Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Editörün seçtiği köşe yazılarından...

  • 1
  • 26
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

HALKIN SEÇTİĞİ CUMHURBAŞKANI'NI YOK SAYMAK İÇİN ÇABA HARCAYANLAR…

2014'teki temayül yoklamasından birinci çıkmış olan Yıldırım'ın, kongre öncesi yoklamadan da %80 oranında onay alması şaşırtıcı olmamıştı. Nitekim Yıldırım, 1411 delegenin hepsinin oyunu alarak Ak Parti Genel Başkanı oldu.
Kongredeki değişiklik bununla sınırlı değildi. 29 Nisan'da Davutoğlu'nun parti üzerindeki yetkilerini geri alan, partinin en yüksek karar organı olan Merkez Karar Yürütme Kurulu'nda da 20 kişilik bir değişim yaşandı. Yeni MKYK'da yer almayacak isimlerin bir kısmının bakanlık koltuğunu koruyacağı tahmin ediliyor.
Bakan olanın aynı zamanda MKYK'da yer almaması şeklinde bir yol tercih edilmiş sanırım ve böylelikle parti-hükümet arasındaki güç dağılımı dengelenmek istenmiş. MKYK'ya yeni katılan isimlerin önemli kısmının partinin gençlik kollarından yetişen isimler olması ve MKYK'daki kadın oranının da yükseltildiği göz önüne alınırsa, bunu genç kuşakların ve kadınların önünün açılması olarak okumak da mümkün.
Sayın Davutoğlu'nun Genel Başkanlık koltuğuna veda konuşmasında belirttiği üzere 'güç sarhoşluğu'na düşmemek gerekir. Mesele Ak Parti kadrolarına, bürokrasi kadrolarına, devletin kılcal damarlarına hükmetmek değildir. Mesele, milletin arzu ettiği yönde ilerlemek, terörle 'ama'sız mücadele etmek, halkın seçtiği Cumhurbaşkanı'nın yok sayılmadığı bir sistem dönüşümü için çaba harcamak ve eriyen Merkez Bankası kasasını zenginleştirmeye yönelik adımlar atmaktır. 1 Kasım seçimlerinde halkın Ak Parti'ye teveccühü bunu gerektirir.

Hilal Kaplan/Sabah

  • 2
  • 26
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

TAYYİP'İN PARTİSİ İLE YOLA DEVAM

Başlıktaki ifade Adalet Bakanı ve Ak Parti'nin 3. Olağanüstü Kongresinin divan başkanı Bekir Bozdağ'a ait. Tam olarak şöyle dedi Bozdağ: "Sayın Cumhur-başkanım, biliyoruz ki fiziken aramızda olamasanız da manen aramızdasınız. Halkımızın dediği gibi, partimiz 'Tayyip'in partisidir ve Tayyip'in partisi olarak kalmaya devam edecektir." Bozdağ'ın söylediği gördüklerimizin söze dökülmüşüydü esasen. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın afişleri, şarkılar, sloganlar, salondaki hava hep aynı şeyi işaret ediyordu: Tayyip Erdoğan olduğu sürece hangi değişiklik yapılırsa yapılsın Ak Parti aynı şekilde yürümeye devam edecek. Bu tespit Ahmet Davutoğlu açısından bakıldığında rencide edici olmamalı, zira çok güçlü bir lider ve onun etrafında kenetlenmiş çok geniş bir tabandan bahsediyoruz.

Öncelikle bu kongrenin de öncekiler gibi iyi organize edilmiş ve çok büyük bir kalabalığı toplamayı başarmış olduğunu not ederek başlayayım. Ahmet Davutoğlu'nun seçildiği geçen kongre ile tıpa tıp aynı düzen kurulmuştu. Hatta içerideki yüksek sıcaklık dahi aynıydı. Salona girer girmez bir çok afiş dikkat çekiyordu ama en fazla kullanılanı 'Kutlu Yürüyüşe Devam' yazanıydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gönderdiği mesaj ayakta dinlendi ve 'partimle hukuki bağım kesilmiş olabilir ama gönül bağım devam ediyor' sözleri uzun süre alkışlandı.

Başbakanlık koltuğundan uğurladı. Ancak her şey gayet incelikli olsa da Davutoğlu'nun gönül kırıklığı sesinden ve bakışlarından yansıyordu. Saat tam 12.46'da çıktı sahneye Başbakan ve 30 dakika konuştu. Özellikle 'asli davamızın sonsuza kadar devamını Allah'tan niyaz ediyorum' demesi, sık sık koltuğu bırakmanın davayı bırakmak anlamına gelmediğini hatırlatması 'başka bir arayış içinde değilim' mesajıydı . Siyaset uzun soluklu bir iştir, ben Davutoğlu'nun siyasetle ilgili parti içinde hala gelecek planı yaptığı havası aldım konuşmasından. Veda etmek istemediğini, bunun kendi seçimi olmadığını net bir şekilde hissettirdi Başbakan. Öte yandan Cumhurbaşkanı'na olan bağlılığının da altını çizdi. İçten içe 'bu vedaya anlam veremiyorum' serzenişi vardı satır aralarında .

Nagehan Alçı/Milliyet

  • 3
  • 26
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

YOL ARKADAŞLARI BUNDAN SONRA BU YOLDA BİRLİKTE YÜRÜYECEK

Bir siyasi partinin büyük kongresini, bu partinin bundan sonra izleyeceği siyasetin yönünü anlamak için izleriz. Bu yönü partinin lider kadrosunun verdiği mesajlar ve delegelerin oyları ile belirlediği yönetim kadrosunun yapısı belirler. Dünkü AK Parti 2'nci Olağanüstü Kongresi'nde okunan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajı da, seçilen yeni Genel Başkan Binali Yıldırım'ın konuşmasında verdiği mesajlar da partinin bundan sonraki yönüne ışık tutuyordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında özetle şunları söyledi:
"- Cumhurbaşkanı yemini ettiğim gün AK Parti ile hukuki bağım kesilmiş olabilir ama sizlerle gönül bağım hiçbir zaman kesilmedi. İnşallah hiçbir zaman da kesilmeyecek.Önümüzdeki dönemde yeni anayasa ve yeni yönetim sistemi arayışları içinde, cumhurla başkanı arasında iklimi olumsuz etkileyen bu çarpık uygulamanın giderileceğineinanıyorum."
Binali Yıldırım'ın verdiği mesajlar da aynı yöndeydi... Yeni Genel Başkan konuşmasında şu noktaların altını çizdi: "- Sayın Cumhurbaşkanım, söz veriyoruz, sevdan sevdamız, davan davamız, yolun yolumuzdur... Cumhurbaşkanımız milyonlarca vatandaşımızın oyunu almış ve onların siyasi sorumluluğunu taşıyor... Onun için bugün yapmamız gereken en önemli iş, fiilidurumu yasal hale getirmek ve bu kafa karışıklığını sona erdirmektir. Bunun yolu da yeni bir anayasadır, yeni anayasada başkanlık sistemidir."
"- Buradan milletime ilan ediyorum, bölgede yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği, huzuru sağlanana kadar bu operasyonlar aynen devam edecek. Eli kanlı PKK terör örgütü silahlı eylemlerini sona erdirene kadar bu operasyonlar aralıksız devam edecek."
"- Paralel yapılanmalara, bölücü çetelere asla ve asla prim vermeyeceğiz. Bu ülkede hainlere asla yer olmayacak. Şunu herkes iyi bilsin ki Türkiye'de tek devlet vardır, o da Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Hiç kimsenin devletle bilek güreşine girmesine asla ve asla müsaade etmeyeceğiz." AK Parti iktidarının bundan sonra izleyeceği yolu bu cümlelerden açıkça görebiliyoruz.

Mehmet Barlas/Sabah

  • 4
  • 26
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

AK PARTİ "LİDERİM ERDOĞAN"DIR DEDİ

AK Parti'nin yeni genel başkanını, dolayısıyla Türkiye'nin yeni başbakanını seçtiği 2. olağanüstü kongresi "kutlu yürüyüşe devam" sloganı üzerine kurulmuştu. Lakin bu rutin bir devir teslim kongresi değil "iman tazeleme" kongresiydi.

AK Parti yönetimi, teşkilatı ve tabanıyla tek liderinin Erdoğan olduğunu dün yüksek sesle dile getirdi: "AK Parti'nin lideri Erdoğan'dır. Erdoğan bu partinin sadece kurucusu ve efsanevi başbakanı -yani geride kalmış bir ismi- değil hâlihazırda lideridir".

Bu siyasi bir ilandır. AK Parti bu ilanla fiili durumu biraz daha berraklaştırdı, somutlaştırdı ve başkanlık sistemi ya da partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş için kendi kendini bir kez daha görevlendirdi.

Öte yandan Ahmet Davutoğlu'nu güzel uğurlamak konusunda herkes çok hassastı. Ayağa kalkıldı, alkışlandı, helalleşildi. Davutoğlu da üzerinde epey çalışıldığı anlaşılan, uzun ve büklümlü cümleler, çift anlamlar ve şeddeli vurgularla dolu konuşmasında veda-vefa, fena-beka, onur-hukuk gibi kavram öbekleriyle veda etti. Konuşma genel başkanlık koltuğunu devretmesiyle neticelenen 20 ay 20 günün kendisi açısından bir değerlendirilmesiydi. Ya da AK Parti ile Ahmet Hoca arasındaki ayrışma noktalarının bir nüvesi. Yeni AK Parti Genel Başkanı Binali Yıldırım ise tek cümle ile hem olanı hem olacak olanı özetledi: "Söz üstüne söz değil taş üstüne taş koyma zamanı."

50 kişilik MKYK'da 47 üyenin tasarrufuyla başlayan genel başkan değişimi dün itibariyle 1405 AK Parti delegesinin oyuyla neticelenmiş oldu.

Fadime Özkan/Star

  • 5
  • 26
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

ŞİMDİ DE BAŞBAKAN'IN EŞİNE KAFAYI TAKMIŞLAR

Birkaç gündür Internet ortamlarında bazı fotoğraflar dolaşıyor. Hani şu birbirlerine ya kedi fotoğrafı ya da son pişirdikleri yemeklerin resimlerini çekip gönderen "beyaz" hanımlar, şimdi de kafayı yeni başbakanın oğluna ve eşine takmışlar. Çocuk göbekli, hanımın da başı örtülü. (Çünkü kendi kocaları istavrit gibi ipincedir maşallah.)
Eski başbakanın eşinin de başı örtülü, yenisinin de. Cumhurbaşkanımızın eşinin de başı örtülü, eskisinin de.
Çünkü bu ülkede on dört yıldan beri HALK iktidardadır. Halk da işte budur. Sosyalistlere sormak isterim: Siz o devrimi hangi halkla beraber, hangi halk adına, ya da hangi halk için yapacaktınız yahu?
Rusya'dan halk mı ithal edecektiniz? İyi ama onlar da başlarında başörtü, omuzlarında şalla dolaşırlardı... Erkekleri de fena halde sakallıydı.
En iyisi, şöyle Cibali Tütün Fabrikası modasına uygun beyaz tülbent... Başımıza da, Raisa Gorbaçova benzeri modern bir First Lady. (Kruşçev'in eşi Nina Petrovna'nın resmini hiç görmemişler. O hamam anası kılıklı kadın beş dil bilirdi.)
Efendiler, bizim halkımız budur. Dibine kadar Müslüman'dır. Sizin himmetinize de ihtiyacı yoktur, iktidardadır. Deviremiyorsunuz.
Haydi siz dalganızı geçmeye devam ediniz, onlar da iş yapmaya devam etsinler. Ben Frankfurt Havaalanı'na fark atacak yeni havaalanımızın açılış törenini bekliyorum, kurdeleyi makasla kesecek kişinin yanındaki hanımın başı beni ilgilendirmiyor. Siz isterseniz on yıldır bir türlü bitiremedikleri Berlin Brandenburg Havaalanı'nın açılış törenine gidersiniz, oradaki hanımın başı açık olacaktır. Fakat dikkat edin, Berlin'de yaşayan "siyah Türkler" pek ona benzemezler. Oysa ne güzel orada sömürülecek ve bilinçlenip geleceklerdi, herhalde başlarını da açacaklardı, siz de onlarla devrim yapacaktınız. Tüh.

Engin Ardıç/Sabah

  • 6
  • 26
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

DAVUTOĞLU'NUN ÜSLUBU SALONDAKİLERİ RAHATSIZ ETTİ

AK Parti, genel başkan ve başbakan değişikliği gibi kritik bir dönemeci daha fire vermeden, sorun yaşamadan, yalpalamadan ve parti içi birliğini koruyarak aldı. Ahmet Davutoğlu, 20 aylık genel başkanlık ve başbakanlık görevini dün resmen, adı "olağanüstü" olsa da olağan bir kongre havası içinde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a devretti.
Kongrenin gerçekleştiği salondaki hava 20 ay önce Ahmet Davutoğlu'nun göreve geldiği günkü gibi enerjik ve coşkuluydu. Kongrede ne kırgınlık, ne küskünlükten eser vardı. Kulislerde dönen dedikodular bile fazlasıyla neşeliydi. Ahmet Davutoğlu salona girdiğinde alkışlarla, sevgi ve saygı eşliğinde karşılandı. Keza Binali Yıldırım da öyle; eşiyle birlikte salondakileri selamlarken büyük bir sevgiyle karşılandı. Salonun başköşesine asılan pankarttaki "Kutlu yürüyüşe Yıldırım'la devam" yazısı, dünkü kongrenin de özeti gibiydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın adının geçmesi bile kongre salonunda büyük bir sevgi selinin oluşmasına yetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gönderdiği mesajın okunmasının ardından salondaki coşku gösterisi büyüktü. Salondaki coşku seline bakılarak denilebilir ki Erdoğan'ın partisiyle ilişkisi hiç kopmamış ve gönüllerde devam ediyor. Erdoğan gönüllerde hâlâ AK Parti'nin tek lideri. Bu tabloyu gördükten sonra başkanlık sistemine veya partili cumhurbaşkanlığı modeline geçişin neden gerekli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Dünkü kongreye başkanlık havası hâkimdi.

Başbakan Davutoğlu, AK Parti genel başkanlığına seçildiği aynı salonda bu kez veda konuşması için kürsüye çıktı. 20 ay önceki kongrede yaptığı "Bu bir veda kongresi değil, vefa kongresidir" konuşmasını hatırlatan Davutoğlu, verdiği söze bağlı kaldığını vurguladı. Görev süresi içinde iki genel seçim geçirdiğini belirten Davutoğlu, 1Kasım seçimleri esnasında seçmene verilen sözlerin son 6 aylık başbakanlığı döneminde büyük oranda yerine getirildiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı selamladığı konuşmasında Davutoğlu, görevi devretme kararı almasına neden olan süreci de anlattı. Davutoğlu, bu süreçten duyduğu rahatsızlığı, kırgınlığı şu sözlerle ifade etti: "Görevi devretmemin arkasındaki yegâne gerekçe, AK Parti hareketinin zarar görmesinden duyduğum endişedir. Bu durumun sizin ve milletimizin mahşeri vicdanında oluşturduğu rahatsızlığın da farkındayım. Ama meselemiz, derdimiz, davamız, bütün şahsi hallerin üzerindedir."

Açık ki Davutoğlu bu sözlerle parti birliğinin zarar göreceği endişesi olmasa görevi bırakmaya niyetli olmadığını söylemek istedi. Ayrıca bu kongrenin "veda" değil, "vefa kongresi" olduğunun altını çizmesi dikkat çekiciydi; bu sözler, Davutoğlu'nun siyasi bir aktör olarak parti içindeki iddiasını sürdürmeye kararlı olduğu biçimde yorumlandı. Konuşmasının sonunda Davutoğlu, salondakileri AK Parti'nin birliğine zarar vermediğine dair şahitlik etmeye çağırdı. Davutoğlu'nun şikâyetçi bir hal alan üslubu, sözleri aynı anda salondakilerin de sessizleşmesine ve memnuniyetsiz bir ifade takınmasına yol açtı.

Kurtuluş Tayiz/Akşam