X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Türkiye'nin notunun düşmesi zor"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Türkiye'nin notunun düşmesi zor"

  • Giriş Tarihi: 2.10.2014 11:20

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Yülek, Türkiye ekonomisi açısından bir not düşme riski değil de özellikle sağlam bir büyüme ve dezenflasyon sürecinin sağlanması durumunda not artırımı tartışması yapılması gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin bir not düşürme sürecine sokulması zor" dedi.

Türkiye'nin kredi notunun görünümüne yönelik değerlendirmelerde bulunan Yülek, ABD Merkez Bankası (Fed) para politikası kararlarının ve kararlarla ilgili beklentilerdeki değişmelerin 2013 yılının ikinci ile üçüncü çeyreğinde tahvil pazarlarında yeni bir fiyatlamayı doğurduğunu hatırlattı.

Bu yılın üçüncü çeyreğinden itibaren küresel piyasalarda yeni bir "fiyatlama" süreci başladığını ve Fed ile Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) politika tercihleri arasındaki farkın büyüdüğünü kaydetti.

İki büyük merkez bankasının farklı davranışına ilave olarak, 2013'ten itibaren Hindistan ve Brezilya gibi ekonomilerde kur değer kayıplarının hızlandığını, Brezilya ve Arjantin gibi Latin Amerika ekonomilerinde büyüme, bütçe ile enflasyon problemlerinin yaşandığını söyledi.

Yülek, Amerika'ya bağlı olarak yaşanan yeni bono fiyatlamalarının bu ekonomileri bono faizleri açısından da menfi etkilediğine işaret ederek, bu durumun derecelendirme kuruluşu iktisatçıları da dahil olmak üzere gözlemcilerin risk algısını artırdığını söyledi.


"YIL SONUNDA BÜYÜME YÜZDE 3'ÜN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞEBİLİR"

Yülek, Ukrayna, Suriye, Irak gibi ülkelerdeki siyasi problemlerin de ekonomik görünüm ve yorumları etkilediğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, çetinleşen uluslararası ekonomik ve siyasi zemine ilave olarak, 2014 yılındaki iki seçimden sonra 2015 yılında da yine önemli bir seçim yaşayacak. Bu arada, Türkiye'nin temel ticari ortağı olan Avrupa'da ekonomi ve talep yavaşlarken hem kuzeyinde ve hem de güneyindeki sıcak savaş sahneleri ihracatını menfi etkiliyor. Bu resim, bazen basına da yansıyan 'not düşürme' sonucunu doğurur mu? Çok zor. Zira, not değerlendirme süreci somut verilere ve analitik bir analize dayanıyor olmalı. Aksine, veriler, Türkiye'nin bir not kaybına uğramasına değil ileriye dönük olarak görünüm ya da not yükseltme ihtimaline dahi işaret edebilir görünüyor. Türkiye'nin bütçe verileri 2014 yılında olumlu devam ediyor. Yılın 8 ayında bütçe 31 milyar lira seviyesinde faiz dışı fazla verdi. Faiz dahil edildiğinde bütçe açığı 2,7 milyar dolar olarak açık verdi. Bütçe gelirleri geçen seneye göre yüzde 9 civarında artarak (yani reel olarak değişmeyerek) 283 milyar dolar oldu."

Ekonominin yavaşlamasına paralel olarak birinci çeyreğin sonundan itibaren hem dahildeki faaliyetlerden hem de ithalattan toplanan KDV gelirlerinde yavaşlama veya gerileme olduğunu anlatan Yülek, ağustos ayından itibaren bu eğilimin tersine döndüğünün göze çarptığını kaydetti.

Yülek, yıl sonunda bütçe tarafında olumsuz bir resimle karşılaşılmayacağının görüldüğünü vurgulayarak, büyüme tarafında yıl sonunda yüzde 3 civarında bir seviye görüleceğini ifade etti.

Bu rakamın Türkiye için yetersiz olduğuna vurgu yapan Yülek, "Ancak Avrupa'nın ve Türkiye'nin çevresindeki siyasi durum göz önüne alındığında ikinci çeyrekte Türk Lirası'nın değer kazancı, yavaşlayan Avrupa piyasasıyla birleşince dış talebin büyümeye katkısı düştü. Ancak, temmuzdan sonra Türk Lirası'nın tekrar değer kaybetmesiyle, yılın son çeyreğinde dış talebin tekrar büyümeye olumlu katkı yapmasını sağlayabilir. Yani büyüme yüzde 3'ün üzerinde gerçekleşebilir" dedi.


"ALTIN VE ENERJİ DIŞARIDA BIRAKILDIĞI ZAMAN TÜRK EKONOMİSİ ARTIK CARİ FAZLA VERİYOR"

Yülek, cari açıkta olumlu gelişmenin devam ettiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"12 aylık birikimli cari açık 50 milyar doların altına gerilemişken altın ve enerji dışarıda bırakıldığı zaman Türk ekonomisi artık cari fazla veriyor. Eylül ayında dış ticaret açığındaki artış hem Suriye-Irak pazarları hem Avrupa pazarı ve hem de kurda geçmiş aylardaki değer kazanmanın tabii sonucu. Yukarıda da söylendiği gibi bunlardan kur faktörü sonraki aylarda açığı azaltacak yönde değişti ve bunun etkisinin son çeyrek rakamlarında görülmesi olası. Enflasyon ise hala yüksek, 12 aylık bazda yüzde 9-10 arasında seyrediyor ve önümüzdeki dönemde aşağı eğilim beklense de, kur hareketleri sebebiyle yukarı yönlü riskler yok değil. Son enerji zamları da dezenflasyon sürecini zorlaştıracak."

Bankalar kesiminin sağlamlığını devam ettirdiğini belirten Yülek, kredi büyümesinin tüketici tarafında yavaşlamaya devam ettiğini, toplam kredi büyümesinin yıllık bazda nominal yüzde 20, reel ise yüzde 10'lar seviyesine kadar düştüğünü ifade etti.

Yülek, aşırı kredi büyümesinin ortadan kalmasının hem bankacılık hem de genelde Türk ekonomisinin istikrarı açısından olumlu olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Derecelendirme kuruluşlarının açıklamalarına yansıyan argümanlardan birisi, seçimler ve siyasi popülizm riski. İskoçya'nın İngiltere'den ayrılma oylamasının yapıldığı, Katalonya'daki referandumun iptal edildiği bir dönemde, derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'deki seçimleri öne sürerek risk atfetmesi zor. Zira, Türkiye'nin 2 seçim atlattığı 2014'te göstergeleri daha kötüye gitmedi. Bir başka argüman, dış açık sebebiyle dış şoklara dayanıksızlık argümanı. Benzer argümanlar 2007-2008 yıllarından beri tartışıldı. Kredi büyümesinin çok düştüğü ve cari dengenin enerji altın dışında fazla vermeye başladığı 2014 yılında bu argümanın da su tutması zor. Hele, olası Fed kararlarının etkilerinin ECB ve Japonya Merkez Bankası politikalarıyla nötralize edildiği ve Türk Lirası'nın aşırı değerinin nispeten ortadan kalktığı bir dönemde."

Derecelendirme kuruluşlarının açıklamalarında rastlanan bir başka argümanın da merkez bankası üzerindeki politika baskı sebebiyle faizlerin düşerek kredi büyümesinin tekrar başlama riski olduğunu anlatan Yülek, ancak bu argümanın da son Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) açıklamaları, ağırlıklı ortalama fonlama maliyetleri ve kredi eğilimleriyle zayıfladığını kaydetti.

Yülek, tüm bunlar bir araya getirildiğinde, Türk ekonomisi açısından bir not düşme riski değil de özellikle sağlam bir büyüme ve dezenflasyon sürecinin sağlanması durumunda not artırımı tartışması yapılması gerektiğini belirterek, Türkiye'nin bir not düşürme sürecine sokulmasının zor olduğunu söyledi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.