İlerleme Raporu ve Türkiye

Giriş Tarihi: 28.10.2013 10:31

90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinin son 54 yılı Avrupa Birliği üyeliği serüveniyle dolu.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr


Bu 54 yılda Avrupa Birliği 28 ülkeyi bünyesine katarken, Türkiye halen İlerleme Raporları ile dışarıda tutulmaya devam ediliyor. Aslında her iki tarafın da kabul edeceği üzere Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu ile başlayan AB macerası, başından beri hep sıkıntılarla doluydu. Çünkü müzakerelerdeki bütün tartışmalar kimlik üzerine oturtulmuştu. Bunun bir sonucu olarak, Türkiye hakkında yazılan 16 İlerleme Raporu ile gerçekte AB mi yoksa Türkiye mi rekor kırdı; işte burası çok meçhul. Ancak rekordan da öteye bu durum, her iki taraf için de motivasyonu bozucu bir etki yapıyor.

Biraz da bu nedenle son İlerleme Raporu, beklenen tartışmalara sahne olmadı. Yapılan tartışmalar ise kısıtlı, az sayıda ve teknik düzeyden çok demokratikleşme paketi, yargı reformu, azınlık hakları, gezi olayları gibi konuların üzerinden ve siyasi düzlemde gerçekleştirildi. Oysa raporda zaten çok fazla siyasi eleştiri olduğu söylenemez.

Diğer yandan raporun teknik değerlendirmeleri mevcut ve bunlar da oldukça önemli. Ancak bu başlıklar da siyasetin gölgesi altında kalıyor. Örneğin; 2007 yılında Fransa'nın bloke ettiği 5 başlıktan dördü üzerindeki blokaj halen durmakta. Öte yandan Malların Serbest Dolaşımı, İş Kurma ve Hizmet Sunumu Serbestisi, Mali Hizmetler, Tarım ve Kırsal Kalkınma, Balıkçılık, Taşıma Politikası, Gümrük Birliği ve Dış İlişkiler olmak üzere 8 fasılda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne yönelik kısıtlamaların Türkiye tarafından kaldırılmadığı gerekçesi ile bu fasıllarda müzakere açılmaması ve hiçbir faslın da kapatılmaması şartı devam ediyor. Türkiye, dünya 7'ncisi olduğu tarımda ve ilerleme kaydettiği balıkçılık alanında bu blokajlar nedeniyle müzakereleri başlatamıyor. Bu noktada teknik kriterleri yerine getirmeye devam eden Türkiye, AB'nin siyasi engelini aşamıyor.

Her ne kadar Kıbrıslı Rumlar, AB'nin son İlerleme Raporu ile 22. Faslı açmasını "Ankara'nın önüne halı seriliyor" şeklinde yorumlasalar da; raporun Kıbrıs paragrafları, geçen yıldan farklı değil. Bu da Türkiye açısından değişen bir şey olmadığı anlamına geliyor. Üstelik bu yılın raporundaki Kıbrıs vurgusu daha da kuvvetli. Raporda aynen şu ifade yer alıyor: "Komisyon, AB'ye üye devletlerin, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi dâhil, uluslararası hukuka ve AB müktesebatına uygun olarak, diğerleri yanında, ikili anlaşmalar yapma, doğal kaynaklar ile ilgili arama yapma ve bunlardan yararlanmayı da kapsayan egemenlik haklarını vurgulamıştır." Bu ifadenin hemen ardından "Türkiye'nin Ek Protokolü tam olarak uygulama yükümlülüğünü yerine getirmesi ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde ilerleme kaydetmesinin ivedilik arz ettiği" yineleniyor.

Ancak tüm bunlar, İlerleme Raporlarındaki teknik hususların göz ardı edilmesi anlamına gelmiyor. Aksine, belki 54 yılın bütün yorgunluğuna karşın bugün, geçmişten daha fazla irdelememiz gereken alanlar bunlar. Sadece AB üyeliği için değil, 2023 Vizyonu'nu benimsemiş, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi, tarımda ilk 5'te yer almayı, gıda ve içecek ihracatında dünyanın 10 ülkesi arasına yerleşmeyi hedeflemiş bir ülke olarak, çağdaş bir ölçü kabul edip adım atmamız gereken alanlardır. Türkiye'nin sadece insan hakları, demokrasi ve özgürlük gibi alanlarda değil, ekonomiden sürdürülebilirliğe, iletişimden tarıma tüm teknik alanlarda tartışabilecek, yön gösterecek sivil toplum örgütleri de var. Bence AB konusu, buralarda da güçlü şekilde tartışılmalı ve hem müzakerelere hem de 2023 Vizyonuna katkıda bulunacak görüşler ortaya konmalı
ARKADAŞINA GÖNDER
İlerleme Raporu ve Türkiye
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz