19 milyar lirayı tasarruf etseydik...

Giriş Tarihi: 29.7.2013 10:25
İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Cebimizde 19 milyar lira olsa ne yapardık? Ortalama maliyeti 50 milyon liradan hesap etsek, her biri yüzlerce yataklı 380 hastane yapabilirdik. Ya da 2013 yılı birim fiyatlarıyla 7,2 milyar liraya mal olacak Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesi gibi üç projeyi gözümüz kapalı yapardık. Veya üzerine biraz daha koysak yapım maliyeti 10,2 milyar Euro'yu bulacak olan İstanbul'a 3. havalimanını hemen inşa edebilirdik. 2013 yılı için tarımsal desteklemeye ayırdığımız 9 milyar liralık bütçeyi ikiye katlayabilirdik. 19 milyar lira cebimizde olsaydı bunlar gibi daha nice projeleri hayata geçirebilirdik; tabii her yıl yaklaşık 19 milyar liralık meyve sebzeyi israf etmeseydik.

Türkiye, dünya sebze üretiminde 4'üncü, meyve üretiminde ise 6'ıncı sırada yer alıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2011 yılında 44,5 milyon ton olan yaş meyve sebze üretimini, 2015 yılına kadar 48 milyon tona çıkarmayı hedefliyor. 2015 yılında meyve üretiminin 18,5 milyon ton, sebze üretiminin ise 29,5 milyon ton seviyelerine çıkması bekleniyor.

Üretim hedefi çok iyi ancak madalyonun öbür yüzünde israf gibi acı bir gerçek var. Üretim, ambalaj, sevkiyat, depolama ve tüketim kaynaklı kayıp ve israf nedeniyle ürünlerin önemli bir kısmı çöpe gidiyor. Bu oran, ürünün cinsine göre %2 ile %20 arasında değişiyor. İşin parasal boyutunu ise geçen gün Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı açıkladı: 19 milyar TL.

Bakan Yazıcı'ya göre ürettiğimiz 75 milyar liralık meyve-sebzenin 3,75 milyar liralık bölümü ihracata gidiyor. İç piyasaya sunulan miktarın %70'i kayıtdışı, 19 milyar liralık kısmı ise çeşitli sebeplerle kayıp ve israf ediliyor. Meyve ve sebze, taşımada ve depolamada olduğu gibi marketlerde de en fazla fire verilen ürün grubu arasında yer alıyor. Marketlerde genellikle müşteriler, meyve sebzeyi seçerek alıyor. Ben de alışverişlerimde dikkat ediyorum; insanlar meyve sebzenin şekil olarak en düzgününü seçip, şekli bozuk (çirkin!) olanları kasada bırakıyor. Muhtemelen de bu sebze ve meyveler marketler tarafından iade ediliyor ya da atılıyor. İhracatta da benzer şeyler yaşanıyor. Birçok meyve sebzenin şekilleri nedeniyle gümrük kapılarından geri döndüğü muhakkak.

Bu bana, tamamı ile yenilebilir durumda olan ancak kozmetik (çirkin-şekli bozuk!) nedenlerden ötürü İngiliz süpermarketleri tarafından ürünleri geri çevrilen, kimileri %40'a varan miktarda ürünü zayi olduğu için büyük masrafa giren Kenyalı çiftçileri hatırlatıyor. Bu ürünlerin bir kısmı yerel pazarlarda satılıyor ya da yem olarak kullanılabiliyor olsa da, geri dönen ürün miktarı o kadar fazla ki büyük bölümü çürüyor. Kenya'nın geri çevrilen mahsulünün büyük bölümü İngiltere'ye gönderilmek amacıyla yetiştiriliyor ancak Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), bu tavrın birçok gelişmiş ülkede yükselişte olduğunu, bu yükselişin gelişmekte olan ülkelerde ise daha hızlı ilerlediğini belirtiyor.

UNEP tüm dünyaya, 'çirkin!' mahsulün işlenmesi ve pazarlanması için yeni yollar aranması çağrısı yapıyor. Öte yandan UNEP İcra Direktörü Achim Steiner'in dediği gibi dünyadaki gıda israfı, "hiçbir ekonomik, çevresel veya ahlaki argümanla açıklanamaz." Bizim için de gıda israfı; 19 milyar liralık sebze meyve israfı karşısında Bakan Yazıcı'nın ifade ettiği üzere "içimizi acıtan" bir şeydir. İsraf, her şeyden önce nimete saygısızlıktır ancak madalyonun öbür yüzünde tasarrufun ve başka yatırımların önünü kesen bir beladır. Oysa sadece meyve, sebze ve ekmek israfına son vermekle, yüzlerce yeni okul ya da hastanenin kapısını açabiliriz.








ARKADAŞINA GÖNDER
19 milyar lirayı tasarruf etseydik...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz