Ekonominin rotası sanayi olmalı

Giriş Tarihi: 6.2.2014 09:51

Amerikan Merkez Bankası FED’in, geçtiğimiz yılın Mayıs ayında ‘para musluğunu’ kısacağını açıklaması, en fazla gelişmekte olan ülkeleri vurdu. Türkiye’nin de aralarına dahil edildiği Kırılgan Beşli’deki çoğu ülkenin parası dolar ve Euro karşısında değer kaybetti; nitekim TL, Mayıs ayından bu yana yüzde 40’a yakın değer kaybına uğradı. Tersinden okursak; dolar ve Euro pahalandı ya da buna ‘güçlendi’ de diyebiliriz.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Yine tersinden okumaya devam edersek, son dönemde yaşanan gelişmeleri 'dünya ekonomisindeki yeni ekonomik dengeler' olarak isimlendirebilir miyiz? Sanki bir bumerang etkisi yaşanıyor. Daha birkaç yıl önce gelişmekte olan ekonomilerin yükselişinden söz ederken, şimdi ekonomik etkinliğin ve büyümenin merkezinin tekrar gelişmiş ülkelere doğru kaydığını görüyoruz. Üstelik bu çok sert bir biçimde gerçekleşiyor. Asya'nın son 10 yılının parlayan yıldızı Çin ekonomisi büyüme hızını kaybetmeye başladı. Dünyanın en büyük ithalatçı ülkelerinden biri olan Çin'in büyüme hızındaki yavaşlama ve doğal olarak talepteki düşüş, başta petrol olmak üzere geçmişte aşırı değerlenen ne kadar emtia varsa fiyatlarında da düşüşe neden oluyor. Buna bir de gelişmekte olan ülkelerde yatırımlardaki düşüşü ekleyin.

Diğer emtiaları bir kenara bırakırsak, sadece petrolün ucuzlaması bile, şimdilerde Soçi Kış Olimpiyatları'na hazırlanan Rusya ekonomisini sarsabilir. Dünya Bankası'nın 2016'ya kadar %5 ucuzlayacağı tahmininde bulunduğu petrolde, şayet Çin'deki durgunluk devam ederse 80 dolarlık fiyatları telaffuz edebiliriz. Nitekim son bir ayda %3,5'lik bir düşüş yaşandı bile. Diğer emtilarda da durum bundan çok farklı değil. Öte yandan bu durum yeni problemlerin işareti olarak görülebilir.

Türkiye ekonomisi de tıpkı Rusya ekonomisinin büyümesinin petrole bağımlı olması gibi, büyümede dış finansmana bağlı. Bu nedenle 2014'ün doğrudan yatırımlar için önceki yıllara nazaran daha önemli hale geldiğini söyleyebiliriz. Türkiye her dönem uluslararası yatırımcıyı kendine çekmesini bildi ancak bugünkü konjonktörde FED etkisi ve global talep daralması gibi ekonomik etkenlerin yanına bir de siyasi belirsizlikler ve art arda yaşanacak seçimler dönemi eklendi. Bölgemizde yaşananların da bugünlerde ekonomimizi dış dünyaya, gelişmekte olan diğer ülkelere göre daha kırılgan gösterdiği muhakkak.

Geçen yıl küresel talepteki daralmaya karşın, ihracatımızı yüksek seviyede tutmayı başardık. En büyük ticari partnerimiz AB'nin yavaş da olsa ekonomik iyileşme sergilemesi ve bunun devam edeceği beklentisi bu yılın ihracat hedefinde de büyük bir sapma olmayacağını gösteriyor. Fakat diğer taraftan mevcut durumumuz, yatırımcılar için cazibe merkezi olmaktan uzaklaşmaya başladığımızı gösteriyor. Gelişmiş ülkelerdeki iyileşmenin küresel pazara daha fazla rekabet getireceği de ortada. Bu nedenle dış finansmana bağlı ekonomimizi yeni argümanlarla desteklemeliyiz. Bu da güçlü bir sanayiden geçiyor. Önümüzdeki dönemde ekonominin rotası sanayi olmalı.
ARKADAŞINA GÖNDER
Ekonominin rotası sanayi olmalı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz