X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Enflasyon hedefi arttı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Enflasyon hedefi arttı

  • Giriş Tarihi: 30.7.2013 11:19 Güncelleme Tarihi: 30.7.2013 16:59

Merkez Bankası 2013 yılı enflasyon tahminini yüzde 6.2 olarak revize etti.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, enflasyonun 2013 sonunda orta noktası yüzde 6,2 olmak üzere yüzde 5,2 ile yüzde 7,2 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini belirterek, "Enflasyon tahminlerimize temel oluşturan varsayımları ve dışsal koşulları bir arada değerlendirdiğimizde, temelde döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeleri göz önüne alarak, 2013 yıl sonu enflasyon tahminimizi 0,9 puan yukarı yönlü güncelledi" dedi.

Başçı, Merkez Bankasında düzenlediği basın toplantısıyla Enflasyon Raporu'nu açıkladı.

Orta vadeli tahminleri oluştururken, yakın dönemde küresel düzeyde para politikalarına ilişkin artan belirsizlik ve zayıflayan sermaye akımları karşısında, para politikasının temkinli ve esnek duruşunu koruduğu bir çerçeveyi esas aldıklarını ifade eden Başçı, diğer bir ifadeyle tahminlerinin, likidite politikasının genel olarak sıkı tutulduğu ve faiz koridorunun gerektiğinde aktif olarak kullanıldığı bir çerçeveyi temel aldığını söyledi.

Kredilerin yıllık büyüme oranının ise önümüzdeki dönemde kademeli olarak yavaşlayarak, 2014 yılının ortalarında yüzde 15 düzeyine ineceğini varsaydıklarını aktaran Başçı, şunları kaydetti:

"Bu çerçevede, enflasyonun 2013 yılı sonunda orta noktası yüzde 6,2 olmak üzere yüzde 5,2 ile yüzde 7,2 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. 2014 yıl sonu tahminimiz ise orta noktası yüzde 5 olmak üzere yüzde 3,3 ile yüzde 6,7 aralığında yer alıyor. Özetle enflasyon tahminlerimize temel oluşturan varsayımları ve dışsal koşulları bir arada değerlendirdiğimizde, temelde döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeleri göz önüne alarak, 2013 yıl sonu enflasyon tahminimizi 0,9 puan yukarı yönlü güncelledik. Küresel ekonominin zayıf görünümü ve iç talebin ılımlı seyri nedeniyle söz konusun gelişmelerin 2014 yıl sonu enflasyonu üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını tahmin ediyoruz.

Enflasyonun kısa vadede enerji fiyatlarındaki baz etkisi kaynaklı olarak dalgalı bir seyir izlemesini bekliyoruz. Bu çerçevede yıllık enflasyonun temmuz ayında, bu yılın tepe noktası olan yüzde 9 civarına ulaştıktan sonra ağustos ayından itibaren aşağı yönlü bir eğilim sergileyeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun yıl sonunda yüzde 5 hedefinin sınırlı bir miktar üzerinde gerçekleşmesini beklemekle beraber, 2014 yılının başlarında yüzde 5 hedefine yaklaşacağını öngördüğümüzü vurgulamak istiyorum. Bunun sebebi 2013 yılı ocak ayında tütün fiyatlarında gözlenen yüksek artışın yıllık enflasyon üzerindeki etkisinin önümüzdeki yılın başında büyük ölçüde ortadan kalkacak olmasıdır."


ÇEKİRDEK ENFLASYON GÖSTERGELERİ

Başçı, "H" ve "I" çekirdek enflasyon göstergelerinin ise son dönemdeki döviz kuru hareketlerinin gecikmeli etkilerine bağlı olarak yılın üçüncü çeyreğinde sınırlı bir yükseliş gösterdikten sonra yıl sonuna kadar genelde yatay bir seyir izlemesini beklediklerini bildirdi.

Bahsettiği tahminlere ek olarak Enflasyon Raporu'nun "Riskler" bölümünde enflasyon görünümüne ve küresel ekonomiye dair alternatif senaryolara da değindiklerini dile getiren Başçı, temel olarak önümüzdeki dönemde küresel likidite koşullarının para politikası duruşu üzerinde belirgin rol oynayacağından bahsettiklerini bildirdi.


"2013 SONU ENFLASYON TAHMİNİNDE MALİYE POLİTİKASINDAN KAYNAKLANAN BİR DEĞİŞİKLİK OLMADI"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 2013 yılı sonu itibarıyla kredilerin yıllık büyümesinin referans oranın üzerinde gerçekleşmesini beklediklerini bildirdi.

Konuşmasında küresel iktisadi görünüme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başçı, bu yılın ikinci çeyreğinde küresel parasal politikasına ilişkin gelişmelerin finansal piyasalar üzerinde belirleyici olduğunu ifade etti. ABD Merkez Bankası'nın tahvil alımlarını yakın bir gelecekte azaltabileceğine dair verdiği sinyallerin, mayıs ayından itibaren gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına yol açtığını belirten Başçı, son dönemde küresel iktisadi faaliyet zayıf seyrini korurken, küresel büyümeye dair tahminlerin aşağı doğru güncellenmeye devam ettiğini söyledi.

Son aylarda sermaye hareketlerinde gözlenen oynaklığın kredi ve beklenti kanalı üzerinden gelişmekte olan ülke ekonomilerine dair aşağı yönlü riskleri artırdığını dile getiren Başçı, "Böyle bir konjonktür hem fiyat istikrarını koruyabilmek hem de finansal istikrarı gözetebilmek açısından çok araçlı ve esnek bir politika çerçevesine sahip olmanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor" değerlendirmesinde bulundu.

Başçı, Merkez Bankasının 2010 yılının sonlarından itibaren makro ekonomik riskleri de gözeten esnek para politikasını uygulamaya devam ettiklerini anımsatarak, altın hariç cari dengede 2012 yılında kayda değer bir düzelme görüldüğünü vurguladı. Başçı, "Kısa vadede altından kaynaklanan baz etkisiyle cari açıkta sınırlı bir yükseliş görebiliriz ancak ana eğilimde bir bozulma beklemediğimizi, hatta yılın ikinci yarısında altın hariç cari dengenin istikrarlı bir şekilde iyileşeceğini tahmin ettiğimizi vurgulamak istiyorum" diye konuştu.


"LİKİDİTE POLİTİKASINI SIKILAŞTIRDIK"

Para politikasındaki gelişmeleri değerlendiren Başçı, 2012 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren kademeli olarak parasal genişlemeye gittiklerini anımsattı. Bu yılın mayıs ayına kadar kısa vadeli faiz oranlarını daha düşük seviyelere indirirken, Merkez Bankası ortalama fonlama faizini düşürdüklerini, rezerv opsiyonu kat sayılarını kademeli olarak artırdıklarını ifade eden Başçı, böylece hızlı sermaye girişlerinin makro ekonomik istikrar üzerindeki olumsuz etkilerini sınırladıklarını anlattı. Başçı, şöyle devam etti:

"Son dönemde küresel para politikalarına karşı artan belirsizlikler, bütün gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi bizde de sermaye akımlarında ciddi oynaklığa yol açtı. Mayıs ayının sonlarından itibaren ise küresel gelişmeler para politikası duruşunu değiştirmemizi gerektirdi. Bu dönemde küresel para politikalarına dair artan belirsizlikler, bütün gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi bizde de sermaye akımlarında ciddi oynaklığa yol açtı. Bu gelişmenin Türk Lirasında aşırı değer kaybına ve finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açması üzerine piyasaya verdiğimiz likiditenin kompozisyonunu değiştirerek likidite politikasını sıkılaştırdık."

Başçı, son aylarda enflasyonu artıran birden fazla unsurun aynı dönemde ortaya çıkmasının kısa vadede enflasyonun öngörülenden daha yüksek seyretmesine neden olduğunu belirterek, bu gelişmelerin fiyatlama davranışlarında bozulmaya yol açmasını engellemek ve finansal istikrarı desteklemek amacıyla temmuz ayı toplantısında faiz koridorunun üst sınırını 75 baz puan artırma kararı aldıklarını hatırlattı. Başçı, ek sıkılaştırma dönemlerinde faiz koridoru ve likidite politikasının etkisini güçlendirmek amacıyla bazı ilave düzenlemeler yaptıklarını da dile getirerek, "Bu noktada, enflasyon görünümü orta vadeli hedeflerle uyumlu olana kadar para politikasının temkinli duruşunu koruyacağımızı ve gerektiğinde ek parasal sıkılaştırmaya gidebileceğimizi vurgulamakta fayda görüyorum" şeklinde konuştu.

Başçı, fiyat istikrarını ve finansal istikrarı etkileyen gelişmeleri yakından takip ederek Türk lirası likiditesinin kompozisyonunda gereken ayarlamaları yapabileceklerini vurguladı.


"KORİDORUN ÜST SINIRINI ARTIRMAMIZ FİYAT İSTİKRARI AÇISINDAN GEREKLİ"

Merkez Bankası Başkanı Başçı, sermaye girişlerinin yoğun olduğu dönemlerde parasal sıkılaştırmanın yerli para üzerindeki aşırı değerlenme baskısını daha da artırarak finansal istikrarı olumsuz etkileyebildiğine, mevcut durumda ise Türk lirasının aşırı değerli olma noktasından oldukça uzak olması nedeniyle böyle bir sakıncanın söz konusu olmadığına dikkati çekti. Başçı, "Kedilerdeki artışın halen referans değerin üzerinde seyrediyor olması parasal sıkılaştırmanın bu kanaldan finansal istikrarı da destekleyeceğine işaret ediyor. Sonuç olarak böyle bir konjonktürde koridorun üst sınırını artırmamızın hem fiyat istikrarı açısından gerekli hem de finansal istikrara katkıda bulunuyor" diye konuştu.

Son yaşanan gelişmelerin finansal koşullar üzerindeki etkisinin, beklendiği gibi bir miktar sıkılaştırıcı yönde olduğunu bildiren Başçı, şöyle devam etti:

"Son dönemde kredi faizleri de yukarı yönlü bir hareket sergiledi. Likidite koşullarına daha hızlı tepki veren ticari kredi faizlerindeki yükseliş daha belirgin olurken, tüketici kredisi faizlerindeki artış daha sınırlı oldu. Bankaların Türk lirası fonlama maliyetini temsil eden mevduat, para takası ve TCMB ortalama fonlama faizi ile bankalarca ihraç edilen bono ve tahvil faizleri de belirgin olarak yükseldi. Öte yandan, son aylarda sermaye akımlarındaki yavaşlamaya rağmen krediler güçlü seyrini devam ettirdi. Temmuz ayı itibarıyla toplam kredilerin artış eğilimi geçtiğimiz yılların ortalamasından daha hızlı bir büyümeye işaret ediyor. Bu gelişmeler sonucunda yıllık kredi artış oranları da referans değer olarak açıkladığımız seviyenin belirgin olarak üzerinde seyrediyor. Finansal piyasalardaki belirsizliğin artmasına bağlı olarak hem kredi arzının hem de kredi talebinin büyüme hızlarında bir miktar yavaşlama gözlenebileceğini tahmin ediyoruz. Bununla birlikte 2013 yılı sonu itibarıyla kredilerin yıllık büyümesinin referans oranın üzerinde gerçekleşmesini bekliyoruz."


"TEMEL ENFLASYON GÖSTERGELERİ YATAY BİR GÖRÜNÜM SERGİLEDİ"

Erdem Başçı, yılın ikinci çeyreğinde finansal koşullarda bir önceki çeyreğe kıyasla sınırlı bir sıkılaşma gözlenirken, çeyrek genelinde finansal koşulların destekleyici konumunu sürdürdüğünü belirtti. Mayıs ayının sonlarından itibaren gözlenen sermaye akımlarındaki zayıflamaya paralel olarak temmuz itibarıyla finansal koşulların daha sıkı bir konuma geçtiğini tahmin ettiklerini dile getiren Başçı, para politikasının temkinli duruşunu da göz önüne alarak tahminlerini üretirken yılın ikinci yarısında finansal koşulların iç talep ve krediler üzerindeki destekleyici etkisinin ortadan kalktığı bir görünümü esas aldıklarını belirtti. Enflasyonun 2013 yılının ikinci çeyreğinde öngörülerinin üzerinde bir artış göstererek yüzde 8,3 düzeyinde gerçekleştiğini belirten Başçı, bunda gıda fiyatlarındaki gelişmelerin belirleyici olduğunu vurguladı.

Başkan Başçı, şöyle devam etti:

"Geçtiğimiz çeyrekte enflasyonun tahminlerin ötesinde bir artış göstermesinde hizmet enflasyonunun beklenenden yüksek gerçekleşmesi de kısmen rol oynadı. Bu gelişmenin 2013 yıl sonu enflasyon tahminimiz üzerindeki etkisi yaklaşık 0,1 puan artırıcı yönde oldu. Öte yandan, döviz kurundaki hareketlerin temel mal grubu fiyatları üzerindeki etkileri haziran ayı itibarıyla henüz gözlenmedi. Yılın ikinci çeyreğinde temel mal grubu fiyatları baz etkisinin de katkısıyla düşüş eğilimini sürdürdü. Bu gelişmeler çerçevesinde temel enflasyon göstergeleri son dönemde yatay bir görünüm sergiledi. Bununla beraber döviz kurundaki oynaklığın enflasyon üzerindeki yansımalarına bağlı olarak önümüzdeki dönemde temel enflasyonun bir miktar artış göstereceğini tahmin ediyoruz. Bu artışın geçici olmasını sağlamak ve genel fiyatlama davranışları üzerindeki olumsuz etkileri sınırlamak için son dönemde faiz koridorunu genişletmek suretiyle politika duruşumuzu sıkılaştırdık. Enflasyon görünümü hedefle uyumlu hale gelene kadar bu sağlam duruşumuzu koruyacağımızı burada açıkça ifade etmek isterim."


ENFLASYON TAHMİNLERİNE TEMEL OLUŞTURAN İKTİSADİ FAALİYET GELİŞMELERİ

Enflasyon tahminlerine temel oluşturan iktisadi faaliyet gelişmelerine ve kısa vadeli görünüme de değinen Başçı, 2013 yılının ilk çeyreğine ilişkin milli gelir verilerinin, iktisadi faaliyetin yurt içi talep kaynaklı olarak toparlanma eğilimine girdiğine işaret ettiğini söyledi. Yılın ikinci çeyreğine dair açıklanan verilerin ise tüketim talebindeki ılımlı artışın sürdüğüne işaret ettiğini belirten Başçı, ancak yakın dönemde küresel likidite koşullarındaki değişime paralel olarak finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmaların, yılın ikinci yarısında iç talebin, Nisan Enflasyon Raporunda öngörülene kıyasla daha zayıf seyretmesine neden olabileceğini ifade etti. Yakın dönemde firmaların iç piyasa sipariş beklentilerinde yılın ikinci çeyreğine göre bir miktar bozulma olduğunu gözlediklerini aktaran Başçı, şunları kaydetti:

"Dış talep ise 2013 yılının ikinci çeyreğinde zayıf seyrini korudu. Bu dönemde Avro Bölgesi iktisadi faaliyetindeki zayıf seyir devam ederken küresel büyümeye ilişkin tahminler aşağı çekildi. Bu çerçevede ihracat ağırlıklı küresel büyüme endeksini de sınırlı ölçüde aşağı yönlü güncelledik. Özetle iç ve dış talep gelişmelerini birlikte değerlendirdiğimizde, tahminlerimizi güncellerken toplam talep koşullarının enflasyondaki düşüşe katkısının bir önceki rapor dönemine kıyasla sınırlı ölçüde arttığı bir görünümü esas aldık. İktisadi faaliyetin enflasyon üzerindeki etkilerinin genelde gecikmeli olarak ortaya çıkması nedeniyle, bu güncelleme 2013 yıl sonu enflasyon tahminlerimizde önemli bir değişime yol açmazken 2014 yıl sonu enflasyon öngörülerimizi 0,1 puan aşağı yönlü etkiledi."


GIDA, ENERJİ VE İTHALAT FİYATLARI

Erdem Başçı, enflasyon tahminlerinde gıda, enerji ve ithalat fiyatlarının da önemli rol oynadığına dikkati çekti. Son üç aylık dönemde ithalat fiyatlarının, Nisan Enflasyon Raporu varsayımlarıyla uyumlu gerçekleşerek yatay seyrettiğini ancak yakın dönemde gözlenen döviz kuru hareketlerine bağlı olarak TL cinsinden ithalat fiyatlarında belirgin bir artış gözlendiğini anlatan Başçı, bunun yanı sıra nisan ayında 103 dolar olarak belirlenen 2013 yılı ortalama petrol fiyatı varsayımlarını, son dönemdeki gelişmeler doğrultusunda yukarı yönlü güncelleyerek 107 dolara yükselttiklerini söyledi. Bu gelişmelerin, 2013 yıl sonu enflasyon tahminini 0,8 puan, 2014 tahminini ise 0,2 puan yukarı yönlü etkilediğini belirten Başçı, "Gıda fiyatlarının yıllık artış oranına dair varsayımımızı ise bir önceki raporda olduğu gibi yüzde 7 olarak koruduk. Diğer bir ifadeyle, son dönemde işlenmemiş gıda fiyatlarında gözlenen olumsuz seyrin geçici olacağı ve fiyatların ağustos ayından itibaren kademeli olarak normalleşeceği varsayımını esas aldık" diye konuştu.


ENFLASYON TAHMİNİ

Kamu maliyesine dair varsayımlara da değinen Başçı, orta vadeli tahminleri üretirken yılın kalanında tütün ve enerji ürünlerine yönelik ek vergi ayarlaması yapılmayacağını varsaydıklarını bildirdi. Öte yandan, her zaman olduğu gibi, diğer vergi ayarlamaları ve yönetilen/yönlendirilen fiyatların enflasyon hedefleri ve otomatik fiyatlama mekanizmaları ile uyumlu olacağı bir görünümü esas aldıklarını aktaran Başçı, şöyle devam etti:

"Maliye politikasının duruşu için ise her zaman olduğu gibi Orta Vadeli Program projeksiyonlarını temel aldık. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde mali disiplinin süreceğini ve faiz dışı harcamaların Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYİH) oranının yılın ilk yarısına kıyasla önemli bir değişim göstermeyeceğini varsaydık. Dolayısıyla 2013 yıl sonu enflasyon tahmininde maliye politikasından kaynaklanan bir değişiklik olmadı."


PPK TOPLANTI ÖZETİNDEN: " HAZİRAN AYINDA SANAYİ ÜRETİMİNİN AYLIK BAZDA ARTIŞ KAYDEDECEĞİ TAHMİN EDİLMEKTEDİR"

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, temel enflasyon göstergelerindeki ılımlı seyre rağmen gıda ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, baz etkileri ve döviz kurunda gözlenen hareketler nedeniyle kısa vadede enflasyonun dalgalı bir seyir izlemesinin beklendiği ve bu doğrultuda enflasyonun temmuz ayında yükseleceği, ağustos ayında ise belirgin bir düşüş kaydedeceğinin tahmin edildiği bildirildi.

Kurulun 23 Temmuz tarihli toplantısına ilişkin yayımladığı 30 Temmuz 2013 tarihli toplantı özetinde, haziran ayında tüketici fiyatlarının yüzde 0,76 oranında arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 8,30'a yükseldiği hatırlatılarak, bu yükselişte işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artış ve enerji fiyatlarından kaynaklanan baz etkisinin belirleyici olduğu ifade edildi.

Toplantı özetine göre, bu dönemde gıda ve enerji grubundaki fiyat artışlarının yıllık enflasyona toplam katkısı bir önceki aya göre 1,7 puan yükselirken temel enflasyon göstergeleri ılımlı seyrini korudu.

Özete göre, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık enflasyon 5,81 puanlık artışla yüzde 12,88'e yükseldi. İşlenmemiş gıda grubunda hem taze meyvelerdeki yüksek fiyat artışları hem de sebze fiyatlarındaki baz etkisi ile yıllık enflasyon belirgin olarak yükseldi. İşlenmiş gıdada ise yıllık enflasyon yüzde 8,11'e geriledi. Bu grupta ekmek fiyatlarındaki artış sürerken diğer ürünlerin fiyatları ılımlı seyrini korudu.

Temmuz ayına ilişkin öncü göstergelerin işlenmemiş gıda fiyatlarında beklenen düzeltmenin henüz başlamadığına işaret ettiği ifade edilen özette, "Enerji fiyatları Türk lirasındaki değer kaybına bağlı olarak yükselmiştir. Enerji fiyatlarının yıllık artış oranının son dönemdeki artışlar ve baz etkisiyle haziran ayının ardından temmuz ayında da yükselerek yıllık enflasyonda artışa neden olacağı öngörülmektedir. Öte yandan baz etkisinin, ağustos ayından itibaren enflasyondaki düşüşe oldukça önemli bir katkı sağlayacağı öngörülmektedir" denildi.

Hizmet fiyatları haziran ayında yüzde 1,19 oranında artarken grup yıllık enflasyonu yüzde 7,88 ile önceki aya göre artış kaydetti. Yıllık enflasyondaki yükselişin yaklaşık 0,5 puanı şoför kurs ücreti kaleminde kaydedilen yüksek oranlı artıştan kaynaklandı. Bir kereliğine mahsus olan bu etki dışlanarak mevsimsellikten arındırılmış verilere bakıldığında, hizmet enflasyonundaki ana eğilimin önceki aya kıyasla yatay seyrettiği görüldü.

Temel mal grubunda yıllık enflasyon giyim başta olmak üzere tüm alt gruplarda geriledi ve haziran ayında yüzde 3,28 oranında gerçekleşti. Türk lirasında gözlenen değer kaybının henüz fiyatlara belirgin olarak yansımadığı, bu çerçevede temel mal fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış eğiliminin haziran ayında aşağı yönlü seyrini koruduğu görüldü. Temel mal ve hizmet grubundaki bu gelişmeler doğrultusunda temel enflasyon göstergelerinin mevsimsellikten arındırılmış eğilimleri de ılımlı seyrini korudu.

Temel enflasyon göstergelerindeki ılımlı seyre rağmen gıda ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, baz etkileri ve döviz kurunda gözlenen hareketler nedeniyle kısa vadede enflasyonun dalgalı bir seyir izlemesi beklendiği dile getirilen özette, bu doğrultuda enflasyonun temmuz ayında yükseleceği, ağustos ayında ise belirgin bir düşüş kaydedeceğinin tahmin edildiğinin bilgisi verildi.


ENFLASYONU ETKİLEYEN UNSURLAR

İkinci çeyreğe ilişkin verilerin yurt içi nihai talebin öngörülerle uyumlu olarak sağlıklı bir toparlanma sergilediğine işaret ettiği vurgulanan özette, şunlar kaydedildi:

"Sanayi üretiminin Nisan-Mayıs dönemi ortalaması ilk çeyrek ortalamasının üzerindedir. Haziran ayında da sanayi üretiminin aylık bazda artış kaydedeceği tahmin edilmektedir. Nisan ve mayıs aylarında tüketici güvenindeki iyileşme yurt içi talepteki artışı desteklemiştir.

Haziran ayında güven endekslerinde bir miktar bozulma gözlense de ikinci çeyrek genelinde dönemlik bazda tüketim talebinin artış göstermesi beklenmektedir. Nitekim bu dönemde otomobil satışları ve kredi büyümesi güçlü artış eğilimini korumuştur. Yatırım talebine ilişkin göstergeler ise olumlu bir görünüm çizmekle beraber tüketim talebine göre daha zayıf bir artışa işaret etmektedir."

Dış ticaret ve cari dengeye ilişkin verilerin de ikinci çeyrekte büyük ölçüde öngörüler doğrultusunda gerçekleştiği aktarılan özette, yurt içi talepteki toparlanmaya bağlı olarak ithalat talebinde canlanma gözlenirken, ihracatın ılımlı şekilde arttığı bildirildi.

Özette, kısa vadede altın ithalatındaki güçlü artış da göz önüne alındığında yıllık birikimli dış ticaret ve cari işlemler açığının yükselmeye devam etmesi beklenirken, makro finansal riskleri gözeten mevcut politika çerçevesinin cari işlemler açığındaki artışı sınırladığı ve altın ticareti hariç tutulduğunda cari işlemler açığının yatay bir seyir izlediğinin görüldüğüne yer verildi.

2013 yılı Nisan döneminde tarım dışı istihdam istikrarlı artışını sürdürdüğü kaydedilen özette şunlar aktarıldı:

"Bununla birlikte iş gücüne katılımdaki artış nedeniyle mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı değişmemiştir. Son dönemde tarım dışı istihdam artışı daha çok sanayi ve inşaat sektörlerinden kaynaklanırken hizmetler istihdamı yatay seyretmiştir.

PMI verileri yılın ikinci çeyreğinde sanayi istihdamındaki artışın hız keserek süreceği sinyalini vermektedir. Küresel ekonomiye dair belirsizlikler önümüzdeki dönemde yatırım ve istihdam artışını sınırlayabilecek bir unsur olarak önemini korumaktadır."


"BU DURUM ENFLASYON VE FİNANSAL İSTİKRAR GÖRÜNÜMÜ ÜZERİNDE RİSK OLUŞTURABİLECEKTİR"

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, "Mevcut durumda küresel iktisadi faaliyete dair açıklanan veriler istikrarlı bir görünüm çizmezken, gelişmiş ülkelerin ekonomi politikalarına ilişkin belirsizliklerin uzun süre devam etmesi halinde önümüzdeki dönemde risk iştahının dalgalı bir seyir izlemesi ve sermaye akımlarındaki zayıf seyrin sürmesi beklenebilir. Bu durum enflasyon ve finansal istikrar görünümü üzerinde risk oluşturabilecektir" dedi.

Kurulun, 23 Temmuz tarihli toplantısına ilişkin yayımladığı 30 Temmuz tarihli toplantı özetinde, mayıs ayının sonlarından itibaren küresel düzeyde para politikalarına ilişkin artan belirsizlik nedeniyle sermaye akımlarında gözlenen zayıflamanın fiyat istikrarı ve finansal istikrar üzerindeki yansımaları değerlendirildi.

Kurul sermaye akımlarındaki yavaşlamaya rağmen kredi artış oranlarının referans değerin üzerinde seyretmeye devam ettiğine dikkati çekerek, böyle bir konjonktürde para politikası duruşunun sıkılaştırılmasının finansal istikrarı destekleyeceği değerlendirmesinde bulundu.

Kurul, toplantıda ayrıca Temmuz Enflasyon Raporu'nda yer alması öngörülen orta vadeli tahminleri de değerlendirirken, enflasyonu artıran birden fazla unsurun aynı dönemde ortaya çıkmasının enflasyon beklentilerini olumsuz etkilediği ifade edildi.

İşlenmemiş gıda grubundaki fiyat artışları, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve döviz kurunda gözlenen oynaklık kısa vadede enflasyonu olumsuz etkilemeye devam edebileceği dile getirilen özette, enflasyon tahminlerine esas oluşturan varsayımlar ve dışsal koşullar bir arada değerlendirildiğinde, temelde döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeler göz önüne alınarak 2013 yıl sonu enflasyon tahmininin yukarı yönlü güncellendiği aktarıldı.

Özette, küresel ekonominin zayıf görünümü ve iç talebin ılımlı seyri nedeniyle söz konusun gelişmelerin 2014 yıl sonu enflasyonu üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı tahmin edilerek, bununla birlikte Kurul'un, fiyatlama davranışları üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla ölçülü bir parasal sıkılaştırmaya gidilmesinin gerektiğini belirttiği bildirildi.

Sonuç olarak Kurul'un, fiyat istikrarını sağlamak ve finansal istikrarı desteklemek amacıyla faiz koridorunun üst sınırının yükseltilmesine karar verdiği kaydedilen özette, enflasyon görünümünün orta vadeli hedeflerle uyumlu olana kadar para politikasının temkinli duruşun korunacağı, gerektiğinde ek parasal sıkılaştırmaya gidilebileceği vurgulandı.

Mevcut durumda küresel iktisadi faaliyete dair açıklanan verilerin istikrarlı bir görünüm çizmediği, gelişmiş ülkelerin ekonomi politikalarına ilişkin belirsizliklerin uzun süre devam etmesi halinde gelecek dönemde risk iştahının dalgalı bir seyir izlemesi ve sermaye akımlarındaki zayıf seyrin sürmesi beklenebileceği aktarılan özette, şunlar ifade edildi:

"Bu durum enflasyon ve finansal istikrar görünümü üzerinde risk oluşturabilecektir. Merkez Bankası, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde döviz kurundaki aşırı oynaklığı azaltmak amacıyla faiz koridorunu ve diğer para politikası araçlarını etkin bir şekilde kullanacaktır. Öte yandan, küresel ekonomideki toparlanmanın gecikmesi ve bunun sonucunda gelişmiş ülke merkez bankalarının uzunca bir süre miktarsal genişlemeye devam etmesi de aşağı yönlü bir risk olarak önemini korumaktadır.

Böyle bir durumda gelişmekte olan ülkelere olan sermaye akımları bir süre için tekrar hızlanabilecektir. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Merkez Bankası Türk lirası likiditesini bollaştırarak kısa vadeli faiz oranlarını düşük düzeylerde tutarken zorunlu karşılıklar ve rezerv opsiyonu mekanizması aracılığıyla hızlı sermaye girişlerinin finansal istikrar üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlayacaktır."


"FİNANSAL SEKTÖR POLİTİKALARINDAKİ TEMKİNLİ DURUŞUN SÜRDÜRÜLMESİ KRİTİK ÖNEM TAŞIMAKTADIR"

Bu değerlendirmeler sonucunda Kurul'un, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin ve sermaye akımlarındaki oynaklığın sürmesi nedeniyle Türk lirası likidite politikasının esnekliğinin artırılmasına karar verdiği bilgisi verilen özette, bu doğrultuda, fiyat istikrarını ve finansal istikrarı etkileyen gelişmeler yakından takip edilerek Merkez Bankası tarafından sağlanan Türk lirası likiditesinin kompozisyonunda gereken ayarlamalar yapılacağı görüşlerine yer verildi.

Özette, Kurul'un, maliye politikasına ve vergi düzenlemelerine ilişkin gelişmeleri enflasyon görünümüne etkileri bakımından yakından takip ettiği belirtilirken, para politikası duruşunun oluşturulmasında maliye politikası ile ilgili olarak Orta Vadeli Program'da (OVP) belirlenen çerçevenin esas alındığı aktarıldı.

Dolayısıyla gelecek dönemde mali disiplinin korunacağı ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlarda öngörülmeyen bir artış gerçekleşmeyeceğinin varsayıldığı özette, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun da güncellenmesi söz konusu olabilecektir. Küresel dengesizlikler karşısında ekonomimizin dayanıklılığını koruması açısından maliye ve finansal sektör politikalarındaki temkinli duruşun sürdürülmesi kritik önem taşımaktadır.

Orta vadede ise mali disiplini kalıcı hale getirecek ve tasarruf açığını azaltacak yapısal reformların güçlendirilmesi makroekonomik istikrarı destekleyecektir. Bu yönde atılacak adımlar aynı zamanda para politikasının hareket alanını genişletecek ve uzun vadeli kamu borçlanma faizlerinin düşük düzeylerde kalıcı olmasını sağlayarak toplumsal refaha olumlu katkıda bulunacaktır. Bu çerçevede, OVP'nin gerektirdiği yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır."


MERKEZ BANKASI BAŞKANI BAŞÇI SORULARI YANITLADI

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, ülkenin sağlam bir şekilde ileriye doğru ilerlemesi için Merkez Bankası'nın bağımsızlığının son derece önemli olduğunu belirterek, "Toplum olarak hep birlikte bunu korumalıyız. Ben bağımsızlık konusunda hiçbir sorun görmüyorum" dedi.

Başçı, Enflasyon Raporu'nu açıklamak amacıyla düzenlediği basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir soru üzerine Merkez Bankası bağımsızlığının son derece önemli olduğunu ifade eden Başçı, MB Kanunu'nun 4. maddesinde bankanın hükümete müşavirlik görevinin olduğunun açıkça yazıldığını söyledi. Dolayısıyla MB'nin hükümete danışmanlık ve müşavirlik görevi olduğunu ifade eden Başçı, bunu rutin uygulama olarak yılda 2 kez Bakanlar Kurulu'na sunum yaparak gerçekleştirdiklerini, onun dışında da ne zaman hükümet brifing isterse bunu yerine getirdiklerini kaydetti.


"TÜRKİYE İÇİN ÇOK DEĞERLİ"

Merkez Bankasının bağımsızlığının Türkiye için çok değerli olduğunu belirten Başçı, şöyle konuştu:

"Enflasyon hedefini hükümetle birlikte belirliyoruz. Yüzde 5'lik bir enflasyon hedefi önümüzdeki 3 yıllık periyot için açıklanmıştı. Şimdi yeni bir kalkınma planı çalışmaları sırasında bize soruldu. 2014-2018 dönemi 5 yıllık Kalkınma Planı yapılıyor. Bu dönemdeki enflasyon hedefi konusunda biz, 'yüzde 5'ten daha düşük bir hedef yazalım' dedik. 2018 yılında da yüzde 4,5 hedefi öngörüldü. Bu henüz açıklanmadı ama bu konuda mutabık kaldık. Hükümetle birlikte enflasyon hedefi belirleniyor, bağımsızlık nerede devreye giriyor? Bu hedefe ulaşma konusunda MB tek yetkili ve tek sorumludur. Bunun önemi ne? İster iktidarda olsun, ister muhalefette olsun siyasetçinin hayatını bu kolaylaştırıyor. Özellikle iktidardaki bir parti, faiz veya döviz konusu ile ilgili bir görüş veya politika belirleyecek olursa dövizin yükselmesini isteyen vatandaş olabilir veya dövizin düşmesini isteyen vatandaş olabilir. İhracatçılar yükselmesini, ithalatçılar düşmesini ister. Yani vatandaşın yarısı farklı düşünür. Faiz oranları konusunda aynı şekilde. Bir kısmı faiz oranlarının yükselmesini ister, çünkü bankada mevduatı vardır, başka bir kısım vatandaş ise borçludur faiz oranlarının düşmesini ister. Bir siyasetçi bunlarla ilgili karar alırsa veya görüş bildirirse o zaman toplumun geniş kesimlerini karşısına almış olur."

Kurumsallaşmanın önemine işaret eden Başçı, ülkenin sağlam bir şekilde ileriye doğru ilerlemesi için Merkez Bankası bağımsızlığının son derece önemli olduğunu, toplum olarak hep birlikte bunun korunması gerektiğini söyledi. MB'nin bağımsızlığı konusunda hiçbir sorun görmediğini vurgulayan Başçı, "Bunu birinci ağızdan rahatlıkla ifade edebilirim. Kamuoyunda zaman zaman bazı bakanlardan bazı görüşler gelebilir, bu da Merkez Bankasının bağımsızlığının aslında bir yerde olduğunu gösterir. Çünkü örneğin Çevre ve Şehircilik Bakanımızın kalkıp da Tarım Bakanının müsteşarını kamuoyu önünde eleştirir mi, eleştirmez. Ama MB eleştirilebiliyor, demek ki Merkez Bankası bağımsız bir şekilde hareket ediyor" diye konuştu.

Başçı, Merkez Bankası Başkanı olarak bir basın açıklaması yapmadan önce, bir sinyal vermeden önce iznini ve onayını alması gereken tek mercinin Para Politikası Kurulu üyeleri olduğunu ifade ederek, "Yine Eximbank kredileriyle ilgili limit artırımı konusunda herhangi bir açıklama yapmadan önce izin almam gereken, onayını almam gereken tek bir merci vardır, o da Merkez Bankası banka meclisi üyeleridir" dedi.


"BİZİM YENİ PARA POLİTİKASI ÇERÇEVESİ CİDDİ ŞEKİLDE KABUL GÖRDÜ"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Büyük ihtimalle bu yıl ki büyüme hızını bir miktar aşağıya doğru güncellemek söz konusu olabilir" dedi.

Başçı, Enflasyon Raporu'nu açıklamak amacıyla düzenlediği basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Başçı, "Kredi miktarındaki artışı ya da yükselişi ciddi risk olarak görüyor musunuz?" şeklinde soru üzerine, yıl sonunda kredi büyüme hızının bugünküne göre bir miktar daha aşağıda gerçekleşebileceğini söyledi. Şu an itibariyle Türk bankalarının, özellikle Avrupalı bankalardan çok rahat bir şekilde borçlanmaya devam edebildiğini ifade eden Başçı, Türk bankalarının, yurt dışından borçlanmada ve fonlamada herhangi bir sıktıntıları bulunmadığı sürece rahatlıkla kredi vermeye devam edeceğini bildirdi.

Türkiye'nin yüzde 4 olan büyüme hedefini de değerlendiren Başçı, küresel belirsizlik şokunun büyüme üzerinde bir miktar etki yapabileceğini, büyük ihtimalle yıl sonu büyüme hızının bir miktar aşağıya doğru güncelleneceğini kaydetti. Başçı, 2014 yılı büyüme oranıyla ilgili ise değerlendirme yapmak için henüz erken olduğunu söyledi.

Bir başka soruyu yanıtlarken de enflasyon görünümünde tütün ve alkollü içecekler gibi kalemlerde vergi artışı varsaymadıklarını hatırlatan Başçı, bu yıl bütçe hedeflerinin ulaşılabilir düzeyde olduğunu, o yüzden herhangi bir vergi artışına ihtiyaç olmayacağını tahmin ettiklerini belirtti.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu kararlarıyla ilgili de değerlendirme yapan Başçı, şöyle konuştu:

"Burada sevindirici bir gelişme var. Merkez Bankası ile ilgili yurt içinde ve dışında uluslararası analistlerin ve kuruluşların yaptığı yorumları okuyoruz ve inceliyoruz. Bizim yeni para politikası çerçevesi ciddi şekilde kabul gördü. Faiz koridorunu biz daha önce defalarca küresel şoklara karşı kullanmıştık ve son derece etkili bir araç olduğunu herkes gördü. O yüzden analistlerin ve kuruluşların yorumlarını eleştirilerini bu yeni çerçeve üzerine yapmaları aslında sevindirici."

Döviz rezervlerinin amacına uygun şekilde kullanıldığını da vurgulayan Başçı, önümüzdeki 4 ayda rezervlerde 4,7 milyar dolar artış olacağını belirtti.

Başçı, zorunlu karşılıklarda herhangi bir değişiklik sinyali de vermediklerini, bununla ilgili herhangi bir değişikliğin gündemlerinde olmadığını bildirdi.


"KREDİ BÜYÜMESİ DE EKONOMİK BÜYÜME DE GÜÇLÜ"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, ekonomik büyüme ve kredi büyümesi arasındaki ilişkide bir zayıflama görmediklerini belirterek, "Kredi büyümesi de ekonomik büyüme de güçlü" dedi.

Başçı, bu yılın üçüncü Enflasyon Raporuna ilişkin Merkez Bankası binasındaki basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başçı, bu yılın Orta Vadeli Program'da (OVP) öngörülenden daha düşük bir cari açık verisi ile tamamlanabileceğini söyledi.

Tahvil getiri eğrisi ile ilgili soru üzerine Başçı, mayıs ortalarında yüzde 6-6,5 civarına düşen 10 yıllık tahvil faizlerinin en stresli dönemde yüzde 9,5'lere kadar yükseldiğini hatırlattı.Tahvil fiyatının ABD'deki 10 yıllıklara göre çok daha fazla düştüğünü ifade eden Başçı, getiri eğrisinin kısa ucunda sıkılaştırma sinyali verdiklerinde ve ölçülü sıkılaştırma yaptıklarında getiri eğrisinin yataylaştığını gördüklerini dile getirdi.

Gelişmekte olan ülkelerin genelinde bir fiyat ayarlaması olduğunu anlatan Başçı, Türkiye'de ise bunun daha fazla olduğunu ve bu durumu "olumlu bir gelişme" olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti.


"KREDİ VE EKONOMİK BÜYÜME GÜÇLÜ"

Reel efektif kur endeksinin seviyesine ilişkin bir soru üzerine Başçı, endeks için referans değerin 120 olduğunu ifade ederek, şu anda aşırı değerli denebilecek seviyenin oldukça uzağında olduklarını söyledi.

Türkiye'de finansman kanadı çalıştığı için cari açık verilmeye devam edileceğini anlatan Başçı, "Bizim 2003 yılında da cari açığımız düşüktü. 2003'ü bugüne getiren kur da 120" dedi.

Kredi büyümesi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiye dair soruyu yanıtlayan Başçı, "Orada aşırı bir zayıflama görmüyoruz. Aslında çeyrekten çeyreğe ekonomik büyümeye baktığınızda ilk çeyrek fena değildi. İkinci çeyrek de pek fena olmayacak. Dolayısıyla kredi büyümesi de güçlü, ekonomik büyüme de güçlü. Fakat dönem dönem bu tür ilişkiler kopabilir" diye konuştu.

Başçı, kredi büyümesi artarken büyüme hızı düşerse ilave tedbir almak gerekebileceğini ama şu anda öyle bir durum olmadığını kaydetti.


