X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ticaretin kuralları değişir mi?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ticaretin kuralları değişir mi?

  • Giriş Tarihi: 18.4.2013 10:21 Güncelleme Tarihi: 18.4.2013 10:22

AB Ticaret Komisyonu Üyesi Karel De Gucht; ekonomik kriz zamanlarında, sınırlı iç talep ve sıkı bütçeler söz konusu iken ikili ticaretin, AB’nin büyümesine ve istihdama katkı sağlayacağına dikkat çekiyor.

İlknur Menlik
ilknur@gidahatti.com

Avrupa Birliği son dönemde global ekonomiye etkileri itibarıyla oldukça önemli görüşmeler yapıyor. Bu görüşmeler, ikili serbest ticarete ilişkin. Görüşmeler nihayete erdiğinde, uzun süredir krizde olan Avrupa ekonomisinin rahatlayacağı yorumları yapılıyor.

Bunlardan biri olan AB-Peru Ticaret Anlaşması hayata geçmek üzere. Anlaşmanın sonuçlanmasının ardından 1 Mart 2013 tarihi itibari ile AB ve Peru arasında ticaret engelleri ortadan kalkmış oldu. Her iki tarafın ihracatçıları için pazarın kapıları açılırken, karşılıklı kazancın yıllık 500 milyon Euro'dan fazla olacağı konuşuluyor. AB Ticaret Komisyonu Üyesi Karel De Gucht; ekonomik kriz zamanlarında, sınırlı iç talep ve sıkı bütçeler söz konusu iken ikili ticaretin, AB'nin büyümesine ve istihdama katkı sağlayacağına dikkat çekiyor.

Sırada ise Kolombiya var. AB ile 2012 yılı Haziran ayında Ticaret Anlaşması imzalayan Kolombiya, bu yıl içerisinde iç onay sürecini tamamlarsa anlaşma hemen yürürlüğe girecek.

AB, Tayland ile bir Serbest Ticaret Anlaşması için de Mart ayı başında ilk görüşmelere başladı. Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso ve Tayland Başbakanı Yingluck Shinawatra, gümrük vergisi ve yatırım, tedarik, yasal düzenlemeler, rekabet ve sürdürülebilir gelişim konularını içeren geniş kapsamlı bir anlaşma sağlanması için çalıştıklarını açıkladılar.

AB, Tayland'ın en büyük yatırımcıları arasında yer alıyor ve yatırımların değeri 2011 yılında 14 milyar Euro'ya ulaştı.

Tayland ile gerçekleştirilecek STA, AB için önemli bir ekonomik kazanç sağlamanın ötesinde, bu ülke ile önceden STA gerçekleştirmiş olan Çin, Hindistan, Japonya, Kore, Avustralya, ve Yeni Zelanda ile aynı kulvarda yer almasını sağlayacak.

Güneydoğu Asya'da Singapur ile 2012 yılı sonunda görüşmeleri tamamlayan AB, Malezya ile 2010, Vietnam'la ise 2012 yılından beri görüşmelerini sürdürüyor.

Ancak bugün AB'nin devam eden iki STA görüşmesi var ki, tüm bunlardan daha fazla gündemde ve neredeyse tüm dünya konuşuyor. Kanada bu ülkelerden biri. Kanada ile AB arasındaki serbest ticaret anlaşması (STA) ile iki ülke için yıllık 20,6 milyar Euro'luk ek ekonomik faaliyet yaratılacağı kaydediliyor.

Bir diğeri ise ABD. Londra merkezli Ekonomik Politika Araştırma Merkezi, olası bir AB-ABD Transatlantik Ticaret Anlaşması ve Yatırım Ortaklığı'nın potansiyel etkileri ile ilgili bir çalışma gerçekleştirmiş.

Bu çalışmaya göre, anlaşma tam olarak uygulanmaya başlandığında AB yılda 119 milyar Euro, ABD ise yılda 95 milyar Euro ekonomik kazanç sağlayacak. AB ihracatının tüm sektörlerde artış göstereceği tahmin ediliyor. İhracat rakamlarının en yüksek gerçekleşmesi beklenen sektörler arasında %12 ile metal ürünler, %9 ile gıda ve kimya sektörleri geliyor.

Şöyle bir ilginç notu da paylaşayım; AB-ABD arasındaki anlaşmayla birlikte AB'de dört kişilik bir ailenin gayri safi gelirinde yıllık ortalama 545 Euro artış olacağı tahmini de yapılmış bu çalışmada.

Bu anlaşmanın dünya gayri safi hasılasında da 100 milyar Euro artış yaşanmasına neden olacağı da bir pozitif gösterge olarak ortaya konmuş.

Dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşmasında görüşmeleri tüm dünya ilgiyle takip ediyor. Türkiye'de bu ülkelerden biri. Gümrük Birliği nedeniyle aslında sadece bu görüşmeler değil, AB'nin diğer STA görüşmeleri de Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Bu, bir başka yazının konusu olacak kadar uzun bir konu. Bize etkileri olacağı muhakkak ama ben bundan da önce başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum. İki büyük ekonominin üzerinde anlaşacağı ticaret kurallarının; tüm dünya ticaretini ve doğal olarak global ticaretin kurallarını etkilemesi gibi bir durum söz konusu.

Artık son etaba giren AB-Hindistan görüşmeleri ise bir başka örnek. Müzakereler 2007'den beri devam ediyor. Bu yıl sonuçlanması beklenen görüşmelerde, son raporlar ticaret hacminin 2015 yılında şimdikinden 2 kat fazla olacağına ve 150 milyar Euro'yu aşacağına işaret ediyor. Ancak Hindistan tarafından yapılan açıklamalar, iki ekonomi arasındaki ilişkilerin siyasete de yansıyacağını ve bundan sonraki çizginin siyaset üzerinde yoğunlaşağı yönünde. Hindistan bu anlaşmanın beraberinde dünya siyasetinde denge unsuru olacak siyasi etkinliğe ulaşmayı da amaçlıyor.

AB'nin önemli ülkelerle ikili ticaret görüşmelerindeki gelişmelere bakarak, "Ticaretin kuralları değişir mi?" diye sormuştum ama belki buna siyaseti de eklemek gerekecek. Bu da bize fotoğrafın bütününü iyi analiz edip, sorunlara daha geniş bir perspektiften bakmayı ve ülke olarak daha doğru stratejiler belirlememiz gerektiğini gösteriyor.