X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ziya Boyacıgiller'in vizyonundan girişimcilik
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ziya Boyacıgiller'in vizyonundan girişimcilik

  • Giriş Tarihi: 12.2.2013 11:05 Güncelleme Tarihi: 12.2.2013 11:07

Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı Duygu Eren bu hafta AirTies Kurucu Ortağı Ziya Boyacıgiller'i konuk etti

Röportaj: Duygu Eren*

Melek yatırımcılık, ülkemizde gün geçtikçe daha çok duymaya ve anlamaya başladığımız bir kavram. Melek yatırımcı, fikir aşamasında bir girişime yatırım yapan, aynı zamanda büyümesine ve gelişimine yardımcı olan kişidir. Bugün röportaj yaptığım Ziya Boyacıgiller ise hem melek yatırımcı hem de kurucu ortağı olduğu AirTies'i büyütmüş ve sektöründe markalaştırmış olan bir girişimci. Galata İş Meleklerin'in de kurucularından olan Ziya Boyacıgillerle hem girişimcilik hem melek yatırımcılıkla ilgili sohbet ettik. Şimdi sizi, bu röportajla baş başa bırakıyorum.


Ziya Boyacıgiller'i tanıyabilir miyiz?

İstanbul'da ve Kaliforniya'da Silikon Vadisi'nde yenileşim ve bilgi odaklı girişimcilere çekirdek yatırımları yapmakta ve kurucu /tepe yöneticilerine danışman veya yönetim kurulu üyesi olarak yardımcı olmaktayım. Türkiye'de Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak MBA düzeyinde girişimcilik dersleri veriyorum. Ekim 2000 tarihine kadar Silikon Vadisi'ndeki Maxim Integrated Products Inc. (NASDAQ 100, MXIM) şirketinde İş Birimi Genel Müdürü olarak görev yaptım. 1983 yılında Maxim'in kurucu ortağı olarak işe başladım, ve şirkette bulunduğum 17 sene süresince çeşitli teknik ve üst düzey yöneticilik görevlerinde bulunarak Maxim'in milyar doları aşan ciroya büyümesine ve yüksek karlılığına katkıda bulundum. Maxim öncesinde, 1970'lerin sonlarında, E/Z CAD Inc. şirketini kurdum ve kişisel bilgisayarlarda çalışan ilk "elektronik tasarım uygulamaları" alanında öncülük yaptım. Ayrıca, Maxim'de ve öncesinde çalıştığım Intersil Inc. şirketinde
tasarım mühendisi olarak CMOS teknolojisi ile çalışan ilk karma-sinyalli tüm-devreler (chips) üzerinde çalıştım, ve dünyanın ilk sayısal olarak ayarlanan 14-bit çözünürlükte dönüştürücü tüm-devrelerini (integrated circuits) geliştirdim. Bu konularda patentler ve bilimsel bildiri/ yazılar yayımladım. Kaliforniya'da UCLA'den lisans üstü (MSc in Engineering), ve Boğaziçi Üniversitesi'nden Elektronik Mühendisi lisans derecelerim bulunmakta. Türkiye'de, dünya- çapında ve teknoloji-odaklı bir girişimcilik ortamının yaratılmasına, gelişmesine yardımcı olmak için çalışıyorum.

Siz, aynı zamanda melek yatırımcısınız, melek yatırımcı kime denir?

Melek yatırımcı; bir yerde çalışıp para kazanmış, "network"ü (çevresi) olan ve çalıştığı endüstriyi iyi tanıyan kişinin, o endüstriye girmek isteyenlere yardımcı olmak ve biraz da kendini oyalamak için para yatırması demek. Melek yatırımcı para kaybetse bile o para kaybı onu zora sokmuyor. Gelen projelerden iyi işler çıkıp çıkmayacağı biraz "bahis"lere kalıyor – yani kaybetme riski yüksek. Girişimciye, ailesi ve arkadaşları dışında birinin çıkıp yatırım yapması, para kaybedecek olsa bile ortaklık yapması o yatırımcıyı "melek" yapıyor.

Siz melek yatırımcılığa nasıl başladınız?

1974 – 76 yılları arasında Amerika'da yüksek lisans yaparken, girişimci olmak istediğime karar verdim. Birkaç ufak girişimden sonra büyük bir girişimde bulundum. 11 milyon dolarla başlattığımız şirket büyüyüp 1 milyar dolarlık şirket oldu. On yedi sene sonra 2000 yılında şirketten ayrıldım. Bu arada şirket 1988 yılında halka arz oldu ve ben de bu sayede para kazandım. 50 yaşında emekli olabildim. Ancak, emekli olup oturmak için çok genç yaştaydım. Melek yatırımcı olmak istedim, ve Amerika'da 7 – 8 şirketle başladım. Silikon Vadisi'nde balon patladığında, 2000'li yılların başında, girmiş oldum bu alana. Arkadan da 2008 krizi geldi, zamanlama olarak çok iyi olmadı. Ama, benim için bu ilk yatırımların faydası yatırım yapmayı deneyimlemiş ve öğrenmiş olmam oldu, bunlardan finansal olarak pek kar etmedim diyebilirim. Türkiye'ye 2003 sonu döndüm, ve ne yapabilirim diye düşünürken, teknoloji girişimciliğinin öğretilmesi ve yayılması gerektiğine karar verdim. O aralar, bunun Amerika'da yapılabileceği ancak Türkiye'de yapılamayacağını düşünen insanlar vardı. Ben de bu düşüncenin geçersiz olduğunu ispat etmek istedim, yapılabileceğine inanıyordum. Amacım, melek yatırımcılıktan para kazanmak değil iyi örnek oluşturmak ve yol göstermekti. Aynı nedenle Silikon Vadisi'ndeki deneyimlerimi paylaşmak da hoşuma gidiyor.

Türkiye'de nasıl yatırımlar yaptınız?

Türkiye'ye ilk geldiğimde dört tane yatırım yaptım. Bunlardan ilki Artesis'ti. Arçelik ile bu girişimi başlatan Prof. Dr. Ahmet Duyar'ın teknoloji şirketi. Geliştirdiği teknoloji şu an Heathrow havaalanında yürüyen merdivenlerde, Amerikan donanmasında, petrol arama kuyularında kullanılıyor. General Electric hisselerin bir kısmını aldı geri kalanını da alma hakları var. Vistek ve CliementMinder geldiğimde ilk yaptığım yatırımlarım. Vistek'in önemli bir kısmını bir Alman şirketi satın aldı, CliementMinder ise Amerika'dan yatırım aldı, oraya taşındı. O da bu aralar büyük bir sulama şirketi tarafından satın alındı. Bunlar dışında Amerika'dan gelen iki arkadaşımla Airties şirketini kurduk. Amerika'daki aynı yolu takip ederek başarılı şirketlerin kurulabileceğini düşünerek hareket ettik. Ben onlara melek yatırımcı olarak destek verdim. Çalışanlara hisse vererek ve Silikon Vadisi'nde yaptıklarımızı Türkiye'de yaparak şirketi oluşturduk. İki sene gibi kısa zamanda %50 – 60 civarı pazar payına ulaştık. İlk pazara girdiğimizde 50 tane rakip vardı. Şu anda Airties devam ediyor, ve Türkiye dışında da büyümekte.

Şirketi büyütürken hangi noktada farklılaştınız?


Biz rakiplerimizden farklı olarak 7/24 çalışan bir çağrı merkezi kurduk. Ürünlerimizin doğru çalışacağından emin olup öyle piyasaya sürdük. Türkiye'deki diğer modemleri kurduktan sonra, yapılar betonarme olduğu için, yan odaya bile sinyal gitmeyebiliyordu. Biz, ürünümüzde sinyali kuvvetlendirecek bir sistem kullandık. Türkiye için diğer yerel sorunları da çözdük. İsin mühendisliğini, rakiplerden farklı olarak, Türkiye'de kurduğumuz takımlarla yapmaya başladık. Airties'ı teknik servisler kullanıcılara tavsiye etmeye başladı ve kulaktan kulağa yayıldı.

Yatırımlarınız devam ediyor mu?


Ben, son zamanlarda birkaç istisna dışında yatırımlarımı Galata İş Melekleri yatırım ağı içinde yapıyorum. Bu konuda da Türkiye'de iyi örnek olmaya çalışıyoruz. Üyelerimiz el ele verip girişimcilere destek oluyor, hem para sağlıyor, hem deneyimlerimizle iyi mentor olarak hem de tanıdık ağımızı onlara açarak başarılarına yardım etmeye çalışıyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana, son bir sene içinde, 9 girişime bir milyon liranın üzerinde yatırım yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin girişimcilik ekosistemini yaratmak ve kuvvetlendirmek için bu yaptığımız işin önemli olduğuna inanıyoruz.

