Editörün seçtiği köşe yazılarından...

    Giriş Tarihi: 01.06.2016 11:57
    • Editörün seçtiği köşe yazılarından...

      Paris'teki olaylar, bizde 3 yıl önce yaşanan Gezi olaylarının yıl dönümüne denk geldiği için ister istemez kıyaslar yapılıyor. Bu kıyaslarda kimi zaman esprili bir bakış açısı ya da Gezi dönemi Avrupa'nın ikiyüzlülüğüne dair haklı tepkiler etkili olsa da yan yana telaffuz edilen iki vaka arasında ciddi yapısal farklar var.
      Hatta tek ciddi benzerlik şiddet desek yeridir. Bizdeki 2013 olayları tasfiye olan bir sınıfın gelişime, değişime direnişinin ifadesiydi. Sloganı da yaptırmayacağız! Köprü, havaalanı, yol, metro, yeni anayasa, hükümet sistemi değişikliği artık her neyse...
      Bugün Paris sokaklarını yakanların istediği ise çalışma saatlerinin azaltılması, işten çıkarmaların zorlaştırılması, ücretler, insanca yaşamak, demokrasi, adil paylaşım gibi elle tutulur "üretici" talepleri.
      Üstelik Gezi'de baş rol oynayanlar kendilerini "solcuyum" diye tanımlıyorlardı ama gerçekte orta ve üst sınıfa dahil, yıkılan statükoyu özleyen "gericilerdi." Şimdi Fransa'da, daha önce Almanya ve benzeri ülkelerin başkentlerindeki olaylarda ise yoksullar, emekçiler, göçmenler yani alt gelir grubundan üretenler sahnede.
      Zaten Türkiye'deki bu kesimin enternasyonalist bir tavrıyla Avrupa'daki "yoldaşlara" selam çakmamasının temel nedeni de bu. "Bizimkiler" de bugün Fransa gettolarından çıkıp şehirlere yürüyenlere tıpkı ceberut Fransa yönetimi gibi "öteki" diye bakıyorlar. Üretenler sokakta ve sorun şımarıklık değil yapısalsa, buna bağlı olan değişimler de kuşkusuz daha köklü olacak.
      Mesele bir kez daha "ağaç değil" yani.

      Melih Altınok/Sabah