X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şeker ekonomisi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şeker ekonomisi

  • Giriş Tarihi: 15.4.2013 09:48

“40 sene önce kota vardı, üretim sınırlıydı, çiftçilere sabit garantili fiyatlar veriliyordu. Dünya ortalamasının 3 kat üstünde tarife uygulanıyordu. Ortak Tarım Politikası reformu çerçevesinde ek olarak ithalat tarifeleri getirmeyi amaçladık. İhracat sübvansiyonu da var. Yeniden yapılandırma planı yapıldı. Ancak fiyat hala dünya fiyatının 2 katı. Bu nedenle kotaları kaldırmayı planlıyoruz”.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Bu sözler, Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü temsilcisi Martin van Driel'e ait. Bundan birkaç ay önce Brüksel'de katıldığım bir toplantıda AB şeker reformu ile ilgili bu değerlendirmeyi yapmıştı van Driel.

Gerçekten de pancar şekeri piyasasındaki hükümet müdahaleleri, o ülkedeki şeker fiyatlarının dünya piyasasından yüksek oluşmasının nedenlerinden biri hiç şüphesiz. Müdahale ise genellikle iki şekilde oluyor: Yüksek gümrük duvarları koyarak ve kota uygulayarak. OECD tarafından yapılan bir araştırma; 2009 yılında referans alınan sınır fiyatıyla iç fiyat arasındaki farkın, OECD için yüzde 20, Türkiye için yüzde 31, ABD ve AB için sırasıyla yüzde 24 ve yüzde 16 olduğunu ortaya koyuyor.

Şu tespiti de yapmak lazım; dünya şeker fiyatları, üretim maliyetlerindeki avantaj nedeniyle şeker kamışı tarafından belirleniyor. Dünya şeker üretiminde pancar şekerinin payı 2009/10 ürün yılında %22, kamış şekerinin payı ise %78 oranında gerçekleşmiş, ancak bir sonraki sezonda bu oran (2010/11) pancarda %19'a gerilerken, şeker kamışında %81'e yükselmişti. Dünya üretiminde bu makasın her sezon biraz daha açıldığı görülüyor.

Türkiye bu tabloda, pancar şekeri üretimi ile önemli bir yere sahip. Ülkemiz; ABD, Fransa, Almanya ve Rusya'nın ardından dünyanın 5'inci; Fransa, Almanya ve Rusya'nın ardından ise Avrupa'nın 4'üncü büyük pancar şekeri üreticisi. Sektörün büyüklüğü ise 4 milyar dolara yaklaşıyor.

Şeker Kurumu (Şu an Meclis'te olan Şeker Kanunu Tasarısı'ndaki ismiyle Şeker Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu) verilerine göre, hâlihazırda şeker sektörümüz, 3,1 milyon tonu pancar şekeri, 1,1 milyon tonu da mısır şekeri olmak üzere 4,2 milyon ton üretim kapasitesine sahip. Şeker üretimi ise Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 25 fabrika, özel sektöre ait 8 tanesi pancar şekeri fabrikası, 6 tanesi de mısır şekeri olmak üzere, toplam 14 şeker fabrikası tarafından yapılıyor.

Şu da bir gerçek ki; birim maliyetlerin yüksekliği nedeniyle Türkiye'de şeker fiyatları yüksek seyrediyor. Devletin elindeki şeker fabrikalarını özelleştirmenin, bir nebze olsun fiyatları düşüreceği beklentisi hâkim. Özelleştirmenin; şeker üretiminin rekabetçi bir yapı içerisinde faaliyetini devam ettirmesi, düşürülen maliyetlerle dünyada rekabet edebilir bir hale gelmesi, 2 milyon tonluk atıl kapasitenin üretim içerisine alınarak, sektörün bölgesel bir güç haline gelebilmesi ve rekabet edebilir üretim yapılabildiğinde, bölgeye şeker ihraç eden bir ülke durumuna gelmesi gibi stratejik amaçları var.

Ancak özelleştirme süreci halen devam ediyor ve bir yol alındığı da pek söylenemez. Özelleştirme İdaresi, mevcut fabrikaların 500 milyon liralık yatırıma ihtiyacı olduğunu, kamu kaynakları ile bunun sadece %10'unun karşılanabildiğini açıklamıştı.

Açıkçası, pancar şekerindeki bu dezavantajlar sadece ülkemiz için geçerli değil. Özellikle AB, bunu çok derinden hissediyor. Bu dezavantajlar, çeşitli destekler, kota ve yüksek gümrük vergileriyle telafi edilmeye çalışılıyor. Bu nedenle pancar şekeri üreten AB, Türkiye ve benzeri pancar şekeri üreticisi ülkelerde iç piyasa fiyatları yüksek oluşuyor. Bunun en önemli yansıması ise o ülkelerdeki gıda ve içecek sektörünün rekabetinin engellenmesi.

AB hem bu sarmaldan kurtulmak hem de Dünya Ticaret Örgütü'ne sübvansiyonlu şeker ihracatını kaldırma yönünde verdiği taahhüt nedeniyle şeker rejiminde köklü bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Bunun sonucunda şeker kotalarını kaldırmayı ve bu sayede dünya gıda ticaretindeki rekabette de bir adım öne geçmeyi planlıyor.

Meclis'e sevk edilen Şeker Kanunu Tasarısı'nın da, bu küresel gelişmelerin ışığında hazırlandığı ve Türkiye'nin 2023'te 150 milyar dolarlık tarımsal hâsılaya ve 40 milyar dolarlık gıda ve içecek ihracatı hedefine odaklanıldığı belli oluyor. Türkiye'de, tarımın en önemli kalemlerinden biri olan şekerde, rekabet avantajı yakalayacağımız düzenlemeler yapılmasının bizi hedefe taşıyacağına inanıyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.