Türkiye'de girişimcilik hakkında ne düşünüyorsunuz?

2004 yılında okullarda konferansa gittiğimde "Kim girişimci olmak ister?" diye sorduğumda sadece birkaç el kalkarken, şimdi salonun en az yarısı girişimci olmak istediğini söylüyor. Bunlar çok ümit verici gelişmeler. Girişimcilik ekosistemi benim tahminimden hızlı gelişti. Devlet de bu işin arkasına geçti. 2004 yılında Türkiye'ye geldiğimde her şey çok yeniydi – girisimcik ve inovasyon kelimeleri bile pek bilinmiyordu. Bu konularla ilgili yazılar medyada yeni yeni yazılmaya başlanmıştı. Son yıllarda, girişimcilik ve inovasyon biraz moda hale geldi. Son 2 - 3 senede yoğun bir ilgi var. Bunlar çarçabuk olurken, ortaya çıkan örnekler insanları doğru şekilde özendirmeli. Girişimcilerin çoğu en az bir kere başarısız oluyor. Bu
gerçeği kabul etmek lazım girişimciliğe soyunurken. Başarılı olanlar yıldız gibi parlıyor ama başarısızlıklardan öğrenmeden yıldızlar oluşmuyor. Girişimcilik sabır isteyen bir iş, öğrenilmesi gereken bir iş. Başarısızlık da bu işin bir parçası, göze alınması gereken bir aşama. Girişimcilik başarısızlık riskini yönetmeyi öğrenmek de denebilir.

Girişimcilikteki eksikler sizce neler?

Türkiye'de fikir çok çıkıyor ancak icraat bilen az. Kısa yoldan para kazanma fikri var herkesin aklında. Cumhuriyet tarihine bakarsanız, zenginlerimizin çoğu al-sat ile veya üretimi satın alıp oluşmuşlar. Girişimci olarak yapılacak en iyi işler de, Internet'te al-sat işleri gibi görülüyor bu aralar. Bu işler kısa zamanda para kazandıran işler olabilir ama, aynı zamanda sürdürebilir ve Türkiye'ye gelir sağlayacak "ürün geliştiren" şirketler de gerekli. Türkiye'de, okuldan çıkma mühendis var ama ar-ge yönetmeyi bilen, ürün geliştirmeyi bilenler yok. Amerika'da 30 yaşına gelmiş bir mühendis, birkaç şirkette çalışmış, pazarlamayı bilen, ürün geliştirmiş oluyor. Büyük pazarlara yönelik ürünler geliştirmemiz lazım Türkiye'yi büyütmek için. Dünya çapında olmak için fark yaratmak gerekiyor. İnovasyon, pahalı bir şey. Türkiye şu an teknoloji inovasyonları için ufak bir pazar, ancak ben, büyüyeceğine inanıyorum. Girişimciler, ve öncelikle mühendis girişimciler, dünyaya satılabilecek ürünlere odaklanmalılar, küresel rekabette yer almaya soyunmalılar. Internet ortamının yarattığı ivmeden ve altyapıdan, yararlanarak Türkiye'den küresel başarı örnekleri çıkartmalılar. Dünya, pazar olarak Türkiye iç pazarından kat kat büyük. Güney Kore, örneğin bunu başardı, küresel markalarla dünyaya ürün satıyor. Bizim de başarmamız için büyük eksiklerimiz yok artık. Mühendislerin "Türkiye'de iş yok" diyerek başka alanlara kayacaklarına, kendi işlerini yaratmalarının zamanı geldi. Internet girişimcilerinin öğrenimlerini paylaşmak mühendislere bu yolu açacaktır.

Yatırımcıların sayısı gittikçe artıyor, sizce bunun sebebi nedir?

