X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Türkiye'nin hikayesinin farkında değiller"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Türkiye'nin hikayesinin farkında değiller"

  • Giriş Tarihi: 20.5.2014 16:09

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin hikayesinin hala tam olarak farkında olunmadığını belirterek, "Siyasi bazı tartışmalar var. Bu Türkiye'nin günlük hayatının bir parçası ama burada temel olan şeyler gerçekten son derece güçlü" dedi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Enflasyon yüksek ve önemli bir sorun, bu konuya odaklanmalıyız ama enflasyonun kontrol dışına çıktığını söyleyemeyiz" dedi.

Türkiye Yatırım Zirvesi'nde konuşan Şimşek, Türkiye'de siyasi istikrar olmasaydı, sürdürülebilir yapısal reformların gerçekleştirilemeyeceğini, bunların da refah açısından önemli rol oynadığını anlattı.

Seçim sandığından 3 kilit mesaj çıktığını ifade eden Şimşek, "Siyasi istikrarın kalıcı olduğu, yolsuzluk iddialarının siyasi motivasyona dayalı olduğu ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sorunsuz geçeceği gibi sonuçlar çıktı. Önümüzde iki tane seçim olacak. Şu anki kamuoyu araştırmalarına ve yerel seçim sonuçlarına göre olumsuz herhangi bir şey olacağını düşünmüyoruz" dedi.

Türkiye için düşük büyüme dönemine girildiğini düşünmediklerini, büyüme görünümüne bakıldığında daha güçlü dış talep beklediklerini dile getiren Şimşek, TL'nin düşük olmasının rekabetçilikte etkili olacağını, yurt içi talepte iyileşme, dış taleple de korelasyon gördüklerini ifade etti.

Enflasyondaki artışın geçici olup olmadığına yönelik sorular geldiğini aktaran Şimşek, şöyle konuştu:

"Enflasyon yüksek ve önemli bir sorun, bu konuya odaklanmalıyız ama enflasyonun kontrol dışına çıktığını söyleyemeyiz. Enflasyon oranı yüzde 9'un üzerinde ama Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 7,6'dır. Merkez Bankası'nın başlangıçtaki enflasyon hedefiyle yeni enflasyon tahmini arasındaki fark, kurdaki dalgalanma, yüksek gıda fiyatları ve aynı zamanda vergi artışlarından kaynaklanıyor. Gelecek yıl ve daha sonrası için enflasyona bakıldığında buradaki artış TL'nin biraz daha değer kaybetmesinden kaynaklanabilecek."

Para politikasındaki uygulamalar ve alınan önemlere değinen Bakan Şimşek, cari açık sorunun çözümü için gereken her şeyi yaptıklarını ve dönüşüm için zamana ihtiyaç olduğunu ifade ederek, gelecek yıl için cari açığa bakıldığında bazı jeopolitik riskler olduğunu belirtti.

Rusya-Ukrayna arasındaki gerginlik ve daha yüksek enerji fiyatları gibi risklere işaret eden Şimşek, "Avrupa'daki iyileşme, daha stabil Ortadoğu ve Kuzey Afrika olması, daha az yurt içi talep cari açığı kapatabilir" dedi.

Türkiye'nin bir diğer sorunun da döviz olduğunu dile getiren Şimşek, "Yatırımcılar genel olarak buradaki reel sektörün dış durumuyla ilgili kaygılılar ama analizlere bakacak olursak kaygılanacak bir şey olmadığını görürüz. Türkiye'deki kamu sektörünün uzun net bir döviz pozisyonu var. Bankacılığın da nötr olduğunu görüyoruz. Türk firmalarının borçlandıkları paralarla yatırım yaptıklarını düşünüyoruz. Bu anlamda makul ölçüde bu riskle başa çıkabileceğimizi düşünüyoruz" diye konuştu.

Türk bankalarının son derece güvenli ve sağlıklı olduğunu, varlık kalitesi, karlılık ve sermaye açısından Türkiye'nin, dünyanın en güçlü bankacılık sistemlerinden birine sahip olduğunu kaydeden Şimşek, büyüme konusunda kaygılı olmadığını, Türkiye'de güçlü bir bankacılık sektörü ve siyasi istikrar olduğunu, istihdam ürettiklerini anlattı.

Türkiye'nin nispeten yüksek bir büyüme öngörüsü olduğunu, mevcut dönemden çıkıldığı an oldukça yüksek bir büyüme olacağını belirten Mehmet Şimşek, seçim ekonomisi konusunda popülizme ihtiyaçları olmadığını, özellikle OECD ya da AB, hatta gelişmekte olan pazarlarla kıyaslandığında Türkiye'nin en düşük bütçe açığı gösteren ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Bütçe gelirlerinde yüzde 3,5 oranında büyüme öngördüklerini dile getiren Şimşek, "Geçen 4 aya bakıldığında yüzde 10 oranında büyüdü. Son derece tutucu diyebileceğimiz gelir öngörülerimiz bulunmakta. Özelleştirme gibi vergi dışı bir takım gelirlerde performansın üstüne çıkılacak. Kamu borçlarının 10 yıl öncesine göre önemli ölçüde düştüğünü görüyoruz. Türkiye, gelişmekte olan piyasalarda borç anlamında son derece iyi performans gösteren ülkelerden biridir" diye konuştu.


HAZİNE GARANTİSİ

Hazine garanti planının biraz abartılan bir konu olduğunu ifade eden Şimşek, 3. Köprü, Avrasya Tüneli ve Gebze-İzmir Karayolu olmak üzere sadece 3 projenin Hazine garantisinde olduğunu, herşey yolunda gitmese bile 7 milyar doların altında bir ihtiyari ayrılan bütçe olduğunu söyledi.

Şimşek, şöyle devam etti:

"Özellikle de bu türdeki yükümlülüklerin üstlenilmesi anlamında Hazine'nin ortaya koyduğu üst bir sınır bulunmakta. Diyelim ki 3. Köprü sözleşmesinde bir sıkıntı olsa bile hala bir köprü yapılabilir. Yani tartışma aslında sığ diyebileceğimiz bir tartışma yönünde ilerledi. Bu yatırımlar ekonomik olarak gerçekleştirilebilir ve bizim ihtiyaç duyduğumuz yatırımlar. Yani Hazine'nin garantisi ya da desteği olsun ya da olmasın çok da büyük bir fark yaratmayacaktır" ifadelerini kullandı.

Maliye Bakanı Şimşek, 10 yıl önce Türkiye'de faiz ödemelerinin gelir vergilerinin yüzde 80'ine karşılık geldiğini, bugünse bu oranın yüzde 30'un altında bulunduğunu, bu konuda Türkiye'nin son derece iyi bir noktada olduğunu söyledi.

Yatırım fırsatları konusunda özelleştirme gündemine değinen Şimşek, yakın zamanda Milli Piyango'nun özelleştirileceğini, elektrik sektöründe de 12,7 milyar dolarlık bir şebeke dağıtımının yakın zamanda tamamlandığını, aynı zamanda termal santrallerin yaklaşık 2 bin 213 megavatlık kısmının özelleştirildiğini ve bunun devam edeceğini ifade etti.

Limanların özelleştirilmesinin de söz konusu olduğunu ve özellikle yakın zamanda tamamlanacak Kalamış Limanı'nın oldukça fazla ilgi çekeceğini düşündüklerini anlatan Şimşek, aynı zamanda gayrimenkul de sattıklarını ve geçen hafta İstanbul'da yarım milyar dolarlık bir arsa satışı gerçekleştirildiğini belirtti.


"TÜRKİYE REKABETÇİLİK AÇISINDAN BİR AŞAMA KAYDETTİ"

Türkiye Yatırım Zirvesi'nde konuşan Şimşek, Türkiye'de sermaye piyasalarının derinleşmekte olduğunu ve İstanbul'un önemli bir finans merkezi olarak konumlandırıldığını, birkaç yıl öncesine 80 küresel finansal merkez arasında 72. sırada olan İstanbul'un bu yıl 47. sıraya yükseldiğini, 2023'e kadar ilk 20'ye ve daha üstlere çıkmayı planladıklarını anlattı.

Türkiye'de sigortacılık ve İslami bankacılık alanında da ciddi fırsatlar bulunduğunu, özellikle melek yatırımcılara önemli teşvikler sunduklarını belirten Şimşek, Türkiye'nin iyi bir girişimcilik kabiliyeti ve ruhu olduğunu, Dünya Bankası verilerine göre gelecek 10 yıllık süreçte enerji fiyatlarının düşeceğinin öngörüldüğünü, bunun da Türkiye için iyi bir haber olduğunu belirtti.

Enerjinin sadece enflasyonu yükseltmekle kalmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin cari açığını da artırdığını, şu an inşa halinde olan santrallerin yüzde 75'inin yenilenebilir enerjiye yönelik olduğunu aktaran Mehmet Şimşek, şunları kaydetti:

"Nükleer enerji ve yenilenebilir enerji Türkiye'nin enerji ithalat bağımlılığını azaltacaktır. Gelecek dönemde önemli konulardan biri de güneş enerjisinin kullanımı. Türkiye güneş enerjisi kullanımında önemli bir konumda. Önümüzdeki 5-10 yıl içinde güneş enerjisi, hem ekonomik hem kullanılabilir hem de ana akım enerji kaynaklarından biri olacak. Pek çok Türk hane halkı ve sanayici için güneş enerjisi daha kapsamlı bir şekilde kullanılacak ve Türkiye'nin cari açığının düzeltilmesi anlamında önemli unsurlardan biri olacak"

Sağlık alanının da Türkiye'nin önemli ihracat endüstrisi olacağını, hükümet olarak sağlık hizmetleri alanında devrim niteliğinde bir performans sergilediklerini dile getiren Şimşek, ilaç, sağlık ve bakım sektörlerine de ciddi teşvikler sunduklarını, medikal serbest bölgeler üzerinde çalıştıklarını, büyük kentlerde büyük sağlık kampüsleri oluşturduklarını, bir kısmının finansman fazında, bazılarının da ihale aşamasında olduğunu ifade etti.

Bakan Şimşek, eğitimin de önem verdikleri alanlardan biri olduğunu, eğitimde teknoloji ve inovasyon alanında pek çok teşvik sunulduğunu ve özellikle de dershanelerin dönüştürülmesiyle birlikte eğitim alanında özel sektör yatırımlarını teşvik ettiklerini vurguladı.

Türkiye'de tekstil, makina ve ekipman, turizm, tarım, konut ve Ar-Ge alanlarındaki gelişmelere ve potansiyellere değinen değinen Şimşek, bu alanlardaki fırsat ve teşvikleri dinleyicilere aktardı.


YÜKSEK GELİRLİ ÜLKE

Gelecek yıllar içinde Türkiye'nin 150 bine kadar küresel yatırımcıyı çekebileceğini ifade eden Şimşek, "Türkiye'nin hikayesi hala tam olarak insanların farkında oldukları bir şey değil. Siyasi bazı tartışmalar var. Bu Türkiye'nin günlük hayatının bir parçası. Ama burada temel olan şeyler gerçekten son derece güçlü" dedi.

Bakan Şimşek, şöyle devam etti:

"2004 yılında Tekel'i 292 milyon dolara sattık. Bunu satın alan grup 2 sene sonrasında 900 milyon dolara sattı. Birkaç sene sonrasında 900 milyon dolara alan grup 2,1 milyar dolara sattı. Bu sadece bir sektör ve Hükümetin ortadan kaldırmaya çalıştığı söylenen sektörlerden bir tanesiydi. Yazılanlar gerçekleri yansıtmıyor. Kuwait Finance House, 1989'da Türkiye'ye taşındı. 12 milyon dolar yatırım yaptılar, burada bir İslami banka kurdular. Bugün özsermayeleri 1,2 milyar dolar. Hangi ülkede bin katlık bir artış elde edebilirsiniz öz kaynaklarınızda? Hangi ülke bütün bu iniş çıkışlara karşın, sizlere öz kaynaklarınızı neredeyse bin kat artırma şansı verir?"

Şimşek, Türkiye'nin 2016 yılına gelindiğinde Dünya Bankası'nın tanımına göre yüksek gelirli bir ülke olacağını aktararak, "Türkiye rekabetçilik açısından bir aşama kaydetti. Türkiye'de yolsuzluk algısında düşüş oldu ve Türkiye yolsuzlukla mücadele etmeye devam edecek. İş yapma kolaylığında da bir iyileşme var" diye konuştu.


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.