Zorlukları uyumla aşabiliriz

Giriş Tarihi: 19.9.2013 16:29

ABD ile AB arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı görüşmeleri devam ederken Türkiye, bir yandan gelişmeleri yakından takip ediyor, diğer yandan da ABD ile bir serbest ticaret anlaşması (STA) imzalamak için çalışmalarına devam ediyor.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Bir serbest ticaret anlaşmasının en zorlu kısmı ise işi Amerikan Kongresine taşıyabilmek. Türk-Amerikan Konseyi 32. Yıllık Toplantısı öncesinde Amerika'nın Sesi'ne konuşan Türk-Amerikan Konseyi Başkanı Büyükelçi James Holmes; Amerika'nın, Türkiye'yle ticari ilişkilerine zarar verme pahasına bir müzakere ya da programa girişmeyeceğini açıklamıştı. Büyükelçi Holmes, gelecekte Türkiye ile Amerika arasında bir ticaret anlaşması yapılması olasılığını yüksek gördüğünü de söylemişti.

Bir serbest ticaret anlaşmasını tesis etmek için iki ülke arasında kurulan yüksek düzeyli komitenin çalışmalarının ilk toplantısına katılan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da "Bugün Türkiye ile ABD arasındaki ticarette tarihi bir gündür" açıklamasını yaptı.

ABD'de gerçekleşen bu ilk toplantıda, olası bir serbest ticaret anlaşmasında nasıl bir yol izleneceği konusunda görüşler ortaya kondu. Bu aynı zamanda, ABD ile görüşmelerde de ilk resmi adımı oluşturuyor. Gelişmeler ve karşılıklı açıklamalar umut verici.

Ancak bir yandan TTYO'na odaklanmış olan ABD, öte yandan TPO'ya (Trans-Pasifik Ortaklığı) da dikkat kesilmiş durumda. ABD, TPO'yu da bir yıl içerisinde sonuçlandırmayı planlıyor.

AB'de boş durmuyor; Çin ile serbest ticaret görüşmeleri başlatmayı planladığının ilk sinyallerini vermeye başladı. Fakat şu da bir gerçek ki TTYO; AB'nin yaşadığı ekonomik durgunluğu aşmasını sağlayacak. Bu nedenle TTYO, AB'nin şimdiye kadar imzaladığı 28 STA'dan ve imzalamayı düşündüğü diğer STA'lardan çok farklı bir konumda ve daha önemli. Biraz da bu nedenle ve ABD ile zaten zorlu geçeceği bilinen bir görüşme sürecinde AB'nin, anlaşmanın dışında kalan üçüncü ülkelerin, özellikle Türkiye'nin yaşayacağı kayıpları (buna iyimser bir yaklaşımla 'ilk etapta' diyebiliriz) çok da önemsediği söylenemez.

Ancak her iki tarafın da farklı noktalara odaklanmış olması, Türkiye için her şeyin sonu değil elbette. Konuyu gerçekçi bir yaklaşımla değerlendirdiğimizde, önümüzde seçeneklerin olduğunu görüyoruz. Bunlardan biri de halen %50-60'lar seviyesinde olan AB ile mevzuat uyumunun arttırılması. Bu, hâlihazırdaki durum karşısında önümüzdeki en gerçekçi seçenek olarak duruyor. Bu sayede AB mevzuatının ABD tarafında kabul görmesi durumunda Türk mallarının ABD'ye satışı için de yeni bir kanal açılmış olacak.

Tabii, bu süreçte uyumu güçlendirirken, aynı zamanda hem ABD hem de AB tarafında yürütülecek lobi faaliyetlerinin daha da sıkılaştırılması gerekiyor.
ARKADAŞINA GÖNDER
Zorlukları uyumla aşabiliriz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz