X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Beni dinleyen dertlenmez
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Beni dinleyen dertlenmez

  • Giriş Tarihi: 22.4.2015 14:21
Beni dinleyen dertlenmez
Beni dinleyen dertlenmez

Orhan Gencebay 71 yaşında ama tam altı yaşından beri müzik onun hayatı. “Benim şöhret ve starlıkla işim yok” diyen Gencebay müziğini anlatırken Türkiye’nin parlayan geleceğiyle ilgili bir tespitte de bulundu: Yapılan yatırımlar ve hizmetler bizim görmediğim şeyler...

Orhan Gencebay ya da nam-ı diğer Orhan Baba tam 65 yıldır müziğiyle hayatımızda. Türk müzik tarihine damga vuran eserlere imza atan sanatçı ile ofisinde buluşup uzun uzun geçmiş günleri ve bugünü konuştuk. Sosyal konulardan özel yaşamına, müzikten siyasete her konuda 'baba' duruşunu bir kere daha sergileyen Gencebay, "Rabbimin huzuruna aslanlar gibi tebessümle, kimseyi üzmeden gidip bu dünyadan göçmek istiyorum" diyor.

SABAH'ın ilk çıktığı dönemleri hatırlıyor musunuz?

Elbette hatırlıyorum. O zaman Hürriyet, Milliyet, Tercüman vardı. Sonra SABAH geldi. O dönemler daha çok gazete ve kitap okunuyordu. 35 milyon nüfusumuz vardı ve 3,5 milyon gazete okunuyordu. Şimdi nüfusumuz ikiye katlandı ama tirajlar düştü. 70'lerde ve 80'lerde bilgilenmeye ve okumaya daha çok istek vardı çünkü. Halkevleri ve cemiyetler kapatılınca bilgi tartışılamadı ve bu bizi bizden biraz uzaklaştırdı.

SABAH tam 30 yaşına bastı. Siz ise sanat hayatınızın 30. yılında Türkiye'nin sevdiği Batsın Bu Dünya isimli albümünüzü çıkardınız. Yaşınız o zaman 41 idi ve dünya hakikaten 'batsın' diyeceğiniz kadar kötü müydü?

Batsın Bu Dünya dediğimizde yıl 1975 idi ve Vedat Türkali'nin bir hikayesinden derlediğimiz film de yapmıştık. O film yılın rekorunu kırdı ve çok izlendi. Batsın Bu Dünya bestesini o film için yapmıştım. Ama filmden ziyade ülkemde yaşanan olaylar bu besteyi yapmaya beni mecbur etti. Bir takım art niyetlilerin ülkeyi sağ-sol diye bölme çabası vardı. Mahalleler, şehirler hatta şarkılar ikiye bölünmüştü. Böyle bir dünyayı yaşayıp bu acıları çekmektense bu dünyayı batıralım, yenisini kuralım arzusuyla yaptım.

BARIŞI KESİNLİKLE GÖRECEĞİZ

Yıl 2015 oldu. Ve hâlâ bu art niyetli fikirler devriye geziyor. Yine mi 'Batsın bu dünya' diyorsunuz?

Evet, şu anda da o olayların benzerlerini yaşamaktayız. Dünya hâlâ karmakarışık ve bunun nedeni bencillik ve o bencilliklerin sahipleridir. Bugüne kadar yaptığım bütün bestelerim vatan ve insanlık sevgisi üzerinedir. Bana göre siyaset hizmet etmek demektir. Bunu yapan herkesle dostluğum vardır. Bunun içine Süleyman Baba'yı da dahil edebilirsiniz, Ecevit'i de, Turgut Özal'ı da, Tayyip Erdoğan'ı da. Siyasi amblem ve tabelayla hiç ilgim olmadı, insanlıkla ilgim vardır. Sanatın siyaseti yoktur.

50 yıl öncesine bakarak bugünkü Türkiye'yi nasıl okuyorsunuz?

50 yıllık tecrübemle söylüyorum. Yapılan yatırımlar ve hizmetler bizim görmediğimiz şeyler. Yabancılar "Şu anda Türkiye karar veren beş ülkeden biridir" diyorlar. Harika değil mi bu?

Dünyada büyük bir kaos var. Bizde de var. Bu işi bilenlere göre düğmeye basılmıştır ve bu art niyetli kişilere engel olmaya çalışmalıyız. Bizim sağduyumuz galebe çalar. Birbirimizle empati yapalım ve değerlerimize sahip çıkalım yeter.

Yaşınız 71 oldu Orhan Baba, barışı görebileceğinizi düşünüyor musunuz?

Barış olmadan yaşamolmaz. "Savaş mı var ki barış isteyelim" diyenler var. 1955'te küçücüktüm ama 6-7 Eylül olayları oldu. 70-80'lerde sağ-sol olayları geldi. Barış var mıydı o zamanlar? Alevi-Sünni, Türk-Kürt, laik-antilaik diye bir ayrım yapmak isteyenlerin bulunduğu ortamda barış var denilebilir mi?

Kesinlikle barışı göreceğiz.

Müzik ve söylemlerinizde hep kederden bahsettiniz ama umudu aşıladınız daha çok.

Kederli kalmışımdır ama kederli kalmayı söylememişimdir. - Size milli terapist mi dememiz lazım?

Berhudar ol! Beni dinleyen dertlenmez. Gayemiz iyiyi, doğruyu, güzeli, aşkta bile adaleti anlatmaya çalışmak.

ARABESKİ AYAĞA DÜŞÜRDÜLER

Siz müziğe Batı müziği ile başladınız ama hep arabesk tanımı içine değerlendirildiniz. Bu sizi rahatsız etti mi?

Kasıtlı olarak 'arabeskçi' dediler bana. Arabesk eski Mısır'dan yayılan ve 'Arapvari' anlamına gelen bir tanım ve kültürdür. Türklerle Araplar beraber devletler kurmuş, kültürler oluşturmuş, İslam kültürüne hizmet emişler. Benim müziğimi varoş kültürüne eklemleyip 'arabesk' demek kadar yanlış ve art niyetli tanım olamaz. Tuttular büyükşehire göç etmiş insanlara arabeskçi dediler. Olumsuz ne varsa bu yaftayı yakıştırdılar.

Bu Beyaz Türk tavrı mı?

Beyaz-siyah Türk demeyeyim, boşver. İlkin 1936'larda Sadettin Kaynak'a kullanmışlar bu tabiri. Mısır filmleri geliyor o dönem ve Sadettin Kaynak dublaj yapıyor o filmlere. Böylece ona ilk arabeskçi ünvanını yapıştırmışlar. Arabesk kötü bir şey değil, son derece değerli bir kavramdır. Ama bunu ayağa düşürdüler. Müziğimle arabeskin alakası yok. Kendi değerlerimi yorumlayan ve yeni ürünler yapan birisiyim. Kendime has ses arayışlarım var ve bunlar bitmedi. Bana bu konuda yapılan saldırı kimseye yapılmadı. Bunlara cahil demiyorum ama bu müziği anlamak için daha çok dersine çalışsınlar diyorum.

Hayatta en son arzunuz ne olurdu?

Rabbime her zaman söylediğim ve istediğim, huzuruna aslanlar gibi tebessümle gidip, kimseyi üzmeden bu dünyadan göçmektir. Bu dünya gurbet yeridir. Sıla öbür taraftır. Ne haddime istemek ama inşallah böyle bir neticeyi yaşarım. Şöhretle işim yok Çocukken 'Baba Orhan', lisedeyken 'Kont Orhan' derlermiş, sonra 'Koca Yürek' 'Orhan Baba' ve son dönemde de 'Dede Orhan' diyorlar.

Siz kendinize hangi payeyi yakıştırırsınız?

İçlerinden ne geliyorsa makbulümdür. "Ben hepinizle aynı yaştayım" demiştim.

Bu hepinizi cebimden çıkarırım mı demek?

Hayır hayır. (Gülüşmeler) Hepinizle aynı seviyede ve kişilikteyim, hepinizi anlarım demek bu.

Şu an duruşunuz çok sakin ama gençlik döneminde mahalle kavgalarında aranan birisiydiniz herhalde?

Küçükken sakindim ama güçlüydüm. 10 yaşlarında iken bile adaletli ve değerlere saygılı birisiydim. Kavgadan daima kaçtım ama beni kavgaya hep soktular. (Gülüşmeler) Mahallede çeteler oluyordu. Bizim mahalledeki çocuklar başka mahalle çocuklarından dayak yiyince "Orhan'a çıksana" derlerdi. Beni ne karıştırıyorsun? Sonra "Sana meydan okudu" deyip gaza getiriyorlardı beni.

Hiç dayak yemediniz yani? - Bir kere yedim. Bir mahallede dört, beş çocuk beni aralarına aldı ve dövdüler. Sonra bizim mahalleden geçerken hepsini tek tek dövdüm. (Gülüşmeler) Yürekliydim ve çekindiğim bir şey yoktu. Bıçkınlık vardı.

Nasıl oluyor da aynı ruh, heyecan ve ışıltıyla 65 yıldır bu meslekte kalıyorsunuz?

İnsan severse, isterse ve yetenekliyse bıkmadan yapar yapacağını. Altı yaşımdan beri müzik hayatım. Şu an bile her şey yeniden başlıyormuşçasına heyecan duyuyorum. Benim şöhretle işim yok. Müzikte başarılı olmaya çalıştım, bu sırada şöhretli de oldum.

Anlaşılmadığınızı düşünüyor musunuz?

Öyle de düşünmemeye çalıştım. "Ben ne yaptığımı biliyorum" dedim. Beni herkes anlamak zorunda değil. Belki de ben kendimi anlatamamışımdır. Neticede bildiğimi yapayım da anlayan anlar.

Bir konser bile vermediniz ama daha? - Konser vermek benim için çocuk oyuncağı idi. Ama sahneye çıkan kişinin hayatı konser programına göre kurulur. Ben üreten birisi olduğum için sahneye çıkarsam bölünürüm. Biraz da utangaçtım. Konser projem rafa kalkmadı. İlk ve son olarak bunu yapacağım. Ama en iyisi olmak durumunda. Albüm yapmaya mahkumum

30 yıl önce şu vardı, bugün yok diyeceğiniz ne var?

Dikkat bölündü. O kadar çok yayın organı var ki bundan dolayı sunumlarda dağınıklık oldu. Yaptığınız ürün gerekli değeri görmeyebiliyor. Türk halk ve sanat müziği tarihi misyonu olarak gereği kadar ortada değil. İnternet ve dijital platform müzik sektörüne olağanüstü zarar verdi. Fiziki korsanlıktan ş i k a y e t ederken internet buna rahmet okuttu. Belki bir nesil sonra kendi değerlerimizi üretemeyebiliriz. Tehlikesi bu. Telif haklarının insan hakkında en ön safta yer aldığını bilmemiz lazım. İnsan aklıyla, duygusuyla ve bedeniyle iş yapar ve bunun karşılığını alarak yaşar. Sanatçıyı yaşat ki sanat yaşasın. 100 kişi ancak vardır müzikten para kazanan. Ben de o nadir kişilerden birisiyim. Gönül dostlarıma ulaştırmam için yapmam lazım ve manevi olarak da tatmin ve deşarj olmalıyım. Ben albüme mahkumum.

Eşinize hâlâ âşıksınız. Sizinkisi aşkı müebbet mi?

Aşk duyguların zirvesidir. Aşk olmadan meşk olmaz derler. İnsan sevmezse başarılı olamaz. Ben aşkı bedensiz diye niteledim. Sevgi aşkın en uç tezahürüdür. Israrla "Sev" diyoruz. Kadın ve erkek bir bütünün yarısıdır. Eğer ikisi yan yana gelmezse insan olmaz. Bir hadisi şerifte "İki kişi bir araya geldiğinde biri başkan olsun" buyurulur.

Sizde kim başkan?

Eşim onu bana bırakıyor ama ben diyorum ki 'hanım'. (Gülüşmeler) Evi güzelleştiren kadındır.

Bıyığınız kaç yıldır var?

23 yaşından beri var. Hiç düşünmezken kaldı, tanındıktan sonra hadi bakalım, kesemedik sonra. Hanım da kestirmiyor ki, önce o karşı çıkar.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.