X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dünya ekonomisi 2015’e yalpalayarak giriyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dünya ekonomisi 2015’e yalpalayarak giriyor

  • Giriş Tarihi: 11.12.2014 11:17
Dünya ekonomisi 2015’e yalpalayarak giriyor
Dünya ekonomisi 2015’e yalpalayarak giriyor

Yeni yıla üç haftadan az bir süre kala pek çok ekonomik veri ve tahmin art arda geliyor. Önce Türkiye’den başlayalım; TÜİK’in açıkladığı verilere göre, üçüncü çeyrekte son iki yılın en düşük büyüme oranı olan yüzde 1,7’yi gördük.

İlknur Menlik / Sabah.com.tr

Bu oran beklentilerin oldukça altında; üçüncü çeyrekte 2,8-2,9 gibi bir oran bekleniyordu. Bu büyüme oranıyla birlikte yılın ilk dokuz ayındaki büyüme rakamı yüzde 2,8 oldu. 3. Çeyrekteki bu düşüşte iç talepteki daralmanın da büyük etkisi var. Sevindirici olan ise son iki yılın en düşük büyüme oranına en önemli katkıyı ihracatın vermiş olması. Ama bu gelişmenin bile, Orta Vadeli Plan'daki 160 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmamızı sağlayamayacağı görülüyor. Şu da bir gerçek ki 2014, dış talebin de daraldığı bir yıl oldu. Başta Suriye, Irak ve Rusya olmak üzere özellikle bölge pazarlarımızda yılın son döneminde beklentilerin de üstünde talep daralması yaşandı. Belki, düşen petrol fiyatları ve küresel ekonomideki talepsizlik neticesinde son bir yıllık cari açığımızın yaklaşık 85 milyar dolara gerilemesini, iyiye yorabiliriz.

Küresel ekonomide de farklı bir panorama yok. Yılın son aylarında açıklanan küresel büyüme tahminleri büyük çoğunlukla aşağı yönlü revize edilmekteydi. Birleşmiş Milletler'in Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentiler 2015 (WESP) isimli son raporu da dünya ekonomisinin 2014 yılını yüzde 2,6 büyüme oranı ile kapatacağını söylüyor. 2015'de ilişkin yüzde 3,1, 2016 yılında ise yüzde 3,3 ekonomik büyümenin tahmin edildiği raporun bence en dikkat çekici tespiti, bu yıl bölgeler arasındaki orantısız büyümeye işaret etmesi.

Rapora göre Brezilya, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye, gelecek yıl da yüksek cari açık riskiyle karşı karşıya. Bunun yanında Ukrayna, Suriye, Libya ve Irak gibi ülkelerde yaşanan krizler bulundukları bölgeler için risk faktörü olmaya devam ediyor.

Öte yandan Çin yüzde 7,3 ile 2014 yılının üçüncü çeyreğinde son 5 yılın en düşük çeyreklik büyümesini elde ederken, Japonya ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 1,6 oranında daraldı.

Ve petrol fiyatları… Fiyatlar düşmeye devam ederse, başta 12-13 OPEC üyesi ülke dahil olmak üzere pek çok ülkenin ekonomisine ciddi olumsuzlar getirecek. Durum böyle olduğu halde OPEC, son toplantısında iki arada bir derede kaldı ve son kertede üretimi kısmama kararı aldı. Açıkçası üretimi kıssa bir dert, kısmasa ayrı bir dert. Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler için petrol fiyatlarındaki gerilemenin, bir yönüyle, yani cari açığın azaltılması yönünden faydalı olduğu söylenebilir ama bu durum aynı zamanda hem Türkiye'yi hem de benzer konumdaki ülkeleri bir ekonomik sarmalın içine de sürükleyebilir. Bir yandan enerji ithalatındaki azalmaya karşın, ihraç pazarımızın büyük çoğunluğunun da petrol ihraç eden ülkeler olması, ekonomiyi kısır bir döngüye sokabilir. Böyle bir risk de yok değil. Bunun en açık örneği Rusya oldu. Düşen petrol fiyatlarının (ambargonun da payını eklemek lazım) sarstığı ekonomisi nedeniyle Ekim ve Kasım aylarında bu ülkeye olan ihracatımızda kayda değer bir azalma gördük. Bu durumun diğer petrol ihraç eden ülkeler geneline yayılma ihtimalini düşünürsek, böyle bir riski de her zaman göz önünde bulundurmalıyız.

Ancak şunu da hemen eklemek lazım ki, petrol fiyatları çok uzun süre ve gereksiz yere spekülatif bir biçimde yüksek seyretmişti. Uzmanların 2015 tahminleri 80-85 dolar aralığında seyredeceği yönünde. Bu tahmin tutarsa 2015 ve 2016'ya ilişkin küresel ekonomik büyüme tahminleri de tutacak. Ama ya 50 dolar ve altında seviyelere gerilerse… Bu durumda hala petrol satışından kar elde edebilecek tek ülkenin Suudi Arabistan olacağı belirtiliyor. Eğer böyle olursa Amerika'daki kaya petrolü üreticileri bile iflas edebilir ve 2015'te gelişmiş ülkeler arasında büyümenin başını çekeceği tahmin edilen ABD için bile bu büyüme tahmini hayal olabilir.

Avrupa Komisyonu ise yayınladığı sonbahar raporunda, Euro Bölgesi büyüme tahmini 2014 yılı için yüzde 1'den yüzde 0,4'e, 2015 yılı büyüme tahmini ise yüzde 1,5'ten yüzde 0,9'a düşürdü. AB bunun yanı sıra yılın son ayına, devam eden deflasyon korkusuyla girdi. Çünkü Euro bölgesinde fiyatlar düşmeye devam ediyor ve nereye kadar düşeceği konusunda kesin bir fikri olan da yok. Bunun getirdiği bir tehlike de Avrupa genelinde yatırımların azalması ve işsizliğin artması. AB Komisyonu Başkanı Juncker, 315 milyar Euro'luk bir yatırım destek paketini devreye sokacaklarını açıklasa da bunun AB ekonomisine ne kadar faydası olacağı bir muamma. Çünkü ekonomistlere göre zaten AB'de yatırıma yönlenecek para fazlası var ve üstelik bu fazlalık petrol fiyatları düşmeye devam ettikçe artıyor.

Kısacası dünya 2015'e yalpalayarak giriyor ve petrol yine küresel büyüme motorundaki en belirleyici emtia olmaya devam edecek. 2014 yılındaki küresel talep daralmasının, petrol fiyatlarındaki gerilemeyle 2015'de bir miktar azalacağı tahmin edilse de bu durum bölgeler arası büyüme eşitsizliğinde bir iyileşme yaratmayacak. Bu durum pek çok ülkede işsizlik, yüksek enflasyon ve cari açığın devamı anlamına da geliyor.

Bakalım bu yalpalama daha ne kadar sürecek?

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.