5 günlük hava durumu
05 Şubat 2013, Salı

Kadın girişimciliği ve B-fit

  • Giriş Tarihi : 05.02.2013 11:00:41
  • Güncelleme Tarihi : 05.02.2013 11:01:32
Kadın girişimciliği ve B-fit
Haberi Dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı Duygu Eren bu hafta kadınlara istihdam sağlayan başarılı bir kadın girişimciyi konuk etti.

Röportaj: Duygu Eren*

Türkiye'de kadınların yaptığı girişimlerin sayısı hala az da olsa, her geçen gün artmakta ve yeni girişimler ortaya çıkmakta. Bunun çok başarılı örneklerini ve yaratılan istihdamı ilerleyen zamanlarda çok daha fazla göreceğiz. Bugün, röportajını okuyacağınız kişi hem başarılı bir girişimci hem de girişimini sadece kadınlara istihdam sağlamak üzerine konumlandırmış biri. Bu yönüyle aynı zamanda, sosyal girişimcilik ünvanına da sahip. Yan yana gelmesine alışık olmadığımız kadın girişimciliği ve spor olgularını birleştirip B-fit'i kurmuş ve sadece kadınlara verdiği franchisinglerle 46 ilde büyümüş. Şimdi sizi, 2009 yılında Endeavor girişimcisi ve geçen sene Ashoka girişimcisi seçilen B-fit'in kurucusu Bedriye Hülya röportajıyla baş başa bırakıyorum.

Eğitiminizi ve özgeçmişinizi öğrenebilir miyiz?
İzmir Amerikan Lisesi'nden mezun olduktan sonra İşletme ve Psikoloji dallarında lisans ve lisansüstü yaptım. Turizm sektöründe otel, restoran, seyahat acentası ve tekstil, ithalat, hediyelik eşya gibi firmalar kurdum, işlettim. Çeşitli üniversitelerde psikoloji ve girişimcilik ile ilgili eğitimler verdim. 2005 yılında arkadaşlarımla kurduğum b-fit ile kadınların franchising yolu ile kendi işini kurmasını ve kurdukları kulüplerde her yaş grubu ve gelir seviyesinden kadına egzersiz yaptırmalarını sağladık. Bugün, 7 yıl gibi bir sürede 46 ilde 216 b-fit' e ve 150.000 kadın üyeye ulaştık, büyümeye devam ediyoruz. 2009 yılında Türkiye'de Endeavor Girişimcisi olarak ve 2012 de Ashoka Girişimcisi olarak devam ediyorum.

B-fiti kurmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Hayatım boyunca ihtiyaçlarla kaynakları birleştirmekten çok mutlu oldum. Bunları kolay yapmamın nedeni gördüğümü ve duyduğumu "birinin ihtiyacı olur, bir sorunu hallederiz" diye aklımda tutmaya yönelik olmam. Kurduğum işlere de bu felsefe yansıdı. Amerika'da yaşadığım yıllarda günde sadece 30 dakikamı ayırarak çok daha sağlıklı bir yaşamı keşfetmem, bende b-fit'i kurma fikrini oluşturdu. Ardından 2 yıl boyunca araştırmalar yaptım ve çeşitli eğitimlere katıldım. Ancak önemli olan, Amerika'da 13 milyon kişinin katıldığı bu sistemi Türkiye ve Türk kadınları için uygun bir forma sokmaktı ve bu amaçla hepsi kendi alanında tecrübeli olan 5 arkadaşımla birlikte çalışmalara başladık. B-fit sistemin bir üye ve spor salonu ilişkisinden ibaret olmaması gerektiği fikrinde birleştik ve böylece sadece kadınların hem işletmeci hem de müşteri olabildiği b-fit markası doğdu.

Franchislerle nasıl büyüdünüz?
Kadınların hem spor yaparak sağlıklı olmasını hem de ekonomik olarak kendilerini desteklemesini sağlayan bir iş modeli yarattık. Sadece kadınlara franchise vermek oldukça riskli gözüken bir karardı. Ancak, bizi büyüten de bu karar oldu. Biz franchiselarımızın işlerinin her adımında onlarla olduk ve bir iş kurmanın yalnızlığını azalttık. Performanslarını takip etmeyi ve daha iyi olmaları için uğraşmayı görev bildik. Tabii franchiselarımız da başka kadınların da girişimci olması için referans oldular ve bugün baktığımızda görüyoruz ki franchiselarımızın %70 i başka franchiselarımızın referansıyla gelmiş.

Endeavor girişimcisi oldunuz, bunun hikayesi nedir?

Yurtdışında yaşayan sosyal girişimci bir arkadaşımın ricasıyla onun bir işi için Açev'e gitmiştim. Açev'de sevgili Ayla Göksel ile konuşurken b-fit'i duymadığını farkedince birazda b-fit ile ilgili bilgi verdim. Ben gittikten sonra Ayla Hanım hemen Endeavor'u aramış ve b-fit'den bahsetmiş. Endeavor'da beni arayıp görüşmek istedi. Önce Türkiye jürisi ve sonra da Miami'de uluslararası Jüriye b-fit'i sundum ve Endeavor Girişimcisi seçildim. Bizim memlekette meyveli ağaçlar genelde taşlanır. Endeavor girişimcisi seçilmek "Aa demek doğru bir şey yapıyormuşuz" diyerek motive olmamızı sağladı.

B-fitte kadınlara sunduklarınız nedir?
B-fit kadınlara sporu, istihdam alanını ve isteyenlere de kendi işini kurabilecekleri bir platformu sunuyor. Tüm bunları yaparken hepimizin desteği birleşiyor. Şube sahiplerimizde aynı misyonda birleşmiş kadınlar. Bir şubenin açılmasından tutunda her kadının spor yapmasını ve bağlanmasını kolaylaştırıcı her hareketi yapmak ve daha iyi nasıl yaparız araştırmak üzere bilgimizi, emeğimizi ve gücümüzü kullanıyoruz. Her b-fit'te spor yanı sıra mutlaka kadınların bir araya gelebileceği alanlar ve her ay katılabilecekleri çeşitli aktiviteler oluyor.

Türk kadının spora bakış açısı ve etkinliği nasıl?
Kadınların spora dair sıkça sordukları sorular zaman zaman endişe olarak ortaya çıkıyor ve kadınları spordan uzaklaştırabiliyor. Bunların maalesef bazılarının bahane olduğunu da yaptığımız odak grup çalışmalarında ve derinlemesine analizlerde anlıyoruz. Örneğin spora başlandığında asla bırakılamayacağı, sürekli spor yaparsa veya makinalarda ağırlık çalışırsa "pazularının çıkacağı", spora başlamak için geç kalındığı gibi endişeli düşünceler kendisini çoğunlukla "ben yapamam" sözcükleriyle gösteriyor. Spora arkadaşlarıyla gelenler veya arkadaş edinenler daha uzun süre üyemiz olarak kalıyor. Ayrıca haftada 3 gün ve üzeri gelenler daha uzun süre üyeliğine devam ediyor.

B-fitin diğer spor merkezlerinden farkı nedir?
Samimiyet. B-fit sisteminde kendinizi ait hissedeceğiniz sıcak bir ortam yaratmak ilk B-fit şubeleri sadece bir spor merkezi değil aynı zamanda da birer sosyal kulüp olarak ta çalışıyor. Zamanım yok diyenlere spor yapma fırsatı veriyoruz. 30 dakikadan daha az veya daha çok çalışmaya izin vermeyen istasyon çalışması, en çok kalori yakan spor programları arasında ilk sırada yer alıyor. 15-85 yaş arasındaki tüm kadınlar için uygun olan programda makineler kişinin kendi itme ve çekme gücü ile çalıştığından zorlanma yaşanmaz. Çalışma süratini ve dolayısıyla makinelerin vücuda karşı uyguladığı kuvveti kişi kendisi ayarlar. Bu hizmeti yıllık üyeliklerde ekonomik bir seviyede B-fit spor eğlenceli bir hale getiriyor. Kilosundan, formsuzluğundan veya yaşlılığından dolayı çekinenler ve spor yapmayı beceremeyeceğini düşünenler, ayrı bir beceri gerektirmeyen aletler sayesinde spora daha pozitif yaklaşırlar. Ağırlık esaslı makinelerin vücuda verdiği zorlama olmadığı için ağrı da olmayacaktır. Makinelerin ne kadar süreyle ve hangi sırayla kullanılacağı belli olduğundan keşfedilmesi gereken hiçbir şey yoktur. Grup çalışması ile spor daha da zevkli hale gelir ve egzersizlerin müzik eşliğinde yapılması motivasyonu arttırır.

Sadece kadınlar sizden franchising alıp b-fiti açabiliyor neden?
B-fit'in üyeleri kadınlar ve rahat gelebilmeleri için sahibinin kadın olması da önemliydi. Tahmin edilen gibi bu kararda ülkemizdeki kadın erkek eşitsizliği ile ilgili derdimiz de önemli rol oynadı. Turkiye'de iş sahibi kadın yüzdesi 6. Ve bu medeni memleketlerle karşılaştırdığımızda çok düşük bir oran. Kadınlar b-fit ile kendi işinin sahibi oluyor. Bu da onlara ekonomik yönden olumlu bir katkı sağlıyor. Kadın girişimciliğini destekleyerek ve kadınlara istihdam yaratma yoluyla kadının ekonomik hayattaki gücünü artırmayı hedefliyoruz. Bu açıdan toplumsal misyonu kuvvetli olan bir kuruluşuz. Kadınların kendi yaşamları ve çevreleriyle ilgili farkındalıklarının ve yaşam kalitelerinin artmasını da sağlıyor olmak şirketi daha çok sosyal şirket yapısına yaklaştırıyor.

Yurtdışından olumlu eleştiriler aldınız, bunlardan bahsedebilir miyiz?
Yurtdışından çok talep alıyoruz. Bu senenin planlarında bu talebe daha aktif cevap vermeye başlamak var.

Girişimciliği spora taşıdınız, sağlıklı yaşamla nasıl bağdaştı?
b-fit bu konuda çok olumlu adımlar attı. Şuanda Türkiye'de 46 ilde 215 franchisemiz var bunun yanında 150.000 kadın b-fit ile spor yapmaya başladı ve hayatına sporu dahil etti. Her b-fit de mutlaka ayda bir sağlıklı beslenme semineri veriliyor. İnsanların diyet reçetelerindense ihtiyacı olan sağlıklı beslenme ve hareket miktarına ihtiyacı var.

Sadece kadınlara yönelik olmasının özel sebebi var mı?

Bizim makinelerimiz, kadınlar için çok yararlı. Sıkılaşmaya yönelik işlevleri var. Erkeklerde ise kondisyon sağlamaya neden oluyor ancak pazu yapmadığı için erkekler bir süre sonra ilgilerini kaybediyor. Diğer bir neden de, Türkiye'de orta gelir düzeyine sahip kadınların gidebileceği yerlerin olmamasıydı. Dolayısıyla bu boşluk için bir şeyler yapmak, iyi bir fırsattı. Var olan bir ihtiyaçtan yola çıktık. Bir kesim bunu yapıyor, diğeri yapamıyorsa mutlaka onlar da istiyordur. Bu alan bizim için bakirdi. Kadınlara franchising verme kısmına gelirsek, bu da işin en önemli kısmı. Pozitif ayrımcılıktan söz ediyoruz. Kotalardan bahsediyoruz. Bir sürü STK bu konular üzerine çalışıyor. Çok iyi, harika, ama somut bir şeyler yapmak gerekiyordu. Bu nedenle yalnızca kadınlara franchise veriyoruz. Erkekler yüzde 50 ortak olabiliyor, ama işletmeye giremiyor. Asla yüzde 51 olmuyor. Dolayısıyla bunlar bir kadının önderliğinde yürüyebilecek mekanlar.

Türkiye'de kadın girişimciler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kadın girişimcilerin karşılaştıkları en büyük sorun ailelerinden, çevrelerinden destek görememesi ve paraya ulaşmalarının zor olmasıdır. Bir fikri olan ya da kendi işini kurmak isteyen kadınlar bu sebeple daha düşünme aşamasında vazgeçmek zorunda kalıyorlar. Çalışan kadın ise ev ile iş arasında gidip gelirken yoruluyor ve bir gün kendini evde otururken buluyor. Çünkü çocuğuna bakmak ve evin bütün sorumluluğunu almak zorunda kalıyor. Bu gibi etkenlerden dolayı kadınların ne yazık ki iş gücüne katılım oranı her geçen gün düşmektedir.

Aynı zamanda, Ashokadasınız, orada neler yapıyorsunuz?
Ashoka ile yeni yeni çalışmalar geliştirmeye başlıyoruz. En büyük desteği dünyanın en geniş network ağı olmasından dolayı başka insanlarla bizi tanıştırması, fırsat ve yeniliklerden bizi haberdar etmesi. Ayrıca, her şirketin amacının para kazanmak olması gerekmiyor. Tabii ki sürdürülebilirlik için para da kazanması lazım ancak ana amacı/misyonu topluma sağlayacağı etki de olabilir. Misyonu ve kazanılan paranın kadının gelişimi için harcanması b-fit'i bir sosyal şirket yapıyor. Ashoka fellow seçilmemdeki sosyal şirket olunabileceğinin ifadesi olduğu için çok önemli.

Girişimci olmak isteyenlere ne önerirsiniz?
Yeni nesil girişimcilerin çoğunlukla yaratıcılık anlamında bir tavsiyeye ihtiyacı yok. Ancak yaptıkların işlerin çevreye ve topluma duyarlı bir zihinsel süreç izlemesinin önemli olduğuna inanıyorum. Batı'ya öykünürken zaman zaman kendi güzel özelliklerimizi yolda bıraktığımızı görüyor ve üzülüyorum. İmece, misafirperverlik, büyüklere saygı vb. kuvvetli olduğumuz kavramları yaşatarak yol almanın genç Türk girişimcilini ayrı bir yere koyacağına eminim. Tüm işini kuranlara bir tavsiye vermem gerekse; hazırlık aşamasından iyi araştırma yapmaları ve çevrelerinin negatif etkilerini göz ardı etmeleridir.

Sizin beğendiğiniz girişimciler kimler?
Ben iş kurmuş olsun veya bir şirkette çalışıyor olsun veya sosyal girişimci olsun, yapılamayacağına inanılan şeyleri başarmış her girişimciye hayranım.

Bundan sonraki hedefiniz nedir?
B-fit yurtiçi ve yurtdışında büyürken bir yandan da egzersize ulaşması engelli başka topluluklara da egzersiz yapacak alanlar tasarlıyoruz. Bunun yanı sıra kadınlara eğitim alanında yeni yatırımlarımız mevcut.

* Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı

Yazarla iletişim için:
duygu@dpdanismanlik.com



kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.