X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 17. raporun ardından
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

17. raporun ardından

  • Giriş Tarihi: 13.10.2014 10:59

Avrupa Komisyonu’nun 2014 yılı Türkiye İlerleme Raporu, 5 gün önce açıklandı. Açıklandığı andan itibaren “ılımlı ve dengeli” olduğu yönünde basına yansıyan açıklamaların yanı sıra, rapor için, bugüne kadar Türkiye üzerine yazılmış “en berbat rapor” olduğunu söyleyenlerin sayısı da az değil.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Öncelikle bu yılın raporunun birkaç özelliğini hemen vurgulamak lazım. Birincisi, 2014 yılı raporu, Türkiye İlerleme Raporlarının 17'ncisi olma özelliğini taşıyor. Bu açıdan Türkiye'nin, şimdiye kadar AB üyesi olmuş ve halen üyelik müzakereleri devam eden ülkeler arasında ilginç bir konuma sahip olduğu söylenebilir. Çünkü bildiğim kadarıyla şu ana kadar hakkında 17 ilerleme raporu yazılan başka bir ülke yok.

İkincisi, Komisyonun Türkiye'ye ilişkin yayımladığı 17'nci ilerleme raporu, 2009 yılından bu yana görev yapan ikinci Barroso Komisyonu ve Komisyonun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Stefan Füle yönetiminde hazırlanan son rapor. İktisadi Kalkınma Vakfı'nın (İKV) da ilerleme raporuna ilişkin değerlendirmesinde dikkat çektiği bu husus, bence bu yılın raporunun en önemli ve gözden kaçırılmaması gereken yanlarından biri. Çünkü bu son rapor, Kasım ayı itibarıyla görevi devralacak Jean-Claude Juncker Komisyonu ve Komisyonun Komşuluk ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn için de, önceki Komisyonun Türkiye'ye yaklaşımı ve genişleme politikası açısından ipuçları ve yönlendirmeler içermekte.

Ancak Türkiye açısından vurgulanması gereken hususlar da yok değil. Bilindiği üzere Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakereleri 3 Ekim 2005 tarihinde başladı. Bugüne kadar 33 müzakere başlığının 14'ü açıldı ve bunlardan sadece biri geçici olarak kapatıldı. AB, Türkiye'nin Ortaklık Anlaşması Ek Protokolü'nü tam olarak uygulamadığı gerekçesiyle, Aralık 2006'da, Türkiye yükümlülüklerini yerine getirene kadar, sekiz müzakere başlığının açılamayacağına ve hiçbir başlığın da geçici olarak kapatılamayacağına karar vermişti. Doğal olarak bu karar (bir anlamda bu dayatma), aradan geçen 8 yılda zaman zaman Türkiye ile AB arasında soğuk rüzgarlar esmesine yol açtı. Bu durum kimi zaman, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda isteksiz davrandığı yorumlarına neden oldu. Ama diğer tarafa baktığımızda da; her ne kadar AB Komisyonu'nun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Stefan Füle, "Genişleme, Avrupa'nın DNA'sında var" dese de, ne yazık ki iş Türkiye'ye geldiğinde AB'nin de isteksiz davrandığı gibi bir görüntü ortaya çıkıveriyor.

Tüm bunlar bir yana, artık önümüzde yeni bir Avrupa ve yeni bir Avrupa Komisyonu var. Yeni Avrupa, henüz küresel krizin etkilerini üzerinden atamamış, ekonomisi durağanlaşmış, diğer yandan Ukrayna ve Rusya sorunlarıyla uğraşan ve bu nedenle kışın yaklaştığı bugünlerde belki de enerjisiz kalma ihtimali olan bir görüntü çiziyor. Aynı Avrupa, Türkiye ile birlikte Karadağ, Sırbistan, Makedonya, Arnavutluk, Bosna Hersek ve Kosova ile üyelik müzakerelerini sürdürüyor. Asıl bundan sonra, Juncker başkanlığındaki yeni Avrupa Komisyonu'nun önünde geçmiştekinden çok daha zorlu bir genişleme süreci olduğunu kabul etmek lazım.

AB Bakanlığı'nın açıkladığı Türkiye'nin yeni Avrupa Birliği stratejisini biraz da bu nedenle önemsiyorum. 2019'a kadar uzanan bu stratejinin, Kasım ayında yayımlanacak "AB'ye Katılım İçin Ulusal Eylem Planı" ve "Avrupa Birliği İletişim Stratejisi" ile operasyonel hale geleceği belirtiliyor.

Son ilerleme raporunda; 4 fasılda hiçbir ilerlemenin sağlanmadığı, 20 fasılda sınırlı ilerlemelerin sağlandığı, 8 fasılda ise ilerleme ve iyi düzeyde ilerleme sağlandığı ifade ediliyor. Umarız bu yeni AB Stratejisiyle birlikte önümüzdeki yılın ilerleme raporu, tüm fasıllarda iyi düzeyde ilerleme kaydedildiğinin bir belgesi olur. Ama şu da bir gerçek ki; AB, artık eski AB değil.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.