X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Ekonomik tedbirler işe yaradı"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Ekonomik tedbirler işe yaradı"

  • Giriş Tarihi: 19.8.2014 15:02

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın, ekonomi yönetiminin aldığı tedbirlerin ilk yarıda işe yaradığını belirterek, "Ekonomide bir dengelenme olduğunu görüyoruz. Doğal olarak bankacılık sektörü de kendisinden beklenenleri yerine getirdi" dedi.

TBB'nin Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri değerlendirdiği ve bankacılık sektörünün güncel rakamlarını aktardığı toplantı Aydın ve TBB Genel Sekreteri Ekrem Keskin'in ev sahipliğinde düzenlendi.

Başkan Aydın, toplantının açılışında yaptığı kısa konuşmada, "yılın ilk yarısında ekonomi yönetiminin aldığı önlemlerin işe yaradığı" yorumunda bulunarak, "Ekonomide bir dengelenme olduğunu görüyoruz. Doğal olarak bankacılık sektörü de kendisinden beklenenleri yerine getirdi. Bu düzenlemelerin karlılığımıza negatif etkisi olduğu hem açıkladığımız bilançolarda hem de kamuoyunda bilinmektedir" diye konuştu.

Genel Sekreter Keskin de yaptığı sunumla, ilk yarı bankacılık sektörü göstergelerine ilişkin detayları paylaşmadan önce, bu performansı etkileyen koşullardan bahsetti.

Küresel ekonomide yaşananlara değinen Keskin, şunları anlattı:

"Küresel ekonomide toparlanma yavaş da olsa sürüyor. Fakat toparlanma dünya genelinde tüm ülkelerde ve ekonomilerde aynı ölçüde değil. Bazı bölgeler, özellikle ABD'de beklenenden daha iyi bir toparlanma var ama bizim asıl ticaret ortağımız olan AB'de toparlanma beklenenden yavaş. Küresel anlamda bir toparlanmadan bahsetmek için henüz erken, kırılganlıklar devam ediyor."

Keskin ABD'deki beklenenden iyi toparlanmanın faiz artırımıyla ilgili beklentileri öne çektiğini dile getirerek, rezerv para niteliğindeki ABD Doları'ndaki faizlerin yükselmesinin ise dünya ekonomisini ve beklentileri önemli ölçüde etkilediğini söyledi.

Jeopolitik alanda bölgede yaşanan gelişmelerin, bölgesel ekonomik ilişkileri olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Keskin, Türkiye'nin ikili ekonomik ilişkilerinin olumsuz etkilendiğine işaret etti.

Türkiye ekonomisine ilişkin gözlemlerine de değinen Keskin, şunları kaydetti:

"Türkiye 2014 yılı içerisinde 2 önemli seçim atmosferi yaşamasına rağmen ekonomi, normal seyrinde ve performansında devam etti. Büyüme öngörü doğrultusunda devam ediyor ama küresel ekonomideki belirsizlikler dolayısıyla şu an aşağı yönlü bir baskı var. Yine de beklentimiz 4'e yakın bir büyüme olacağı şeklinde. Bu büyümeyi aşağı çekecek temel 2 faktör var, bir tanesi AB ekonomisindeki toparlanmanın beklenenden yavaş olması bir tanesi de bölgedeki gelişmeler dolayısıyla ikili ticaretimizi etkileyen olumsuzluklar."

Keskin, enflasyonun beklenenin üzerinde seyrettiğine atıfta bulunarak, kaynak maliyetinin ilk yarıda daha yüksek kaldığına, para ve bankacılık politikasında sıkılaştırıcı bir politika izlendiğine, cari açığın milli gelire oranında ise gözle görülür bir düşüş olduğuna vurgu yaptı.

"Geçen yıl sonunda yüzde 7,9 olan cari açığın milli gelire oranının, kendi yaptığımız milli gelir tahminlerini dikkate alırsak ilk yarı sonunda yüzde 6,4 gibi bir yerde olacağını düşünüyoruz" diyen Keskin, ekonomi politikasının ağırlıklı noktasının da bu oranın düşürülmesi olduğunu söyledi.


"EN HIZLI YAVAŞLAMA BİREYSEL KREDİLERDE OLDU"

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, 2014 yılı haziran ayında, yıllık olarak bakıldığında bankacılık sektörünün özkaynak karlılığının yüzde 10,9 olduğunu belirterek, "Yılın sonu itibariyle sektörün aktif büyümesini yüzde 15-20 düzeyinde, kar artışımızı ise eksi 5 ile artı 5 aralığında bekliyoruz" dedi.

TBB'nin Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri değerlendirdiği ve bankacılık sektörünün güncel rakamlarını aktardığı toplantı Aydın ve TBB Genel Sekreteri Ekrem Keskin'in ev sahipliğinde düzenlendi.

Ekrem Keskin toplantıda sektörün ilk yarısına ilişkin verileri paylaştı. Likidite fonlama maliyetinin yükseldiğini belirten Keskin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bankalara verdiği fon maliyetini yükselttiğini, dolayısıyla bankalar açısından borçlanma maliyetinde artış olduğunu söyledi.

Keskin, kredi büyümesinde öngörü çizgisinin, TCMB'nin beklediği kredi büyüme hızının aşağı çekildiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Aşağı yukarı yüzde 15'lik yıl sonu büyüme hedefi bankacılık sektörüne verildi. Kur ve faizin seyri, reel sektör firmalarının mali yapılarını olumsuz etkiledi. Buna rağmen bankacılık sektörü reel sektörün fonlamasına hassasiyet gösterdi. Zorunlu karşılıklar yüksek kalmaya devam ediyor ve bankacılık sistemine ciddi bir yük oluşturuyor. Son 5 yılda bankacılık sistemine zorunlu karşılıklardan gelen yükün maliyeti 20 milyar liranın üzerinde. Bu da neredeyse sektörün 1 yıllık net karına eşit."

Bireysel kredilerde vadenin azaltıldığını ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun (BDDK) politikalarını oluştururken öngördüğü gibi, bireysel kredilerden KOBİ kredilerine bir hareketlilik olduğunu, genel olarak kredi talebinin de daha yavaş olduğunu aktardı.

Ekren Keskin, borçlanma maliyetindeki artışın bankaların karlarını olumsuz etkilediğini belirterek, şunları kaydetti:

"İlk aylarda karlarda ciddi düşüşler olmuştu çünkü mevduat 3 aylık vadede, krediler ve aktif 9 ay ile 12 aylık vadelerde, dolayısıyla ikinci yarıdan itibaren bu etkiyi biraz daha azalmış olarak göreceğiz. Tahsili gecikmiş alacak oranları beklenenden daha yavaş arttı. Bunda büyüme hızının öngörülen şekilde seyrediyor olması önemli bir rol oynadı ve bankacılık sisteminin kredi verme kapasitesi yüksek düzeyde kalmaya devam etti."

Bireysel kredilerin tasarruf mevduatına oranının 2013 yılında yüzde 60'a doğru geldiğini anımsatan Keskin, bunun uzun zamandan beri ilk kez düşüş gösterdiğini, bireysel kredilerin TL tasarruf mevduatına oranının ise yüzde 93'den yüzde 88'e gerilediğini, yıl sonuna doğru bu oranın yüzde 80'lerin biraz üzerinde olmasını beklediklerini bildirdi.

Keskin, "Tasarruf mevduatında önemli bir artış olmadığı halde oranın düşmesinin ana nedeni bireysel kredi hızının yavaşlıyor olması. Bu da alınan önlemlerden bir tanesiydi. Gelişmeler bankacılık sektörünün büyüme hızını doğal olarak yavaşlattı. 2014 yılının haziran ayında reel olarak bankacılık sisteminin aktif büyümesi yüzde 10, ekonomideki büyüme ise yüzde 4. Daha yavaş bir kredi büyümesiyle aynı oranda bir büyümeyi gerçekleştirmeyi, ithalata dayalı bir büyümeden ihracata dayalı büyümeye geçiş olarak aktarabiliriz. Kredilerin daha büyük kısmı, üretime, yatırıma ve ihracata yöneldiği için ekonomik büyümemizde herhangi bir sıkıntı olmadı" diye konuştu.


"BİREYSEL KREDİLER YAVAŞLADI, KOBİ KREDİLERİ BÜYÜDÜ"

En hızlı yavaşlamanın bireysel kredilerde olduğuna işaret eden Keskin, neredeyse yüzde 10'lar düzeyinde bir seyir olduğunu, ticari kredilerin ise normal seyrinde devam ettiğini söyledi.

TBB Genel Sekreteri Keskin, kredi büyümesi ile mevduat büyümesi arasındaki farkın daraldığına vurgu yaparak , "2014 haziran ayı itibariyle en üst noktaya gelmiş. Aradaki fark 12 puanken, şimdi yüzde 5'ler düzeyine indi. Farkın kapanıyor olması, cari işlemler açığının da kapanıyor olduğunun bir göstergesi" dedi.

KOBİ kredilerinin toplam krediler içindeki payının 2 puan arttığını belirten Keskin, bireysel kredilerin yüzde 30'lar düzeyinde olduğunu, otoritenin koyduğu hedefe doğru gidildiğini dile getirdi.

Sektörün sorunlu kredilerinde çok ufak bir artış yaşandığını anlatan Keskin, bankacılık sektörü sorunlu kredilerinin varlık yönetim şirketlerine satışını hatırlatarak, şu bilgileri verdi:

"Bugüne kadar stok olarak toplam 33 milyar liralık sorunlu kredi var, bugüne kadar birikmiş. 17 milyar lira da satılmış sorunlu kredi var, dolayısıyla 50 milyar liralık bir sorunlu kredi üretmiş sektör. Kredi mevduat oranı yüzde 116'lar düzeyinde. Bu da büyümesi istenmeyen bir oran. 8 puanlık bir etki buraya menkul kıymetler ihracından geliyor."

Keskin, bankaların mikro işletmelere açtığı kredilerin yüzde 27, küçük işletmelere açılan kredilerin yüzde 38 olduğunu belirterek, orta ve büyük işletmelere açılan kredilerin ise geçen yıl sonuna göre yüzde 43'den yüzde 29'a gerilediğini anlattı. Keskin, bu azalmanın, söz konusu işletmelerin yurt dışından kolay kredi bulan işletmeler olmaları nedeniyle içerde kaynak maliyeti yükselince dışardan borçlanmayı tercih etmelerinden kaynaklandığını açıkladı.

Ekrem Keskin, KOBİ bazında sorunlu kredilere bakıldığında da ciddi bir sorun olmadığını bildirdi.

"Özkaynaklara baktığımızda ilk yarıda, karların bilançoya eklenmesi, son çeyrekte faiz oranlarında hafif düşüş eğilimi ve kurların yeniden yavaşlıyor olmasından kaynaklanan bir artış var" diyen Keskin, sermaye yeterliliğinin ise yüzde 16,3 gibi son derece iyi, yüksek düzeyde olduğu değerlendirmesini yaptı.

Keskin, özkaynak karlılığında gözle görülür düşüşün devam ettiği bilgisini vererek, "2014 yılı haziran ayında, yıllık olarak baktığımızda özkaynak karlılığımız 10,9, uzun zamandan beri ilk defa yüzde 11'in altına geldi. Devlet iç borçlanma senetleri ise yüzde 8,9, aradaki fark 2 puan" diye konuştu.


"BANKACILIK SİSTEMİNİN İLK 6 AYDA KARLARI YÜZDE 10 AZALDI"

Sektörün özkaynak karlılığının reel sektörün özkaynak karlılığına yakın olduğunun altını çizen Keskin, gelir-gider tablosunu ise şöyle yorumladı:

"Faiz gelirlerimiz ilk 6 ayda yüzde 26 artmışken, faiz giderlerimiz yüzde 54 artmış. Nedeni de 3 ay sonra mevduat maliyetine faiz giderlerini yansıtmışız, krediler ve aktifler ise daha sonra. Yılın son çeyreğine doğru daha iyi bir seyir izleyeceğiz. Bankacılık sisteminin ilk 6 ayda karları yüzde 10 azalmış, yıllık karlardaki azalma ise yüzde 8-12 düzeyinde seyrediyor."

İkinci yarıya ilişkin beklentilerini de paylaşan Keskin, "Ekonomik büyümemizin yüzde 3 ile 4 arasında olacağını varsayıyoruz" dedi.

Vade uyumsuzluğunun, karlar üzerindeki etkisinin aşağı yönlü yani olumlu olacağı, sorunlu kredilerdeki artış seyrinin devam edeceği tahminlerini paylaşan Keskin, şunları ifade etti:

"Burada artış seyrinin devam etmesi ayrılan karşılıklardan dolayı karı biraz daha aşağı çekebilir. Henüz son halini bilmediğimiz için, ücret-komisyon ve masraf düzenlemesinin de gelirleri aşağı yönlü etkileyeceğini tahmin ediyoruz. BDDK bu konuda düzenlemeyi tamamlamak üzere. Bu çerçevede yılın sonu itibariyle sektörün aktif büyümesinin yüzde 15-20 düzeyinde, kredi büyümesinin yüzde 18-22 olacağını ve reel ekonomik büyümenin üzerinde kalacağını tahmin ediyoruz. Dolayısıyla bankacılık sisteminin ikinci yarıda da ekonomik faaliyeti, özellikle reel sektör üzerinden finanse etmeye devam edeceğini tahmin ediyoruz."

Ekrem Keskin, sermaye yeterliliğini yüzde 15,5 ile yüzde 16,5 arasında değişir diye tahmin ettiklerini belirterek, "Kar artışımız ise eksi 5 ile artı 5 aralığında, ama geçen seneki kar rakamının yakalanacağı yönünde tahmin ediyoruz. Yani yüzde 0'a yakın daha orta nokta gibi gözüküyor, bu varsayımlar altında özkaynak karlılığımız ise yüzde 10,5 ile yüzde 11,3" dedi.

Aracılık maliyetleri ile ilgili seyie de değinen Keskin, şunları kaydetti:

"Bankacılık sisteminin ortalama TL mevduat faizi ticarilerde yüzde 6,7 iken, bunun kredilere yansıması yüzde 14,5, tüketicilerde ise yüzde 6,7'lik ortalama TL-mevduat yüzde 16,6 oluyor. Tüketici kredilerinde yüzde 15 Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) oranı var. 'Faiz oranları düşürülerek, aracılık maliyetinin düşürülmesi mümkün mü?' sorusunun cevabını sürekli arıyoruz. Kamusal yüklerden gelen ciddi bir pay var, eğer bu pay aşağı indirilirse bankacılık sisteminin aracılık maliyetinin de düşeceğine inanıyoruz."

Hükümetin attığı adımları desteklediklerine işaret eden Keskin, makroekonomik dengelerin sağlam ve sürdürülebilir olmasının önemine işaret ederek, "Bunlar arasında ilk sırada yer alan tasarruf açığının düşürülmesi geliyor. Bankacılık sistemi açısından en çok talep ettiğimiz konu ise, bizim kaynak maliyetimiz ile kredi kullanan arasındaki farkın açılmasına neden olan kamusal yüklerin hafifletilmesi" diye konuştu.


"TÜRKİYE DEMOKRASİSİNİN DE DAHA İYİ NOTLARI HAK ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ"

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın, Bank Asya'da yaşananların sektöre yansıması ile ilgili, "Türk bankacılık sektörü ufak tefek rüzgarlardan, esintilerden etkilenmeyecek kadar güçlüdür" dedi.

TBB'nin Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri değerlendirdiği ve bankacılık sektörünün güncel rakamlarını aktardığı toplantıdan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Aydın, devletin bireyselin dışındaki krediler için ciddi avantajlar getirdiğini, bunların ihracat kredilerinde de yapılmasını istediklerini kaydetti.

Özkaynak karlılığında tek haneli rakamlara inmek istemediklerini aktaran Aydın, "Yatırımcının devlet iç borçlanma senedi (DİBS) almak yerine, banka kurmak arasındaki tercihi farklılaştırmak lazım. Oradaki marjı açmak gerekiyor. Yüzde 12'nin altında bir özkaynak karlılığı, bizim özkaynak biriktirmemize mani oluyor. Bu da ülkeyi, ekonomiyi ve büyümeyi finanse etmede bazı sıkıntılara vesile olabilir dedik. Özkaynak karlılığında tek haneli bir rakam beklentimiz de yoktur. Bilhassa vade uyumsuzluğu, 3. ve 4. dönemde faizlerde başka bir oynama görmediğimizde karlılığımıza olumlu yansıyacak. O da bizim özkaynak getirimizi olumlu yönde etkileyecektir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Zorunlu karşılık oranlarının bankacılığın bir yıllık karına eşdeğerde olmamasını, daha düşük bir düzeyde olmasını arzu ettiklerini belirten Aydın, yaptıkları bütün taleplerin dünyadaki bankacılık sistemi ile uyumlu talepler olduğunu dile getirdi.

Aydın, "Merkez Bankası ile hükümet arasında olan faiz tartışmasında nerede oldukları" yönündeki bir soruya cevaben, bu tartışmaların kesinlikle dışında olduklarını ifade etti.

Böyle bir tartışma olduğunu da kendilerinin asla söylemediklerini vurgulayan Aydın, "Şimdi de söylemiyoruz" dedi.

Bank Asya ile ilgili sorulara ise "Bugünkü toplantı, TBB şapkam adı altında yapılan bir toplantıdır. Bu konularla ilgili benden bir değerlendirme beklemeyin. TBB de zaten bu işin tarafı değildir" ifadelerini kullandı.


"SEKTÖR, OPERASYONEL GİDERLERİ AZALTMAK İÇİN BAZI KONULARDA İŞBİRLİĞİ YAPABİLİR"

TBB Başkanı Aydın, sorunlu kredi/toplam kredi rasyosunun 2,8 civarında olduğunu söyledi.

Kamu bankaları olarak sorunlu kredi satışı yapmadıklarını anımsatan Aydın, "Diğer bankalar sorunlu kredi satışı yapıyor. Buradaki rasyolar, ondan arındırılmış rasyolar. Onlar eklendi, onlar eklendiği halde bunun bankacılık sistemine zarar vermeyecek bir düzeyde olduğu söylendi" dedi.

Büyümenin yüzde 4 civarında olduğu, çevrede her şeyin olduğu, Avrupa Birliği'nin (AB) artık hemen hemen hiç büyüyemediği, dünyanın büyümede zorluk çektiği bir ortamda, sorunlu kredi/toplam kredi rasyosunun Türk bankacılık sektörü için uygun bir yerlerde bulunduğunu söylediklerini vurgulayan Aydın, KOBİ kredilerinde artış olduğunu, kredi artışının tabana yayılmış durumda olduğunu kaydetti.

Aydın, özkaynak karlılığındaki azalışı kompanse etmek için neler yapacakları ile ilgili bir soru üzerine, "Sektör, operasyonel giderleri azaltmak için bazı konularda işbirliği yapabilir. Bu önemli bir faktör. Daha tabana yaygın kredilendirme yolunu seçebiliriz, bir de ekonomi yönetiminden bizim bu işi yapmadaki hevesimizi artıracak yeni taleplerimiz oluyor, oradan da olumlu gelişmeler bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Bank Asya'da yaşananların sektöre yansımasının sorulması üzerine ise Aydın, şunları söyledi:

"Türk banka sektörünün hikayesinden hep söz ettik. Türk bankacılık sektörü halen çok güçlü. Türk bankacılık sektörü ufak tefek rüzgarlardan, esintilerden etkilenmeyecek kadar güçlüdür. Sizin sorunuzdaki değerlendirme benim görev alanımda değil. Ben TBB başkanıyım ve bir bankanın genel müdürüyüm. Elbette düşüncelerimiz var. Ama kamuoyu bununla ilgili bilgi merak ediyorsa, bu benim görevim değildir, bununla ilgili açıklama yapacak otoriteler bellidir."


"KAÇ SEÇİM DAHA YAPINCA BİR SİYASİ İSTİKRAR ELDE EDECEĞİZ?"

Aydın, geçen hafta kredi derecelendirme kuruluşlardan gelen değerlendirmeler ve bu kuruluşların siyasi risklere vurgu yaptığı yönündeki soruları da yanıtladı.

Türkiye'nin son dönemde yaptığı seçimlerin gayet net ve başarılı olduğunu belirten Aydın, demokrasilerde seçimlerin önemli bir parametre olduğunu, herkesin yerli yerine oturduğunu, herkesin ölçüsünü aldığını söyledi.

"Yani seçimlerini yapmış bir ülkenin hala belirsizlik içinde olduğunu söylemek için sizin kafanızın çok belirsiz olması gerekiyor" diyen Aydın, "Kaç seçim daha yapınca bir siyasi istikrar elde edeceğiz? Ben bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bir seçim oluyor, 'Öbür seçim var' diyor. Demokrasilerde her gün seçim olur" ifadelerini kullandı.

Aydın, alınan önlemler ve Türkiye'nin geldiği noktada da artık bundan sonra kredi notlarının pozitif olacağını düşündüklerini kaydetti.

Türkiye'nin bugün yaşadığı sürecin bir belirsizlik süreci olmadığını vurgulayan Aydın, şunları kaydetti:

"Takvim çok net işliyor, ülke başbakansız değil, yeni başbakanın nasıl seçileceği belli. Biz aktif büyüklüğü milli geliri geçmiş bir sektör olarak siyasi anlamda bir istikrarsızlık görmedik, görmüyoruz. Pozitif beklentimiz devam ediyor.

Kurumların bağımsızlığı ile neyin kastedildiği önemli. Hesap vermenin olmadığı bir bağımsızlık kavramı olamaz. İyi yetkileriniz, sonsuz yetkileriniz olacak ama hiçbir sorumluluğunuz olmayacak; bunun adı bağımsızlık olacak, böyle bir şey yok. Dünyada 2008 krizi bu kurumlar yokken mi çıktı? Bağımsız kurumlar kendileri mi hallettiler bu işi? Hükümetler devreye girmedi mi?"

Hüseyin Aydın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) bankaların ücret ve komisyonlarına dair düzenlemeye yönelik çalışmasında son noktanın konmak üzere olduğunu aktararak, 15 gün içerisinde BDDK'nın bunu kamuoyuyla paylaşacağını tahmin ettiklerini söyledi.

