9 ay boyunca laboratuvarda köpeklere nakil yaptım

Giriş Tarihi: 22.4.2015 13:13
9 ay boyunca laboratuvarda köpeklere nakil yaptım

Üniversite sınavındaki tek bir soru yüzünden inşaat mühendisi olacakken doktor oldu. Prof. Dr. Münci Kalayoğlu, gösterişli binalara imzasını atamadı ama kurtardığı hayatlar ile pek çok kişiyi hayallerine kavuşturdu.

Üniversite diplomasını İsmet Paşa'nın elinden aldı. İlk kez 1967'de Çocuk Cerrahisi eğitimi için ABD'ye gitti. 4 yıl sonra ülkesine döndüğünde dünyaca ünlü cerrahlar ile çalışma fırsatı buldu. 37 yaşında profesör ve Hacettepe Üniversitesi'nin senatörü oldu. Genel cerrah olarak tüm ameliyatları gerçekleştiriyordu ancak karaciğere özel ilgisi nedeniyle bu alanda kendini geliştirmeye başladı.

ABD'de doğuştan safra kesesi olmayan çocukların birer birer öldüğünü görünce, Pittshburg'daki ihtisası sırasında adını duyduğu karaciğer naklinin bu konudaki tek tedavi olduğunu anladı ve dünyada ilk karaciğer transplantasyonunu, 1981'de Colorado'da gerçekleştiren Dr. Thomas Starzl ismine de bu arayışları sayesinde ulaştı. 41 yaşından sonra yepyeni bir kariyer için ABD'ye yerleşeceği ilk adımı da bu şekilde atmış oldu.

Wisconsin Üniversitesi'nde daha önce hiç nakil yapılmamıştı ve 9 ay boyunca da bir tek nakil ameliyatı gerçekleştiremedi. Öğrendiklerini unutmamak, elinin pratikliğini kaybetmemek için laboratuvarda köpekler üzerinde ameliyatları yaptı. Köpeğin birinden karaciğeri çıkarıp, diğerine taktı. Daha sonra Wisconsin'de dünyaya gelen ilk siyam ikizlerini 30 kişilik bir ekiple son derece başarılı bir operasyonla birbirinden ayırarak sağlığını kavuşturdu. Bu Münci Kalayoğlu adının Amerika'da yavaş yavaş yayılmasını sağlayan önemli bir operasyondu. Ve sonrasında da birbiri ardına gelen nakiller yaptı.

75 yaşında hala daha aktif olarak çalışan ve emekli olmayı düşünmeyen karaciğer nakli cerrahı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu ile bir araya geldik...

Çocukluk hayaliniz neydi?


Cerrahlık çocukluk hayalim değildi. Babam Hakkari ve Tunceli ağır ceza hakimiydi. Babamdan ayrı kaldığım günlerde ona duyduğum özlem ile uçak yapmaya başladım. Kunduracıdan mıknatıs, bateri, pil alarak kendime göre bir elektrik motoru yaptım. Pervaneyi döndürebiliyordum. Maket uçağıma binip babamı göreceğimi düşünüyordum. Annemin yönlendirmesi ile uçağımı denedim ama uçmadı ve uçak hayalim de o anda bitti. Küçük tahtalardan legolarla kendime göre küçük evler yapmaya başladım. Mimar olmak istiyordum. O yaşıma kadar hiçbir zaman doktor olmayı düşünmedim. Zaten ben çok zayıf bir çocuk olduğum için annem de hiçbir zaman doktor olmamı istemedi. Babamla birlikte yürürken elimden sıkıca tutardı rüzgar beni uçurmasın diye. Liseyi Ankara Atatürk Lisesi'ne bitirdikten sonra İstanbul'a gittim. Sınavlara girdim. Liseyi en üst sıralarda bitirmiştim ve matematiğim de çok iyiydi. Ancak sınavda 625'in karekökünü 25 yerine 15 yazmışım. Bu bana tam 100 puan kaybettirdi. 84 puan aldım yani soruyu doğru yazsaydım 184 puan alarak en iyi inşaat mühendisliği fakültesine girecektim. Bir sürü gösterişli binada imzam olacaktı ama olmadı.

Babam Tıp Fakültesine girmemi rica etti. Babamın yönlendirmesi ile girdiğim sınavda 3 bin kişi arasında 51'inci olarak Ankara Tıp Fakültesi'ni kazandım. Hocalarım, 'İlerlemek istiyorsan bir organ seç' dediler. Ben de karaciğer hastalıklarını seçtim.

Neden karaciğer?


Çocuk karaciğer ameliyatları çok zordu. Amerika'da birçok doğuştan safra kesesi olmayan çocuklar ve ameliyatları gördüm. Çocuklar ölüyordu. Türkiye'ye döndüm ve buradakilerin de ölümüne tanıklık ettim. Bundan çok etkilenmiştim. O zaman yani 45 sene önce kimsenin ilgilendiği bir alan değildi. Ben kimsenin yapmadığı bir şeyi yapmak ve zor olanı başarmak istiyordum.

KARACİĞER EN ZORUYDU

Diğer organlar daha mı kolay geldi size?

Kolay dediğim fıtık, apandisit, mide, böbrek ameliyatlarıydı. Bunlar karaciğer ameliyatlarına göre daha kolaydır. Karaciğer hem atardamardan hem de toplardamardan alıyor. Safra yolları var ve onikiparmak bağırsağına çok yakın. Aynı zamanda akciğere ve kalbe de. Bu nedenle bu tür ameliyatlar oldukça zor. Ancak nasıl yapılacağını bilmek çok önemlidir. Özellikle de bunu bilen kişilerden öğrenmek çok önemlidir.

Siz de öyle mi yaptınız?


Karaciğer naklini öğrenmek ve Dr. Thomas Starzl ile tanışmak için 1981'de ikinci kez ABD'ye gittim. Çünkü o dönemde dünyada karaciğer naklini yapabilen bir başka kişi yoktu. Profesör unvanımı bir kenara bıraktım ve yeni mezun olmuş bir doktor gibi çalışmaya başladım onunla birlikte.

Aileniz de sizinle mi geldi?

Ailem de geldi. Her şeyi satıp 7 bin dolarla gittik. İki yıl yaklaşık 178 ameliyatı Dr. Starzl ile birlikte yaptım. Karaciğerleri almak için birlikte gidiyor, beyin ölümü gerçekleşmiş olan kişiden aldığımız organları getirip naklediyorduk. Onunla girdiğim ameliyatlarda bu işi nasıl yaptığını izliyor ve her ameliyatta yeni bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum. Ameliyatı ve ameliyat sonrası hasta takibini ondan öğrendim.

Peki sonra ne oldu?

Hacettepe'ye daha önce asistanım olan bir Amerikalı gelmişti. Konuşurken Türkiye'ye döneceğimi söyledim. Bana 'Wisconsin'a gel' dedi. O zaman Wisconsin nerede, bilmiyordum. O dönem Wisconsin Üniverstesi'nin başında olan hoca böbrek üzerine uzmanlaşmıştı. Asistanım telefon numarasını verdi ve ben onunla konuştuktan sonra Wisconsin'a gittim. Bana, 'Karaciğer nakli yapabilir misin?' dedi. Ben de 'Gözüm kapalı yapabilirim' dedim. Daha öncesinde hocamı aramış ve benim ne kadar iyi bir cerrah olduğum konusunda referans almış. 'Sen bir tane karaciğer nakli yap, burada çalışman ve kalışın ile ilgili gerisini ben hallederim.

Aileni de buraya getir' dedi. Böylece orada çalışmaya başladım. Ancak karaciğer nakli bilinmiyordu ve daha önce bu merkezde hiç yapılmamıştı. Ben de 9 ay nakil yapacak hasta bulamadım. Tam 9 ay boyunca laboratuvarda köpeklere karaciğer nakli yaptım.

Merkezdeki ilk önemli ameliyatınız hangisiydi?

Yapışık ikizler doğmuş ve ameliyatla ayrılması gerekiyor. Çocuklar karınlarından yapışık, bağırsakları tek, kalınbağırsağı tek, ince bağırsağı tek… Öyle çok karmakarışık bir şeydi. Ama ben çocuk cerrahıyım. 'Bunları ayırabilir misin?' dediler. 'Ayırırım' dedim. Bir hafta ameliyat hazırlığını yaptım. Bir Pazar günü ameliyat ettik. Ancak ameliyat öncesi eşim gazete ve televizyonlara haber verdi. 'Böyle böyle bir doktor var, yapışık ikizleri ayıracak, sizin haberiniz var mı?' diye.

EŞİM TV'LERE HABER VERDİ

Hiç korkmadınız mı?

Neden korkayım ki? Ben iyi bir cerrahım ve eğer risk almazsam başarılı olamam. İlk önce o riski aldım. Anestezi uzmanları ameliyata girmeyi reddetti. Ben de bir başka hastaneden anestezi uzmanı buldum ve ameliyata da onlarla girdim. Bu arada ameliyat televizyonlardan canlı olarak yayınlandı. Çocuklar 9 günde taburcu oldu. Bütün televizyoncular peşimde, hiçbirini kırmadım. 'Evet çok riskli ve zor bir ameliyatı başarmıştık. Ama ben önce karaciğer cerrahıyım ve bu tür vakalar çok ender olarak görülse de binlerce insanın karaciğer nakline ihtiyacı var' dedim. Benim için de önemli olan buydu. Nakil, nakil, nakil… Bu dönemde nakil hastası olmadığım için elimin pratikliğini kaybetmemek ve bildiklerimi unutmamak için laboratuvarda köpeklere karaciğer nakli yapmaya başladım. Köpeğin birinden karaciğeri çıkartıp, diğerine takıyorum.

İlk karaciğer naklini kime yaptığınızı hatırlıyor musunuz?

9 ayın sonunda, askeri hastanede 30 yaşında bir karaciğer hastası olduğu, ameliyattan sonra kanamasının devam ettiği haberi geldi. Vietnam'da bir mayına basmış, iki ayağı bir kolu yok. Sonra protez takılmış üç-dört tane ameliyat geçirmiş. Ardından da siroz olmuş. Bunu yapıp yapamayacağımı sordular. Tabi ki yapacağımı söyledim. Ama bu delilikti. Gencin ailesinden izin aldım ve yüz binde bir şansı olan bir ameliyatı yapmaya karar verdim. Kanada'dan bir organ çıktığı haberi geldi ve Kanada'ya giderek organı aldım. 6 saatlik bir ameliyat ile karaciğer naklini yaptık. Hasta ertesi gün uyandı ve ben de CNN'i çağırdım. Röportaj yaptılar. Ardından da sürekli nakil yapmaya başladım.

O zamanlar Amerika'da olan imkânlar Türkiye'de olsaydı yine de bırakıp gider miydiniz?

Şimdi bazı şeyler var ki, biz burada onları Amerika'dan çok daha iyi yapıyoruz. Çünkü Amerika'daki insanlar bizden farklı değil. Ancak özellikle araştırma ve yenilik konusunda bizden çok ilerideler. Araştırmaya çok ciddi yatırım yapıyorlar. Sanırım dünyada tıpta en çok araştırma için kaynağı ABD ayırıyor. Şimdi yeniden ABD'ye gitsem yine öğrenecek çok şey olduğunu biliyorum. Onun için Haziran'da tekrar gidiyorum. Bıraktığınız an düşersiniz. Daha iyisi varsa ona mutlaka ulaşmalısınız.

Keşke bu ameliyatları Türkiye'de yapsaydım dediğiniz oldu mu? Neden Türkiye'ye kesin dönüş yaptınız?

Amerika'da 26 sene kaldım. Çok iyi cerrahlar yetiştirdim. Çocuklarım okulu bitirdi. Benim arzularımdan isteklerimden biri de onlara en iyi eğitimi verebilmekti. Onlarla gurur duyuyorum. Şu anda arkama dönüp baktığımda ailem ve kendim için en iyi olan şeyleri yapıp ülkeme döndüğüm için çok mutlu oluyorum. Türkiye'de de yıllardır hastalarımız için en iyisini yapmaya çalışıyorum ve onların sağlıklarına kavuştuklarını görmek bana huzur veriyor.

EKİBİM BENİM HER ŞEYİMDİR

Unutamadığınız bir anınız var mı?


Genç bir adam 30-35 yaşlarında su kayağı yaparken bir başka tekne ona çarpmış. Karaciğeri parçalanmış. Hasta siroz ve karaciğer nakli olması gerekiyor. 8-10 saat ameliyatta karaciğere ulaşmak için uğraştım ve sonuçta çıkıp aileye yapacak bir şey olmadığını söyledim. Aile ağlamaya başladı. Tekrar ameliyathaneye girdim ve karaciğeri buldum. Hastaya 700 ünite kan verdik. Karaciğer çalışır çalışmaz kan pıhtılaşmaya başladı. Hasta idrar yaptı ve 8 gün sonra taburcu oldu. Bu, benim meslek hayatımda unutamadığın anılarımdan biridir.

Ameliyathaneye girdiğinizde neler hissediyorsunuz?

Ameliyathane benim kutsalımdır. Ekibim ve onların dostluğu benim için her şeydir. Tek başınıza savaşı kazanamazsınız. Yanınızda mutlaka arkadaşlarınızın olması çok önemlidir.

Dünyanın en yaratıcı 20 cerrahından biri olmak nasıl bir duygu?

Benim ilk önce bu konudan haberim yoktu. Genelde bir ödül almak için müracaat edersiniz. Ben böyle bir başvuruda bulunmadım. Amerikan düşünce merkezi böyle bir kategori belirlemiş ve beni de bu ödüle layık görmüş. Bu şekilde adlandırılmaktan onur duydum.

24 saatiniz nasıl geçiyor?

Sabah 6.30-7.00 gibi kalkıyorum. Çayımı içiyorum ve o sırada gazeteleri tarıyorum. Sonra hastaneye geliyorum ve işlerim ne zaman biterse eve dönüyorum. Sinemaya ya da operaya gitmeyi seviyoruz. Ama genelde eşimle beraber evdeyiz ve çok film izleriz. Fırsat buldukça mutlaka kitap okuyorum.

Spor yapıyor musunuz?

Pazar günleri eşimle beraber 3-4 saat yürüyoruz. İstanbul'u görerek öğrenmek istiyoruz. Belediyenin sunduğu olanaklardan yararlanıyorum. '65 yaş üstü ücretsiz seyahat kartı'mız var ve evim metroya çok yakın. Taksim, Haliç nereye istersem metro ile gidiyorum.

Nasıl besleniyorsunuz?


Her sabah banyodan sonra muhakkak tartılırım. Kilo almamaya çalışıyorum. 3-4 günde bir kan şekerime bakıyorum. 100'ün altında olmamasına özen gösteriyorum. Bypass ameliyatı olduğum için şeker ve kolesterolüme dikkat ediyorum.

Enginarın karaciğeri koruduğu doğru mu?

Enginarın size faydası olabilmesi için günde 3-4 kilo yemeniz gerekir. Enginardan önce yürüyüş gibi günlük egzersizler yapmanız ve şekerden mümkün olduğunca uzak durmanız önemli.
ARKADAŞINA GÖNDER
9 ay boyunca laboratuvarda köpeklere nakil yaptım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz