X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İşsiz kalan eski öğrenciye maaş ödeyen üniversite
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İşsiz kalan eski öğrenciye maaş ödeyen üniversite

  • Giriş Tarihi: 26.3.2013 08:42

Öğrencilerine iş bulma konusunda büyük yardımda bulunan Nişantaşı Üniversitesi, işin boyutunu bir sonraki aşamaya geçirmiş. İşsiz kalan eski öğrencilerine de altı ay boyunca 1000 TL maaş veriyor. Üniversiteni kurucusu Levent Uysal öğrenciler için sağladığı imkanları anlattı.

Uzun yıllar bilişim ve telekomünikasyon sektörlerinde üst düzey yöneticilik yapan Nişantaşı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Levent Uysal, bu dönemde yaptığı gözlemlere ve tecrübesine dayanarak kurduğu Nişantaşı Üniversitesi ile ilgili yenilikleri, gelecek dönem hedeflerini ve öğrenciler için sağladığı imkanları anlattı.

Bir üniversite kurma fikri nasıl oluştu? Daha önceki çalışmalarınız, bu üniversiteyi kurmanız için size bir altyapı sağladı mı?
Biz aileden akademisyeniz. Babam Çukurova Üniversitesi'nin kurucularından Doç. Dr. Cevdet Uysal. Oradan gelen bir sempati var yüksek öğrenime. Yaklaşık 25 yıl da profesyonel çalışma hayatımız olması sebebiyle hemen hemen bütün sektörlere giriş çıkış yaptık ve hangisektörlerde insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu görmüş olduk. Buradan yola çıkarak 2010 yılında Nişantaşı Meslek Yüksekokulu'nu kurduk.2012 yılında da öğrencilerimizden ve ailelerinden gelen talep doğrultusunda 4 yıllık fakültelerimizin bulunduğu Nişantaşı Üniversitesi'ni hayata geçirdik.

Nişantaşı Üniversitesi'nin kendisini farklılaştırdığı noktalardan biri de üniversite dünyasına mesleki eğitim odaklı olarak giriş yapmış olması ve iş hayatına yakınlığı. Burada okuyan öğrencilere bu çerçevede nasıl olanaklar sunuyorsunuz?
İnsanlar; dış dünyaya açılmak için, sektörde neler yapıldığını öğrenmek için ve bir an önce iş hayatına atılmak için üniversite eğitimi alır. Biz bunların hepsini öğrencilerimize nasıl sağlarız mantalitesiyle ilerledik. Bir program açmadan önce bu programla ilgili partnerleri, çözüm ortaklarımızı bulduk. Onlara çok iyi insan kaynağı yaratabilmemiz için nasıl bir uygulama alanı sağlamamız, nasıl bir müfredat uygulamamız gerektiği gibi konuları 10-15sektörün lideriyle görüştük. Aldığımız "know-how" doğrultusunda hem müfredatımızı hem de laboratuvarlarımızı oluşturduk. Bunun sonucunda çözüm ortaklarımız bizim öğrencilerimize çalışma imkanı verdi. Bazıları tam bazıları yarı zamanlı olarak başladı. Bizim buradaki en büyük kurgumuz çocuklarımızın bir an önce iş dünyasıyla tanışması ve bir an önce SGK kayıtlarının açılması. Çünkü sosyal güvenliği ne kadar erken başlarsa kişi kendini o kadar huzur içinde hisseder.

İlk mezunlarınızı verdiniz. Onlara da aynı şekilde işe yönlendirme ve kariyer belirleme konularında destekleriniz oldu mu?
Bizim İnsan Kaynakları Atölyesi dediğimiz, İK şirketi gibi çalışan bir departmanımız var. Bu departmanın görevi, öğrencimize okurken stajları, yarı zamanlı işleri ayarlamak ve öğrenci eğitimini bitirdiği an iş imkanı sunmak. Çözüm ortaklarımızla ve İK Atölyemizle sağladığımız bu imkanlar sayesinde mezunlarımızın yüzde 90'ı şu an çalışıyor. Bununla birlikte, öğrencilerimizin ve iş dünyasının okulumuza olan güvenini arttırmak için bir sadakat programı oluşturduk. Öğrencimiz, işle/sektörle ilgili sıkıntısı olduğunda yardımcı olmamız için önce bize geliyor. Kendisinden kaynaklanmayan sebeplerle işinden çıkarılırsa, 6 ay boyunca öğrencimize 1000 TL maaş veriyoruz ve o sürede başka iş imkanları araştırıyoruz. Bu olanaklardan yararlanmak için belirlediğimiz kriterler çok basit; öğrencinin okurken devamsızlık yapmamış olması, stajlarını tamamlamış olması ve çalıştığı yere okuldan bir arkadaşını stajyer olarak tavsiye etmesi.

Okul süresince bu pratik çalışmalarla teorik eğitimi nasıl bir dengede götürüyorsunuz?
Eğitimlerimizin yüzde 30'u teorik, yüzde 70'i pratik olacak şekilde veriliyor. Okulda aldığı teorik bilgiyi stajında uygulamayı öğreniyor ve stajındaki üstünün/şefinin vermiş olduğu referans geçme notunu etkiliyor. Öğrencileri okurken staja yönlendirmemiz onu mezuniyetten sonra firmanın kurumsal kimliği, organizasyonu ve işleyişi hakkında bilgi sahibi bir insan kaynağına dönüştürüyor. İşverenin nezdinde bu özelliklerle herhangi bir mezundan ayrılıyor.

Bölümleri belirlerken sektörle ne tür bir temas oldu? Bundan sonra muhtemelen daha akademik olan 4 yıllık programlar artacak. Onları belirlerken kriterleriniz nedir?
Biz öncelikle bölümü açmadan piyasa araştırması yapıyoruz. Bunu yükseköğretim kurumlarındaki doluluk oranlarının ve insan kaynakları şirketlerinde hangi sektörde nasıl bir kaynağa ihtiyaç olduğunun araştırmasını yaparak belirliyoruz. Minimum 3 çözüm ortağı ile anlaşmadan bölüm açmıyoruz. Çünkü buraya gelen kişi öğreniminden sonra o sektörde çalışacak. Düşünün bir dönem herkes işletme bölümü okudu ve yaklaşık 60 bin işletme mezunu var. Ancak piyasada bu kadar talep yok ve bu öğrenciler açıkta kaldı. Biz de şöyle bir strateji belirledik. Evet işletme okutalım ama "focus" işletme; Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği ve Deniz İşletmeciliği gibi biraz daha kendi içerisinde kategorize olan bölümler olsun ki öğrencinin nereye odaklanacağı daha açık olsun.

Bize yeni açılacak bölümlerden bilgi verebilir misiniz?
Üç fakülte açmak için başvurularımız var: Sağlık Bilimleri Fakültesi, Tıp Fakültesi ve Hukuk Fakültesi. İlgili dosyalarımızı Yükseköğrenim Kurulu'na verdik oradan gelecek cevaba göre konumlanacağız. Meslek Yüksekokulu'nda ise 5-6 bölüm daha açıyoruz. Ayrıca çalışan öğrencilerin gece eğitime devam edebilmesi için gündüz bölümlerinin de ikinci öğretimlerini açma planımız var.

Gelen öğrencilerin yüzde kaçı burslu okuyor?
Burslu öğrencilerimizi üçe ayırdık: ÖSYM kılavuzunda vermiş olduğumuz burslar; mütevelli heyetimizin vermiş olduğu burslar (harç bursları); öğrencinin okurken göstermiş olduğu başarıyla doğru orantıda yemek, ulaşım ve konaklama bursu gibi burslar. Bizim amacımız okuyan bütün öğrencilerimizin başarıları doğrultusunda bu burslardan yararlanması. Çünkü burası bir vakıf ve öğrencilerimizden almış olduğumuz harcı geriye nasıl pozitif olarak çevirebileceğimize önem veriyoruz. Bunu da hem bilimsel araştırmalarda, hem çocuklarımızın uluslararası ağlarını geliştirmede hem de ihtiyacı olan çocuklarımızın yaşam standardını yükseltmede kullanarak yapıyoruz.

Üniversitenizde uygulanan 1+4+1 sisteminden bahseder misiniz?
Hangi mesleği yaparsanız yapın İngilizceniz olmazsa dünyayı takip edemezsiniz. Bu yüzden öğrencilere diyoruz ki 1 yıl İngilizce 4 yıl meslekle ilgili branş eğitimi al biz de 1 yıl ücretsiz olarak yüksek lisans eğitimi verelim. Nişantaşı Üniversitesi yönetenlerin kulübü olsun istiyoruz. Öğrenci yüksek lisans yaptığı zaman bir adım önde olacak. Bizim markamız mezunumuz, vermiş olduğumuz söz... Mezun ne kadar donanımlıysa, iş dünyasında hem bilimsel anlamda hem sektörel anlamda ne kadar başarılıysa Nişantaşı Üniversitesi o kadar hızlı büyür. Düşünün doğru eğitimleri vermeden hatıra binaen birkaç kişiyi işe soksak bir yerden sonra işveren bunu kabul etmez, biz sürekliliği sağlayacağımız, vermiş olduğumuz eğitimlerin doğru konumlanacağı ve iş dünyasında etkin olacak insan kaynağı yaratmaya çalışıyoruz. Tüm şehirlerde kariyer günleri yapıyoruz, 120 rehber hocayla ortak platformlar kuruyoruz ve sadece Nişantaşı Üniversitesi'ni tanıtmıyoruz; mimarlığın artısı eksisi, çocuk gelişimi bölümünün artısı eksisini anlatıyoruz ki öğrenciler bölümleri bilinçli seçsin. 10 kişiden 7'si mezun olduğu işi yapmıyor ve mutsuz.

Yüksek lisansla ilgili ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Yüksek lisansta Mart itibariyle ilk öğrencilerimizi alacağız. Burada da partnerlerle ve firmalarla anlaşıyoruz. Firma çalışanını iki yıl yüksek lisans programımıza gönderiyor. Çalışan da o iki yıl işinden ayrılmayacağının garantisini veriyor. Her şeyden önemlisi uzun süreli insan kaynağı ile çalışabilmek, doğru insan kaynağını doğru koltuğa oturtup onunla uzun sürebilecek okların gidip gelmesini sağlamak. Her işin ana nüvesi insan, insanı doğru şekillendirebilirsek bu hem ülkemize hem çalıştığımız firmaya hem de okulumuza faydalı olur.

Üniversitenin gelişimi için yeni projeler var mı?
İşveren, çok iyi İngilizce bilen, altyapısı çok iyi, dünya firmalarında staj yapmış ve yüksek lisans yapmış mezunu tabi ki tercih eder. Biz de öğrencilerimizin iyi İngilizce öğrenmesi için AIESEC'le 60 ülkeden 150 ye yakın öğrenci getiriyoruz, bu öğrencilerin tüm masraflarını karşılıyoruz ve 1-2 ay proje bazlı Türkiye'de kalmalarını özellikle de hazırlık bölümünde okuyan öğrencilerimizle birlikte kalmalarını sağlıyoruz. Bu yönde iki projemiz var: Sınıf arkadaşın nerden gelsin projesi ve ev arkadaşın nerden gelsin projesi. Örneğin; İngiltere'den gelen öğrenci burada öğrencimizle 24 saatini birlikte geçiriyor. Bunun avantajları çok. Buradaki velinin öğrenciyi dil eğitimi pratiği için yurtdışına gönderme külfeti ortadan kalkıyor. Öğrenci İngilizceyi günlük hayatında kullanarak bu konuda özgüven sahibi oluyor.

Kampüslerinizin konumunu belirlerken nelere dikkat ettiniz?
Kampüsleri seçerken kolay ulaşımı olan, metrobüs ve metro hatlarına yakın kurguluyoruz ki devamsızlık olmasın, yol öğrenciyi zorlamasın. Ayrıca Bayrampaşa ve Nişantaşı'nın iş dünyasıyla iç içe olması kampüs seçimimizde etkili oldu. Buralarda bizimle birebir ilgili moda, lojistik ve teknik sektörlerden firmalar var.

Nişantaşı Üniversitesi'ni yurt dışına açma hedefiniz var mı?
Ana hedeflerimizden biri Nişantaşı Üniversitesi'ni uluslararası hale getirmek. Öncelikle amacımız üniversitemizi New York'ta açıp, Nişantaşı Üniversitesi İstanbul'u kazanan ve hazırlık bölümünü bitiren öğrencilerimizden dileyenleri New York'ta okutmak. Daha sonraki planlarımız ise Londra ve Dubai'de de Nişantaşı Üniversitesi kurup aynı uygulamayı hayata geçirmek.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.