X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kendimize rağmen bir moda kültürü yaratmak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kendimize rağmen bir moda kültürü yaratmak

  • Giriş Tarihi: 22.4.2015 12:26
Kendimize rağmen bir moda kültürü yaratmak
Kendimize rağmen bir moda kültürü yaratmak

Son 10 yıl moda sektörü fuarlar, festivaller, etkinlikler ve moda haftalarıyla tam olarak atağa kalkmış durumda. Türkiye’de yaşanan gelişmeleri Who’s Next Fuarı’nın Türkiye temsilcisi Feride Tansuğ kaleme aldı.

Türkiye'de moda tasarımcısının hak ettiği itibarı kazanmasının geçmişi aslında çok da eskilere dayanmıyor. Fazla geriye sarmadan kendi çocukluğumuzu anımsarsak hepimiz annelerimizin dergilerden beğendikleri modelleri aile terzilerine diktirmek için sıraya girdiklerini, aslına en yakın modeli dikebilen terzinin en yetenekli addedildiği yıllar hiçbirimize yabancı gelmeyecektir. Gündemimizde tasarımcıdan ziyade terzi zihniyeti yer kaplıyordu, üstelik toplumun geneli de bu ikisi arasındaki ayrıma pek vakıf değildi.

1990'lı yıllar Türkiye için ilklerin yılıydı, bu ilklerden moda kelimesi de nasibini almıştı. Özel televizyonlar, uluslararası dergilerin Türkiye yayınları, Amerikan filmleri derken dünya modasına vakıf olmaya, gündelik hayatımızda giydiklerimizde de bir stil aramaya başlamıştık.

Elbette talebin arttığı noktada arzın yaratılması kaçınılmaz bir sonuçtu, böylece hazır giyime yönelik tasarımlarıyla öne çıkan Türk moda tasarımcılarından da bahsedebilir hale geldik. Böylece Türkiye'nin halihazırda sahip olduğu tekstil gücünü özgün tasarımlarla bir araya getirmesi yolunda çok önemli bir adım atılmış oldu.

MODA GÜNLERİ

Ancak dönüm noktası ne zaman derseniz, 2000'lerin ikinci yarısına doğru bir yolculuğa çıkabiliriz. Moda Tasarımcıları Derneği'nin kurulması, uluslararası moda dergilerinin Türkiye'ye ilgisi ve bu ilginin sonucu olarak en prestijli uluslararası yayınların Türkiye sayılarının çıkmaya başlaması, sayıları artan tasarımcıların koleksiyonlarını sergileyecekleri moda günlerinin (Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul'a kadar uzanan zincirin ilk halkası Istanbul Fashion Days), satışa sunabilecekleri toplu satış etkinliklerinin (Galatamoda) düzenlenmesi, yeni moda okullarının açılması, Türk tasarımcıların uluslararası moda fuarlarına düzenli olarak katılmaları gibi bir çok etkenin bir araya gelmesiyle, Türkiye'de uluslararası sektöre eklemlenmeye hazır bir moda kültürü yavaş yavaş oluşmaya başladı.

DEVLET DESTEĞİ

Bir moda markası yaratmanın yalnızca yaratıcılıkla sınırlı olmadığı, satıştan pazarlamaya 360 derecelik bir iş planı gerektirdiği çok açık.

Örnek vermek gerekirse Belçika gibi dünya çapında moda tasarımcıları çıkaran bir ülkenin bu başarısının ardında, söz konusu 360 derece iş planına destek veren bir politika yatıyor.

Bugün İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Birleşmiş Markalar Derneği, Deri Tanıtım Grubu, Moda Tasarımcıları Derneği gibi meslek örgütlerinin birarada projeler üretmesiyle hem marka- tasarımcı işbirliklerini artırmayı, hem de Türk tasarımcısını uluslararası moda etkinliklerinde konumlandırmayı amaçlayan devlet destekli bu projelerle uzun vadede dünya çapında tasarımcı markaları yaratmayı başaracağımıza inanıyorum.

Herkes elini taşın altına koymalı

İstanbul moda haftası elbette New York, Paris, Londra ya da Milano gibi örneklerle karşılaştırılamayacak kadar yolculuğun başında. Keza Türk tasarımcıları için de bahsettiğimiz destekler, projeler çok yeni. Üstelik gıptayla baktığımız uluslararası alanda ses getirmiş tasarımcıların aldıkları destekleri düşündüğümüzde, önümüzdeki yolun uzunluğunu çok daha somut bir biçimde görebiliriz.

O yüzden Türk moda sektörüne baktığımda, ne yazık ki en çok düşülen hatanın durumu bu asimetrik karşılaştırma üzerinden okuma ve ardından eleştirme çabası olduğunu görüyorum.

Oysa gerçek bir moda kültürü yaratmak için sektörün farklı aktörlerinin ilk aşamada yapması gereken elini taşın altına koymak, hep birlikte hayal ettiğimiz noktaya ulaşmak için el ele vermek, yapıcı eleştirilerle yönlendirmek.

Yapmamız gereken ne derseniz? Artık İstanbul'u New York ya da Paris'le kıyaslamayalım, harcanan emeği görmezden gelmeyelim, küçümsemeyelim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.