X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER MÜSİAD'ın ekonomi raporu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

MÜSİAD'ın ekonomi raporu

  • Giriş Tarihi: 23.7.2014 14:02

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak, Türkiye'de net döviz girdisi sağlayan fasıllarda, ithalatın ihracattan kayda değer düzeyde hızlı artmasının önemli bir risk unsuru olduğunu belirterek, "Etkin politikalarla gerekli önlemler alınmazsa, cari açığın finansmanına katkıda bulunan fasıllarda 10 yıl sonra 40 milyar dolarlık bir açık oluşabilecektir. Bu ise şu an cari açık tartışmalarında önemli yer işgal eden enerji benzeri ikinci bir finansman yükü demektir" dedi.

Olpak, MÜSİAD tarafından hazırlanan "2014 Türkiye Ekonomisi Raporu"nun tanıtıldığı basın toplantısında yaptığı konuşmada, Suriye sınırından yasa dışı geçiş yapmak isteyen grubun silahlı saldırısı sonucu şehit düşen askerlere Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve millete sabır diledi.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına ilişkin Olpak, Müslüman coğrafyasında, son yıllarda neredeyse her Ramazan'da benzer acılara şahit olunduğunu belirterek, "Fakat, günlerdir, Orta Doğu'nun kalbine bir bıçak gibi saplanan İsrail'in Gazze'ye yönelik olarak devam ettirdiği, uluslararası aktörlerin aymazlıklarından ve iki yüzlü tavırlarından cesaret alan bu devlet terörü, adeta bizi de kalbimizden vurmuştur" diye konuştu.

Olpak, zulmün her türlüsüne, kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın, karşı durduklarını ve karşı durmaya da devam edeceklerini ifade ederek, şunları söyledi:

"Kadın ve çocuk ayrımı yapılmaksızın, hatta bazı İsrailli Parlamenterlerin ifadesiyle, özellikle onları hedef alması istenen bu alçakça saldırıların, geçmişte zulüm gördüğü iddiasında olan bir millet tarafından yapılması, manidar bir şekilde insanlık tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Zulüm, hiçbir zaman kalıcı olamadı, olamayacaktır. Gazze Şifa Hastanesi'nde gönüllü çalışan Norveç'li doktorun yazdığı mektup, din ve ırk ayrımı yapmaksızın bir insanın duygularını anlatıyor."


CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

Olpak, zorlu bir süreçten geçerken iş dünyasının temsilcileri olarak Türkiye'nin huzur, güven ve istikrarının öncelikleri olduğunu anlatarak, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu noktada, önemli gündem maddemiz olan kadim medeniyetimizin tarihinde ilk defa milletin tercihiyle gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçiminin milletimizin sağduyusu ile en doğru şekilde sonuçlanacağından eminiz. Diğer yandan, Türkiye'nin mevcut parlamenter sisteminin yapısında ve kurgusundaki kuvvetler ayrılığı sisteminin, bir kuvvetler ayrılığından çok kuvvetler kargaşası şeklinde tasarlandığını görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Türkiye'nin önündeki önemli gündem maddesinin, bu konu olduğunu düşünüyoruz. Bu noktada, ülkemizin siyasi hayatında çok başarılı hizmetlerde bulunmuş, ilklere imza atmış bir lider olan Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının, diğer adaylarla birlikte milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum."

MÜSİAD Ekonomi Raporlarının, her yıl yayımlandığını, küresel ve ulusal ekonomideki gelişmeleri değerlendiren raporların, sadece ekonominin mevcut göstergelerini analiz etmekle kalmayıp, işledikleri konuların Türkiye için vizyon çizme özelliği de taşıdığını vurgulayan Olpak, raporların başarısının öne çıkardığı kritik temalarla yıllar boyunca ispatlandığını kaydetti.

Olpak, bu çerçevede kritik bir temaya dikkatleri çeken 2014 MÜSİAD Ekonomi Raporu'nda konvansiyonel olarak ele alınan ilk bölümler, geçmiş yıl verilerinin detaylı bir değerlendirmesini içerdiğini, ayrıca, öncekilerden farklı olarak bu yılki raporda "Büyük Dönüşüm, Küresel Ekonominin Temel Dinamikleri ve Türkiye" başlığıyla, özel bir konuyu da işlediklerini söyledi.


"CARİ AÇIĞIN ÇÖZÜMÜ İÇİN İHRACATTA İHMAL EDİLEN SEKTÖRLERE AĞIRLIK VERMESİ ÖNEMLİ"

Olpak, Türkiye'nin hem testlerden geçtiğini hem de büyümenin devam ettiğini belirterek, Türkiye'nin, gelecek 10 yılda küresel ekonomideki belirsizlikleri, geçen yıllarda olduğu gibi kendi lehine çevirip pozitif ayrışarak dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olabilecek durumda olduğunu, kendilerinin 2014-2023 dönemini "Geri Sayım Dönemi" olarak adlandırdıklarını dile getirdi.

Bu dönemde cari açığın çözümü için ihracatın ihmal edilen sektörlere ağırlık verilerek katma değerli şekilde artmasının önemine işaret eden Olpak, "Bu sebeple, 2014 MÜSİAD Ekonomi Raporumuzun başlığını 'Cari Açığa Karşı KOBİ'ler ve Tarım' olarak belirledik" dedi.

Olpak, İngilizce karşılığı "current account" olan "cari hesap"ın, "ironik" biçimde Türkçe'ye "cari açık" şeklinde tercüme edildiğini ifade anımsatarak, "Elbette bunu haklı çıkaracak pek çok sebep var. Düşük tasarrufları, enerji bağımlılığımızı ve bir dizi yapısal sorunu örnekler arasında sayabiliriz. Genel olarak, ekonomimizin genişlediği dönemlerde, cari açık tartışmaları artmakta ve cari açığın sürdürülebilirliği gündeme gelmektedir. Bununla birlikte, güven ekonomisinin tesisiyle cari açığın finansmanını sağlayacak şartlara sahip olduk. Bildiğiniz gibi, 'finanse edilmedikçe, cari açık verilemez" şeklinde konuştu.


"KOBİ'LERİN KARŞILAŞTIĞI EN BÜYÜK ENGEL FİNANSMANA ERİŞİM"

Enerji bağımlılığının, cari açığın önemli bir faktörü olduğunu belirten Olpak, şunları kaydetti:

"Geçen yılın 56 milyar dolarlık enerji ithalatının, cari açığın yüzde 85'ine karşılık gelmesi, cari dengenin sağlanmasında vurgunun enerji üzerinde yoğunlaşmasına sebep oluyor. Bununla birlikte, tüm faturanın neredeyse sadece ithalatın yüzde 22'sini oluşturan enerjiye kesilmesi, kalan yüzde 78'lik dilim üzerinde dikkatlerin toplanmasına engel olmaktadır. 2013 yılında, Enerjiden sonraki 5 fasıldan yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 40'ına eşittir.

İlaveten, ithalatın seyrine bakınca belli fasıllarda yoğunlaşmasının yanı sıra minimum ithal girdiye ihtiyaç duyulması gereken fasıllardaki ithalatın da hem değer hem de oran olarak arttığını görüyoruz. Ülkemize net döviz girdisi sağlayan fasıllarda, ithalatın ihracattan kayda değer düzeyde hızlı artması, önemli bir risk unsurudur. Etkin politikalar ile gerekli önlemler alınmazsa, cari açığın finansmanına katkıda bulunan fasıllarda, 10 yıl sonra 40 milyar dolarlık bir açık oluşabilecektir. Bu ise şu an cari açık tartışmalarında önemli yer işgal eden enerji benzeri ikinci bir finansman yükü demektir."

Olpak, ayrıca, nitelik olarak ülkenin üretim düzeyi için bir gösterge olan yatırım malları ihracatının, 10 yılda 1 puan artış göstermesi de ihracatın katma değeri açısından olumsuz bir tablo olduğunu ifade ederek, "Cari açık sarmalı kırılmadıkça, ülkemizin sürdürülebilir bir yüksek büyüme oranı yakalaması zordur. Hedeflere ulaşmamız için, trend büyüme eğrisinde pozitif eğimli kuvvetli kırılmalara ihtiyaç vardır. Bu sarmaldan çıkış stratejisinin de ülkemiz gerçeklerine uygun bir zemin üzerinde şekillenmesi, zaruridir" diye konuştu.

Türkiye ekonomisinin en önemli oyuncularından birinin KOBİ'ler olduğunu anlatan Olpak, bu sebeple KOBİ'lerin karşılaştığı dezavantajların öncelikle ortadan kaldırılmasının cari açık sarmalından çıkış için önemli olduğunu söyledi.

Olpak, KOBİ'lerin, yeninin ve yeniliğin peşinde rahatça koşabildiğini, büyük işletmelerin isteksiz davrandığı alanlara girebildiğini ve ekonomilerin kötü gittiği durumlarda bile daralmalardan büyük işletmeler kadar etkilenmediğini vurgulayarak, "Ayrıca, bölgesel gelişimin dinamosu görevini icra ederken, girimişciliği de teşvik etmektedirler. Buna karşılık, KOBİ'ler büyük işletmelere göre pek çok dezavantajla mücade etmek durumundadır. Ülkemizde ve diğer ülkelerde yapılan araştırmalarda, finansmana erişim KOBİ'lerin karşılaştığı en büyük engeldir" diye konuştu.

Türkiye'nin cari açık sarmalından çıkışında sektör bazında minimum ithal girdiye sahip olan gıda, tarım ve hayvancılık sektörünün önem arz ettiğini anlatan Olpak, "Cumhuriyetin kurulduğu yıl, tarım sektörünün GSYH içindeki payı yüzde 42,8 iken 2003 yılında yüzde 12,6 olmuştur. Türkiye'de tarım sektörünün GSYH'daki payının giderek azalması, sanayileşme ve hizmetler sektörlerinde gelişmeye daha çok önem verilmesinin bir sonucudur. Türkiye gibi ülkelerde üretim maliyetlerinin düşürülebilmesi için çiftçilerin, girdi ve teknoloji bakımından desteklenmesi, büyük ölçekli ve şirketlere dayalı tarım yanı sıra sürdürülebilir, küçük ve orta ölçekli, doğa, çiftçi ve tüketici dostu üretim yöntemlerini mümkün kılabilecek bir yapının oluşturulması gerekir. Bu noktada önerimiz, aile tarımının bir ileri modeli olan, 'Tarımın Kobileşmesi'dir. Kobileşmiş tarımda, finans kaynaklarına ulaşım imkanları kolaylaşabileceği gibi kayıtdışılık azalacak, istihdama yönelik tarımın itici gücünden daha fazla yararlanılacaktır."

Olpak, 2014 yılı makroekeonomik göstergelerine ilişkin, GSYH büyümesinin yüzde 3,8-4, işsizliğin yüzde 8,3-8,7, bütçe açığının GSYH'ye oranının yüzde 1,5-2, cari açığın 47-50 milyar dolar, cari açığın GSYH'ye oranının yüzde 5,5-6,0 ve enflasyonun yüzde 7,5-8 arasında olmasını öngördüklerini söyledi.


ÖNERİLER

Olpak, 2014 Türkiye Ekonomisi Raporu'nda KOBİ'lerin Türkiye ekonomisindeki önemli rolüne değinildiğini, minimum ithal girdiye gereksinim duyan ve mukayeseli üstünlüğün bulunduğu gıda, tarım ve hayvancılık sektörü ile ilgili önerilerilerinin olduğunu belirterek, önerilerini şöyle paylaştı:

"KOBİ büyüklüğünde tarımsal işletmelerin en önemli sorunlarından birisi, diğer KOBİ'lerde de olduğu gibi kaliteli finansmana kolay ulaşamamalarıdır. Tarımsal üretim gerçekleştiren KOBİ'ler de KOSGEB desteklerinden yararlandırılmalıdır. KOBİ'lerin kredilere ödediği faiz oranları, büyük ölçekli firmaların ödedikleri faiz oranlarının 4-5 puan üzerindedir. Bu hususun asgariye indirilmesi için KOBİ bankacılığı acilen geliştirilmelidir. Finansmana ulaşımın en az maliyetli olanı, öz kaynak yoluyla finansmandır. Belirli büyüklüğe ulaşmış kobileşmiş tarımsal işletmelerin halka arzına yönelik kolaylaştırma sağlanmalıdır. Halen Borsa İstanbul altında GİB mevcut olmasına karşılık, etkin çalışmamaktadır. Sadece aynı işi yapan firmaların yer alacağı bir endeks ile (örneğin BIST-Tarım gibi) başlangıç yapılabilir. Merkezi bir tarım borsasının ve alt ürünlerinin gelişmesi ve kullanılması da sağlanmalıdır."

Olpak, diğer alanlardaki önerileri de şöyle anlattı:

"Alım ve satımda aynı KDV oranlarının uygulanması için, uyumlaştırma yapılmalıdır. Kobileşmiş tarımsal işletmelerde istihdam edilen personele yönelik SGK primleri, diğer işletmelere uygulanan oranlardan düşük tutularak, kayıtlı istihdamın önü açılmalıdır. Kobileşmiş tarımsal işletmelerin modern teknolojiden yararlanması sağlanmalı, finansal kiralama özendirilmelidir. Organik ve doğal ürün üretimi teşvik edilmelidir. Toprak analiz haritası oluşturulmalı.

Bunun yanı sıra bölgesel anlamda gerileyen ürün analizi de yapılmalıdır. Uluslararası fuarların düzenlenmesi ve katılımın teşvik edilmesi önem arz etmektedir. Tarım ve hayvancılık programlarının çeşitlendirilmesi gerekiyor. Kobileşmiş tarımsal işletmelerin temin edemedikleri iş gücünü (örneğin çoban vb) öncelikle temin edebilmelerinin ve bu arada gerekirse yabancı işçi istihdam edebilmenin önü açılmalıdır. İsrafın önlenmesi ve verimliliğin arttırılması lazım. Etkin bir tarım ve gıda lobisi ihtiyacımız vardır. Toprak ve su kullanımında reforma devam edilmeli."


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.