Sizler bize hayat veriyorsunuz

Giriş Tarihi: 22.4.2015 13:16 Güncelleme Tarihi: 22.4.2015 13:22
Sizler bize hayat veriyorsunuz

Geçmişle geleceğin, duayenlerle gençlerin, gün görmüşlerle gün göreceklerin buluştuğu bir masaydı. Son 30 yıla damgasını vuranlar masanın konuklarıydı. Kimi dobralığını koydu masaya kimi kahkahalarını, kimi güzelliğini kimi hınzırlığını kimi de anılarını. Böylece iddialı, enerjik, az biraz hınzır ama saygılı bir masa ortaya çıktı. Barlas konuklarımıza “Bize hayat veriyorsunuz” diyerek teşekkür etti

Her şey büyük, klas, incelikli... Tarihi Pera Palas'ın büyük salonlarından birindeyiz, ortada kocaman bir masa. Birazdan konuklar gelecek ve o masa şenlenecek!

Ev sahibi, pek sevgili şefimiz Şengül Balıksırtı. Masa fikrinin de sahibi aynı zamanda. SABAH'ın 30. yılı için ne yapsak diye 'büyük' düşünceler havada uçuşurken ansızın "Çocuklar" dedi... "Ailecek yenilen yemekler insanlar için ne kadar özel ve anlamlıdır. Unutulmazdır. Biz de büyük bir aileyiz ve sevdiklerimizle yemekte buluşalım."

En sevilenler, aileden bildiklerimiz davet edildi bu yemeğe. İşte onları bekliyoruz! İlk gelen Azra Akın'dı, hemen arkasından Mehmet Barlas göründü. Mehmet Bey, Azra Hanım'a "Gerçekten güzelmişsiniz" deyince, o tescilli dünya güzelinin yüzü kızarmasın mı! Hıncal Uluç kahkahasıyla geldi. Emel Sayın ise koltuk değneğiyle. Hasan Bülent Kahraman, Hülya Avşar, Kenan İmirzalıoğlu, Funda Arar, Bergüzar Korel, Ayşe Özyılmazel gelince de o şahane masaya geçildi. Mustafa Sandal biraz geç kaldı, Fatih Terim ise çok istemesine rağmen Spor Bakanı ile son anda gerçekleşen randevusu nedeniyle gelemedi. Sinan Özedincik, Sonat Bahar ve bendeniz ise ev sahibinin yardımcıları dalında Oscar'a adayız!

Edip Cansever, Masa da Masaymış şiirinde "Adam masaya, aklında olup bitenleri koydu. Ne yapmak istiyordu hayatta, işte onu koydu" der ya bu masa da öyle bir masaydı işte. Mehmet Barlas her duruma uygun hikayelerini koydu masaya, Hıncal Uluç dobralığını, Hasan Bülent Kahraman entelektüelliğini... Hülya Avşar şaşırtıcı bir şekilde hem hınzırlığını hem de şen şakraklığını koydu. Bunu gören Kenan İmirzalıoğlu "varım" deyip karizmasıyla birlikte o da hınzırlığını koydu masaya. Bergüzar Hanım doğallığını, Azra Hanım güzelliğini, Mustafa Sandal samimiyetini... Emel Sayın'ı sona sakladım. Önce bir itiraf. Emel Sayın gerçekmiş (görüp inandım) ama insan olmadığı kesin. Hani Pele, Mick Jagger gibi başka gezegenden gelenler vardır ya Emel Sayın da işte onlardan, kesin bilgi. Masanın da yıldızı, öyle bir aurası var ki, hemen etkisi altına giriyorsunuz, kimse gözünü ondan alamıyor... Ama buna rağmen o masaya mütevazılığını koyuyor.

