X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Geriye kalan 6 ülkeyi biri bana saysın…
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Geriye kalan 6 ülkeyi biri bana saysın…

  • Giriş Tarihi: 28.1.2013 14:45 Güncelleme Tarihi: 28.1.2013 16:04

İlknur Menlik - ilknur@gidahatti.com

"Türkiye, tarımda dünyanın kendi kendine yeten 7 ülkesinden biridir." 70'li, 80'li yılların dilimize pelesenk olmuş bu miti aklıma geldikçe ve bugün bile hala bu mite inananları (ya da inanmak isteyenleri) gördükçe, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in bir toplantıda söylediği şu sözler aklıma gelir hemen: "Geriye kalan 6 ülkeyi biri bana saysın…".

Gerçekten de bu 6 ülke hangisiydi, hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz galiba…

Yağın, tuzun, etin, gazın bulunmadığı yıllarda, cebinizde paranız dahi olsa kuyruklara girip sabahtan akşama kadar ayakta bekleyerek, üstelik tam da sıra size sıra gelmişken kıymanın, tüpün bittiği ve eve eli boş dönüldüğü yıllarda, gerçekten buna inanılıyor muydu diye, kendime sormadan edemiyorum. Muhtemelen inanılıyordu ki bugün bile bu tezi savunanları (artık bir elin parmakları kadar az sayıda olsa da) görüyorum.

Çok sonraları, 90'lı yılların ortalarından itibaren gıda fuarları düzenlemeye başladığımda, adını bugün de duyduğumuz birçok gıda markamızın sahiplerinden benzer şikâyetleri dinledim: "Paramız var, yatırım yapacağız, ancak ham madde sıkıntımız var. Yatırımımızın atıl kalmasından korkuyoruz!"

Bu da şunu gösteriyordu; bu ülkenin potansiyeli var, girişimcisi var, ama tarıma yatırım ve bunun koordinasyonunda eksikler var. Bu sıkıntıların arasından sıçrama yapabilmek için bir şeyler yapmanın ve ortak akılla hareket etmenin gerekliliği ortadaydı. İşte Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu, bu gereklilikten doğdu. Ama bunun hikâyesi, bir başka yazının konusu olacak kadar uzun ve bu nedenle ben konuyu sadece tarım yönünden değerlendirmek istiyorum.

O yıllardan bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda, tarımımızdaki büyük ilerleme hemen göze çarpıyor. Bu ilerlemenin arkasında, birçok kişinin de benimle hemfikir olduğuna inandığım 'tarıma yapılan destekler' konusu var. Elbette ki destekleme olmadan tarımımız bir yerlere gelemezdi. Elimdeki rakamlara göre son 10 yılda tarıma toplam 50 milyar liralık destek verilmiş. Sadece geçen yıl yapılan destekleme miktarı 7,2 milyar liraya ulaşmış. Bakan Eker'in hayvancılığımıza ilişkin hassasiyeti desteklemelerde de ortaya çıkmış durumda: 10 yıl önce tarımın tamamına verilen destekleme miktarından daha fazlası bugün sadece hayvancılığa veriliyor; tutar ise 2,1 milyar TL.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yeni isminde yer alan hayvancılığın tarımın içinde mi yoksa tarımdan ayrı bir alan mı olduğunu tartışmak yerine bu hassasiyeti ve hayvancılığımızın ilerlemesi için yapılan destekleri konuşsak bence daha yapıcı eleştiriler ortaya koyabilir ve ilerlemeye yardımcı olabiliriz.

Benim bir başka önem verdiğim nokta da, Bakanlığın yeni yapılanmasında gıda isminin yer almasıdır. Bununla birlikte gelen yenilikler de oldu: AB üyeliği maratonumuzda Gıda Güvenliği, Veteriner Hizmetleri ve Bitki Sağlığı faslının müzakerelere açılması, Güvenilir Gıda, Sağlıklı Yaşam kampanyası, ALO 174 Gıda Hattı, gıda güvenliğine yönelik 105 yönetmeliğin yayınlanması, Okul Sütü uygulaması ve daha birçok önemli konuda atılan adımlar… Gıda ve içecek ihracatımızın da bu gelişmelere paralel olarak arttığını da belirtmem lazım.

Tabii ki, bunların tamamı, bir hükümet politikası sonucu yaşanmış gelişmelerdir. Bugün Türkiye, dünyanın yedinci, Avrupa'nın bir numaralı tarım ülkesidir. Bu noktaya ise kolay gelinmemiştir.

Devlet politikaları söz konusu olduğunda kişisel saikleri bir kenara koyan ben, buna rağmen tarımımızdaki ilerlemede; Dicle nehrinde manda kuyruğunda sörf yapmış bir halk çocuğu, ilgisi olmadığı bir alandan bu bakanlığa tepeden atanmamış ve yıllarını bu bakanlıkta geçirmiş bir bürokrat olarak Bakan Mehdi Eker'in payını da vermek lazım diye düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin aralıksız en uzun süre tarım bakanlığı yapan ismi olması, biraz da bu nedenledir.

Ana başlıkları, dünyanın ilk 5 tarım ülkesi arasında yer almak, 150 milyar dolarlık tarımsal hasıla ve 40 milyar dolar tarımsal ihracata ulaşmak olan 2023 hedeflerimize yol alırken, hala eksiklerimizin bulunduğu ve yapmamız gereken çok şey olduğu gerçeğini göz ardı etmiyorum. Ancak tarım ve gıda gibi stratejik öneme haiz konuları konuşurken, bugünün küresel gerçeklerini yok sayarak halen "Türkiye, tarımda dünyanın kendi kendine yeten 7 ülkesinden biriydi. Ne oldu tarımımıza? İflas etti, yandı, bitti!" gibi değerlendirmeleri de gerçekçi bulmuyorum.
Halen bu ve benzeri yıkıcı eleştirileri yapanlara sormak istiyorum: "Sahi, geriye kalan 6 ülkenin ismi neydi?"

Galiba hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.