X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kaygıyla umut arasında 2013
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kaygıyla umut arasında 2013

  • Giriş Tarihi: 11.2.2013 08:59

İlknur Menlik - ilknur@gidahatti.com

Yeni bir yılın ilk ayını geride bırakmışken, artan jeo-politik gerilimlere ve olası büyük toplumsal olaylara ilişkin kaygılar küresel gündemin üst sıralarındaki yerini koruyor. Kuzey Afrika'daki toplumsal olayların ilk tetikleyicisi olan Tunus, bir süredir gözlerden ıraktı. Tunus'ta son günlerde yeniden tırmanmaya başlayan olaylar, Mısır'da durulmayan sular, bu yıl ekonomik yönden büyüme rekoru kıracağı söylenen Libya'daki bitmeyen politik huzursuzluklar, Suriye, İran ve tabii iktidarın yenilendiği İsrail ile Filistin arasındaki dengeler. Dünya, kimi kabuk değiştirmiş kimi ise geçmişten geldiği şekliyle bu sorunları 2013'e taşıdı.

Ben bunlara Kuzeydoğu Asya'yı da eklemek istiyorum. Ekonomisi durgunluğa girmiş bir Japonya ile geleneksel büyüme seyrini kaybetmiş bir Çin, bugün küresel dikkatleri ekonomilerinden başka bir yöne kaydırmaya başladı. En azından kendi kamuoylarına karşı diyelim… Çin'de "Diaoyu", Japonya'da ise "Senkaku" olarak bilinen adalar üzerindeki anlaşmazlıkta karşılıklı suçlamalar devam ediyor. Ancak işe Tayvan da katıldı ve Çin'le Japonya'nın hak iddia ettiği adalar üzerinde Tayvan da hak iddia etmeye başladı. Financial Times, yaşanan durum için ilginç bir tespit yaptı: "Kuzeydoğu Asya yıllardır böylesi korkutucu görünmemişti". Umarız durum bu kadar ürkütücü değildir.

Ama küresel kaygılar politik ve toplumsal gelişmelerle sınırlı değil. Küresel ekonominin geleceğine ilişkin kaygılar da devam ediyor. Bu kaygıların altında, gelişmiş ekonomilerde büyüyen işsizlik, tüketim harcamalarının azalması, kamu mali disiplininden verilmeye devam edilen ölçüsüz tavizler ve zaten başlı başına bir sorun olan AB yatıyor. Ben söylemiyorum, 2012 sonunda Birleşmiş Milletler'in Küresel Ekonomik Duruma ilişkin yayınladığı rapor böyle söylüyor.

Dünya Bankası'nın 2013 Dünya Kalkınma Raporu ise bunu destekler nitelikte bir tespitte bulunuyor; çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu 200 milyon kişi işsiz ve aktif olarak iş arıyor. Bu yılın Ocak ayında 43. kez kapılarını açan Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) yayınladığı 2013'ün Küresel Riskleri raporu da önümüzdeki 10 yılın en önemli küresel riskinin giderek artan gelir dağılımındaki eşitsizlik olduğuna işaret ediyor. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi'nin (Eurostat) Dünya'da AB - 2013 (The EU in the World 2013) raporu ise G-20 ülkeleri arasında gelir dağılımı eşitsizliklerinin en yüksek olduğu ülkeleri, Güney Afrika, Brezilya, Meksika, Arjantin ve Çin olarak sıralıyor.

WEF raporuna geri dönersek, rapora göre bir diğer risk, küresel finans sistemine ilişkin belirsizliğin halen devam ediyor olması. Küresel finansal krizin başlangıcı olan 2008 yılından bu yana kamu bütçelerindeki açıkları dengeleyemeyen ülkeler de risk unsuru olmaya devam ediyor. Küresel risk listesinin üçüncü sırasında yer alan 'artan sera gazı emisyonlarının yarattığı çevre riski'ni, su sıkıntısı ve yaşlanan nüfus takip ediyor.

Davos'ta, bu raporun yanı sıra WEF'in Ticareti Kolaylaştırma Programı çerçevesinde hazırlanan "Ticareti Kolaylaştırma: Büyüme Fırsatlarının Değerlendirilmesi" raporu da yayımlandı. Rapor, tedarik zinciri engellerini uluslararası ticaretin önündeki en büyük engel olarak görüyor. Rapora göre tedarik zinciri engelleri, gümrük tarifelerinden daha büyük kayıplara yol açıyor. Tüm ithalat tarifelerinin kaldırılması ile küresel GSYH'nin yalnızca 0.4 trilyon dolar, dünya ticaretinin de 1.1 trilyon dolar artacağı hesaplanıyor. Oysa tüm ülkelerin sınır yönetimi, nakliye, telekomünikasyon hizmetleri ve diğer ilgili hizmetlerde küresel iyi uygulama örneğinin yarısı kadar iyileştirme yapması durumunda küresel GSYH 2.6 trilyon dolar, dünya ticareti ise 1.6 trilyon dolar artacak. Tedarik zinciri engellemeleri kalktığında dünya ekonomisi ferahlayacak. Küresel ticaret hacminin getireceği büyüme ve istihdam artışlarından ise en fazla Sahra-altı Afrika ve Güney Doğu Asya ülkelerinin yararlanması bekleniyor.

Beklentiler, raporların ortaya koyduğu tahminler ve kaygılar özetle böyle… Kısacası 2013, kaygıyla umut arasında bir yerlerde… Eğer hükümetler tarafından sağlam adımlar atılır ve günü kurtaran girişimlere son verilirse, hem politik hem de ekonomik görünüm olumluya dönebilir, muhtemel toplumsal olaylar veya bölgesel savaşlar başlamadan bitebilir. Umarız böyle olur!


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.