X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İngiliz sosyetesinin gardırobuna talip
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İngiliz sosyetesinin gardırobuna talip

  • Giriş Tarihi: 6.12.2014
İngiliz sosyetesinin gardırobuna talip
İngiliz sosyetesinin gardırobuna talip

Konfeksiyon işçisi olarak adım attığı iş yaşamında bin 200 kişiyi istihdam eden bir şirkete dönüşen Aster'in sahibi İsmail Koçali, War The Robe markasıyla Londra'da mağaza açtı

İsmail Koçali, 17 yaşında konfeksiyon işçisi olarak adım attığı tekstil sektöründe tepe noktaya çıkmayı başaran bir işadamı oldu. 27 yıl önce, 12 makine ve 6 çalışanla küçük bir atölyede başlayan patronluk yolculuğunda bin 200 çalışan ve 3 fabrikaya ulaşan işadamının son hamlesi hayli ses getirdi. 27 yıllık birikimini kullanarak War The Robe markasını yaratan işadamı, ilk mağazasını ise dünya moda merkezi Londra'da açtı. Burada ünlü markalarla komşu olan Koçali, bir sonraki adımı Dubai, Zürih ve Şangay gibi merkezlerde atmak için çalışmalarına devam ediyor. İsmail Koçali ile marka serüvenini ve beklentilerini konuştuk...
Marka yolculuğu ne zaman başladı?
En başından beri böyle bir hayalimiz vardı. Yıllardır kurumsal müşterilerle çalışıyoruz. Biz onlardan onlar bizden çok şey öğrendi. Bunun vaktinin geldiğini görünce de çalışmaya başladık.
İlk adımı neden Londra'da attınız?
İhracatımızın yüzde 50'sini Londra'ya yapıyoruz. Dolayısıyla bizim iyi bildiğimiz bir pazar olduğu için ilk adımı orada attık. Marka orada tanınıp, bilinip, ayakları yere basınca Türkiye'ye getireceğiz. Burada Türk markaları çok itibar görmüyor maalesef. Çok iyi bir yerde gidip dükkân tutmaya kalksak milyon dolarlar hava parası vermek zorundayız. Yerli olduğumuz için AVM'ye girme şansımız da yok.

NİŞANTAŞI DAHA PAHALI

Sonraki adımı nerede atacaksınız?
İkinci mağazamızı da Londra'da açacağız. 3 yıl içinde ayaklarımızın yere basacağını düşünüyoruz. Hedefimizde Şanghay, Dubai, Zürih gibi merkezler var. Brezilya pazarını da araştırmaya başladık.
Müşteriler markayı soruyor mu?
Evet çok soruyorlar... Türkiye'den böyle bir markanın çıkması onları şaşırtıyor. Sonuçta pahalı bir caddede 200 metrekare bir dükkân açtık. Londra'da mağaza açmak Nişantaşı'nda açmaktan daha ekonomik. İngilizler hâlâ giyinmeye çok para harcıyor ve ciddi bir turist bir potansiyeli var.
Türkiye'ye ne zaman geleceksiniz?
Ortalama 5-6 yıl sonrasını düşünüyoruz. Hedefimizde Nişantaşı var. Çünkü Londra'daki yerimiz İstanbul'un Nişantaşı.
Hedef kitleniz kimler bu markada?
20 ila 50 yaş arasında olan üst gelir grubundaki kadınları hedefliyoruz. Kendi parasını kazanan ya da ailesinden varlıklı, özgürlüğüne düşkün modayı takip eden kadınlar tasarımlarımızı beğeniyor.
Yurtdışında marka almayı düşünüyor musunuz?
Neden olmasın ama bizim birinci önceliğimiz kendi imzamızı atmak. Hazıra konmak istemiyoruz. Bunda başarılı olmak bizim için daha önemli.

ATÖLYEDE SEHPALARIN ÜZERİNDE UYURDUK
Bir işçi olarak adım attığınız bu sektörde geldiğiniz yeri hayal etmiş miydiniz?
17 yaşında İstanbul'a geldim. Konfeksiyonda işçi olarak çalışmaya başladım. 85 yılına kadar konfeksiyonda çalıştım. 1987'de askerden gelince 12 makineyle bir atölye açtım. 3 kardeşim, ben ve 2 işçiyle yola çıktık. O zaman fason çalışıyorduk. Bu durum 1993'e kadar devam etti. 1993'te Farsça'da deniz yıldızı anlamına gelen Aster adıyla fabrika olduk. Bugün geldiğimiz yeri en başından hayal edememiştim. Derdim ailemin geçimini sağlamaktı. Zaten hiçbir zaman kısa vadeli düşünmedim. Pazartesi işe gider, sehpaların üzerinde uyur ertesi güne öyle devam eder, çarşamba akşam çıkardık.
En büyük pazarınız neresi?
Ürünü 21 günde teslim ediyoruz. Bu nedenle de 2008 krizinde bu yana ihracatımız sürekli artıyor. Satışlarımızın yüzde 50'sini İngiltere'ye yapıyoruz. Geri kalanı da Almanya, Danimarka ve İspanya'ya gidiyor. Yeni dönemde eski müşterimiz ABD'li Abercrombie ile çalışmaya başlayacağız.

OVERLOKÇULARIMIZ GÜVENLİKÇİ OLDU
Bu yılı 70 milyon euro ciroyla kapatmayı hedefleyen Aster'in önümüzdeki yıl için hedefi ise 80 milyon euro. Şirket, üretimini İstanbul, Babaeski ve Tokat'taki fabrikalarında yapıyor. İstanbul'da eleman bulmanın çok zor olduğunu söyleyen Koçali, "AVM'lerin arka arkaya açılmasıyla bizim overlokçularımız, ütücülerimiz güvenlikçi oldu. İşgücü bulmak artık çok zorlaştı. Bu nedenle üretimizi taşıdık" diye konuştu. Koçali, 2015 için hedefledikleri satış gelirinin yüzde 5-6'ısının War The Robe markasından gelmesini beklediklerini söyledi.
War The Robe'un üst gelir grubuna hitap ettiğini söyleyen Koçali, ürün fiyatlarının 250 ila 2 bin 500 pound arasında değiştiğini belirtti. Mağazada ortalama fiyatlar ise 400 pound civarında.