X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Spekülatör puslu havayı sever
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Spekülatör puslu havayı sever

  • Giriş Tarihi: 23.6.2014 11:13

Dilimizde bir deyiş vardır, "Kurt puslu havayı sever" derler. Ramazan'ın yaklaştığı şu günlerde, gıda fiyatları ile ilgili haberleri okudukça aklıma bu deyiş geliyor. Her Ramazan öncesinde ortaya çıkan spekülatörler, bu yıl yaşadığımız kuraklık, don ve sel felaketlerinin yarattığı puslu havayı iyi değerlendirmişe benziyor. Çünkü pek çok ürün, özellikle de meyve-sebze, daha Ramazan ayı gelmeden zamlandı.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Fiyatların artması, belli ki önce spekülatörleri heyecanlandırıyor. Tıpkı 2010 yılında küresel buğday fiyatında yaşanan ani artış gibi. O yıl da kuraklık nedeniyle Kanada, Çin ve bazı Avrupa ülkelerinde buğday üretiminde azalmaya ilişkin tahminler yapılıyordu. Çin, dünyanın 6. büyük tahıl ithalatçısı olmasına karşın çok da önemli bir üreticidir aynı zamanda. Ancak o yıl tahminler olumsuzdu; örneğin Kanada, tahıl rekoltesinin beşte birini kaybedeceği endişesini yaşıyordu. Bu tahminlerle zaten artış eğilimine girmeye başlayan tahıl fiyatları o yıl birdenbire tavan yapıverdi. Çünkü devreye spekülatörler girmişti.

Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler ve çeşitli uluslararası kuruluşların yaptıkları araştırmalara göre, tarımsal emtia piyasaları ile gıda fiyatlarındaki ani yükselişler arasında bir bağlantı var.

Uzmanlara göre hava durumu, mahsulün iyi ya da kötü olması, petrol fiyatları, artan ya da azalan küresel talep gibi faktörler de küresel gıda fiyatlarının dalgalanmasında etkili oluyor. Ancak fiyatların çok keskin bir biçimde artmasında en çok spekülasyonların rol oynadığı kaydediliyor.

Tabii, bu ikisi bir araya gelince, yani hem olumsuz üretim şartları hem de spekülatörler devreye girince aynen bizdeki gibi oluyor; fiyatlar piyasanın anlamlandıramadığı ya da öngöremediği bir şekilde yükseliyor.

Sonuç, "ölen ölür, kalan sağlar bizimdir".

Ama verdiğim 2010 yılı örneğinden, çok değil sadece bir yıl geriye gidelim; 2009 yılına. Küresel üretimin rekorlar kırdığı ama ekonomik kriz nedeniyle küresel talebin dip yaptığı 2009'da tam tersi olmuştu. Fiyatlar inanılmaz derecede düşmüş, pek çok ürün elde kalmıştı. Üstelik düşen fiyatlardan ne üretici, ne sanayici ne de tüketici faydalanabilmişti. Tam bir hüsran…

Görüldüğü gibi her iki şekilde de kazananı olmayan bir oyun oynanıyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, geçen ay yayınladığı, tarımsal üretimde artışı ve verimliliği sağlayacak olan ve tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önlenmesini amaçlayan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile bu yönde iyi bir adım attı. Türkiye, 2013 yılı itibariyle 190 milyar liralık tarımsal hasıla elde etti. Bu kanunun, tarım arazilerinin miras yoluyla küçük parsellere ayrılması ve mülkiyet sorunlarından kaynaklanan ve yıllık 17 milyar lira olduğu hesaplanan ekonomik kaybın önüne geçmeyi amaçladığı gibi, gıda güvencesinin sağlanmasına da katkı sağlayacağına inanıyorum.

Önümüzdeki dönemde nüfusun ve küresel gıda talebinin artacağı, bununla birlikte kuraklık ve sel gibi olumsuz hava koşullarının şiddetini arttırarak devam edeceği tahminleri yapılıyor. Kısacası, puslu havalar devam edecek. Öyleyse bu soruna kalıcı çözümler bulmada acele etmeli, piyasayı düzenleyecek diğer yapısal önlemleri de vakit geçirmeden devreye sokmalıyız. Böylece piyasayı ne Ramazan fırsatçılarının ne de gıda spekülatörlerinin eline bırakmamış, fiyat dalgalanmalarında da öngörülemeyen çıkışlar yaşamamış oluruz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.