GÜLMEM İÇİN ÇAĞRILDIM GALİBA

Aslında herkes birbirini tanıyor. Kimi tanış değil, tanışılıyor ve ortamın dostane havasıyla da hemen kaynaşılıyor. Malum bu tür büyük masalarda yanınızdakilerle sıkı fıkı olursunuz. Mesela Hıncal Abi, Ayşe Özyılmazel ve Azra Akın yan yana düşmüş. Şen kahkahalarıyla masayı inletiyor. Sonra bize dönüp "Gülmem için çağrıldım galiba" diyor. Hasan Bülent Kahraman ile Emel Sayın koyu bir muhabbet içindeler. Bir ara Hasan Bey, Emel Hanım'a Ankara'da izlediği bir konserini anlatıyor. Emel Hanım'ın zar zor hatırladığı konserle ilgili Hasan Bey'in verdiği ayrıntılar sonrası, hafıza bu diyoruz. Mehmet Barlas kah Hülya Avşar ile kah Emel Sayın ile konuşuyor. Ama o masaya koyduğu kıssadan hisse hikayelerini anlatmaya başlayınca herkes kulak kesiliyor. Zaman atlamalı hikayeler bunlar, 19. yüzyıl sonundan da gelebilir, 1950'lerden de ama en çok Özal'lı anıları rağbet görüyor. Mustafa Sandal ve Bergüzar Korel yan yana düşmüşler.

Sonra Funda Arar da aralarına katılınca ebeveyn olmak üzerine derin bir sohbete girdiler. Bu arada Funda Arar ile Hülya Avşar tatlı bir atışma yaşadı. Paylaşamadıkları ne derseniz? Şeyda Hanım'ın adı geçip duruyor. O kim derseniz, beslenme uzmanı Şeyda Coşkun'muş. Sonat ile ben ise damardan 'ovır doz ünlü' almış gibiyiz. Mesleki deformasyon galiba. Kime baksak ekler için kapak söyleşisi görüyoruz ve kime bakacağımızı şaşırıyoruz. Durumu anlayan Şengül Hanım'ın çimdik etkisi gösteren bakışlarıyla kendimize geliyoruz! Masada aslında üç grup var. Birinci grup, görmüş geçirmişler. Hasan Bülent Kahraman, Hıncal Abi, Mehmet Barlas, Emel Sayın, Şengül Hanım bu gruptan. Bunun için de muhabbetlerin lokomotifi onlar. İkinci grupta ise görmüş ve geçirenler var.

Hülya Avşar, Kenan İmirzalıoğlu, Mustafa Sandal, Funda Arar, Sinan Özedincik de bu gruptan. Sakinler, kendilerine gelen muhabbet pasını güzelce havalandırmayı biliyorlar. Zaman zaman kendilerini gösterip alkışı alıp geri çekiliyorlar. Üçüncü grup ise görüp şaşıranlar. Bergüzar Korel, Azra Akın, Sonat Bahar ile bendeniz de bu gruptanız. Tecrübemiz az belki, bunun için sürekli bir şaşırma hali içerisindeyiz ama enerji kozumuzla masada tutunmaya çalışıyoruz. Tutunuyoruz da! Agatha Christie'den Mustafa Kemal'e kaç mühim şahsiyetin yolu düştü Pera Palas'a. Yani bir ağırlığı var bu otelin koridorlarının, masalarının, koltuklarının. Mimarisiyle de bunu hissettiriyor. Lakin öte yandan bir taraftan da evinizde gibi hissediyorsunuz. Bunun sebebi de başta otelin genel müdürü Pınar Kartal Timer olmak üzere tüm görevlilerin bizim bu coşkumuza ortak olması... Ama ne coşku. Naçizane bu özel yemeğin en akılda kalıcı anı nedir derseniz? İlham Gencer'in Bir Şarkısın Sen şarkısını çalarken Hülya Avşar ve Kenan İmirzalıoğlu'nun dansıydı! Hayat, bizi hep belirli bir amaç doğrultusunda buluşmalara alıştırmış ya. Bu masa bunu kırıyor işte. İnsani, çıkarsız, egonun kapı dışarı edildiği, güler yüzlü bir masa... Şimdiki zamanın iklimine, eğri büğrü değerlerine meydan okuyan bir hali var. Tabii kuşaklar arası haliyle de zamana da... Eskiyle yeninin, geçmişle geleceğin, duayenlerle gençlerin, gön görmüşlerle gün göreceklerin buluştuğu bir masa. Mehmet Barlas, yemeğe başlarken "Hepiniz bize hayat veriyorsunuz" demişti. Öyle, hayat verenlerle o hayatı yazanların masası. İddialı ama mütevazı, enerjik, az biraz hınzır ama saygılı. SABAH gibi işte!

MASADA KALANLAR

Yıl 1985 SABAH yayın hayatına başlıyor. Kim ne hatırlıyor? Hülya Avşar SABAH'ın balonlu kampanyasını hatırlıyor. Bergüzar Korel "Babam Duvardaki Kan'da oynuyordu. Onu hatırlıyorum. Ama yıl 1985 mi emin değilim" diyor. Ama en güzeli Mehmet Barlas'tan geliyor "O yılı bir kere yaşamıştım."

2003'te Hülya Avşar "Türkiye'de film çevrilecek jön yok" demişti. Bu jön meselesi bizim masada 'masaya yatırıldı.' Sonucu Kenan İmirzalıoğlu açıkladı: "Nihayet Hülya Avşar aradığı jönü buldu. Artık işsiz kalmam." Hani bu ikili gün gelir bir filmde oynarsa bu masa unutulmasın lütfen!

Hülya Avşar'ın kadın argosuna hakimiyeti insanı şaşırtmıyor değil. Yaptığı hınzırca esprilere bir örnek: "Siz vesikalık fotoğraf nasıl çekilir biliyor musunuz?" Bilmiyorduk gösterince öğrendik. Bir de iğneyi kendisine çuvaldızı başkasına batırma konusunda epey usta!

Rengarenk giyinip gelen Hıncal Abi'nin siyahla ilgili tespitlerine kulak vermeyen kaybeder! "Herkes siyah giyiniyor, iç karartıyor. Hayat bu kadar karanlık değil yahu. Biraz renklendirin kendinizi ve hayatı."

Hasan Bülent Kahraman'ın şapka çıkarılası bir hafızası var. Emel Sayın'a hitaben "Size âşık olmayan yoktur, döktürmeyin sırları ortaya şimdi" diyen Hasan Hocamızın engin magazin bilgisini biraz deşmek gerekiyor bizce!!! ¦ Fotoğrafını bir sonraki sayfada göreceksiniz ama ben notumu ileteyim. Günün sürprizi Kenan İmirzalıoğlu ile Hülya Avşar'ın dansıydı. İlham Gencer'in piyanosu eşliğinde onlar dans ederken, bir baktım ki bizler bir vokal grubu oluşturmuş, şarkılar söylüyoruz.

Funda Arar ve Bergüzar Korel iki anne. Üstelik çocuklarına pek düşkün iki anne. Akılları çocuklarındaydı o gün. Ama bu o güne has bir durum değilmiş. Hep böyleymiş. Anne olmak kolay değil ama şöhretli anne olmak daha zor galiba!

Azra Akın'ın caz sevgisini bilmezdik! Müzisyen İlham Gencer Pera Palas'ta gün ortası mini konser verirken aldı mikrofonu şahane şarkılar söyledi. Yani "Güzel olduğunuz kadar yeteneklisiniz" diyoruz Azra Hanım'a... Peki İlham Bey ne diyor Azra Hanım'a: "Gençsin, güzelsin sesin de umut veriyor. İyi bir eğitimle müzisyen olursun."

Mustafa Sandal'ın müthiş bir baba olduğunu öğrendik. Yaman ve Yavuz'un resimlerini çıkarıp gururla gösteriyor. Öğreniyoruz ki, Şengül Balıksırtı ile gazeteci- müzisyen olarak pek çok anı paylaşmışlar. Sandal'ın her albümünü, çıkmadan önce Şengül Hanım'a dinlettiğini de öğrendik. Sandal, otomobile biner müziği sonuna kadar açar sonra da gaza basarmış.

Bir güzel anı, fotoğrafla taçlandırma isteği takdir edersiniz ki çok insani bir duygu. Fotoğrafçılarımız Kutup Dalgakıran, İlhami Yıldırım, Murat Şengül işte bu noktada devreye girdiler. Kahve içerken de akıllı telefonlar çıktı ortaya. Hasan Bülent Kahraman'ın Emel Sayın ile fotoğraf çektirirkenki mutluluğu görülmeye değerdi. Şengül Hanım bir yanında Mustafa Sandal diğer yanında Hülya Avşar'ı alıp üç eski dost olarak poza girdiler. Sonat Bahar genç kuşaktan ya "Hadi, şimdi selfie zamanı" dedi bastı deklanşöre. Ben mi? Valla Kenan ile muhabbet etmeyi Hülya Avşar'la da kadraja girmeyi tercih ettim.

ARKADAŞINA GÖNDER
Sizler bize hayat veriyorsunuz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz