X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şişirilmiş kapasite kaosu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şişirilmiş kapasite kaosu

  • Giriş Tarihi: 25.11.2014
Şişirilmiş kapasite kaosu
Şişirilmiş kapasite kaosu

Şirketlerin ruhsat almak için kapasitelerini şişirmek zorunda olmaları, yeni yatırımları engelliyor. Özellikle ilaçta kâğıt üzerinde kapasite yüksek olduğu için teşvik verilemiyor, ithalat büyüyor

Teşvikle ilgili mevcut yasalar, yeni yatırımların önünü tıkıyor. "Kaş yapayım derken göz çıkaran' yasalar, binlerce kişiye iş imkânı sağlayacak milyonlarca dolarlık yatırımları engellemeye devam ediyor. Planlı ekonomi gereği 'Türkiye'nin üretim potansiyelini' belirlemek ve teşvikleri buna göre vermek için getirilen 'kapasite raporu' zorunluluğu yatırımcının kâbusu oluyor. Çünkü her şirket, bağlı bulunduğu odadan ruhsat almak için kapasite raporu vermek zorunda. Ancak işte burada şişirilmiş kapasiteler kaos yaratıyor. Çünkü şirketler ilave yatırımlarına ruhsat ve izin almak için kapasitelerini normalin yüzde 50-100 üzerinde gösteriyor.

TEŞVİKİN ÖNÜNÜ KAPATIYOR

Kapasitesini başlangıçta düşük gösteren bir şirket, yeni ürün üretimi için başvurduğunda odadan 'kapasiten yetersiz' yanıtı alıyor. Bu engeli önceden bilen ve aşmak isteyen firmalar kapasitelerini daha başvuru aşamasında normalden yüksek gösteriyorlar. Bu nedenle de ilaç, kimya, teknoloji gibi sektörlere 'ülke kapasitesi dolu' gerekçesiyle teşvik verilmiyor. Uzmanlara göre sorunun çözümünün tek yolu yasayı değiştirmek. İlaç, bu sorundan en fazla etkilenen sektör olarak öne çıkıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun stratejik olarak ilan ettiği ve yatırımların teşvik edilmesini istediği ilaç sektöründe ithalatın yüksek olmasına karşın kapasite 'dolu' görünüyor. Bu nedenle de 6'ncı bölge teşviki verilemiyor.

KANSER İLACINDA BİLE DOLU

Kanser ilacı gibi üretimin zor, yatırım rakamlarının hayli yüksek olduğu bir alanda üretim yapan Onko Koçsel şirketi de, 'kapasite raporu' azizliğine uğrayan şirketlerden. Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Tuğba Koç, "Türkiye'nin teorik kapasitesine bakarsanız, her şey üretiliyor. Raporlara göre yerli üretimle her ilacı temin etmek mümkün. Ama pratikte durum böyle değil. Biz yatırım teşviki için başvurduk. Bu alanda 'Türkiye'nin yeterli kapasitesi var' dediler. Çünkü ticaret odalarından alınan kapasite raporları böyle bir tablo ortaya koyuyor. Sonuçta firmalar kapasitesini yüksek vermek zorunda. Yeni bir ürün üreteceksen raporuna göre altyapının yeterli olup olmadığına bakılıyor. Varsa izin veriliyor. Önceden verdiğin raporda bunu üretecek kapasiteyi göstermemişsen, yeni bir ürün için ruhsat verilmiyor" dedi.

KREDİYİ HERMES'TEN ALDIK
Yasa nedeniyle istedikleri standartta teşviki alamadıklarını söyleyen Tuğba Koç, hem kapasite raporu, hem de bankaların kredi verirken yüksek teminat istemeleri nedeniyle yatırım için gerekli finansmanı yurtdışından aldıklarını söyledi. Türkiye'deki sistem nedeniyle başka ülkelerin para kazandığını belirten Koç, "Biz de krediyi Alman devlet kuruluşu olan Hermes'ten aldık. Teminat istemediler. 2 yıl geri ödemesiz, 10 yıl vadeli kredi verdiler. Tek şartları tesisteki makineleri Alman firmalarından almamızdı" dedi.

ÜRETİM YOK AMA KAPASİTE DOLU
Ekonomi Bakanlığı'na giderek ilaç sektöründeki kapasite raporlarından üç sıfır attırdıklarını söyleyen Koç, "Ama yine kapasite fazla. Yetkililer, raporlara göre bu alanda üretim yapacak kapasitenin olduğunu söylediler. 'Kapasite varsa niye ithalat yapıyoruz' diye sordum, kimse yanıt veremedi" diye konuştu. Her şeyin kağıt üzerinde mükemmel göründüğünü söyleyen Koç, şunları anlattı: "Bürokratlar, kanuna göre 'teşvik vermemiz için kapasite olmaması gerekiyor. Gerçekte üretim yok ama rapora göre kapasite var. Kağıt üzerinde kapasite olduğu için bu yatırıma ihtiyaç olmadığı kanaatine varıyoruz' dediler."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.