışan Eczacıbaşı, hayatının erkeği ile evlenerek İzmir'e geri döndü. İstanbul Festivalleri'nin başkanı ve İzmir Kültür Sanat Eğitim Vakfı'nın (İKSEV) kurucu başkanı olan Nejat Eczacıbaşı'nın 7 yıl yardımcılığını yaptı. Amcasının vefatının ardından İKSEV'in başkanlığını üstlenen Eczacıbaşı, göreve gelişinin ikinci yılında bu yıl 24'üncüsü yapılan İzmir Avrupa Caz Festivali'ni hayata geçirdi. Türkiye'nin ilk senfonik dalda beste yarışması düzenleyrek 200'e yakın eser ve sanatçı kazandırdı. İKSEV'in genel merkezi olarak kullanıhlan binayı MÜZİKSEV adıyla müzeye çevirdi. Eczacıbaşı, Avrupa'nın 65 yıllık Festivaller Birliği'nin ilk Türk yönetim kurulu üyesi oldu. İKSEV'de önemli başarılara imza atarak İzmir

Bu kadar koşuşturmanın ortasında her yere nasıl yetişiyorsunuz?
- Ben bile bazen şaşırıyorum o kadar ciddi bir yoktan var etme var ki ama inandığınız bir şeyi yaptığınız zaman oluyor. Sabah 5'de kalkıyorum. İzmir adına sanatsal anlamda çok ciddi şeyler yapılıyor. Yurtdışında da çok ciddi bilinirliğimiz var, o da çok gurur verici bir şey. İzmir bu yönüyle de marka kent olabilir.

Caz Festivali nasıl başladı?
- Nejat Eczacıbaşı ile birlikte başladık İzmir Festivaline. 7. festivale kadar amcam başkandı, ben yardımcılığını yapıyordum. Nejat Eczacıbaşı 7. festivalden sonra maalesef vefat etti. 8. festivali benim başkanlığımda yaptık. Caz Festivali, benim başkanlığım döneminde, İtalyan Konsolosluğu, Alman Kültür Merkezi Goethe Enstitüsü'nün desteği ile "Avrupa Caz Günleri" diye başladı. Şimdi böyle ciddi bir festivale dönüştü. Bugün Avrupa Caz Festivali, Avrupa caz networkünün üyesi. Türkiye'de üye olan iki festivalden biri. Çok nitelikli, eğitim boyutu çok büyük bir festival.

Senfonik müziğe de büyük desteğiniz var...
- Türkiye'de senfonik dalda sürekli olarak gerçekleştirilen tek yarışmayı Dr. Nejat Eczacıbaşı Beste Yarışması adı altında burası yapıyor. Bu genç bestecilerimizi üretmeye teşvik ediyor. Bugüne kadar yaklaşık 200 senfoniyi çok sesli müzik dağarcığımıza kazandırmış durumda. Gürer Aykal, Rengin Gökmen, Hasan Uçarsu gibi müzik alanında çok önemli isimler bu yarışmanın seçici kurulunda yer alıyor. Hasan Uçarsu, bizim ilk yarışmamızın birincisi. Bugün Türkiye'nin önde gelen bestecilerinden birisi. Bizim bestecilerimizi daha çok teşvik etmesi için beste yarışmasını özellikle ulusal tutmak istiyorum. Bunun için uluslararası yapmıyoruz.
İKSEV'i tercih ettim

"Martha Graham dansçıları Türk bestekarın eseriyle dans edecek" Gençleri nasıl seçiyorsunuz?
- Martha Graham Dance Company geldi. Gelirken "Türk dansçılarla bir çalışma yapabilir miyiz" dediler. Çalışma İdil Biret'in isteği üzerine daha kısıtlı öğrenci ile yapıldı. Dokuz Eylül Üniversitesi Konservatuarı'ndan en yüksek puanları alanlar katıldı. Türkiye'nin dört bir yanından profesyonel dansçı geldi. Martha Graham'ın dansçılarıyla aynı sahneyi paylaşmak çok ciddi bir deneyimdi genç dansçılar için. Bunu tekrarlayalım dedik, çok fazla başvuru oldu. Gençler hem teorik olarak tekniği aldılar hem dans ettiler stüdyoda hem de eserleri film olarak izleyip yorumlayarak çok yönlü bir eğitim yaptılar.

MÜZİKSEV'de ne yapıyorsunuz?
- MÜZİKSEV'de de çok ciddi çalışmalarımız var. Binamız, zamanın İzmir Valisi Kemal Nefrozoğlu tarafından bize İKSEV'in genel merkezi olarak önerildi. Ancak, biz bu binayı kentle paylaşmak istedik. En faal olduğumuz alan müzik olduğu için MÜZİKSEV yaptık. Bağlamanın virtiözü olarak kabul edilen Güner Özkan, ciddi bir koleksiyona sahip. Türk etnik sazlardan oluşan bir koleksiyonu bize bağışladı. Biz burayı bir enstrüman müzesi olarak açtık. Yaklaşık 200 kişi alan bir salon var. Oradaki sazların kullanıldığı konserler yapılıyor. Orada bir lutiye (saz yapımı) atölyesi var. Burada sadece sazların bakımı yapılmıyor. 23 Mart'ta orada bir sergimiz ve konserimiz olacak "İki Telinin Yolculuğu" adında. Orada Profesör Metin Ekici sazlarla ilgili bilgi verecek. Bu sazlar sergilenecek ve o konuda hakimiyeti olan üç sanatçımız benzeri sazları kullanarak konser verecek.

12 KİŞİLİK DEV KADRO
Kaynak nereden buluyorsunuz?
- Sponsorlarımız, devletin ve belediyenin desteği var. Onları en iyi şekilde değerlendiriyoruz.

Böylesine büyük işleri kaç kişilik ekiple yapıyorsunuz?
- Çok küçük bir kadromuz var. Benimle birlikte tam zamanlı çalışan 12 kişi var. Tabi ki gönüllülerimiz de var. Festival döneminde teknik ekibimiz oluşuyor.

Festivalin bu kadar başarılı olmasında sizin sanatçı kimliğiniz de önemli diye düşünüyorum...
- Sanatçı olarak hiçbir performansım yok. Mezuniyetten sonra sadece üç yıl İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nde koreolojist olarak çalıştım.

Türkiye'de böyle bir eğitim olmadığı için mi Londra'ya gittiniz?
- Bu eğitim yalnız Londra'da veriliyordu. Yurda döndükten sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nde bir süre çalıştım. Burada sahnelenen Sait Sökmen'in "Kurban" adlı balesini Benesh Dans Notasyonu'na geçirerek Londra'daki Uluslararası Koreoloji Kütüphanesi'ne kaydettirdim. Koreoloji kütüphanesindeki ilk Türk eseri olan 'Kurban'la "A.I.Chor" unvanı kazandım. 1977 yılından başlayarak üç kez Dünya Koreolojistler toplantısında ülkemizi temsil ettim.

Bu kadar başarılı olduğunuz bir işi neden bıraktınız?
-Evliliğim dolayısıyla İzmir'e geldim. Vakıf çalışmaları o kadar yoğundu ki seçim yapmam gerekiyordu ve seçimimi İKSEV'den yana yaptım. Hiç pişman olmadım.'i sanatla buluşturan Eczacıbaşı ile 24.İzmir Avrupa Caz Festivali'nin ardından keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.