Türkiye'de eskiden faiz oranı çok yüksekti. Bir girişime veya projeye para yatırmak riskli ve gereksizdi o zamanlar. Amerika'da girişim sermayesi getiri oranı %17.5 seviyesindeydi – Türkiye'de gecelik repodan ve vadeli faizlerinden ana para garantili kat kat yüksek para
kazanılıyordu. Türkiye'de kimse girişimlere para vermezken, Amerika'da faizden gelen düşük gelirlere oranla girişimlere yatırım yapmak cazipti. Türkiye'de yatırımcılar projelerle ilgilense bile %51 hisse istiyorlardı, bu da proje sahibini maaşlı olarak yanınızda çalıştırmak gibi bir şeydi. Şimdi bütün bunlar değişti. Enflasyon düştü. Girişimlere para yatırmak, parası olanlar için ilgi çekici olmaya başladı. Melek yatırımcılar genelde en fazla %30 hisse sahibi oluyorlar. Kuruculara önemli bir miktar hisse bırakıp onları işlerini başarıya taşımaya özendiriyorlar. Ama, şirketler satıldığında bu az görünen pay bile çok yüksek getiriler bırakabiliyor. Diğer sebep, genel olarak dünyada ekonomi kötü durumda. Türkiye makro açıdan çekici görünüyor. Yatırımcı şirketler için burası cazip bir ülke. Ancak, girişim sermayesi şirketlerinden çok az var. Türkiye'de yeni girişimlerden pay almak çok pahalı değil, bu yabancı yatırımcıları çekiyor. Ekosistemin, yatırımcıların ve girişimlerin işlemesi için her şey bir zincir olmalı. Girişimler belli büyüklüğe gelince halka açılmalı. Büyürken satılınca, girişimci tam karşılığını alamamış olabiliyor.

Bir melek yatırımcı olarak karşısındaki girişimcide ne görmek istersiniz?

Heyecan uyandıran ve süreklilik içeren bir iş modeli olması önemli. Şahsen, bilgi yaratan ve zorlukları olan, küreselleşecek işleri seviyorum. Girişimcinin kendi kişiliği de benim için önem taşıyor. Akıllı insanlarla çalışmayı seviyorum. Girişimci yaratıcı, çalışkan, ve sabırlı olmalı. Başarılı olmanın formülünü zeki, arzulu, sabırlı, şanslı olmak olarak vermişler. Bu formüle inanıyorum ve böyle girişimci adaylarını karşımda görmek istiyorum.

Yatırım almak isteyen bir girişimci neden sizi seçmeli?

Girişimciyi ayağa kaldırmak konusunda deneyim sahibiyim. Katacağım bilgiler onlara güç verecektir. Girişimcilik de, yatırımcılık da zaman içinde öğrenilebilir. Bu rollerin ikisinde de bulundum. Hiç yoktan başlayıp milyar dolar cirolu ve çok karlı iş nasıl kurulur, büyütülür gördüm geçirdim Başarılarım kadar önemli sayıda da başarısızlık yaşadım, yani çok öğrenme fırsatım oldu. Son 10 yılın üstünde de girişimcilerle çalışmaya odaklanmış durumdayım, iş oluşturmak konusundaki deneyimim herkeste yok.

Türkiye ve Amerika arasındaki girişimcilik arasındaki farklar nedir?

Amerika'da girişimcilik Silikon Vadisi, New York, Teksas, Austin ve Boston'da yoğun olarak mevcut. Oralarda yetişmiş insan gücü var. Türkiye'de ise bu konuda yolun başındayız. Bu zamanla oluşabilecek bir şey. Orada iş başlatmak için gidebileceğin yatırımcı sayısı da çok. Şirketi kurarken yardımcı olabilecek, deneyimlerinden faydalanacağız insanlar da var. Dünyanın her yerinde girişimci olmak isteyen akıllı, azimli insanlar ülkelerinden kalkıp Silikon vadisine gidiyorlar. Orada sermaye için rekabet çok, burada daha az. Burada belki daha kolay yatırımı bulup işi başlatabilirsiniz hem de daha az maliyetle bunu yapabilirsiniz. Bunlar da bizim avantajlarımız.

