X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Halkbankası neden hedef oldu?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Halkbankası neden hedef oldu?

  • Giriş Tarihi: 2.1.2014 15:21 Güncelleme Tarihi: 2.1.2014 15:34

17 Aralık tarihinde "rüşvet ve yolsuzluk" ismi verilerek başlatılan operasyonun Türkiye ekonomisine büyük darbe vurdu. Operasyonun maliyeti 100 milyar TL'yi aştı. Operasyonun hedefindeki Halkbankası 1,6 milyar zarar etti. Peki neden Halkbankası?

17 Aralık 2013 tarihinde rüşvet ve yolsuzluk ismi verilen operasyon Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir milat oldu. Gözaltına alınanlar arasında bakan çocukları ve ünlü işadamlarının olması kamuoyunu şoke etti. Yargı ile yürütme erki arasındaki iktidar mücadelesinde kuşkusuz en fazla zarar gören Türkiye ekonomisi oldu. Borsa ve piyasalara etkisinin 100 milyarı aştığı iddia edildi.

Yaşanan kavganın tam ortasında kalan Halkbankası da yaşananlardan nasibini aldı. Banka tüzel kişiliği olarak hiçbir iddianın içerisinde yer almadığı halde, ayakkabı kutularıyla ve genel müdür üzerinden gerçekleşen linç kampanyasında itibar kaybına uğradı.

Halkbankasını yıpratmaya yönelik iddiaları öne sürenler amaçlarına ulaşırken, bankaya arka çıkmak için açıklama yapanların gafları ise bankaya ikinci darbeyi vurdu

Bankayı hedef alanlar genel müdür ve ayakkabı kutuları üzerinden bankanın hem itibarına hem de borsadaki pozisyonuna zarar verdi.

Destekleyenler ise İran'dan petrol ve gaz ticaretinde aracı olan bankanın devletin menfaatine ama yasal olmayan işlemler yaptığı yanılgısıyla bankayı savundu.

Oysa ortada gözden kaçan ayrıntılar ve gerçekler çok farklıydı...


10 GÜNDE 46 MİLYAR DOLAR BUHARLAŞTI

17 Aralık'ta başlayan ve Türkiye ekonomisini derinden sarsan operasyonun öncelikli etkisi borsaya oldu. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan operasyonun başladığı tarihten itibaren 10 gün içerisinde borsada halka açık şirketlerden 49 milyar doların buharlaştığını açıkladı.

Halka açık şirketlerin değeri 270,9 milyar dolardan 221,5 milyar dolara geriledi. Halkbankası başta olmak üzere Türkiye'nin en büyük şirketlerinden Emlak GYO, Kardemir, İşbakası, THY ,Turkcell, Akbank, Garanti, Koza, Koç Holding, Tüpraş vb 30'a yakın halka açık şirketin hissesi en çok değer kaybedenler arasındaydı.

Operasyon sonrası borsada en çok kaybeden 30 hisse




OPERASYONUN ETKİSİ BORSAYLA SINIRLI KALMADI FAİZLER DE UÇTU


Operasyonun etkisi borsayla sınır kalmadı. Gösterge tahvil faizleri 17 Aralık tarihinde yüzde 9,05 civarında iken 30 Aralık tarihinde 10,2'ye yükseldi

Faizlerin yükselmesi yalnızca tahvil piyasasını vurmadı, tüketicilerin kullandığı konut, ihtiyaç ve otomobil kredileri faizlerin yükselişinden nasibini aldı.




Döviz piyasalarında ise durum farklı değildi. Dolar 2 liranın üzerinde yeni rekorlar kırarken 1 Euro 3 liranın üzerine çıktı. 17 Aralık tarihinde operasyon başlamadan önce Euro 2,80 dolar ise 2,035 seviyesinde seyrediyordu.



Döviz kurundaki bu artış başta dövizle borçlanma, ithalat- iracat dengesi olmak üzere; benzin, motorin ve LPG'ye gelen akaryakıt zamları ile de halka yansıdı. Araç yakıtları, ısınma giderleri, sebze-meyve gibi temel besinler zamlanırken, zararın ekmeğe bile yansıması bekleniyor.


NEDEN HALKBANKASI HEDEF ALINDI?

Halkbankası kamu bankaları içerisinde görev zararı verirken son 11 yılda en karlı bankalardan biri haline geldi. Gerek yurtiçindeki özel sektör bankaları olsun gerekse yurtdışında kurulu ve Türkiye'den banka satın alarak pazar girmiş bankaları fazlasıyla rahatsız etti.

Banka yalnızca zarardan kurtulmakla kalmadı Türkiye'nin en avantajlı ticari kredilerini vermenin yanı sıra tüketiciyi de memnun eden bireysel kredilerde kıyasıya rekabetin baş aktörü oldu.

Halkbankası'nın dikkat çeken bir başka özelliği de son 5 yılın en istikrarlı büyüyen bankası olmasıydı.

2012 yılında bankanın toplam kredileri 85,6 TL olurken karı net karı 2 milyar 595 milyon liraydı.

2013 yılının ilk çeyreğinde (ilk 3 ayında) kredilerini 3,4 milyar artırarak 89 milyara çıkardı, 3 aylık karı da 713 milyon TL oldu.

İkinci çeyreği kapsayan dönemde Halkbankası kredilerini 6,4 milyar artışla 95,4 milyara çıkardı, karı da 715 milyon lira oldu.

Üçüncü çeyrekte ise krediler 105 milyar TL'ye yükselirken 581,8 milyon oldu.

Paraf adıyla çıkardığı kredi kartı 6 ayda yıllık hedefini yakalayarak kart sayısında 3 milyonu aştı.

Üstelik diğer bankalarda kredi ve kartlar dolayısıyla batak oranı yüzde 8'ler seviyesindeyken Halkbankası'nda bu oran yalnızca yüzde 2 idi.


OPERASYONUN HALKBANKASI'NA MALİYETİ 1,6 MİLYAR DOLAR

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan katıldığı bir televizyon programında operasyonun Halk Bankasına maliyetinin ağır olduğunu ve bankanın 1,6 milyar dolar zarar ettiğini açıkladı.

Babacan operasyon yüzünden Halkbankın kaybettiği zararın gerekçesi olarak da borsadaki değer kaybını gösterdi. Halkbankası kamu bankası olarak biliniyor yalnız yüzde 49 u halka açık yani borsada işlem görüyor...

Halkbankası'nın özelliği bunlarla sınırlı hedefe konmasının arkasında ise uluslararası dengeleri bile değiştiren bir neden var. Halkbankası İran ile iş yapabilen tek banka... Bunu yapmak ise hiç kolay değil. İran ve ABD'nin güvenini kazanmış tek banka Halkbankası... Çünkü İran ile ticaret yaparken bütün yaptırımlara uymak gerekiyor. Nedeni ise İran'ın ambargo altında olmadı...


İRAN'A NEDEN AMBARGO UYGULANIYOR?

ABD, AB ve NATO'nun yıllardır hedefinde olan, Türkiye'nin de iyi ilişkiler kurduğu komşusu İran 1980 yılından bugüne kadar defalarca kez ambargoya maruz kaldı. Ambargonun başlama nedeni ise 1979'lara uzanıyor.

1979 yılında, aralarında bugünkü İran Cumhurbaşkanı Ahmedi Necat'ında bulunduğu iddia edilen İranlı öğrenciler İslam Devrimi'ni desteklemek için ABD Büyükelçiliğini basmış ve 52 diplomatı 444 gün süreyle rehin tutmuştu. Rehine eylemi krizi dönüştü. Carter başkanlığındaki ABD hükümeti küçük hediye, yiyecek ve halı türü maddeler hariç İran'dan ithalatı yasakladı. Bununla da kalmadı, İran'a ait 12 milyar dolarlık nakit mevduat, altın ve mal varlığını dondurma kararı aldı. 4 Kasım 1979'dan beri ABD'nin Tahran Büyükelçiliği kapalı.

Yaptırımlar bununla sınırlı kalmadı. Yıl 1995'ti. ABD'nin başında Bill Clinton vardı. Clinton, ABD şirketleri için İran petrolü ve doğal gazıyla ilgili yatırım ve ticaret yasağı uygulamaya başladı. Aynı dönemde Kongre'den geçen bir yasayla ABD hükümeti, İran enerji sektörüne 20 milyon doların üzerinde yatırım yapan yabancı şirketlere yaptırım uygulama yetkisi aldı.

2007 yılının Ekim ayında üç İran bankasına yaptırım uygulama kararı alındı ve Devrim Muhafızları kitle imha silahları geliştirmekle suçlandı. ABD Hazine'si yaptırım uygulanan bankalara yenilerini ekledi ve listeyi epey genişletti. İran devletinin kontrolünde olduğu iddiasıyla 20 petrol ve petrokimya şirketinin ABD'yle ticaret yapması yasaklandı.

ABD Kongre'si 24 Ocak 2010 tarihinde İran enerji ve bankacılık sektörünü daha fazla sıkıştırmak üzere daha sert yaptırım önlemleri aldı. Haziran ayında yürürlüğe giren yeni bir yasayla İran'a yılda 5 milyon dolardan fazla rafine edilmiş petrol ürünleri satan şirketlere para cezası uygulama kararı alındı. Ayrıca İran bankalarıyla ve Devrim Muhafızlarıyla iş yapan bankaların ABD finansal sistemine girişleri yasaklandı.

2011 yılının Mayıs ayında İran'la iş yapan Venezuela devletine ait 7 petrol ve deniz taşımacılığı şirketine yaptırım uygulama kararı alındı.

Aynı yılın Haziran ayında, İran devrimini korumak amacıyla zamanında Humeyni tarafından kurulan Devrim Muhafızlarına ve onların kontrolündeki "Besij Mukavemet Gücü" mensuplarına ve İran Emniyet Teşkilatı ve onun başındaki Ahmadi Moghadm'a yönelik yeni yaptırımlar uygulamaya başlandı. Yaptırımlar, bunların ABD'deki mallarının veya ABD'li birisi üzerine olan mallarının ve bunlarla iş yapan kurumların mal varlıklarının dondurulmasını içeriyordu.

21 Kasım'da İran "birincil kara para aklama ülkesi" olarak ilan edildi. ABD kökenli olmayan bankalar İran'la iş yapmaktan vazgeçmeye çağrıldı. İran'a nükleer programında yardım ettiği şüphesiyle 11 kuruluş kara listeye aldı.

31 Aralık 2011'de petrol gelirlerinin toplandığı İran Merkez Bankası'yla iş yapan finansal kurumlara yaptırım uygulamaya imkan veren bir yasa yürürlüğe girdi.

13 Ocak 2012'de İran'ın en büyük rafine petrol ürünleri tedarikçisi olan Çin kökenli "Zhuhai Zhenrong" adlı devlet şirketine, Singapur kökenli "Kuo Oil Pte" şirketine ve Birleşik Arap Emirlikleri kökenli "FAL Oil" şirketine yaptırım uygulama kararı alındı.

Kaynak: Ülkehaber

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.