X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Bizde çay bardağı yok"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Bizde çay bardağı yok"

  • Giriş Tarihi: 23.7.2013 12:54 Güncelleme Tarihi: 23.7.2013 13:23

E-ticarette bir çok farklı ürün seçeneği ve site var. Bunların içinden sıyrılabilmek ve önemli pazar payına sahip olabilmek çokta kolay değil. Farklı ürünler satabilmek ve müşterilerin ihtiyaçlarını algılamak eticarette çok önemli. Bugün röportajını okuyacağınız eticaret sitesi son zamanlardaki en cesur girişimlerden. Vivense.com, mobilya almak için gezme ve seçme zahmetini ortadan kaldırırken, uygun fiyatlara birçok seçenek sunuyor. Şimdi sizi vivense.com'un kurucusu Kemal Erol'un röportajıyla baş başa bırakıyorum.

Eğitiminiz ve özgeçmişinizi öğrenebilir miyiz?

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliğ'inden mezun oldum. Accenture ve Mckinsey & Company şirketlerinde yönetim danışmanlığı yaptım. Yapı Kredi Bankası ve Türk Hava Yolları'nda çalıştım. Son olarak da Rocket Internet firmasının Türkiye macerasında da yer aldım. Bir taraftan da öğrenciliğim devam etti. Boğaziçi'nde MBA yaptım, halen Bilgi Üniversitesi'nde Ekonomi programında doktora öğrencisiyim. Bu gidişle de öğrenciliğim bir süre daha devam edecek gibi görünüyor, çok fazla derslere gidemiyorum.

Bu işe başlama fikri nereden geldi ve nasıl gelişti?

Mobilya alışverişinin zahmetli ve insanı alışverişten soğutan bir boyutu var. Zevkinize uygun seçenekler bulmak için onlarca mağazayı umudunuzu yitirmeden dolaşmanız gerekiyor. Genelde de gezmekten yorulmuş bir halde sırf o süreci sonlandırmak için alışverişi yapıyorsunuz. Ayrıca ürüne verdiğiniz fiyat da çok içinize sinmiyor genelde. Aldığımız mobilyaların üreticiden evimize girene kadar çok da verimli olmayan fazlardan geçtiğini düşündüm. Buna çözüm olarak Vivense.com ile üretici ile tüketiciyi doğrudan buluşturan bir iş modeli geliştirdim.

Sizin vivense.com'da fark yarattığınız nokta nedir?

Vivense.com'da öncelikle farklı stillerde ve fiyat seviyelerinde seçilmiş güzel ürünler sunmayı hedefliyoruz. Sunduğumuz ürün seçkisi ile fark yaratmak öncelikli hedeflerimizden.
Ürünler üreticiden doğrudan tüketiciye ulaştırıldığı için ciddi maliyet avantajları da sağlanıyor, bu da fiyata yansıyor. Dolayısıyla cadde mağaza fiyatlarına göre oldukça avantajlı fiyatlar sunuyoruz. Son olarak da iç mimarlarla önemli işbirliklerimiz var. İç mimar networkümüzü kullanarak müşterilerimize yönelik yakında sürpriz hizmetlerimiz de olacak.

Ne kadar sermayeyle başladınız?

İlk aldığımız yatırım, çekirdek sermaye (seed capital) dediğimiz bir yatırımdı. Bu yatırımı şirketin kuruluşu, ilk ekibin oluşturulması, web sitesinin geliştirilmesi, ilk pazarlama çalışmalarına ayırdık. Evren Üçok, Cem Sertoğlu, Alp Saul, Aycan Avcı gibi isimlerden ilk yatırımımı aldım. Trendyol, Grupanya, Pronet gibi şirketlerin yönetimindeki ve yatırımcıları arasında yer alan bu isimlerle başlamak bizim için önemli bir avantaj oldu.

Daha kurulmadan nasıl yatırım aldınız?

Ortada bir şey yokken yatırım almak kolay değil gerçekten. Bazı yatırımcılar, yatırım şartı olarak fatura kesmiş olmayı öne sürebiliyor, yani faaliyette olmanız önemli olabiliyor onlar için. Vivense.com için ben iş modelimi, tecrübelerimi ve bu işe olan inancımı çantama koyup yatırımcılarla görüşmeye başladım. Bu da yeterli oldu yatırım almam için.

Vivense. Com'a yatırım yapmak için baktıkları kriterler neydi?

Her yatırımcının öncelikleri farklı olabiliyor. Bazıları ekibe çok önem verirken, bazıları iş modeline çok önem verebiliyor. Bazı yatırımcılar kategorik olarak bazı alanlara yatırım yapmama kararı almış olabiliyor. Benim yatırımcılarım öncelikle ekibe sonra da iş modeline baktılar. Mobilya pazarının büyüklüğü, iş modelimizdeki ürünlerin üreticiden doğrudan müşteriye teslimat yapılması ve Türkiye'de bu alanda öne çıkmış bir online girişimin olmaması yatırımcıların önemli bulduğu kriterlerdi.

Ekibinizi nasıl kurdunuz ve şu an kaç kişi çalışıyor?

En zor kısım buydu benim için. Türkiye'de girişimcilik hala çok riskli algılanan bir durum. Ortada hiçbir şey yokken bir takım kurmak gerçekten zor. Yatırım aldıktan sonra tabi daha kolaylaşıyor takım kurmak. Burada önemli olan, ekibin yetenek seti olarak birbirini tamamlayan kişilerden bir araya gelmesi ve yeni bir şey inşa etmek için gerekli olan enerji ve heyecan seviyesini taşıması. Şu anda 8 kişilik bir ekiple devam ediyoruz.

Vivense.com'un ismi nereden geliyor?

İnternette iş kurmanın en zorlu taraflarından bir tanesi isim bulmak. Kolay gibi görünse de subjektif bir mevzu olduğu için herkesin mutabık olduğu bir isim bulmak neredeyse imkansız. Bu kelimeyi bir yazılım buldu aslında, isim türeten bir yazılım. Bu yazılıma biz istedigimiz anahtar kelimeleri verdik karşımıza çıkan yüzlerce seçenekten Vivense'yi seçtik. Vivense İtalyanca "yaşam" kelimesinden türetilen bir kelime. İlk günlerde yadırgayan arkadaşlar olsa da gün geçtikçe daha çok seviyoruz Vivense'yi.

İşe başlarken rehberlik anlamında destek gördünüz mü?

Trendyol ve Grupanya gibi iki önemli şirketin hem yatırımcısı hem de yönetiminde yer alan Evren Üçok ve Cem Sertoğlu'nun mentorluğu bizim için çok önemliydi. Şirketin uzun vadede başarılı olması için ilk günden verilmesi gereken kritik kararlarda oldukça yardımcı oldular.

Müşterileriniz genelde hangi şehirlerden?

Büyük şehirlerden yoğun talep var. Burada müşterilerimize fiyat avantajının yanında aslında en önemlisi zaman avantajı sunuyoruz. Günlerce bir koltuk peşinde mağaza mağaza dolaşıp yorgun düşmektense, evinizde oturduğunuz yerden keyifle alışverişinizi tamamlayabiliyorsunuz. Onun dışında Anadolu'nun farklı bölgelerinden müşterilerimiz de oluşmaya başladı. Buralarda trafik gibi sorunlar olmasa da mobilya almak isteyen müşteri yeterli sayıda seçenek bulamıyor. O müşterilerimiz için de Vivense.com'un bol seçenek ve fiyat avantajı önemli oluyor.

Şu an Vivense.com'un yönetimini nasıl yapıyorsunuz?

Vivense herşeyden önce bir marka olmak üzere yola çıktı. Marka kimliği ile ilgili ekiple birlikte sürekli kafa yoruyoruz. İlk günden çok beğenildik, ancak bunun altını iyi doldurmak gerekiyor. Bunun için çalışıyoruz. Ayrıca bu işin en önemli kısımlarından bir tanesi ürün seçimi. İstanbul, Ankara, İnegöl gibi merkezlerdeki üreticilerle anlaşmak ve ürün seçmek yaptığımız işlerin başında geliyor. Vivense.com'da şu anda iki bin civarı ürün var. Hedefimiz 10 binin ürüne çıkmak. Yeni kategoriler açmak ve var olan kategorileri derinleştirmek için çalışıyoruz. Diğer bir başlık ise yeni müşterilere ulaşmak. Bunun için gerekli online marketing ve sosyal medya üzerinden çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Operasyon tarafında ise satış sonrası süreci adım adım takip ederek ürünün müşteriye ulaşmasını sağlıyoruz.

Vivense.com'u kendi sektörünüz içinde, rakiplerinize göre nasıl konumlandırırsınız?

Rekabeti seviyoruz, rekabetten çekinmiyoruz. Bizim iş modelimizle çalışan tamamen mobilya odaklı site çok fazla yok. Mobilya esnafının kendi mağazasındaki ürünlerini satmak için kurduğu siteler var. Ayrıca mobilyanın bir kategori olarak yönetildiği, mobilya dışında nevresim takımı ve çay bardağı satılan siteler var. Biz her şeyimizle, sitenin tasarımından operasyonuna, müşteri hizmetlerine kadar tüm süreçleriyle mobilyaya odaklı bir iş modeli geliştirdik.

Gelecekte nasıl büyümeyi hedefliyorsunuz?

Hızlı ama dengeli bir büyüme planlıyoruz. Bir sene içinde online mobilya satışında ön plana çıkmayı hedefliyoruz. İkinci round yatırım çalışmalarımız da sonlanmak üzere. Sonrasında ekibimizi büyütüp daha fazla marketing çalışmalarıyla büyümemizi hızlandıracağız.

Sektörünüz, Türkiye'de sizce nereye gidiyor?

Mobilya sektörü 15-20 milyar dolarlık bir pazar. Mobilya sektörü gerek tüketim gerek üretim anlamında her geçen yıl daha da ön plana çıkıyor. Sektör, son yıllarda ihracat anlamında da ciddi bir atılım gerçekleştirdi. Diğer taraftan sektör çok parçalı bir yapıya sahip. Bu bir taraftan sektöre dinamizm katarken diğer taraftan belli verimsizlikler de oluşturuyor. Türkiye'nin konut pazarı mobilya sektörü için oldukça önemli. Kentsel dönüşüm projelerinin de mobilya sektörüne pozitif katkısı olacaktır.

Bu bağlamda, mobilya pazarı için e-ticaret nereye gidiyor?

E-ticarette elektronik ve giyim gibi kategoriler son yıllarda hızlı bir büyüme gerçekleştirdi. Mobilyada ise e-ticaret yolculuğu daha yeni başlıyor diyebiliriz. İnternet alışverişi alışkanlığı edinen tüketiciler artık mobilyayı da internetten daha rahat alabilecekler. Türkiye'de online mobilya satışının 50 milyon TL civarında olduğunu tahmin ediyorum. Bunun yakın zaman içinde katlanacağını tahmin etmek için uzman olmaya gerek yok sanırım.

Duygu Eren

Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı

Yazarla iletişim için: duygu@dpdanismanlik.com

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.