X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER G8, gelişmeler ve Türkiye
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

G8, gelişmeler ve Türkiye

  • Giriş Tarihi: 20.6.2013 11:39

Kuzey İrlanda’da gerçekleştirilen G8 Zirvesi’ne AB-ABD arasındaki serbest ticaret anlaşması görüşmeleri damga vurdu.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Zirvede, AB ile ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması'na (TTYO) ilişkin görüşmelerin başlaması resmiyet kazandı. G8'in ev sahibi İngiltere Başbakanı David Cameron, ilk görüşme turunun 8 Temmuz'da Washington'da gerçekleştirileceğini duyururken, iki ekonomi arasında ticaret hacminin artacağını, aynı zamanda TTYO ile Avrupa'da 400 bine yakın yeni istihdamın önünün açılacağını kaydetti.

AB Bakanları, zirve öncesinde TTYO görüşmelerinin başlaması konusunda uzun bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda birçok konuda uzlaşmaya varılmasına karşın Fransa'nın, ülkesinin film ve televizyon endüstrisi için kültürel istisna talebi nedeniyle Washington'daki ilk tur görüşmelerde bu madde gündemde yer almayacak. Bu önemli pürüzün şimdilik kaydıyla ortadan kalkması, görüşmelerin başlaması yönünde geçici bir rahatlığı da beraberinde getirdi.

Ancak daha önce TTYO görüşmelerinin 2015 yılında tamamlanabileceği konuşuluyordu. Zirve sonrasında, başta Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso olmak üzere bazı Avrupalı yetkililer işin uzayabileceği yönünde görüş bildirdiler. Aslında anlaşmanın önündeki zorluklar sadece Fransa'nın kültürel ürünlere yönelik vetosu değil. Fikri mülkiyet hakları, elektronik ticaret ve iletişim teknolojisine ilişkin düzenlemeler, havacılıktaki rekabet ve otomotiv sektöründe güvenlik standartlarının farklılığı gibi görece halledilmesi gereken sorunlar var.

Ama TTYO'nun ikincil hedefleri olarak nitelenen hizmet ticaretinin kolaylaştırılması, tarım sektöründeki tarifelerin azaltılması ve diğer tarife dışı engellerin kaldırılması konuları da görüşmelerin önemli ayağını oluşturuyor. Bunun farkında olan AB gıda ve içecek endüstrisinin temsilcisi FoodDrinkEurope, zirvenin ilk günü yaptığı açıklamayla AB-ABD arasında serbest ticaretin önündeki bariyerlerin kaldırılmasına yönelik her türlü desteği vereceğini belirtti. FoodDrinkEurope üreticilerinin ABD'ye yıllık 14 milyar Euro'yu aşan gıda ve içecek ihracatları var. Bunun %60'ını içecekler oluşturuyor. FoodDrinkEurope, ABD'nin düzenleyici bariyerlerinin ticaret anlaşmasının önündeki en büyük engel olduğunu öne sürüyor, kısa süre önce ABD'de yasalaşan Gıda Güvenliği Modernizasyon Yasası'nın yürürlüğe konması yoluyla yeni düzenleyici engellerin uygulamaya girebileceğine dikkat çekiyor. Kuruluşun en çok endişe ettiği hususlar, yeni yasa ile devreye giren ve Avrupa'daki orta ve küçük ölçekli işletmelerin ihracatının azalmasına yol açabilecek olan 'üretici doğrulama programı' ve 'ortak denetleme ücretleri' konusu.

Görüşmelerdeki önemli pürüzlerden birinin tarım konusu olması kuvvetle muhtemel. Çünkü 1998 yılındaki ilk Serbest Ticaret Anlaşması girişiminde, AB'nin ortak tarım politikası çerçevesindeki geniş tarım sübvansiyonlarının ortadan kalkma ihtimali, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmuştu. Washington ve sonrasındaki diğer görüşmelerde de tarım müzakerelerinin bu nedenle çok zorlu geçeceği ortada.

ABD'nin AB'nin yanı sıra bir süre önce Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olan Rusya ile ekonomik ilişkileri geliştirme yönünde de girişimleri var. Zirvede bu konuda iki ülke arasında Eylül ayında ikili görüşmeler yapılması da kararlaştırıldı. Stratejistlerin tahminlerine göre ABD bu girişimleriyle, giderek büyüyen Çin'e karşı güçlü bir ekonomik ittifak oluşturmaya başladı. Bu gelişmelerin bir köşesinde de Türkiye var. Gerek ABD ve AB, gerek gıda ve tarım ticaretimizin gelişmeye başladığı Rusya, gerekse özellikle gıda üreticilerimize kapıların yeni açılmaya başladığı Çin, Türkiye'nin yakın markajında. Ancak tüm bu gelişmeler karşısında bu markajı nasıl sıkı tutarız, işte orası giderek tartışmalı hale gelmeye başladı. Yeni gelişmeler ışığında, tarım, gıda ve içecek sanayilerimizin küresel pazardaki rekabetçi yapısını korumak için farklı bir strateji oluşturmak bir zorunluluk oldu. "Ne yapabiliriz?"in cevabını bulmamız gerekiyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.