X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hayallerinizi gerçekleştirmeye bugün başlayın!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hayallerinizi gerçekleştirmeye bugün başlayın!

  • Giriş Tarihi: 24.1.2013 15:45

Yeni yıla girmişken kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Güvende ve mutlu mu, yoksa endişeli ve sıkıntılı mı? Yaşam Koçu ve İletişim Uzmanı Ebru Korman, 2013 yılı için neler yapmamızla ilgili görüşlerini anlatıyor.

Cevabınız, güvende ve mutluysa, bu, bir şeyleri doğru yaptığınıza dair iyi bir işaret. En azından bugün için keyfinizin ve sağlığınızın yerinde olduğunu gösteriyor. Fakat bu sizi rehavete sürüklüyorsa sorun var demektir. Çünkü bitmedi; kendiniz ve geleceğiniz için yapabileceğiniz daha pek çok şey var.

Cevabınız endişeli ve sıkıntılıysa, bu göründüğü kadar kötü değil. Bir şeyler ters gidiyor ve siz de bunun farkındasınız demek. Yaşam kalitenizi düzeltmek için, çeşitli olasılıkları değerlendirmeniz ve harekete geçmeniz gerekiyor. Sakın kendinizi çaresiz hissetmeyin, çünkü yapabileceğiniz şeyler, her zaman var.

Cevabınız hiçbiriyse, ciddi bir sorun olabilir. Durumunuzu değerlendirmeme uyuşukluğu hastalığına yakalanmış olabilirsiniz. Hareketsizlik tuzağı, sizi kıskıvrak yakalayabilir. Silkinip, durum değerlendirmesi yapmanın tam zamanı.

Yeni yıl, geçmiş yılın, hatta hayatın değerlendirmesini yapmak için iyi bir fırsat.

Yaşam Koçu ve İletişim Uzmanı Ebru KORMAN şöyle devam ediyor!

Yıllar çok hızlı geçiyor, bunun farkındayız. Fakat bu durum, yaşayacak uzun bir hayatımız olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. İnsanın yaşadığı ortalama ömür süresi artıyor. Bu durum, sosyal sigorta sistemlerinin hesaplarını altüst etmeye başladı bile. Her geçen yıl, emeklilik yaşı daha ileri tarihlere atılıyor.

Önümüzde büyük olasılıkla, düşündüğümüzden daha çok zaman var. Yani kendimizi salma zamanı değil! Bu tehlikeli rahatlık durumunun, birbirine tamamen zıt kaynakları olabilir:

• Her şeyi mükemmel yaptığına, daha fazla çabaya gerek olmadığına inanmak.

• Çok kötü durumda olduğuna, ne yapsa ilerleyemeyeceğine inanmak.

• Bütün bunların düşünmeye değmeyeceğine inanıp, uyuşuk biçimde hayatı boşa geçirmeyi tercih etmek.

Kaynakları ne kadar farklı görünürse görünsün, hepsi aynı büyük soruna yol açıyor

Harekete geçmemek. Bunun sonucunda yerinde saymak. Kaçınılmaz son olarak da geriye düşüp, elinde az veya çok ne varsa, ondan da olmak.

Fazla iyimserlik, karamsarlık veya uyuşukluk, hepsi hem kendi hayatımız, hem sevdiklerimiz hem de içinde yaşadığımız dünya ve toplum için tehlikeli.

Hareketsizliğin, mesela, emekli olup yan gelip yatmanın da yaşlılık yıllarında yapılması gereken en doğru şey olduğuna, sakın inanmayın. Emin olun, bu sizi mutlu etmeyecektir.

Bu konuda en sağlıklı bilgiler Japonya'dan geliyor, çünkü nüfusu en yaşlı ülkelerden biri. Genç nüfus azaldığı için, yaşlılara iş şansı doğdu. 65 -70 yaş üstü Japonların bir kısmı çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Bu işlerin arasında, süpermarkette tezgâhtarlık bile var.

Sonuçlar ise şaşırtıcı:

1) Evde oturacağına çalışmaya başlayan yaşlılar, sanki yıllardır küskün duran bir bitkinin çiçek açmaya başlaması gibi enerji doluyor ve mutlu oluyor.

2) Yaşlıların işe devam oranı ve verimleri gençlerden yüksek. Şirkete verdikleri olası zararlar daha düşük.

3) Yaşlılardan hizmet alan müşterilerin memnuniyeti, gençlerden hizmet alanlara göre çok yüksek.

Burada amacımız, yaşlıları övmek değil. Yaşlıların ilacının bile durgunluk değil, hareket olduğunu göstermek.

Canlılar için en iyi ilaç harekettir. Nasıl çalışmayan, bakılmayıp kendi haline bırakılan makineler paslanır, çürürse, hareket etmeyen vücutlar, zihinler ve duygular da şişer ve hastalanır. Hareketsizlik, hastalık belirtisidir. Bunu en iyi evcil hayvanlarda hissederiz. Cıvıl cıvıl, enerji dolu kediniz, köpeğiniz, bir anda durgunlaşır…

Böyle durumlarda harekete geçip, tedavi etme zamanı gelmiştir. Yoksa hareketsizliğe devam etmenin bedeli acı olur!

Bu yılı, kendimiz için KARAR VERME VE HAREKETE GEÇME YILI ilan edelim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.