X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Harvard Üniversitesi'nden diyabetin önlenmesi için yeni yeni bir yaklaşım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Harvard Üniversitesi'nden diyabetin önlenmesi için yeni yeni bir yaklaşım

  • Giriş Tarihi: 13.11.2013 13:48 Güncelleme Tarihi: 13.11.2013 13:49

Harvard Üniversitesi’nde, Hotamışlıgil Laboratuvarlarında yapılan bir araştırma doğal olarak oluşan bir safra asidinin kullanılması ile tip 1 diyabete karşı yeni ve etkin bir korunma ve tedavi yaklaşımı ortaya çıkardı.

Boston, MA - Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıkları Bölümünde Profesör Gökhan Hotamışlıgil liderliğindeki yeni araştırmalar tip 1 diyabette insülin üretiminden sorumlu beta hücrelerinin tahribatında önemli rol oynayan bir mekanizmayı ortaya çıkardı. Araştırmalar ayrıca bu tahribatı durdurmakta etkin olan ve doğal kaynaklı bir ilacı kullanarak hastalığın önlenebileceğini gösterdi.

Şu anda, tip 1 diyabet için önleyici herhangi bir yöntem bulunmuyor ve tedavi sadece insülin enjeksiyonları ile yapılabiliyor. Pankreasta bulunan beta hücrelerinin (yanda görüntülenen) sağlıklı fonksiyon görmesinde ve insülin üretmesinde önemli rol oynayan ve endoplazmik retikulum bozukluğu ile sonuçlanan bu problemin basit kimyasal yöntemlerle düzeltilebilmesi, tip 1 diyabetin önlenmesi ve tedavisinde paradigmayı değiştirecek potansiyele sahip yeni bir yöntem olabileceğine işaret ediyor.

Çalışma dünyanın önde gelen bilim dergilerinden ScienceTM'in 13 Kasım 2013 sayısında yer alıyor.

Tip 1 diyabette, insülin üreten beta hücrelerinin yanlışlıkla vücudun kendi bağışıklık sistemi tarafından saldırıya uğraması sonucu tahrip edildiği yaygın olarak kabul ediliyor ve bu mekanizma üzerinde çok yoğun araştırmalar yapılıyor. Ancak bu saldırıyı baskılama yollarına dayalı tedavi girişimleri henüz klinik uygulamaya başarılı bir biçimde geçebilmiş değil. Hotamışlıgil bu buluşun önemini "Bu çalışmamızın sonuçları bize bağışıklık sistemine dokunmadan da, sadece beta hücrelerinin korunması ile diyabetin önlenebileceğini gösteriyor ve böylece bu hastalığa yaklaşımda yeni bir perde açmış oluyor" diyerek açıklıyor.

Şu an dünyada 350 milyona yakın diyabet hastası bulunuyor ve bu rakamın 20 sene içinde 500 milyonu aşması bekleniyor. Bu rakam hem tip 1 hem tip 2 diyabeti içeriyor ve her iki hastalık tipi tüm dünyada büyük bir hızla artış gösteriyor. Örneğin Amerika'da 20 yaş altındaki kişilerde son 10 sene içindeki tip 1 diyabet sıklığındaki artış yüzde 25'in üzerinde. Sadece Amerika'da diyabet yılda 250 milyar dolar sağlık harcaması ve külfeti yaratıyor.

Hotamışlıgil ve çalışma arkadaşları insan pankreas örnekleri ve fare modellerini kullanarak, tip 1 diyabet ortaya çıkmadan önce beta hücrelerinde endoplazmik retikulum fonksiyonunda sıra dışı bir azalma oluştuğunu ve bunu takip eden süreçte kan şekerinin yükselmeye başladığını görüyor. Hem Hotamışlıgil'in laboratuvarında yapılan buluşlar hem de başka araştırmacıların çalışmaları, endoplazmik retikulum fonksiyonunun beta hücrelerinin yaşaması ve fonksiyonu için önem taşıdığını ortaya çıkardı. Bu çalışmada Hotamışlıgil ve arkadaşları bu organelde oluşan kapasite düşmesinin beta hücrelerine saldırıya geçen bağışıklık sisteminin bir oyunu olduğunu fark ediyor ve bu oyunu kimyasal bir müdahale ile bozarak, beta hücrelerini tahribata karşı dirençli hale getiriyor.

Hotamışlıgil'in laboratuvarında daha önce yapılan çalışmalarda endoplazmik retikulumda oluşan bozuklukların dokularda oluşturduğu stres vasıtası ile şişmanlık ve diyabete yol açtığı keşfedilmiş ve kimyasal şaperon adı verilen moleküllerin bu stresi azaltabileceği gösterilmişti. Hotamışlıgil'in keşfettiği bu kimyasallardan biri de TUDCA adı ile anılan, safra asiti yapısında doğal bir ürün. Bu bulgulara dayanarak, tip 1 diyabet geliştirecek farelere TUDCA uygulaması başlatıldığında hastalığın ortaya çıkması engellenebiliyor. Bu hayvan modellerinde beta hücreleri sağlıklı olarak yaşamaya ve fonksiyon görmeye devam ediyor. Araştırmacılar bu etkinin nasıl oluştuğunu gösteren bir moleküler mekanizmayı da aydınlatıyor ve tedaviye aracı hedefin bağışıklık sistemi değil, beta hücrelerinde olduğunu ispatlıyor.

Bu çalışmayı hayata geçiren Hotamışlıgil'in öğrencisi Dr. Feyza Engin, çalışmalarının "fare ve insan örneklerinde ortak bulgular vermesi nedeni ile tip 1 diyabetten insanları koruyabileceğini" belirtiyor ve bu nedenle heyecan verici olduğunu ifade ediyor.

Tıp alanındaki gelişmeler artık hekimlere tip 1 diyabet riski taşıyan çocukları büyük bir hassasiyet ve doğruluk ile belirleme imkanı veriyor. Ancak şu an bu çocuklara herhangi bir müdahale yapılamadığından, diyabetin çıkmasını beklemekten başka bir çare maalesef mevcut değil. Hotamışlıgil "Bizim bulduğumuz bu mekanizma ve kimyasal bu dönemde olan çocuklarda hastalığın ortaya çıkmasını önemli ölçüde geciktirebilecek, hatta tamamen ortada kaldıracak kapasiteye sahip", diyor. TUDCA güvenli ve doğal yapıda olduğundan bunun insanlarda test edilmesine fonlar oluşur oluşmaz başlayabileceklerini belirten Hotamışlıgil, buldukları mekanizmalar sayesinde daha başka kimyasalların da bu amaçla geliştirilebileceğini ve risk altındaki kişilerin şiddetle ihtiyaç duyduğu alternatiflere ulaşılabileceğini öngörüyor. Bu çalışma Hotamışlıgil Laboratuvarında Uluslararası Diyabet Vakfı (JDRF) tarafından destekleniyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.