X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan'dan Anka müjdesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan'dan Anka müjdesi

  • Giriş Tarihi: 30.11.2013 11:38 Güncelleme Tarihi: 30.11.2013 17:07

Başbakan Erdoğan, TİM'in İnovasyon Haftası programında işadamlarına hitap etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen 11 yılda, sadece TÜBİTAK aracılığıyla 8 bin projeye 2,5 milyar lira Ar-Ge desteği sağladıklarını belirterek, "Bu sayede kendi uydularımızı geliştirdik ve ürettik. Savunma sanayi alanında pek çok projeyi hayata geçirdik" dedi.

Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Türkiye İnovasyon Haftası Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, haftanın ülke, millet ve ekonomi için hayırlara vesile olmasını diledi.

Yurt içinden ve dışından bu önemli etkinliğe katılan, görüşleri, düşünceleri, birikimleri ve önerileriyle katkı verenlere şükranlarını sunan Erdoğan, toplantıyı düzenleyenleri de kutladı.

Yeni fikirler geliştirmeyi, bunları ekonomik ve toplumsal faydalara dönüştürmeyi ifade eden inavosyonun artık tüm devletler ve kurumlar için stratejik öneme sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bir fikrim var" diyenlerin, en az üretenler, ihraç edenler, yatırımcı ve girişimciler kadar büyük değer ifade etmeye başladığını söyledi.

Erdoğan, günümüzde, tasarım ve uygulama yeteneğini geliştiremeyen toplumların, kurumların ve bireylerin başarılı olma, başarılarını sürdürme imkanları, özellikle de rekabette öne çıkma ihtimallerinin bulunmadığını vurgulayarak, bu anlayışla Türkiye'de, hem kamuda hem de özel sektörde inovasyona büyük önem verdiklerini, bu yöndeki çalışmaları tüm imkanlarla desteklediklerini anlattı.

Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite-sanayi işbirliğini destekleyerek, Ar-Ge çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek, bu çerçevede önemli mesafe kat edildiğini anlatan Erdoğan, "Geçtiğimiz 11 yılda, sadece TÜBİTAK aracılığıyla 8 bin projeye 2,5 milyar lira Ar-Ge desteği sağladık. Bu sayede kendi uydularımızı geliştirdik ve ürettik. Savunma sanayi alanında pek çok projeyi hayata geçirdik. Akıllı kimlik kartları, üstün özellikli x-ray sistemleri gibi pek çok projeyi de bu kapsamda destekledik ve sonuçlanmasını sağladık" dedi.


"BİLİM MERKEZLERİ 5 YILDA 81 İLDE YAYGINLAŞACAK"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çocukları ve gençleri inovasyona yönlendirmek için 81 ilde bilim merkezleri kurma çalışmasını başlattıklarını belirterek, bugüne kadar 7 büyükşehirde bilim merkezlerinin faaliyete geçtiğini, önümüzdeki 2 ay içinde de 2 büyükşehirde daha faaliyete geçeceğini kaydetti.

Büyükşehirlerden başlayarak, önümüzdeki 5 yıl içinde bilim merkezlerini 81 ile yaygınlaştırmayı amaçladıklarını vurgulayan Erdoğan, marka ve patent başvurusu konusunda da çok önemli gelişmeler yaşandığını, geçen yıl Türkiye'nin, Avrupa'da en çok marka başvurusu yapılan ülke olduğunu söyledi.

KOBİ'lerin her birinin, kendi alanlarında potansiyel birer inovasyon merkezi durumunda olduğunu dile getiren Erdoğan, insanların bilgisi, birikimi, çalışkanlığı, zekası ve keşif kabiliyeti sayesinde KOBİ'lerin her gün yeni ve etkileyici başarılara imza attığını dile getirdi.


KOBİ'LERE VERİLEN DESTEK

Başbakan Erdoğan, "Hükümet olarak, geçtiğimiz 11 yılda KOBİ'lere 2,2 milyar lira destek sağlayarak, bu muazzam potansiyeli destekledik, güçlendirdik, geliştirdik. Ayrıca, KOBİ'lerin kredi imkanlarını genişleterek bugüne kadar 212 bin işletmemizin 12 milyar lira kredi kullanmasını sağladık. Kredi faizi desteğimiz kapsamında, KOBİ'lerimizin kullandıkları kredilerin faizinin 1 milyarlık bölümünü hükümet olarak karşıladık" diye konuştu.

Bünyelerinde araştırma geliştirme faaliyeti yürüten büyük firmalara da çeşitli yöntemlerle destek verdiklerini belirten Erdoğan, önümüzdeki dönemde bu desteklerin artırarak sürdürüleceğini ve girişimcileri inovasyon çalışmalarının teşvik edileceğini kaydetti.


"FARKLILIK, BİR DEZAVANTAJ DEĞİL, TAM TERSİNE, BÜYÜK BİR AVANTAJDIR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, farklılığın, dezavantaj değil, tam tersine, büyük bir avantaj olduğunu ifade ederek, "Renklilik, yoksulluk değil, tam tersine büyük bir zenginliktir. Herkesin aynı düşündüğü bir toplum, bir ülke, yeni fikirler üretemez. Standart kimliklere, standart şekil ve beyinlere sahip bir toplum, öne geçemez, lider olamaz" dedi.

Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Türkiye İnovasyon Haftası Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, kalkınmanın anahtarının, temelinin bilim ve inovasyon olduğunu bildiklerini belirterek, gerçekten de bugün bilim ve teknoloji bakımından insanlığın ulaştığı yerin göz kamaştırıcı olduğunu söyledi.

Bu imkandan dünyanın her bölgesi, her toplum, her ülkenin aynı derecede faydalanamadığının görülmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, "Bir tarafta hayatın her alanında bu imkanlardan azami derecede istifade eden toplumlar varken, öteki tarafta bırakınız bilimi, teknolojiyi, en asgari şartlarda hayatını sürdürmekte zorlanan çok büyük bir kesim bulunuyor. İşte Akdeniz'e atlayarak ta bizim sahillere kadar yavrusuna süt ulaştırmak için denizde dalgalarla savaşan annenin dramını herhalde bugünkü gazetelerde okumuşsunuzdur. Dünyada mücadele böyle devam ediyor" diye konuştu.

Bilimin bu seviyelere ulaşmasında, hiç kuşkusuz, Doğu medeniyetlerinin çok büyük payı bulunduğunu vurgulamak istediğini belirten Erdoğan, orta çağın sonuna kadar, dünyada bilime, bilimsel gelişmelere Doğu medeniyetleri, İslam medeniyetlerinin öncülük ettiğini dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu dönemde, astronomide, matematikte, tıpta, çeşitli mühendislik alanlarında yaşanan gelişmeler ki az önce ekranda perdede izledik sonraki dönemlerde yapılan çalışmaların temelini oluşturdu. İbn-i Sina, İbn-i Rüşt, Piri Reis, El-Cezeri, Harezmi, Mimar Sinan, Ali Kuşcu gibi pek çok deha, bu dönemdeki çalışmalarıyla insanlığın geleceğine yön vermişlerdi. Batılı bilim tarihçileri de kabul ederler ki Avrupa rönesansı, Endülüs ve Osmanlı Devleti üzerinden Batı'ya aktarılan bu muazzam birikim üzerinde yükselmiştir. Aynı şekilde Selçuklu ve Osmanlı devletleri döneminde de Konya'dan Bursa'ya, Sivas'tan Edirne'ye kadar pek çok Anadolu şehri ve elbette İstanbul, bilimin, kültürün, ticaretin dünyadaki önemli merkezleri olmuşlardır. Semerkant'tan Kurtuba'ya, Bağdat'tan Kahire'ye kadar dünyanın en önemli bilim ve kültür merkezlerine sahip olan bu dev medeniyetin üzeri adeta küllerle örtülmüş, ışıltısı görülmez hale gelmiştir."


"TAKLİT EDEN ASLA ÖNE GEÇEMEZ"

Bilim tarihine yön veren, bilim ve sanata çok önemli katkılar sağlayan, esasen, ışığın kendisinden yükseldiği Doğu'nun, bilgi ve ilim üretme noktasında ne yazık ki gerilerde kaldığının kabul edilmesi gerektiğini anlatan Erdoğan, "Az önce değerli başkanımız da söyledi, ben de geçenlerde Sanayi Şurası'nda söylemiştim. Taklit eden, takip eden, asla öne geçemez. Üretmeyip, üretilenle yetinen, başkasının eline avucuna bakan asla liderlik konumuna yükselemez. Tarih ve medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz özgüvenle bilgi ve bilim üretme noktasında, çok daha ciddi adımlar atmak, çok daha fazla yatırım yapmak zorunda olduğumuz açıktır" ifadelerini kullandı.

Başbakan Erdoğan, bir noktaya da özellikle dikkatleri çekmek arzusunda olduğunu belirterek, "Bakınız, bilim ve sanatın çok geliştiği, çağının ötesine geçtiği şehirler, esasında cazibe merkezleri olan şehirlerdir. Selçuklu başkenti Konya'yı düşününüz. Döneminin önemli bir başkenti olan Konya, bilimi, bilim insanlarını, sanatçıları kendisine çekmiş, onları korumuş, kollamış, teşvik etmiştir" diye konuştu.

Konya'nın bu şöhreti bölgeye yayıldığında, daha fazla bilim insanı, mütefekkir ve sanatçının Konya'ya akın ettiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"İstanbul'a baktığınızda aynı durumu görürsünüz. Bağdat, Kurtuba, Kahire aynı şekilde dönemlerinin cazibe merkezleridir. Aslında, bugün de bu tarihi gerçeğin değişmediğini görüyoruz. Batı'daki bilim merkezleri, kendi sakinleri kadar, dünyadan bilim ve sanat insanlarını cezbederek büyümüşlerdir ve büyümeye devam ediyorlar. Dünyanın en başarılı üniversiteleri, en başarılı Ar-Ge merkezleri, üretim ve araştırma merkezleri, ulusal bir kimlik değil, uluslararası bir kimlik taşıyorlar."


"FARKLILIK BÜYÜK BİR AVANTAJDIR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Silikon Vadisi'nin sadece Amerikalılardan, sadece Amerikan vatandaşlarından değil, dünyanın hemen her ülkesinden başarılı bilim insanlarının emekleriyle ayakta durduğunu ve büyüdüğüne işaret etti.

Türkiye'nin bu önemli tarihi gerçeği görmesi, vizyon ve projelerini de bu doğrultuda inşa etmesi gerektiğini belirten Erdoğan, "Her bir şehrimizin, her bir üniversitemizin, merkezinde bulunduğumuz coğrafyanın, hatta dünyanın cazibe merkezleri olabilmesi için gayret göstermemiz ve çok çalışmamız gerekiyor. Farklılık, bir dezavantaj değil, tam tersine, büyük bir avantajdır. Renklilik, yoksulluk değil, tam tersine büyük bir zenginliktir. Herkesin aynı düşündüğü bir toplum, bir ülke, yeni fikirler üretemez. Standart kimliklere, standart şekil ve beyinlere sahip bir toplum, öne geçemez, lider olamaz" değerlendirmesinde bulundu.


"HİÇBİR IRKÇI DEVLET VE TOPLUMUN, BİLİM VE SANATTA ÖNE ÇIKTIĞINI GÖREMEZSİNİZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ırkçılığın, insanın ve insani değerlerin olduğu kadar, bilimin ve sanatın da düşmanı olduğunu belirterek, "Hiçbir ırkçı devlet ve toplumun, bilim ve sanatta öne çıktığını göremezsiniz. Allah'a hamdolsun, Türkiye, kadim tarihi içinde hiçbir zaman ırkçı bir anlayışa sahip olmamış, bu insanlık dışı yaklaşıma asla prim vermemiş, zemin hazırlamamıştır" dedi.

Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Türkiye İnovasyon Haftası Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, sadece griden ve grinin tonlarından ibaret bir ülkenin, dünyaya söyleyecek söz bulamayacağını ifade etti.

Tıpkı tarihte olduğu gibi, tıpkı bugün gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi, renkliliği, farklılığı bir zenginlik olarak görmek; her türlü farklılığa hoşgörüyle yaklaşmak ve bunu her anlamda bir kazanca tahvil etmek zorunda olduklarını anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle s sürdürdü:

"Esasında, böyle bir iklimi tesis edip, buradan zenginliğin, üretimin, bilim ve sanatın neşet etmesini yaygınlaştırmak durumundayız. Irkçılık, insanın ve insani değerlerin olduğu kadar, altını çizerek ifade ediyorum, bilimin ve sanatın da düşmanıdır. Hiçbir ırkçı devlet ve toplumun, bilim ve sanatta öne çıktığını göremezsiniz. Farklılıklara tahammülü olmayan hiçbir ülke ve toplumun, dünyaya önderlik edecek konuma yükselebildiğini göremezsiniz. Allah'a hamdolsun, Türkiye, kadim tarihi içinde hiçbir zaman ırkçı bir anlayışa sahip olmamış, bu insanlık dışı yaklaşıma asla prim vermemiş, zemin hazırlamamıştır. Çünkü bizim inancımız ırkçılığı reddeder, bunu kabul etmez. Zengin medeniyetimiz de işte bu hoşgörünün, birlikte yaşama kültürünün bir eseri olarak ortaya çıkmıştır."


"ARTIK GELECEĞE FARKLI YÜRÜYORUZ"

Başbakan Erdoğan, şu anda da Türkiye'nin, hoşgörü ve kardeşlik iklimini daha da güçlendirerek, siyasi, demokratik, ekonomik alanda olduğu kadar, bilim, sanat ve sporda da farklı bir kulvarda ilerlediğini belirterek, şöyle devam etti:

"Henüz başlangıç aşamasındayız. İşte 81 vilayette şu anda 175 üniversitesiyle var olan bir Türkiye ve cumhuriyet tarihinde yapılan tüm dersliklerin neredeyse bir o kadarını yapmış bir Türkiye var. Artık geleceğe farklı yürüyoruz. Bütün bu özellikleriyle bilim noktasında, bir küçük kıvılcım, çok büyük ışık huzmelerinin müjdecisidir. İnanıyorum ki, bugün, başta eğitim olmak üzere, bilimde, Ar-Ge, inovasyonda atılan adımlar, bir kartopu gibi büyüyecek, çok hızlı bir şekilde Türkiye'yi küresel düzlemde öne çıkaracaktır. İşte bir tarafta denizin 62 metre altında Marmaray'la inovasyon, bir taraftan yerin altında 40 metreyle... Geldiğimizde İstanbul'da kongre merkezi yoktu ha kongre merkezi yoktu..."

Göreve geldikten sonra bir kongre merkezi olarak İstanbul Kongre Merkezi'ni yaptıklarını, bir diğer merkezi olarak ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Haliç Kongre Merkezi'ni yaptığını anlatan Erdoğan, "Bunlarla dünyaya açıldık. Yoksa uluslararası kongreleri İstanbul'da yapabilmek mümkün değildi, 300-400 kişilik otel salonlarında siz uluslararası kongreler düzenleyemezsiniz. Ama şimdi bunları yapar hale geldik. Şimdi burada sadece 3 bin 300 kişilik bu salon değil, bunun dışında birçok oturumların yapılabildiği salonlar var burada. Sergilerin düzenlenebildiği salonlar var burada. Şimdi buraya geldik" diye konuştu.

Erdoğan, dünyada bu yarışın, rekabetin içerisine girebilmek, böyle bir inovasyonu meydana getirebilmek için bu yarışta olması gereken özelliklere sahip olunması gerektiğini aksi takdirde bunun başarılamayacağını ifade etti.


"KAĞNILARLA YÜRÜYEREK BİR YERE VARAMAYIZ"

Başbakan Erdoğan, kağnılarla yürüyerek bir yere varılamayacağını belirterek, "Onlar artık tarih oldu. İşte biliyorsunuz banliyö treni onlarla da yürüyerek bir yere varamazsınız. Onlar da artık tarih oluyor" dedi.

Artık 300 kilometre saatte hızla giden trenler varsa, yüksek hızlı trenler varsa Türkiye'nin bunu yapmak zorunda olduğunu ifade eden Erdoğan, "Yakalamak zorundaydız. İşte buyrun şimdi Türkiye'de yüksek hızlı tren hamdolsun bakıyorsunuz Ankara'dan Eskişehir'e... Eskişehir- İstanbul etabı da inşallah yıl sonuna bitiyor. Diğer taraftan Ankara-Konya, öbür taraftan Konya bakıyorsunuz yine Eskişehir arası bütün bunların hepsi şu anda yapılmış, yapılmakta ve devam ediyor. Niye? Bu hıza ayak uydurmak zorundayız, bu hızı yakalamak zorundayız" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Marmaray'ın biraz daha güneyinde bir tüp geçit daha yaptıklarını hatırlatarak, şöyle konuştu:

"O da otomobillerin denizin altından gidip geldiği tüp geçit. 2015'de o da bitiyor. Üçüncü köprüyü yapıyoruz. Ama bu üçüncü köprüde yine inovasyonda farklılık ortaya koyuyoruz; 4 gidiş, 4 geliş ama ortadan da raylı sistem koyuyoruz. Niye? Dünya ile rekabette bunlar önem arzediyor da onun için. Oturduğumuz yerde seyrederek, izleyerek biz bir trübün izleyicisi olamayız. Yarışın içinde olacağız. Genç dimağlarımızı yetiştireceğiz. İşte bakın şimdi insansız hava araçlarımızı yapıyoruz. Bakınız insansız hava araçlarında şu anda 30 bin fite kendi ürettiğimiz insansız hava aracıyla çıkabildik. Ama bugüne kadar bizim insansız hava aracımız yoktu. Herhangi bir ülke verirse bir insansız hava aracı, alacağız. Amerika verirse alacağız, İsrail verirse alacağız vermezlerse yandık. Şimdi kendimiz üretiyoruz. Yakın bir gelecekte de ihracına başlayacağız."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin şimdi tankını üretir hale geldiğine dikkati çekerek, şu anda testlerinin yapıldığını ve inşallah yakın bir zamanda seri üretimine geçeceklerini dile getirdi.

Bütün bunlarla birlikte artık Türkiye'nin kendi helikopterini üretir hale geldiğine değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda kendi helikopterlerimize talepler gelmeye başladı. Çünkü bu rekabetin içinde yer almazsanız yüksek nitelikleri olan ürünleri üretmezseniz ihracatta da arzu edilen rakamlara ayrıca ulaşamayız. Yani gemi dolusu veya gemiler dolusu buğday ihraç etseniz ne olur? Mısır ihraç etseniz ne olur? Onlarla birşey kazanamazsınız. Onu da ihraç eder duruma gelmeniz lazım. En azından kendi kendinize yeter hale gelmeniz lazım. Çünkü gıdaya her zaman ihtiyacımız var ama ihracata gelince ağır parayı oluşturan şey işte bu yüksek nitelikli ürünler şu anda işte buna geçiyoruz."


"TÜRKİYE'NİN SON 10 YILDA, YILLIK ORTALAMA BÜYÜME ORANI YÜZDE 5 OLARAK GERÇEKLEŞTİ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin son 10 yılda, yıllık ortalama büyüme oranının yüzde 5 olarak gerçekleştiğini, 2002 yıl sonunda 230 milyar dolar olan milli gelirin 786 milyar dolara ulaştığını belirterek, "Herhalde bu durup dururken olmadı, çalışarak oldu" dedi.

Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Türkiye İnovasyon Haftası Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, sanayi ürünlerinde gayet iyi bir noktaya doğru gelindiğine dikkati çekti.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bakın tekstil bile bizim için nihai çözüm değildir. Dünyada gelişmiş ülkelere baktığınız zaman hepsi tekstili ithal eder duruma gelmiştir. Ama ihracından artık tekstilin onu bir kenara koymuş o artık farklı ülkelere doğru gitmiştir. Ama biz şu anda tekstili ideal bir noktaya getirdik, getiriyoruz ama belki 10 sene, 15 sene, 20 sene sonra tekstilde Türkiye çok daha farklı bir konuma geçecek, seçici olacak. Ama sanayi ürünlerinde Türkiye'nin patlaması gerekiyor. Burada çok farklı ürünleri üretir hale gelmesi gerekiyor. Bunu başarmamız şart. Bunu başardığımız anda Türkiye işte o hedeflediğimiz evet 500 trilyon doları evelallah yakalar."

Gelişme, kalkınma, üretme, büyüme denilen sürecin, elbette çok çalışmayı, uzun ve sabırlı bir yolu göze almayı gerektirdiğine dikkati çeken Erdoğan, bunun için istikrara, güvene ve huzura ihtiyaç olduğunu söyledi.


"MİLLİ GELİRİMİZ ŞU ANDA 786 MİLYAR DOLARA ULAŞTI"

Türkiye'nin, en başta, istikrar ve güven ortamını tesis ederek, 11 yıllık süreçte üretim, istihdam ve ihracatta rekor seviyede başarıların altına imza attığını anlatan Erdoğan, "Türkiye'nin son 10 yılda, yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 5 olarak gerçekleşti. 2002 yıl sonunda 230 milyar dolar milli gelirimiz, şu anda 786 milyar dolara ulaştı. Herhalde bu durup dururken olmadı, çalışarak oldu. İhracatımız 36 milyar dolardı, 79 senede geldiğimiz ihracat rakamı buydu ama devraldığımız bu rakamdan sonra 152,5 milyar dolara çıktık. 79 senede 36 milyar dolar, 11 yılda 152,5 milyar dolara çıktık" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, sağlık, eğitim, adalet, emniyet, enerji, ulaştırma, tarım, konut bütün bu alanlarda, sosyal güvenlikte, sosyal yardımlarda geliştirdikleri sistemler ve elde ettikleri neticelerin, diğer ülkeler tarafından da dikkatle takip edilip, örnek alındığını dile getirdi.

Erdoğan, 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yolu olan bir Türkiye olduğunu söylemek durumunda bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Ama 79 senede buraya gelen bir Türkiye burada kalabilir miydi? Şimdi buna 10 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol ilave ettik. 17 bin kilometre... Bunların hepsi inovasyon. Bunlar en son teknolojiyi, en iyi şekilde kullanmak suretiyle atılmış adımlar. Dağları deldik, tüneller açtık... Bütün bu tünellerle birlikte trafik kazalarımızı bunları asgariye indirdik. Duble yollarla asgariye indirdik. Karadeniz'e gittiğiniz zaman artık tünellerle farklı bir dünya görüyorsunuz."


"İNOVASYONLA HEDEFİMİZE ULAŞACAĞIZ"

Başbakan Erdoğan, Fatih Projesi'yle teknolojiyle bilim ve eğitimi bir arada yaşayan bir neslin yetişmesini sağladıklarını aktardı.

Artık tablet bilgisayarla okuluna gidip gelen bir neslin görüleceğini, bunun adımını attıklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Artık kara tahtadan akıllı tahtaya geçiyoruz, bunun adımlarını atıyoruz. Bu şekilde ülke olarak 2023 yılı için belirlediğimiz hedeflere kararlılıkla ilerliyor, 2053 vizyonumuzu, 2071 vizyonumuzu şekillendirerek daha büyük atılımlara hazırlanıyoruz. Geleceğin inovasyonunda inşallah hedeflediğimiz eğitimli insan gücümüzle teknolojik adımları hızla atmaya devam edeceğiz. İnovasyonda olduğunu bildiğimiz için biz de eğitimli insan gücümüzle inşallah teknolojik altyapımızla bu alana öncelik veriyoruz, öncelik vereceğiz."

Başbakan Erdoğan, toplantıyı düzenleyen Türkiye İhracatçılar Meclisi ile birlikte Türkiye için 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefi belirlediklerini anımsatarak, "Bunu da gerçekleştireceğiz ama buna nasıl ulaşacağız? Elbette geleceğin ihtiyaçlarını bugünden görüp, buna uygun yeni üretim, pazarlama, organizasyon süreçlerini vakitlice tesis ederek, yani inovasyonla hedefimize ulaşacağız" diye konuştu.


"ÖNDE GELEN AKTÖRLERDEN BİRİ OLACAĞIZ"

Dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmekle kalmayacak, bu sürecin önde gelen aktörlerinden biri olacaklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Gündemi belirlenen bir ülke değil, gündem belirleyen bir ülke olmaya mecburuz. Doğrusu ben insanımızın bu konudaki potansiyeline, kabiliyetine, çalışkanlığına yürekten inanıyorum. Geçtiğimiz 11 yılda başardığımız büyük dönüşüm, gelecek için bize ümit veriyor, heyecan veriyor. Bu tür etkinlikleri, inovasyon konusunda dünya çapında söz sahibi isimlerin tecrübelerini bize yakından tanıma imkanı vermesi bakımından önemli görüyorum. Yine, kendi çalışmalarımızla dünyadaki gelişmeleri mukayese ederek, ne yönde yürümemiz, nasıl bir yol haritası izlememiz gerektiğini de bu vesileyle daha iyi tespit edeceğimize inanıyorum."

Erdoğan, İnovasyon Haftası etkinlikleri kapsamında inovasyon liderliği, üniversite ve proje dallarında ödüle layık görülen tüm kurumları, yöneticileri, girişimcileri ve etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra geçtiğimiz yıl inovasyon alanında öne çıkan şirket yetkililerine ödüllerini vererek, hatıra fotoğrafı çektirdi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.