Zorunlu karşılıklara faiz ödenmesini beklediklerini vurgulayan Aydın, ülkedeki ekonomik ve siyasi istikrarın bankacılık sektörünün geldiği noktaya çok büyük katkıları olduğuna işaret etti.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının genel durumunun 2008-2009 krizinde görüldüğünü dile getiren Aydın, şu yorumda bulundu:

"Güzel güzel notlar vermişlerdi. Ama öyle olmadı. Buraya bir de siyasi düşünce eklerseniz o zaman çıkardığınız sonuçlar sağlıklı olmayabilir. Biz kredi notunun varlığını reddetmiyoruz. Bu tarz reyting kuruluşlarının olmasını da doğru buluyoruz. Bu reytingin parametreleri, ölçümü, tahlil doğru yapılmışsa, size ait etmenlerden o sonuç alınmışsa tamamdır. Ama eğri ve noksan yapılmışsa sizin itibar endeksiniz aşağı yönlü hareket eder. Türk bankacılık sisteminin de Türkiye ekonomisinin de Türkiye demokrasisinin de daha iyi notları hakettiğini düşünüyoruz. Notun sağlıklı olmamasının ilgili ülkelerin halkını cezalandırma aracına dönüşmesine müsaade edilmemeli."


"O COĞRAFYALARDAN BİZİM BANKALARIN AYRILACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM"

Aydın, bir soru üzerine, dış gelişmeler ve içerideki yeni yapı nedeniyle ekonomi yönetiminin bireysel kredilerde sınırlayıcı, KOBİ ve ihracat kredilerinde de teşvik edici önlemler aldığını hatırlatarak, "Bireysel kredilerde alınan önlemler vadeyi oldukça daralttı. Çok sert fren yaptık. Çek ve senet protestosunda, karşılıksız çekte belli edimleri yerine getirmekte zaman zaman düşmeler ve çıkmalar olabilir. Bunun bizim sektöre yönelik bir risk teşkil edip etmediği üzerinde duruyoruz. 'Sorunlu kredi rasyosu veya kredilerin sorunluya dönüşme oranı Türk bankacılık sektörüne halel getirmesin' diyoruz" ifadelerini kullandı.

Aydın, "Bölgede yaşanan gelişmelerin o bölgede faaliyet gösteren Türk bankalarını nasıl etkiliyor?" sorusunu ise şöyle cevapladı:

"Kuzey ve Merkezi Irak'ta Türk bankaları faaliyet gösteriyor. Benim genel müdürü olduğum banka da orada. O bölgelerde ciddi anlamda kredilendirme yapmıştık. Bu bölgeleri ihmal etmemiz mümkün değil. Bugün yaşanan sıkıntıların geçici olduğunu düşünüyoruz. İran'da uluslararası düzenlemelerde hafif normalleşmeler görüyoruz. Irak'ta şimdi belli bölgelerde sıkıntılar var. Biz birkaç gün fiziken bankalarımızı kapatmak durumunda kaldık ama sonra açtık. Şu anda bankalarımız çalışıyor. Normal ticari hayat devam ediyor. Ama sıkıntıların siyasi belirsizlik giderilince çözüleceğini düşünüyoruz. O coğrafyalardan bizim bankaların ayrılacağını düşünmüyorum. Tam tersi Türk bankacılık sektörünün o bölgelere olan iştahı devam edecek."

Aydın, özkaynak karlılığındaki erimeyi kompanse etmek için bankaların birçok konuda iş birlikleri yapabileceklerini söyledi. Bir Çin bankasının sektöre giriş yapacak olmasına ilişkin soru üzerine Aydın, "Hoşgeldiler safalar getirdiler. Bekliyoruz. Biz de gideceğiz oraya inşallah" dedi.

Emeklilerin promosyonla ilgili beklentilerine yönelik soruyla ilgili olarak Aydın, "Sosyal güvenlik ödemelerinin büyük bir bölümü sermayesi kamuya ait olan bankalar tarafından yapılıyor. Bunların tamamı ticari birer işlemdir. Bankalar da bu talepleri tamamen birer ticari eylem olarak değerlendiriyor. Ticari tarafı varsa yapılır, yoksa yapılmaz" değerlendirmesinde bulundu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.