X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 30 yılda ne çok şey öğrendik hayattan
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

30 yılda ne çok şey öğrendik hayattan

  • Giriş Tarihi: 22.4.2015 13:50 Güncelleme Tarihi: 22.4.2015 14:06
30 yılda ne çok şey öğrendik hayattan
30 yılda ne çok şey öğrendik hayattan

SABAH ilk gününden beri hep genç, hep heyecanlı, hep öğrenmenin ve gelişmenin peşinde oldu. Dile kolay 30 yıl, dünya değişti... Biz de değiştik, hep hayatımızda olan ünlüler de...

Tam 30 yıldır, yayın hayatına başarıyla devam eden SABAH dinamik ve yenilikçi bir gazete oldu. Dünya değişirken bu değişime uyum sağladı. Bu 30 yılı birlikte yaşadığımız sanatçı, müzisyen, oyunculara yani şöhretlilere bu 30 yılda ne öğrendiklerini sorduk. Hepsi içtenlikle yaşadıkları değişimi, hayattan aldığı dersi anlattı...

SİBEL CAN

Karşılıksız sevgiyi öğrendim Sahneye çıktığımda çocuktum. Büyüdüm, en sevdiğim işi yaparak, şarkı söyleyerek milyonlarca insana ulaşmanın mutluluğunu ve alkışı öğrendim. Alkışlar arasında üç çocuk sahibi olup, annelik duygusunu tattım. Karşılıksız sevgiyi çocuklarımda buldum ve alkışların mutluluk verdiğini öğrendim.

CENGİZ ABAZOĞLU

Değişimi kucaklamalı Biliyorum dememeyi öğrendim. Ben dememeyi öğrendim. Hayatın kendisi zaten bir değişim. Her değişimi kucaklamayı, benimseyi öğrendim. Nice yıllara SABAH.

TÜLİN ŞAHİN

İş yaparken şikayet etmeyin 15 yıldır modellik yapıyorum. İlk günden itibaren öğrendiğim ve hep uyguladığım şudur: İşinizi yaparken asla şikayet etmeyeceksiniz. Elinizde olmayan hakkında şikayet etmek yerine her zaman elinizde olanlara şükür etmesini bileceksiniz. Daha fazlasını istiyorsanız bunun için her zaman çok çalışmaya hazır olacaksınız.

ÖZCAN DENİZ

Her insan gelişir veya değişir. Değişim, gelişime nazaran daha çiğdir. Tüm yaşanmışlıkları, seni sen yapan her şeyi bir kenara bırakıp yeni, darbesiz, şekilsiz, üzerinde sana ait hiç bir iz bulunmayan, güçsüz bir şeye dönüşmektir değişim ve sizi başa döndürür. Çünkü insan darbelerle şekil alan bir çelik parçası gibi olmalı. Her yaşanmışlık onu zaman içinde şekillendirmeli, güçlendirmeli ve ışıklandırmalı. O yüzden hiçbir zaman kendime "değişim" kelimesini yakıştıramadım. Benim için "gelişim" daha doğru bir tanım olur çünkü gelişmek, var olan her şeyinizi muhafaza edip üzerine yenilerini eklemek demektir. Doğumdan bu yana her şeye sahip çıkar gelişim. Değiştirmez, zayıflatmaz güçlendirir. Küçültmez, büyütür... Ben 22 yıl önce tanıştırdım kendimi. Tüm olmamışlıklarımla, anlamaya çalışan, şaşkın, acemi, sadece şarkı söylerken rahat, onun dışında konuşurken bile sesi çıkmayan ama meraklı, komik, umut vaat eden, zor bir çocukluk geçirmiş, gençliğini de heba etmek istemeyen, cesur bir çocuktum. İlk hamlede ünlü olmam aslında iyi olduğu kadar kötüydü de çünkü daha ne olduğunu bile anlamadan şöhret olmak, şöhret olma durumuyla boğuşup öğrenmeyi geciktirir. Artık tüm bu "gelişme" süreci insanların gözü önünde olacaktı ve öyle de oldu. O yüzden bazı kafalar hâlâ o olmamışlık yıllarıma takık ve kat ettiğim bunca yolu göremiyor. Halbuki herkes bu süreçleri yaşar. Her insanın olgunluk öncesi çiğ, ustalık öncesi acemi, bilgelik öncesi cahil dönemleri olmuştur. Her zaman işimin çok zor olduğunu bilerek çalıştım. Çok ciddi önyargılarla boğuştum. Alkış ve övgüler kadar ağır saldırılara, hakaretlere maruz kaldım. Güçlüyseniz, tek başınıza yürür yol alırsınız. Zayıfsanız, ilk saldırıda yerle bir olup tarihe karışırsınız ve yapacak neyiniz varsa yapılamadan çöp olur gider. Ama benim için bunların hiçbiri bahane olmadı. Sadece çok yorucu oldu ama oldu. 22 yıl içinde sayısız hikayemi paylaştım insanlarla. Bazen müzikle, bazen sinema perdesinden, bazen de televizyondan. Sinema yükselerek hızla devam eden bir yolculuk benim için. Daha nerelere gideceğini benim bile kestiremediğim bir yolculuk. Çekecek çok film, anlatacak çok hikayem, gidecek çok uzun bir yolum var gerisi kısmet.

GÖKSEL

Dile kolay 30 yıl. Henüz her evde telefon yoktu, televizyonlar siyah-beyaz ama hayat rengarenkti. Bense, bizim sınıfın assolistiydim o zamanlar. 30 yılda neler oldu neler! Acıyı da öğrendik, sevinci de. Teşekkürler hayat ! Ve mutlu yıllar SABAH.

EROL EVGİN

SABAH gazetesinin 30. yıldönümü beni gazetenin ilk yayınlandığı günlere götürdü. Basın arşivimi karıştırdım. Mayıs 1985'te SABAH'ın TV, haber, program başlığı altında Haftanın Konuğu köşesi açılmış ve ilk yazıyı da benden istemişler o dönemin sevgili SABAH yöneticileri. Bir İlkbahar Sabahı adlı bir yazı kaleme almışım ve SABAH gazetesi okurken çekilen bir fotoğraf vermişim. SABAH 30 yıldır hayatımızda. İlk günkü kadar yeni, taze ve güçlü. Nice 30 yıllar diliyorum.

GÖKHAN ÖZEN

5'ten 35'e geldim 30 yılda 5 yaştan 35'e geldim ve hayalini kurduğum bir kariyer sığdırdım bu yıllara. 250 beste ve şarkı, 12 albüm ve yüzlerce konser benim için 30 yıl. Herkes için güzel haberlerle dolu nice 30 yıllara..

NÜKHET DURU

Yıllarla dost oldum Mesleğimi yaparken mutlu oldum. Duruşum, istikrarım ve halkıma duyduğum saygıyla, saygınlığımı kazandım. Ve buna şükretmeyi öğrendim. Bir evlat sahibi oldum. Olaylara farklı ve sakin tepki vermeyi öğrendim. Yıllara meydan okumayı değil dost olmayı da öğrendim. Her günü yaşamaktır bize bahşedilen lütuf.

ZİHNİ GÖKTAY

İz bırakmak lazım Öyle bir dünyadayız ki, iz bırakmak lazım. Bir sümüklü böcek, salyangoz bile iz bırakıyor. İnsanı insana insanca anlatan bizler de sanatçı olarak sanatı devam ettirmeye çalışıyoruz. Önemli olan yaşarken kıymet bilmek. Şehir Tiyatroları'nda 51. senem. Ben bu 50 senenin 28 senesini Lüküs Hayat'la geçirmişim. Ama Lüküs Hayat'la anılıyor olmak çok büyük gurur kaynağı.

BİROL GÜVEN

Önemli olan yapabilen olmak 30 yıldaki değişimimi şu hikayeyle anlatmak isterim: Meksikalı bir köylü, göl kenarında balık tutarken yanına gelen bir Amerikalı iş adamı sormuş; "Sen ne yapıyorsun burada?" "Balık tutuyorum", demiş balıkçı. "Neden daha büyük işler yapmıyorsun? Mesela bir iş kurmuyorsun, tuttuğun balıklar çok lezzetli, küçük bir işyeri kurabilirsin." "İş kurduktan sonra ne olacak?" demiş balıkçı... "Para kazanırsın, zamanla işleri büyütürsün. İhracat yaparsın. Hatta New York'ta ofis tutarsın." "Sonra?" "Çok zengin olursun! Yaşlanınca da emekli olup, Meksika'da göl kenarında bir ev alıp, balık tutarak hayatını yaşarsın" demiş Amerikalı. Meksikalı cevap vermiş; "Ben zaten göl kenarında balık tutuyorum." Ne öğrendiğime gelecek olursak; bilgi artık kolay ulaşılan bir şey. Bu dünyada bilen olmak önemli değil, önemli olan yapabilen olmaktır.

