X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Derinin modacısı dünyaya lüks dersi veriyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Derinin modacısı dünyaya lüks dersi veriyor

  • Giriş Tarihi: 20.4.2014

Türkiye'den dünyaya açılan ilk lüks markalardan biri olan Desa, Meksika'da global firmalara ders vermeye gidiyor. Önümüzdeki ay yapılacak konferanstaki tek Türk konuşmacı olan CEO Çelet, "Yeni markamızla 40'a yakın lüks butiğe girdik" diyor

Desa Türkiye'den çıkan ilk lüks marka olma yolunda. Şirket, "Nineteenseventytwo" adını verdiği özel bir koleksiyon üretti. Bu ürünler henüz Türkiye'de satılmıyor. Ama İtalya, Güney Kore, Japonya ve İsviçre'de aralarında Excelsior, Degli Effetti, Antonioli, Silvia Bini'nin de bulunduğu 40'a yakın lüks butiğe girmiş durumda. Milano ve Paris'te düzenlenen moda haftalarında özel koleksiyonlarıyla boy gösteren Desa'nın CEO'su Burak Çelet, mayıs ayında da Meksika'daki 'Business of Luxury' konferansına davet edilen ilk Türk oldu. Global lüks endüstrisinin tartışılacağı konferans öncesinde Çelet ile buluştuk.

Yeni bir lüks marka oluşturdunuz. Nasıl gidiyor?
Yeni markamızı geçen yıl haziranda Milano'daki moda haftasında tüketicinin beğenisine sunduk. Çok iyi geri dönüşler aldık. Daha sonra eylülde ve bu yıl şubatta iki tane daha 'fashion week'e katıldık. Üç satış kampanyasının sonucunda, Kore'den İsviçre'ye İtalya'dan Japonya'ya kadar pek çok ülkede iyi butiklere girdik. Farklı ülkelerden müşteriler edindik. Şu anda yaptığımız lüks marka konumlandırması.

Marka ne zaman Türkiye'ye gelecek?
Şu anda değil. Hedefimiz yurtdışında iyi butiklerde yer almak. Örneğin İngiltere'den Harrods ve Selfridges'de olmak. Biraz 'snob' marka olarak gidiyoruz. Herkese bir dakikada satmaya çalışıp markayı tüketmeyelim. Bakın, Louis Vuitton Uzakdoğu'da ciddi sıkıntı yaşıyor.

YILDIR SEKTÖRDE İHRACAT LİDERİYİZ
Lükse bakış farlılık gösteriyor mu?
Her ülkede lükse bakış farklı. İngilizler'in bir lafı var: Az bulunurluk lükstür. Mesela Kore veya Japonlar daha sofistike tüketiciler. Bazı yabancılar gibi marka takıntılı değiller. Kore'deki AVM'ler Louis Vuitton'a yol üstü mağazaları vermiyor, ikinci kata atıyorlar.

Türk müşteri yerli lüks markaya nasıl bakıyor?
Türkiye'de maalesef hâlâ Batı toplumlarına öykünüyoruz. Oradan gelen markaya daha fazla kıymet veriyoruz. Halbuki o markanın çok daha iyisini burada üretenler var. Kendi markamız için konuşmuyorum. Bu konumda olan birçok marka var. Buradan giden, daha iyi tasarlanmış, özenilmiş, iyisi... Bunu görüyorsunuz. Tüketicilerimizin de buna inanması ve gurur duyması lazım. Hermes'i Amerikalılar Hermes yapmadı, Fransızlar yaptı. Türk markalarına sahip çıkacağız ki gururla, göğsümüzü gere gere gösterebilelim.

Desa'nın en büyük özelliği nedir?
Portföyümüzde iki tane önemli iş var. Biri Türkiye'de tüketicimizin tanıdığı Desa markasıyla yaptığımız perakende operasyonu. Diğeri de Türkiye'nin en önemli ihracatçılarından biri olmamız. Hatta şöyle söyleyeyim, kendi sektörümüz içinde 3 yıldır ihracat lideriyiz. Burada farklı markalarla işbirlikleri yapıyoruz. Bu firmaların markalarıyla üretim yapıyoruz. Dünyanın en lüks markalarına ürünlerimizi ihraç ediyoruz.

Şirkette kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz?
Şu anda istihdam ettiğimiz kişi sayısı 2 bini geçti. Türkiye'de 80'in üzerinde mağazamız var. Bunun dışında Londra'da iki mağaza açtık. Yeni lüks alt markamız (Nineteenseventytwo) ile şu anda 40'ın üzerinde noktada ürünlerimizi tüketicilere sunuyoruz.

MADE İN TURKEY GURURUMUZ
Türkiye ekonomisi sizce nasıl gidiyor?
Özellikle emek yoğun sektörlere baktığınızda, çok ciddi dönüşüm noktalarını gözlemliyoruz. Bunlardan birincisi, Made in Turkey markasını ön plana çıkarmak. İkincisi 2000'den sonra ülkenin nereye geldiğine bakmak. Sadece bu sınırlar içindeki medyayı okuyarak hareket etmeyip, yurtdışından buraya bakarsak aslında çok daha müspet bir noktada olduğumuzu görürsünüz. Dürüst olmak gerekiyor. Ülkenin potansiyeli çok yüksek. Hepimize düşen de bunu en doğru şekilde kullanmak. Objektif eleştirmeliyiz. Böyle olunca umut dolu bir şekilde koşmaya devam ediyorsunuz. Çünkü çok genç, dinamik ve gelişen bir topluma sahibiz.

Peki şimdi?
Şu anda daha önemli olan başka bir konsept ortaya çıktı: Markalı ekonomiye geçiş. 'Made in Turkey' etiketini görüp gururlanmalıyız. Ülke markası dışında bireysel markalar da ihraç etmeye başlamalıyız. Burada bir AVM'ye girdiğimizde birçok yabancı marka görüyoruz, bunun aynısını yurtdışında yapmalıyız.

OBJEKTİF OLUN EKONOMİ İYİ GİDİYOR
Perakendecilerin son 10 yılı nasıl geçti?
Stabil bir ortamda, hızlı büyüyen bir iç tüketimle hızlı mağazalaştık. Herkes çok ciddi büyüklüklere ulaştı. 100 mağazaya ulaşan firma sayımız oldukça fazla.

Ekonomiyi gelecekte nasıl görüyorsunuz?
Çok umutluyum. Biraz bölünmüş vaziyetteyiz. Belli bir kesim her şeyin çok iyi diğer kesim her şeyin berbat gittiğini söylüyor. Dünyada böyle bir şey yok. Herkes objektif bakıp bunun ortasını konuşması lazım. Ekonomiyi asla kısa dönemler içinde inceleyip onun üzerinden genel yorumlar yapmamak lazım, yanıltır. Girişimciyseniz, yatırımcıysanız, biraz da heyecanınız varsa durmazsınız.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.