X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Halka arzda ölçü kaçtı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Halka arzda ölçü kaçtı

  • Giriş Tarihi: 11.4.2013 17:51 Güncelleme Tarihi: 11.4.2013 17:53

Başbakan Yardımcısı , son birkaç yıldır halka açılmalarda şirket sayısını hızlı artırma adına biraz ölçünün kaçtığını belirterek, "Dolayısıyla bundan sonraki dönemde biraz daha dikkatli olacak" dedi.

Babacan, Bireysel Katılım Sermayesi Tanıtım Programı'nda yaptığı konuşmada, bu sistemde ilk 1 ile 3 yıl arasının önemini vurgulayarak, girişimcilerin sırtının biraz terleyeceğini, çünkü aşırı rahatlığın rehavete götürdüğünü söyledi.

Babacan, girişim sermayesi, şirket birleşmeleri, yatırım fonları ve bankaların daha çok kredi ile işin içine girmesi ve nihayetinde halka açılmanın beraberinde geleceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Son birkaç yıldır halka açılmalarda şirket sayısını hızlı artırma adına biraz ölçü kaçtı. Dolayısıyla bundan sonraki dönemde biraz daha dikkatli olacak. SPK, belli bir olgunluğa ulaşmış şirketlerin halka açılmasına sıcak bakacak. Açıkçası, son birkaç yılın tecrübesinden memnun değiliz. Şirket sayımız arttı ama kalite sorunumuz var. Bundan sonraki dönemde biraz daha halka açılmalarda dikkatli olacağız."

Her yeni kurulan sistemde eksik ya da yanlışlar olabileceğini ifade eden Babacan, sistemin işleyişi ile ilgili önerilere açık olunacağını söyledi.


"DİPLOMASINI ALANA KADAR GENÇLERİMİZ İŞ DÜNYASINA GİRMİYOR"

Türkiye'ye ciddi anlamda dış finansman geldiğini ve bu dinamizmin güçlendirilmesi gerektiğini anlatan Babacan, şunları dile getirdi:

"Sanayi ve üniversite iş birliğinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. O kadar çabamıza, teknoparklara rağmen hala o ilişki Türkiye'de kuvvetli değil. Üniversite diploması alana kadar gençlerimiz iş dünyasına girmiyor. Diplomasını alacak, askerliğini yapacak, evlenecek sonra iş aramaya başlayacak o zaman iş işten geçiyor. Mutlaka genç yaşlarda okulla iş hayatının irtibata girmesi gerekiyor. Hafta sonu, yaz aylarında çalışma çok önemli. İsterse benzinlikte araba yıkasın. Bizde derler ki 'bunun için mi okuyorum' inanın durum öyle değil. Araba yıkarken dahi öyle şeyler öğrenirsiniz ki bu size hayat boyu muvaffak kılabilir."

Babacan, yeni bir YÖK Kanunu üzerinde çalıştıklarını ifade ederek, "Tabii YÖK'ün adını andığınızda bile Türkiye'de rüzgarlar eser. Yeni YÖK Kanunu tasarısında bunları oluşturmaya çalışıyoruz. Akademisyenlerimizin de iş dünyasıyla irtibatta olması gerekiyor. Yüksek öğrenimde de rekabet çok önemli. Rekabetin olmadığı yerde rehavet olur. Öğrenciler, hocalarımız, araştırmacılar birbiriyle yarışacak. Yarışma kültürünü oluşturamıyorsanız, belli bir noktaya ulaşmanız mümkün değil. Ciddi bir kitlede işini kaybetme riski yok. Yarışmayı, rekabeti sistemin içerisine koyamadıktan sonra başarılı olunamıyor" ifadelerini kullandı.

Teknoparkların sayısının son 10 yılda 15'ten 45'e çıktığını anlatan Babacan, bu yapıyı önemsediklerini, sadece üretim için değil, araştırma geliştirme için de bu yapının kullanılması gerektiğini söyledi.

Babacan, Apple, Intel, Google, Facebook ve Microsoft'un bireysel katılım sermayesi gibi sistemlerle başladıklarını belirterek, "Atılan tohumların hepsinin yeşerecek diye bir şart yok ama tohum ekeceksiniz, araziyi sulayacaksınız ki ürün elde edesiniz" dedi.

Bu sistemin, sermaye sahibi ve tecrübe birikimi olan bir yatırımcının genç bir girişimciyle buluşturulduğunu dile getiren Babacan, ''ABD'deki bu türlü yatırımların toplam rakamı 20 milyar dolar, bir yılda oluşturulan istihdam 370 bindir. Dünyanın pekçok önde gelen ekonomilerinde de bu sistem var. Türkiye'de 40-50 melek yatırımcımız zaten var, bugünden itibaren devlet destek vermeye başlıyor" şeklinde konuştu.

Bir melek yatırımcının, bir girişimciye sermaye aktardığı anda aktardığı sermayeyi gelir vergisi matrahından düştüğünü anlatan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü::

"Tamamının olabilmesi için TÜBİTAK, KOSGEB gibi kuruluşlarımızın desteklerinden yararlanmış ve o çerçeveye uygun bir firma olması gerekiyor. İlk defa bu işi yapıyorsa yüzde 75 yararlanıyor. Girişicilerimizi TÜBİTAK ve KOSGEB'e dahil olmayı teşvik etmiş oluyoruz. Yine melek yatırımcı, girişimci başarılı yürümeye başladığında artık o ilişkiye daha az ihtiyacı olup çıkmak istiyor. Biz 2 yıl durma zorunluluğu getirdik. Çıkarken koyduğu sermaye de sermayenin kazancı da vergiden muaf oluyor. Melek yatırımcılar yüzde 35'lik vergi dilimindeyse zaten çoğu öyle, ne kadar sermaye koyuyorsa o koyduğu sermayenin yüzde 35'i kadar vergiyi az ödemiş oluyor. Çıkarken de sermayesi ne kadar para kazandıysa yine vergiden muaf."

Melek yatırımcı olabilmek için lisans mekanizmasına dahil olunması gerektiğini belirten Babacan, "Bugüne kadar bunun açıklamasını yapmadan kendiliğinden sistemi duyup başvuran 28 başvuru oldu. 14 melek yatırımcı lisansını alıyor" dedi.

Babacan, geçen hafta Meclis'te bitirdikleri bir yasal düzenleme ile fonların fonuna Hazine Müsteşarlığı'nın iştirak edebilmesini bitirdiklerini ifade ederek, "İkincil düzenlemeleri Hazine Müsteşarlığımız çalışıyor. Birkaç aya kadar o düzenlemeler bittikten sonra fonların fonuna iştirak sisteminin başlangıcını vermiş olacağız" diye konuştu.


"BİZ ELİN TAŞIYLA ELİN KUŞUNU VURUYORUZ"

Babacan, Avrupa'nın en büyük yatırımcı kuruluşlarından ve yüzlerce şirkete ortak olan bir ailenin konuğu olarak Kuzey Avrupa'daki bir ülkeye gittiğini ve o ailenin ortağı olduğu şirketlerin genel müdürleri ve CEO'larıyla bir araya geldiklerini anımsattı.

Babacan, kendisine orada çok enteresan bir şeyler söylendiğini ifade ederek, şunları anlattı:

"Orada bana, 'biz Türkiye'ye çok sıcak bakıyoruz. Türkiye'nin çok güçlü olduğu nokta var ama öyle bir nokta var ki o bizi özellikle Türkiye'ye yatırım konusunda bütün şirketleri teşvik ediyor. Özellikle Avrupa'daki genç nesilde heyecan kayboldu. Türkiye'deki genç girişimcilerine bakıyoruz ve Türkiye'nin geleceğini çok farklı görüyoruz. Eğer biz Avrupa şirketleri olarak belli noktaya gelmek istiyorsak hem Türkiye'den daha çok istifade etmek zorundayız' dedi. Bu bana göre çok önemli bir tespit. Ekonomik yapımıza baktığınızda, ithal kalemlerinde hammadde ağırlık bir kompozisyonumuz var. İhraç kalemlerimiz ağırlıklı olarak sanayi ürünleri bulunuyor. Bu şu demek; aslında biz elin taşıyla elin kuşunu vuruyoruz. Bunu kendi iş becerimizle yapıyoruz."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.