"KREDİ BÜYÜMESİNDE YÜZDE 15 KIRMIZI ÇİZGİ DEĞİL"

Başçı, bir gazetecinin, "Faiz artırımın kredi büyümesi söz konusu olduğunda gelebileceğini söylemiştiniz ama son PPK toplantısına kadar Merkez Bankası yüzde 15'in üzerindeki kredi büyümesini tolere etti. Son faiz kararının TL'deki değer kaybını durdurmaya dönük ve özellikle bankacılık dışı özel sektörün yabancı para cinsinden borçlanmasının hızlandığı bir döneme denk gelmesi acaba bundan sonra TL'nin stabilizasyonunun daha öncelikli bir hedef olacağı şeklinde yorumlanabilir mi?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Yüzde 15 bir kırmızı çizgi değil, referans kredi büyüme oranı. TL'nin stabilizasyonu devam edecek mi? Buna kısaca 'evet' diyebilirim. Çünkü şu anda dikkat ederseniz küresel düzeyde ayarlama oldu. Bunun bir kısmı da gelişmekte olan ülkelerin döviz kurlarında oldu. Döviz kurlarındaki ayarlamanın daha az kredilerdeki ayarlamanın daha fazla olmasını tercih ederiz."

Başçı, döviz satışlarını tamamen sıfırlamayacaklarını, bu konuda bir esneklik bulunduğunu dile getirdi.


"ENFLASYONUN YÜZDE 5'E İNMESİ LAZIM"

Enflasyon, büyüme ve cari açığın, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYH) oranının yüzde 5'er olarak hedeflenmesine karşın şu an bu rakamların görülmediğinin belirtilmesi üzerine Başçı, bu durumun yeni para politikası çerçevesi ile bağlantılı olmadığını söyledi.

Sorunun enflasyonun yüzde 6,2'nin altına hiç inememesiyle açıklanmasının önemine değinen Başçı, "Son 44 yılın en düşük enflasyonu yüzde 6,2 ile geçen sene gerçekleşti. Bu yıl için tahminimiz de yüzde 6,2. Bunun yüzde 5'e inmesi lazım. Bunun 2014'ün ortalarında olacağını tahmin ediyoruz" dedi.

Büyüme ve cari açığın GSYH'ye oranlarıyla ilgili de değerlendirmede bulunan Başçı, konjonktürel etkilerden arındırılmış cari açık-GSYH oranının yüzde 5 civarında olduğunu kaydetti. Başçı, yüzde 5 büyümenin de Türkiye'nin cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleştirdiği ortalama büyüme oranı olduğunu belirtti.


"SÜREKLİ KORİDORUN ÜST SINIRINDA KALMAYI DÜŞÜNMÜYORUZ"

Repo ihalelerinde üst sınırın kaldırılmasına dair bir soru üzerine Başçı, bunun esneklik artırımı olduğunu söyledi.

Aylık ihalelerde üst sınırın kaldırılmasının sıkılaşma olarak algılanması gerektiğine işaret eden Başçı, haftalık ihalelerde üst sınırın kaldırılmasını da esneklik olarak görmek gerektiğini dile getirdi.

"Sürekli koridorun üst sınırında kalmayı düşünmüyoruz" diyen Başçı, sıkılaştırmanın geçici olabilmesi için zaman zaman fazla fonlama yapılabildiğini belirtti. Başçı, bir günlük ek parasal sıkılaştırmaların daha sık görüleceğini ifade etti.


"POLİTİKA FAİZİNİ MEVCUT SEVİYESİNDE TUTMAMIZ DAHA DOĞRU"

Politika faizine dair bir soru üzerine de Başçı, dünyadaki büyük merkez bankalarının kısa vadeli faizleri daha uzun süre düşük tutacağını ifade ettiklerini belirtti. Sermaye akımlarındaki giriş çıkışların geçici olduğunu anlatan Başçı, "O yüzden kısa ucu kalıcı olarak yukarı yönlü ayarlamak için bir sebep görmedik. İleride bir neden görürsek yapmakta tereddüt etmeyiz ama bugün itibarıyla politika faizini mevcut seviyesinde korumamız daha doğru olabilir. Yeter ki yukarı yönlü esnekliğimiz olsun" değerlendirmesinde bulundu.

Kurumsal kredi kartlarının faiz oranlarına ilişkin de konuşan Başçı, tüketiciye yönelik kredi kartlarında faiz oranı üst sınır belirleme yetkisinin Merkez Bankasında olduğunu hatırlattı. Yeni düzenleme ile ticari kredi kartlarına ilişkin muafiyetin kaldırılmasının öngördüğünü kaydeden Başçı, kanun yayımlandığında Merkez Bankasının da aynı gün tebliğde değişiklik yapacağını bildirdi.

Başçı, bir başka soru üzerine para ve tahvil piyasasından fiyat etkisinden arındırıldığında sınırlı bir çıkış olduğunu belirterek, "Ama esas büyük etkiyi fiyat etkisi yaptı" dedi.


DÖVİZ KURLARI

Başçı, Merkez Bankasının döviz kurları açısından herhangi bir seviyeyi savunmayacağını belirterek ama para politikasını likidite kanalından sıkılaştırarak döviz kurları üzerinde dolaylı bir etki yapmayı zaman zaman gerçekleştireceğini ifade etti. Başçı, "Burada biz, TL'ye değer kazandırma trendine dahi sistemi yönlendirebiliriz" diye konuştu.

Başçı, bir soru üzerine son dönemlerde yaşananların yeniden fiyatlama arayışı olduğunu ifade ederek, uzun vadeli kıymetlerin fiyatları yerli yerine oturduğunda gelişmekte olan ülke piyasalarına yeniden girişler olabileceğini sözlerine ekledi.

kalan karakter 1000

Ali Uysal Ali Uysal

Panik yok!!! TÜİK'e verin siparişi istediğiniz oranda çıkarır enflasyonu..

Aynı Görüşte misiniz?
evet2
hayır0
cevapla 30.07.2013 13:10

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.