Yeni melek yatırımcılık kanunları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni çıkmakta olan kanunlar çok yararlı olacak. Elbette, önümüzdeki senelerde melek yatırımcıların sayısı artacaktır. Kanunlar, melek yatırımcılara duyulan güveni oluşturacak diye bir şey yok. İyi melekler de olacaktır, kötü melekler de. Pasif olarak melek yatırımcı olup sadece para yatırabilirsiniz. Bu kanunların iyi yani, herkes kayıtlı yatırımcı olmak zorunda da değil. Kaydolduğunuz takdirde vergi avantajı var. Devlet, kaybettiğimiz yatırımlara ortak oluyor. Bu bence çok iyi bir şey. Bütün bunları yaparken insanları doğru yönlendirmek gerekli. Yatırımcılığa yabancı olarak, gaza gelip para yatırmak gereksiz, her zaman bu işlerde başarı olasılığının düşük olduğu ve para kaybedileceği akıllardan çıkmamalı. Benim karşı olduğum bir konu devletin her isteyene para vermesi. Çünkü esas sorunlu olan bu. O paralar eğitime harcanmalı. Deneme yanılma yoluyla bir sürü para heba oluyor. Dünyada bunun birçok başarısızlık örneği var. İyi melek yatırımcılar, sadece para değil ayrıca mentorluk
verdiği için paranın yerinde harcanmasına yardımcı oluyorlar. Ama, şu anda bu alanda yatırımlara o kadar büyük bir ihtiyaç var ki, devlet dahil herkes bir ucundan tutarsa ancak ilerleme kaydedebileceğiz. Önemli olan, Türkiye'de istihdam yaratmak ve dünya çapında markaların çıkması.

Sizin içinde bulunduğunuz yatırım ağlarında durum nasıl?

Galata İş Melekleri'ndeki yatırımcılardan ve kurucularından biriyim. Sistemimizi daha iyi şekillendirmeye çalışıyoruz. İyi projeleri ayıklamak için uğraşıyoruz. Seçtiğimiz girişimlere yatırım yapsak da yapmasak da mentorluk verme kararı aldık. Bildiklerimizi cömertlikle paylaşıyoruz. Bunun çok faydalı olacağını düşünüyoruz. Galata İş Melekleri'nin en iyi yönü, işin içinde bilenlerin olması. Üyelerimiz farklı endüstrilerden başarılı girişimciler. Endeavor'da da danışma kurulundayım. Bunlar dışında, cnbc-e kanalında Endeavor ile çalışarak bir program yaptım. İki sene boyunca, her programda farklı iki Endeavor girişimcisini ve iki Endeavor üyesini programa çıkartıp belli konuları işledik. Girişimciliği tanıtmak ve özendirmek için çalıştık.

Türkiye'de hangi sektörler girişim için ön planda olacak?


Girişim alanında "Design Thinking" diye bir kavram var. Endüstriyel tasarımda ve inovasyon alt yapısı olarak kullanılan ve "müşterilerin gereksinimleri doğrultusunda ürün veya servis yaratma" sureci... Benim ABD'deki şirketim Maxim Integrated'da bu süreci kullanarak
binlerce başarılı ürün geliştirdik, şirketi çok karlı ve hızlı büyüttük. Ama, Apple bu kavram için verilebilecek en bilinen örneklerden biri. Apple ürünleri hazır olan teknolojileri ve üretim kanallarını kullanıp, sadece tasarım gücü ile, dünyanın hayran olduğu ve çığır açan
ürünler yaratıyor. Bu model Türkiye'de de yaygın olarak kullanılmalı. İnternet işleri dışında da, müşterilerin isteklerine odaklanılmalı. Yerel/Bölgesel müşteri istekleri ve tasarımı birleştirip herhangi bir sektörde yeni ürünler yaratmak ve onları dünyaya satmak Türkiye'de
de yapılabilir. Genç nüfuslu bir ülke olarak moda/giyim/tekstil alanında bunu yapabiliyoruz, aynı şekilde, örneğin mobilya sektöründe de ve hatta endüstriyel ürünlerde de bence dünya markaları yaratabiliriz.

Sizin beğendiğiniz girişimler neler?


Tabii başta benim içinde olduklarım var, ve bilhassa AirTies; dünya çapında ödüller alan bir yüksek teknoloji şirketi olarak başarı örneği oldu Türkiye için şimdiden küreselleşerek büyümeye devam ediyor. Ama iyi örnekler içinde, yakaladıkları büyük maddi başarı ve bilhassa icra becerisi açısından Markafoni, yemeksepeti, gittigidiyor en beğendiklerim arasında. Gençlerin girişimciliği bir meslek olarak görmesini ve bu işe özenmesini sağlamak açısından bu örnekler benim listemin başında yer alıyor.

* Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı

Yazarla iletişim için:
duygu@dpdanismanlik.com