X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ne ekersen onu biçersin
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ne ekersen onu biçersin

  • Giriş Tarihi: 10.4.2014 09:54

Olası felaketler kapıda beklerken, dünya halen küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede gönülsüz davranıyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli (IPCC) 5. Değerlendirme Raporu’nun (AR5) ikinci çalışma grubu raporuna göre, küresel ısınmanın önüne geçilmezse sonuçları çok ağır olacak.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Geçen yıl Eylül ayında yayınlanan birinci çalışma grubu raporu, 20. yüzyıl ortalarından itibaren yaşanan sıcaklık artışlarındaki en önemli etkenin %95 oranında insan faaliyetlerinden kaynaklandığını ortaya koymuştu. İklim değişikliğinin dünya üzerindeki etkileri konusunda şu ana dek yayımlanan en kapsamlı rapor olma özelliğini taşıyan ikinci çalışma grubu raporu ise sıcaklık artışlarının şiddetli, yaygın ve geri dönüşü olmayan etkileri olacağına dikkat çekiyor. En önemli etkileri ise insan sağlığı, küresel gıda güvenliği ve ekonomik kalkınma üzerine olacak.

Konuya ilişkin en çarpıcı uyarı, Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim'den geldi: "İklim değişikliği gıda ve su savaşlarına yol açabilir." Raporu hazırlayan IPCC, kıtlıklardan dolayı mültecilerin sayısında artış olacağı uyarısında bulunurken, sanayileşmiş ülkelerde de en hafifinden gıda fiyatlarında artış yaşanacağı tahmininde bulundu.

Raporun Gıda Güvenliği ve Gıda Üretim Sistemleri başlığını taşıyan 82 sayfalık bölümünde, bölgelere göre olumsuz etkilenmenin neler olabileceği konusunda senaryolara da yer verilmiş durumda. Yerel sıcaklıkların 3-4 °C veya daha fazla arttığı yüksek ısınma seviyesi senaryolarında, mevcut tarım sistemlerine dayalı modellerde, tarımsal üretkenlikte büyük olumsuz etkiler ve bunun sonucunda küresel gıda üretiminde ve güvenliğinde riskler olacağı belirtiliyor. Örneğin küresel ısınmanın bir sonucu olarak, tüm dünyada mısır üretiminin yüzde 4-12, pirinç üretiminin yüzde 9,5-12, buğdayın ise yüzde 10-13 arasında azalacağı tahmin ediliyor.

Senaryolara göre, tahıllara benzer şekilde hayvancılık ve özellikle et ve süt veriminde de azalma olacak. Güney ve Doğu Afrika'da 2050 yılına kadar süt verimi yüzde 10-25 arasında azalırken; Hollanda'da yıllık ortalama sıcaklığın 18 derece üzerinde seyretmesi halinde süt üretimi olumsuz etkilenecek. İtalya'da yüksek sıcaklıklar süt sığırları için ölüm riskini yüzde 60 oranında arttıracak. Yeni Zelanda'da otlaklar yüzde 4 oranında azalacak. Süt verimleri, Avustralya'yı da kapsayan bu bölgede yüzde 1,3 ile 8,1 arasında düşecek. Kuzey Amerika'da ise bu oran daha da yüksek olacak ve süt verimi yüzde 16-30 arasında gerileyecek.

Raporda buna benzer pek çok senaryo ve olumsuzluk yer alıyor. Raporu hazırlayan bilim adamları, bu gelişmelerden kısa vadede yoksul ülkelerin daha fazla olumsuz etkileneceğini, ancak zengin ülkelerin de bu olumsuzluklardan muaf kalmayacağını söylüyor. Yani hiç birimiz iklim değişikliğinin etkilerinden kaçamayacağız. Ortada böyle bir sonuç varken, neden hala önlem alınmakta gecikildiği ise ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. 3 gün sonra Berlin'de IPCC 5. Değerlendirme Raporu (AR5) üçüncü çalışma grubunun, "gelecekte hükümetlerin alması gereken önlemlerle" ilgili raporu açıklanacak. Bu yıl Peru'nun başkenti Lima'da yapılacak olan COP 20 İklim görüşmeleri öncesinde ise üç çalışma grubunun değerlendirmelerini bir araya getiren bir rapor Ekim ayında paylaşılacak. Varşova zirvesinin en önemli gündemi Kyoto Protokolü yerine geçecek olan ve 2015′de kabul edilmesi, 2020′de de yürürlüğe girmesi gereken yeni protokolün yol haritasını çıkarmaktı. Umarız, Berlin'de açıklanacak önlemler sonrasında iklim değişikliğiyle mücadelede hükümetler işi hızlandırır ve Lima'daki COP 20 görüşmelerinde, 2015 Paris (COP 21) Zirvesi'nde tüm hükümetlerin karbon azaltımı konusunda yükümlülük alacağı sağlam bir yol haritası oluşturulur. Kısacası; bundan sonra "Ne ekersek onu biçeceğiz!". Bir an önce önlem almazsak işimiz gerçekten zor olacak ve hayatımıza "gıda mültecileri" gibi daha nice yeni kavramlar girecek. Üstelik yüksek perdeden dillendirilmeye başlanan savaş riskini saymıyorum bile…

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.