GANİ MÜJDE

İyi insan olmaya gayret gösterdim 30 yıl önce elimde telefonum yoktu. Şimdi bir dakika telefonum olmasa hayatım durma noktasına geliyor. Bu geçen zamanda baba oldum, yazar oldum, iyi insan olmaya gayret gösterdim. Baş döndürücü teknolojik bir devrime şahit oldum. Eskiden tükenmez kalemle yazıyordum, Şimdi bilgisayarımla vücudumun bir organı gibi geziyorum.

BÜLENT ERSOY

Derin hürmetlerimle kutluyorum İmanın ön gördüğü doğruluk ilkelerinden şaşmadan, yaradandan ötürü yaradılana duyulan sevgi ile hiç kimseyi ötekileştirmeden toplumun her kesimini kucaklayan ruh yapısındaki anlayış biçimi ile malayanilikten uzak, kaliteden hiç ödün vermeden fevkaladenin fevkinde bir şıklık, zarafet, nezahat ve de nezaketle 30 yıldan bu günlere değin her bir yeni günün sabahında karanlıkları geride bırakıp evlerimize bir nur ışığı aksetmişçesine misafir olup bizlere "Hayırlı sabahlar, günaydınlar" diyen SABAH gazetemiz, varlığınız iftiharımız... Yurtta ve de dünyadaki tüm yaşanılanları en doğruları ile yansız olarak siz Sabah'ımız vasıtasıyla okuyup öğrenmek ise bir ayrıcalık olmuştur biz tüm kaliteyi sevenler için... Yeni yaşınız vesilesi ile en yetkiliden en yetkisize tüm SABAH ailesinin tüm fertlerini naçizane bendeniz de en halisane duygularım ve en derin hürmetlerimle kutlarım efendim.

HÜLYA KOÇYİĞİT

İnsanın hayattaki en değerli hazinesinin ailesi olduğunu bir kez daha öğrendim. Eşim, kızım, torunlarım, kardeşlerim ve damatlarım; müthiş bir zenginlik bu. Ve elbette sinemayı yaşam şekli olarak seçmekle nasıl doğru bir iş yaptığımı anladım. Sinema bana hep onur, gurur ve heyecan verdi. Hep başımı dik tutmamı sağladı ve belki de en önemlisi büyüdükçe küçülmeyi öğrendim son 30 yıldır.

HALDUN DORMEN

Her sene tiyatro bitti deniyor, aksine tiyatro her dönem çok ilgi görmeye devam ediyor. İstanbul'da 200'ün üzerinde oyun oynanıyor. Anadolu'da da seyirciler oyunlara büyük ilgi gösteriyor. Tiyatroya bunca yıl emek vermiş onlarca öğrenci yetiştirmiş biri olarak bir katkım olmuşsa ne mutlu bana. Hayatımda hiçbir zaman umutsuz olmadım. 30 yıl önceki Haldun Dormen'den şimdiki Haldun Dormen'e neler değiştiğini sorarsanız, biraz daha kendinden emin biri oldum. Hâlâ bir yere tek başına girince utanırım. Ama hiçbir zaman "Ben oldum" demedim. O en tehlikeli şey. Hâlâ yapacaklarım var. Müfettiş Gogol'u sahneleyeceğiz mesela. Başrolünü de ben oynuyorum. Yaşamaya devam ettikçe sahnede olmaya üretmeye devam edeceğim.

DEMET AKALIN

30 sene önce Gölcük'te kendine güveni sıfır bir çocukluk hatta gençlik geçirmiş biri olarak hayalini bile kuramadığım büyük sevgilerin tam kalbindeyim. Bu kadar sevilmeyi aklımın ucundan geçiremezdim. Çocukken en büyük dileğim gazeteci olmaktı ya da apartmanın yedinci katında oturan Bedia Akartürk'e bir gün Sezen Aksu gelecek ve beni şarkı söylerken keşfedecekti. İnanç mı? Azim mi? Şans mı? Bilemem. Güzel şarkıların kokusunu alıp Türkiye'nin nabzını tutarken beni yalnız bırakmayan bu yolda büyük sevdalara beraber yürüdüğüm tüm sevenlerime teşekkürler... Kalbim ve nefesim yettiği süre sahnede olmak istiyorum güzel ailemle...

CÜNEYT ARKIN

90 dakikalık her filmimde 60 dakika uçuyordum, 30 dakikaya indim ve şimdi yürüyorum. Çocuklar büyüdü. Kuş misali evlenip uçup gitti. Evliliğimin 47. yılını kutladım. Beş torunum oldu. Büyük bir ameliyat geçirdim. İki kitap yazdım. Karıma tekrar âşık oldum.

AŞKIN NUR YENGİ

Cesaretin, doğruluğun ve dik duruşun hayatın sivri köşelerini törpülediğini düşünüyorum. Bir okuyucu olarak SABAH gazetesinin de 30 yıllık yayın hayatında böyle bir duruş sergilediğini görüyorum. İstikrarlı ve düzgün yayın anlayışıyla evine girdiği herkesin görüşlerine biçim verdi. Dünyada olup bitenin aynası oldu. Tüm emek verenleri kutluyorum.

ŞORAY UZUN

Öğrenci idim mezun oldum... İşsizdim, iş sahibi oldum. Ne olacağımı bilmiyordum, oyuncu oldum... Büyüdüm... Bekar adam idim, evlendim... Çok cahildim... Okudum, daha az cahil oldum... Cem Yılmaz ile bilardo oynadım.. Sonra Cem çok meşhur oldu... Gururlandım. Baba oldum... Uçtum... Yaşlandım... Dertsizken dertli oldum... Büyüdüm... 30 yıl ne zaman geçti hiç anlamadım... Bir de baktım; hâlâ annemin minik yavrusuyum...

CEM DAVRAN

30 yıl önce tam 21 yaşımdaydım. Şimdi hiç düşünmediğim bir yerdeyim. Koskoca 30 yılda tek bildiğim, fark ettiğim "sevmek" oldu. İşini sevmek, yaşadığın yeri sevmek, dostları, aileni sevmek, dünyayı, hayatı sevmek. Buradan bakınca son 30 yıl başköşesinde çocuklarımın olduğu, sanatın her satırda dillendiği, bazen sıradan, bazen eşine az rastlanır pırlanta kıvamında ve sepya görünümlü bir fotoğraf. Babamla vedalaşmak da bu 30 yılın fotoğrafına giriverdi ya gerisi acı sayılmaz. Sözün özü, 30 yılı armağan saydım, düğün, bayram bildim. Siz de böyle bilin.

ALİ SUNAL

30 yıl benim için bir hayat. Bunun yarısını evin yanağından makas alınan babasının oğlu olarak geçirdim, diğer yarısını kendi ayakları üzerinde durması gereken, genç yaşında aile reisi olmak zorunda kalmış biri olarak yaşadım. Yarısını ailenin çocuğu diğer yarısını ailenin reisi olarak geçirdiğim bu süreçte acısıyla tatlısıyla iyisiyle kötüsüyle birçok şeyi yaşadım. Doğru yolda ilerlemeye çalıştım. Kemal Sunal'ın oğlu olma yükü ve sorumluluğuyla bugüne kadar geldik.

YEŞİM SALKIM

Yıllar.... Bundan 30 yıl önce ben 14 yaşındayken ve hayata dair umut, endişe, kaygı ve sevinç taşırken aynı zamanda heyecanlarımı büyütüp hedeflerimi belirlerken evet tam 30 yıl önce ben ve şimdiki ben. Zaman iyi değerlendirilmesi gereken bir durum ama geriye bakınca bir evlat, bir genç kız, bir kadın, bir anne, bir şarkıcı ve bir oyuncu olan ben çok şey yaşamış çok hata yapmış ders almış, aldanmış ve üzülmüş üzmüş ve öğrenmiş bir kadın. Ne güzel olgunluklar katmış yıllar bana ve ne çok öğretmiş öğretmeye devam edecek yıllar olmasını dileyerek yürüyorum yolumda, bazen düşüyorum sendeleyerek kalkıyorum ve devam ediyorum. Biliyorum ki zaman en güzel öğretmendir insana. Şükrederek varlığıma sebep olan her şeye ve bana verdiği tüm güzelliklere rabbime sahici olmak asıl mesele diyorum.

TOLGAHAN SAYIŞMAN

Önce kendimi tanımaya başladım. Sonra baktım ki çevremdekiler de beni keşfetmeye başladı. İlk sahnem evimin salonu, ilk seyircilerim ailem. Hep sevgiyle bakan bir çift göz, ilk aşkım, sonsuzluğum annem... Başımın dertte olduğunu anladığım an sığındığım ilk yer, hep kaçış noktam babam... Sonradan hayatımıza dahil olan ve benim için hep öyle kalacak olan küçük kız kardeşim Nil... Gerisi mi? Hayallerimin peşinden sürüklenmem ve onlara küçük adımlarla yaklaşmam. Vazgeçtiklerim... Tutunduklarım... Savaşlarım... Şimdi ise mutlu ama daha yapmak istediği bir çok hayali önünde duran, hayata her zaman göz kırpan, anı kaçırmayan, hayatın benden aldıklarıyla vedalaşmış, yenilere sevgiyle kucak açan bir genç adam. Bu benim 30 yılım... Seninle yaşıt olarak birlikte yaş almaktan onur duyuyorum. İyi ki doğdun SABAH gazetesi...

ECE USLU

Hayat bana; güçlü durmayı, kendime ve etrafıma karşı dürüst ve anlayışlı olmayı, çocuk kalabilmeyi, hayallerimin peşinden gitmeyi öğretti. Şimdiye kadar başıma gelen iyi veya kötü olayların hepsine teşekkür borçluyum. Çünkü seçimlerim doğru ya da yanlış da olsa bana sadece bana aitlerdi ve ben bunların hepsinden kendimce dersler çıkardım.

IŞIL YÜCESOY

Geçen 30 yılda çok fazla hırslara kapılmadan ama yeteneğimi zorlayarak çeşitli sanat dallarında faaliyet gösterdim. Müzik, tiyatro, sinema ve dizilerde elimden geldiğince en iyisini yapmaya çalışarak genç nesillere ulaşmaya çalıştım. Baktığım zaman doğru bir yol seçtiğimi anlıyorum. Sevgili SABAH çalışanlarına da başarılı aydınlık sorumluluklarla dolu nice yıllar diliyorum. Hep varolun inşallah.

BEHZAT UYGUR

Bolca tiyatro oyunu, çokca tv programı, şahane bir evlilik ve iki de çocuk sığdı 30 yıla. Hepsi de beni geliştiren değiştiren şeyler oldu. Tiyatro ve televizyon programlarıyla milyonlara ulaşmanın mutluluğunu yaşadım. Babamı kaybettikten sonra da yine onun bize öğrettiği şekilde tiyatroyla seyircimiz ulaşmaya devam ettim.

ALİ KOCATEPE

25 Mart 2015 Aysun'la evliliğimizin 30'uncu yılıydı. Olgunlaştığım, daha çok farkındalık yaşadığım, yuvamıza bir de kızımız İlkyaz'ın katıldığı bir 30 yıl geçti. Geçtiğimiz yıl iki büyük etkinlikle sanatta 50'inci yılımı kutladım. 30'uncu evlilik yıldönümümüz için dostlarımıza özel bir prodüksiyon hazırlıyoruz. Kısacası Kocatepelerin birlikteliği SABAH gazetesi yle yaşıt...

HANDE YENER

30 yıl içinde ilk günkü gibi kalabilmeyi öğrenmek istedim. Hep o tazeliği korumak istedim. İsim olayım, o büyüsün yaşlansın değil de o isim çığ gibi her geçen gün büyüsün istedim. Siz temponuzu artırıyorsunuz ama zaman eksiltiyor. Ben şu an o aradayım. Mesleğimin bana öğrettiği en güzel şey sabretmek ve zirveye ulaşmak. Bütün bunları bana müzik tattırdı. Sabırsız, asi ve her şey çabuk olsun isteyen biriydim. İnsan olarak da eğitildim. Tembel olabilirdim. İşinde randımanı düşük biri olabilirdim ama öyle olmadım. Bende fazla bir enerji var ve bunu bana işim veriyor.

DENİZ AKKAYA

30 yıl önce ben yedi yaşımdaydım. O zamanlar ilkokula yedi yaşında gidilirdi yani benim için hayatın yeni bir dönüm noktası idi. Yeni insanlarla tanışmak, bir yandan da güvenli aile ocağından ayrılmak demekti benim için. İşte o zamanlardan bugüne birbirlerimizin hayatlarına dokunarak çok insanla bu 30 yıl içinde tanıştık, çok insanla aynı yolda yürüyüp köşe başlarında birbirimize "elveda" diyerek yollarımıza devam ettik. Bu koskoca 30 yılın bana bıraktığı en önemli öğreti: hayattaki en büyük hazinenin o biriktirdiğin değerli insanlar olduğu... Belki arkanda, belki gerinde kalanlar da var elbet ama sen güvenilir, dost olarak anılan bir insan, güleryüzlü anımsanan bir anı ve hatırlandıkça enerji veren bir ruh olarak yola devam ediyorsan, sen bu kazandıklarınla hayattan en çok faydalananlardansın. Hayatı iliklerine kadar hissedebilmiş olmak demek, en çok insanın kalbine giden yolda iz bırakmış olmak demektir. Türkiye 30 yılda çok yol kat etti, sen de katettin elbet diyebilmek için dönüp biriktirdiğin iyiliklerine bakma vaktin gelmiş demektir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.